Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz

Kedi ve Köpeklerde İdrar Yapma Sıklığı ve Miktarındaki Değişiklikler bir Hastalığın Habercisi Olabilir mi?

Kedi ve köpeklerin yaşam şartları içerisinde beslenme şekilleri, su alım oranları ve hastalık durumlarına göre günlük olarak belli bir idrar yapma alışkanlıkları vardır. Bu alışkanlığın çeşitli sebeplere bağlı olarak değişmesi, hatta bazı davranış değişikliklerine yol açması alt ve üst idrar yolları ile bazı endokrin hastalıkların ön habercisi olabilmektedir. Bu nedenle idrar yapma sıklığının, miktarının ve varsa idrarda meydana gelen renk değişikliklerinin izlenmesi kedi ve köpeklerimizin yaşam kalitesi ve süresi açısından hastalıkların erken tanısında büyük önem taşımaktadır.

Yaşam alanı ev ortamı dışında olan köpekler günün her saatinde idrar yapabildikleri halde, evde yaşayan köpekler sadece dışarı çıkarıldığında bu ihtiyaçlarını giderirler. Dışarı çıkarılmadıklarında ise sağlıklı köpekler idrarlarını 10-12 saate kadar tutabilirler. Ancak bu durum hayvanın yaşı, cinsiyeti, beden büyüklüğü ve herhangi bir hastalığı bulunup bulunmadığına göre değişmektedir. Örneğin; küçük ırk ve genç köpekler, daha büyük ırk köpeklere göre daha sık idrar yapma ihtiyacı duyarlar. Yine hayvanların menstural dönemde olması, heyecanlanması veya hiperaktif olması idrar yapma sayısı ve miktarında artışlara yol açabilmektedir. Sağlıklı köpeklerde günlük idrar çıkış miktarı beden büyüklüğü ve su alım miktarına göre 250-1000 ml arasında değişiklik göstermektedir. Evde yaşayan köpekler düzenli olarak günde en az iki kere sabah ve akşam hayvan yakını tarafından dışarı çıkarılmalıdır. Köpeğin yaşadığı ev ortamının dışına çıkması idrar ve dışkısını yapması açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte; bazı köpek yakınları idrar ve dışkının yapılmasını takiben köpeklerini hemen eve geri götürerek, yemek vermeyi tercih ederler. Bunu bazen zamanlarının dar olmasından, çoğu zaman da işlemin tamamlandığını düşündüklerinden yaparlar. Oysa köpeklerin tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkarılması aynı zamanda onların günlük yapmaları gereken egzersiz ihtiyacını da karşılamaktadır. Bu nedenle, köpekler her dışarı çıkarıldıklarında en az yarım saat süreyle dolaştırılmalıdır.

Kedilerde de idrar sıklığı ve miktarı, kedinin yaşadığı ortama, aldığı su miktarına, beslenme şekline, kızgınlık dönemlerine ve çeşitli hastalıklara göre değişebilmektedir. Sağlıklı ve ev ortamında yaşayan kediler tuvaletleri temiz olduğu sürece günde iki üç kez olmak üzere yaklaşık 20-240 ml arasında idrar yaparlar. Bu oran kum kabının temizliği kadar kullanılan kumun kalite ve cinsine göre de değişebilmektedir. Eğer kediniz kum kabının temizliği, yeri ve kumun çeşidinden memnun değilse idrarını 24-48 saat kadar tutma eğilimi gösterebilir. Bu sürenin 72 saat ve üstüne kadar uzaması ise kedinizde değişen derecelerde su kaybı, kabızlık, travma, ateşli (aralıklı) hastalıklar, idrar yolu tıkanıklıkları, karın içinde sıvı birikimine neden olan kedilerin infeksiyöz peritonitisi (FIP) varlığına işaret edebilir. Bu belirtilerin atlanması kedilerde önce akut daha sonra da kronik böbrek hasarlarına yol açabilmektedir.

Genellikle hayvan yakınları kedi ve köpeklerde idrar çıkışına ait değişiklikleri; idrar yapma sıklığı ve miktarının azalması/artması veya idrarda oluşan renk farklılıkları ile ifade ederler.

İdrar Sıklığındaki Değişiklikler; hayvanlarda idrar yapma sıklığının artması heyecanlanma, kızgınlık, işaretleme ve alan belirleme, davranış problemleri, kabızlık, idrar kesesinin bakteriyel hastalıkları, prostat hastalıkları (özellikle erkek köpeklerde), şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve tiroid bezinin aşırı çalışması (hipertiroidizm) vb hormonal hastalıklar ve rahim iltihabı (piyometra) nedeni ile oluşabilmektedir.

İdrar Miktarındaki Değişiklikler; ise genellikle idrar sıklığı ile beraber değerlendirilmektedir. İdrar miktarının artması, solunum ve dışkılamanın yanı sıra idrar ile yoğun bir şekilde sıvı kaybedilmesine yol açar. Bu duruma sebep olabilecek ilaçların (tansiyon ilaçları vb) kullanımı hariç, ana sebep bulunmadığı takdirde hayvanlarda aşırı su kaybı (dehidrasyon) gelişir ve idrar çıkış miktarı azalır. Organların beslenmesi ve temizlenmesi için elzem olan su oranının azalması, özellikle kedi ve köpeklerde çok sık görülen böbrek yetmezlikleri için zemin hazırlar. Akut dönemde azalan idrar miktarı, olay kronikleştikçe artar ve hayvanın yaşamını tehdit eder. Polikistik böbrek, şeker hastalığı ve hipertiroidizm gibi hastalıklarda da böbrek fonksiyonları etkilenir ve idrar sıklığı ile birlikte idrar çıkış miktarı da belirgin şekilde artar.

İdrar sıklığı ve miktarının yanı sıra, hayvanlarda idrar tutma veya idrar kaçırmanın varlığı da önem taşır. Ateşli hastalıklar, sıvı artıran ilaçlar nedeni ile oluşan yoğun su kaybı sonucu oluşan kabızlık, bel bölgesine alınan darbeler, prostat hastalıkları (büyüme, abse, kist), idrar kesesi enfeksiyonları, sinirsel ileti bozuklukları, piyometra, idrar yolu taşları ve tümörleri, ileri yaşlılık nedenleri ile hayvanlarda idrar tutma veya idrar kaçırma görülebilmektedir. Bu nedenle idrar oluşumu ve çıkışının takibi önem taşımaktadır.

İdrar Rengindeki Değişiklikler; genellikle köpeklerin idrarlarını çalılar arasına yapması, kedilerin ise idrarlarını yaptıktan sonra örtmeleri sebebi ile hasta yakınları tarafından göz ardı edilebilmektedir. Oysa idrar renginin kırmızı olması bir genital hastalığı, idrar kesesi veya böbrek taşları ve tümörlerini, bir kan paraziti varlığını, böbreğin bakteriyel hastalıklarını, prostat hastalıklarını işaret edebilmektedir. Hatta idrar kesesi yangısı ve idrar çıkışındaki tıkanmalara bağlı olarak idrarın rengi kadar idrar yapma sırasında hayvanın ağrı çektiğini gösteren ıkınma, inleme veya ağlama tespit edilebilir. Diğer taraftan, idrar renginin koyu sarıdan turuncuya kadar değişen renklerde olması; kansızlık, kan parazitleri, insanlara da bulaşabilen zoonoz karakterli leptospiroz, karaciğer ve safra yolu hastalıklarının belirtisi olabilmektedir.

Çoğu zaman dikkatimizden kaçan idrar sıklığı, miktarı ve renk değişiklikleri aslında bize hayvanın metabolik olarak bir rahatsızlığı olduğunu ve en kısa sürede bir Veteriner hekim tarafından kontrol edilerek, değerlendirilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Hekim muayenesi ardından yapılacak olan kan analizleri, tam idrar muayenesi, radyolojik ve ultrasonografik görüntülemeler sonucu erken dönemde bu değişikliklere sebep olan ana neden bulunarak tedaviye başlanabilecektir. Özellikle kediler genel durumları bozuluncaya kadar belirti göstermeksizin hastalıklarını gizleyebilirler. Bazen evde beslenen kedi sayısının fazla olması, her kedinin yediği yemek ve içtiği su miktarı ile tuvalet alışkanlıklarının takip edilememesi, kediler arasındaki anlaşmazlık da bu durumun gelişiminde rol oynamaktadır. İdrar ile değişikliklerin hasta yakını tarafından geç veya tesadüfen hekim kontrolü tarafından fark edilmesi geri dönüşümü olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Sorun yaşayan kedi yakınlarının hayvanlarının kum kaplarını her gün temizlemeleri, birden fazla kedi varsa mutlaka iki ve daha fazla kum kabı bulundurmaları, hayvanların eşinmesine imkan verecek bir kum kullanmaları, evin farklı alanlarına günlük taze ve temiz su koymaları, ve kedilerinin beslenmelerine yaş mamayı da dahil etmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki birden fazla veya farklı türde hayvan beslenen evlerde türler arasında birtakım çekişmelerin olabileceği ve hayvanların takibinin zor olması kaçınılmazdır. Diğer taraftan, bu durum hayvan dostlarımız arasındaki uyuşmazlık nedeni ile istenmeyen birtakım davranış problemlerine de yol açabilmektedir. Bu nedenle herkesin gerçekten sağlık ve bireysel (beslenme, egzersiz) bakımlarını en iyi şekilde yapabileceği sayıda hayvanın bakımını üstlenmesi, minik dostlarımızın yaşam kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 12 (Nisan 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
AK
Yazar

Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz

4P1K’de 9 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.