Özgün Öztürk

Hiç ölmeyecek gibi yaşamak

Arkadaşım Antalya’da yaşayan nişanlısını görmeye gidiyor. Nişanlısı o gün sebepsiz yere çok gergin, her şey ona batıyor. En sonunda biraz hava alacağını söyleyerek kapıyı vurup çıkıyor. Arkadaşımı bir süre sonra aradığında gerginliği için özür diliyor ve az sonra evde olacağını söylüyor. Ama gelmiyor.

Arkadaşım aradığında ulaşamayınca sahildedir diyerek evden çıkıyor. Eve 100 metre mesafede polis arabasını görüyor ve nişanlısının polis kontrolüne takıldığını düşünerek ondaki ehliyeti vermek üzere adımlarını hızlandırıyor. Polis arabasının arkasında dolaşıp kontrol noktasına yöneldiği anda nişanlısının üzerini örttüklerini görüyor. Beyaz örtü üzerine örtülüyor. O ise uzun süre orada öylece oturup polislere ve çevresindekilere “Kaldırsanıza, üşüyecek, hava soğuk. Neden hala kalkmıyor? Çocuk üşüyecek, hadi kaldırın, ne çok uyudu?” diye sorup duruyor.

Film gibi değil mi? Film olsa bu kadarı da abartılmış dersiniz. Ama değil. Gerçek, maalesef.

Bunu dinlerken aklımdan geçenler onun çaresizliği, nasıl da delirmeden hayata devam edebildiği, yüzünde gördüğüm acının sebebi, biraz çabuk sinirlenmesinin aslında bu yürek acısından ileri geldiği oldu.

Ve kendimi koydum onun yerine, acaba benim başıma gelse onun kadar dimdik ayakta olur muydum dedim kendi kendime. Onun kadar sağlam basar mıydım yere?

Nasıl da rahat yaşıyoruz hayatlarımızı? Hiç ölmeyecekmişiz gibi hoyratça kullanıyoruz zamanımızı. Saçma sapan detaylara takılıp kalıyor, har vurup harman savuruyoruz hayatlarımızı.

Ailelerimizi, dostlarımızı incitiyoruz kolayca, umurumuzda olmuyor ne sokaktaki hayvan, ne evsiz adam, ne de yok olan doğa. Varsa yoksa kendimiz, varsa yoksa iflah olmaz kibrimiz.

Bugün bir hayvanın gözlerine bakın lütfen. Bir sokak hayvanını 10 dakika boyunca izleyin, ne hisseder, ne yapar bu kocaman dünyada bir başına anlamaya çalışın. Nasıl bir mücadele içindedir, nasıl bir horlanma, itilip kakılma.

Ya da evsiz bir adamın hikâyesine kulak verin. Onu da bir anne doğurdu, zamanında o da el bebek gül bebek büyütüldü. O da birilerinin en sevdiği, en canıydı.

Bugün sevdiklerinizi arayın ve onları ne kadar çok sevdiğinizi haykırın.

Bugün herhangi biriniz için son gün olabilir.

Ve belki küs, belki kızgın, belki aslında “Öyle demek istememiştim” diyemeden gidebilirsiniz aniden.

Ya da onlar gider ve size ezik bir yürek sızıntısı kalır, ömür boyu sürecek.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 19 (Ocak 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
ÖÖ
Yazar

Özgün Öztürk

4P1K’de 10 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.