Özgün Öztürk

Biz tıkınıyoruz, yoksullar aç kalıyor

George Monbiot bunu 2002'de The Guardian'da yazmış "Biz tıkınıyoruz, yoksullar aç kalıyor..." Ve devam ediyor; Kış gündönümü kutlamalarını Hıristiyanlar paganlardan çaldı, kapitalizm de Hıristiyanlardan. Ama kutlamalarda hiç değişmeyen bir unsur var: Bol miktarda et tüketimi.

Vaktiyle bu uygulamanın bir gerekçesi vardı: Sonbaharda, otlar tükenmeden kesilen hayvanlar aralık ayında yenmezse bozulurdu ve yeterince yağ alamayan insanlar sonraki üç soğuk ayı sağ salim atlatamazdı. Bugün tam tersi söz konusu; sonraki üç ayı, aldığımız yağları eritmeye çalışmakla geçiriyoruz.

Hayvan sürüleri dünya tahılının yarısını tüketiyor ve sayıları katlanarak artıyor. On yıl gibi kısa bir süre içinde, dünya basit bir tercihle yüz yüze kalacak: Ekilebilir topraklardan elde edilen ürünlerle ya hayvanların karnını doyuracak ya da insanların. İkisi birden mümkün değil.

Dünyayı bekleyen kriz, ürün yetiştirmede kullanılan fosfat gübrenin ve su kaynaklarının tüketilmesiyle daha da ivme kazanacak. Ziraat uzmanları David Pimental ile Robert Goodland'in araştırmasına göre, tükettiğimiz sığır etinin üretiminde kilo başına yaklaşık 100.000 litre su harcanıyor. Dünyanın dört bir yanındaki yeraltı su kaynakları büyük ölçüde hayvancıların kullanımından ötürü kuruyor.

Arabanız mı, bifteğiniz mi?

Ama olay bununla da bitmiyor aslında. Farkında olmadığımız başka bir konu da: “Küresel ısınma tabağınızda!”

Evet, efendim, yanlış duymadınız.

Ampuller ve arabalar günah keçisi ilan edildi, herkes bir tasarruftur diye tutturdu… Oysa en büyük suçlu şimdi ortaya çıktı: Endüstriyel hayvan üretimi, yani çiftlik hayvanları, geviş getiren hayvanların neden oldukları metan gazları.

Küresel ısınmanın en büyük nedeni afiyetle mideye indirdiğiniz biftekleriniz: %18!

Bir ineğin çıkardığı yıllık gaz miktarı, dört buçuk arabanın yaydığı miktar kadar. Ya da bir arabanın 70.000 km kat ederek yaydığı gaz kadar.

Hollandalı araştırmış, bir de belgesel yapmış: "Et Gerçeği!"

Hesap etmişler, haftada bir gün et yenmese, tüm geleneksel ampulleri düşük enerjili ampullerle değiştirilmiş gibi sonuç alınıyormuş.

Haftada altı etsiz gün = Hiç araçsız bir dünya!

Şaka gibi ama değil. Şaka gibi olanı çevreyi korumak(!) için düşük enerjili ampullerin kullanımına teşvik edilmemiz ama et tüketimine kimsenin değinmemesi. Kimsenin bunu bizlere anlatmaması.

Et tüketimi bitse ormanlar yok edilmeyecek, su kıtlığı olmayacak mesela. Bir kilo kırmızı et üretimi için 100.000 litre su harcandığını bilince, bunun da bir insanın iki sene boyunca duş alırken harcadığı su miktarı olduğu öğrenince su kıtlığının sebebini anlayacaksınız aslında.

İşin vicdani boyutuna başka bir yazıda ayrıca uzun uzun değineceğim. Önce biraz bu bilgilerin üzerine düşünün istiyorum.

Nicolaas G. Pierson Foundation tarafından hazırlanan Et Gerçeği belgeseli, dünyanın tek hayvanlar partisi Hollanda Hayvanlar Partisi ve Yaşam Hakkına Saygı Derneği (YHS) işbirliğiyle Türkiye’de onlarca gösterim yaptı. Türkçe çevirisi, seslendirmesi YHS tarafından üstlenilen filmin DVD'sini Yaşam Hakkına Saygı Derneği’nden talep edip okullarda, toplantılarda izletebilirsiniz.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 13 (Temmuz 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
ÖÖ
Yazar

Özgün Öztürk

4P1K’de 10 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.