Özgün Öztürk

Bir sevgi mektubu…

Bugün çok özel bir yazı var. Üniversiteden sınıf arkadaşım olan, bugün ise değerli bir radyo spikeri-sunucusu ve yapımcısı olarak kulaklarımızın ve yüreklerimizin pasını silen sevgili Saadet Baykal’dan. Saadet’in uzun zaman önce yazdığı mektupta; hem bir külkedisi masalı hem de o külkedisinin bir insanın hayatına nasıl dokunduğunu hem de iyi insanların hala var olduğunu bulacaksınız. Yüreğine sağlık Saadet’ cim ve mutluluklar…

Paticanlar

Efendim, her mahallede - sokakta olduğu gibi benim de sokağımda çok tatlı paticanlar var… Ve mahallemdeki iyi insanlar, onların kuru/yaş her türlü mama ve su ihtiyacını karşılamakta oldukça bonkör davranıyorlar. Bu paticanların hepsini hiç ayırt etmeden çok seviyorum tahmin edebileceğiniz üzere. Ancak bir tanesi var ki; aramızda ilginç bir bağ oluştu kendisiyle. Özellikle son bir haftadır, mama vereyim - vermeyeyim; sanki yolumu gözler buluyorum kendisini her eve gelişimde...

Bu akşamüstü de eve girerken hemen yanıma geldi. Sadece sevdirtti, sevdirtti ve sevdirtti o tatlı tüy yumağı kirloş bedenini... O an için yanımda mama olmadığından veremedim. Ama anladım ki istediği de mama değildi zaten; elimin ve aslında yüreğimin, sıcacık teması ona bir yıllık mamayı toptan vermiş gibiydi sanki.

Neyse lafı uzatmayayım. Bir saat kadar sonra, dönüşte bu tatlı paticanı mamayla sevindirmeyi hayâl ederek evden tekrar çıktım. Elimde mamayla sokağıma girdiğimde benim sevgilim hariç diğer paticanlar çevreme doluştu. Mamalarını verdim, kaplarına sularını koydum. Ama sevgilim yok ortada. Beni aldı mı bir merak; "Ya yoldan geçen bir arabanın altında kaldıysa, ya bir kavgaya karıştı ve yaralandı, dolayısıyla korkusundan bir yerlere sindiyse" diye...

Bu sorulara cevap bulamamamın hüznü ve sıkıntısıyla apartman kapısını açtım, başladım merdivenleri çıkmaya (anlayacağınız üzere asansörümüz yok apartmanımızda) . Veee ne zaman ki 4 katı da çıkıp kendi kapıma geldim; bir de ne göreyim a dostlar?

Cevabı biliyorsunuz, eminim...

Sevgilim, 3 renkli tüy yumağı hanım kızımız, benim katımda ve kapımda beni çığlık çığlığa karşılamakta. Elimdeki mamayla ilgilenmiyor bile; ısrarla kucağıma gelmeye çalışır ve çığlığımsı sesler çıkarır bir hâlde bana tezahürat yapmakta...

Sürreel sahnelerin havada uçuştuğu özellikle 31 Mayıs'tan bu yana, yaşadığım en sahici "an"dı diyebilirim…

Bana iyi "gaz" oldu bu; bir süre daha idare edebilirim sanırım...

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 28 (Ekim 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
ÖÖ
Yazar

Özgün Öztürk

4P1K’de 10 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları