Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz

Biz mi Onlar mı Daha Stresli?

Pandemi sürecinin halen devam ettiği bugünlerde hem bizler hem de küçük dostlarımız için oldukça stresli geçebiliyor. Normal günlük programımızın günlük yaşantımıza uydurabilmek ve pandemi koşullarında sağlıklı kalabilmeye ve para kazanmaya odaklanabilmek biz insanlar için büyük stres kaynağı oluyor. Aslında evlerimizdeki dostlarımız da bizden çok farklı değil. Pandemi’ nin başında Covid 19’un hayvanlardan insanlara bulaşmadığı farklı platformlarda açıklanmasına rağmen pek çok kedi ve köpek sokağa terkedildi. Bu dönemde onlar da maalesef pandemi sürecinden nasibini aldı.

Stres biz insanları ve beraber yaşadığımız hayvanları nasıl etkiliyor ve nelere yol açıyor irdelemek gerekiyor. Çünkü stres kaynağı ne olursa olsun, her iki taraf için de yaşam refahını etkileyerek, yaşam kalitesini düşürüyor, hatta birinin dışlanmasına neden olabiliyor. Evcil hayvanlar, biz insanlara göre davranışlarımızın ne anlama geldiğini ve duygularımızı hızlı bir şekilde anlayabiliyor. Ses tonumuz, beden dilimizi ve jestlerimizden bizi yorumlayabiliyor ve ne düşündüğünüzü veya ne hissettiğinizi anlamak için gözlerimizin içine bakıyorlar.

İsveç Linkoping Üniversitesi'nden Lina Roth ve arkadaşları 2019 yılında, 33 Shetland Çoban köpeği ve 25 Border Collie dahil olmak üzere 58 köpeğin yakını ile hasta yakınlarının kişilik özellikleri ve ruh sağlığı ile evcil hayvanlarının özelliklerine ilişkin bir anket çalışması yapmıştır. Ayrıca bu çalışma sırasında hasta yakınlarının saç ve köpeklerin ise tüy örneklerinde stres hormonu olan kortizol düzeylerini ölçmüşlerdir. Çalışma sonucunda araştırıcılar, uzun süre stres ve kaygı yaşayan hayvan yakınlarının bunu kendi köpeklerine aktarabildiklerini tespit etmişlerdir. Bu çalışmada Roth ve ekibi, hayvan yakınları ile köpeklerinin aktivite seviyeleri ve yaşam tarzındaki mevsimsel farklılıklar gibi bir dizi değişkeni ölçmüş, ancak köpeğin kaygı düzeyine karşılık gelen tek şeyin sahibinin kaygı düzeyi olduğunu belirlemişlerdir. Başka bir deyişle, saçında yüksek miktarda kortizol bulunan bir hayvan yakınının köpeği de yüksek miktarda kortizol içermekteydi.

Stres içinde olan bizler ve hayvanlarımızda strese karşı biyolojik bir cevap olarak kan kortizol seviyesi yükseliyor. Ancak bu noktada strese neden olan etmenleri fizyolojik veya psikojenik olarak ayırmak gerekiyor. Hayvanlarda fizyolojik stres; travmalar, ameliyatlar, aşı dahil bütün enjeksiyonlar, hormonal değişiklikler, sistemik hastalıklar ve şok gibi sorunlardan kaynaklanır. Psikojenik stres ise bedenin birtakım pozitif veya negatif duygusal veya zihinsel stres faktörleri sonucu oluşur. Köpeklerde en çok görülen negatif psikojenik stres ayrılık anksiyetesine bağlı gelişir. Bu stres kaynakları ortadan kaldırılmadığında evcil hayvanlarımızda önce davranış bozuklukları daha sonra da fiziksel veya metabolik bir hastalık gelişebilir.

Aslında ufak stresler tüm canlılar için bir motivasyon kaynağı olarak işlev gösterir. Vücut tarafından salınan adrenalin kalp atım hızını arttırarak kan basıncını yükseltir. Ana stres hormonu olan stres hormonu kortizol ile kan şekeri arttırarak, beynin glukoz kullanımını arttırır. Bu aşamada aşılar hayvanlarda ufak bir strese neden olarak bağışıklığın oluşumunu destekler. Ancak, hayvan stresli ise aşılamadan beklenen antikor oluşum düzeyi de zayıf olacaktır.

Hayvan yakınlarının stresi kendileri ile aynı evi paylaşan evcil hayvanlara aynen yansıyorsa, bu küçük dostlarımızdaki strese bağlı gelişen değişimleri iyi değerlendirmek gerekir.

Köpekler kendilerini sahiplenen hayvan yakını ile duygusal açıdan daha yakın bir iletişim içinde olurlar. Dolayısıyla, adeta bir sünger gibi hasta yakınlarının stresini emerler. Şiddet dışında, köpekler en büyük stresi evde yalnız kaldıklarında yaşarlar. Bu durum evde yalnız kalma sıklığı ve süresine bağlı olarak bir süre sonra hayvanda ayrılık anksiyetesine neden olabilir. Ayrıca yaşlılık, korku (yüksek ses, kalabalık vb.), ev değiştirme, evdeki diğer hayvanlar (kendi türü ve diğer türler), ceza uygulamaları ve hayvan yakınları ile hayvanları arasındaki iletişim eksiklikleri gibi faktörler strese neden olabilmektedir. Bu faktörlerden biri veya birkaçı ile strese giren köpeklerde bir süre sonra huzursuzluk, nefes nefese kalma, nedeni açıklanamayan havlamalar, sürekli esneme, evdeki objelere zarar verme, ev içinde idrar veya dışkı yapma görülebilir. Stres faktörleri elimine edilemediğinde ise obsesif kompulsif bozukluk, agresyonu takiben yeme bozuklukları, mide bağırsak bozuklukları, kardiyovaskuler hastalıklar, immun sistem yetersizliği, idrar yolu hastalıkları ve yara iyileşmesinde yavaşlama gelişir.

Kediler beraber yaşadıkları kişilerle köpekler kadar yakın olmasalar da onların stresinden veya çevrelerinde olup biten değişikliklerden etkilenirler. Kum kabı ile ilgili düzenlemeler (kirli olması, kum türünün değişimi, yer değişimi vb.), ev ve eşya değişikliği, yüksek ses, kalabalık (insan, bebek, hayvan) ve kısırlaştırılmamış erkek kediler bir stres etkisi oluşturabilir. Bu nedenle kediler, zaman zaman iştahlarını kaybedebilir, kusabilir, kendilerini aşırı temizleyebilir, nöbet geçirebilir, kum kabı dışına (ev içinde herhangi bir yer veya yatağa) dışkı ve idrar bırakabilir. Bu süreç uzarsa, Anksiyete, agresyon, hiperestezi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve idiyopatik sistit gelişebilir.

Hayvanda stres kaynağı ne kadar çabuk anlaşılırsa, sorun ve neden olduğu değişimler daha fazla ilerlemeden müdahale edilebilir. Evdeki dostlarımızın yaşadıkları stres için ilk olarak sebep elimine edilmeli ve daha sonra hayvanın ilgisi dağıtılarak, başka yöne kaydırılmalıdır. Bunun için hayvanın yaşam alanı oyuncaklar ve tırmanma alanları (kediler için) ile zenginleştirilebilir. Mümkünse evdeki her kedi için yeni bir kum kabı ve mama kabı kullanılması uygun olur. Tür ve sayı bakımından çoklu hayvan bulunan evlerde stres yaşayan hayvanlara karşı ilgiyi arttırmak da fayda sağlayabilir. Eğer evden bir süreliğine ayrılınması gerekiyorsa mutlaka ışığın, radyo veya televizyonun açık bırakılması sağlanabilir. Köpekler özellikle günde en az 1 saat dışarı çıkarılarak dolaştırılmalıdırlar. Eğer bu önlemler yeterli olmaz, hayvandaki davranış bozuklukları ilerlerse en kısa sürede bir veteriner hekime başvurulur. Unutulmamalıdır ki ilaçların etkisi uzun sürede gelişir ve sadece kullanıldıkları sürece etkili olurlar. Ev veya çevredeki stres nedenleri ortadan kaldırılmadıkça tedavi uygulamaları sonuçsuz kalabilir.

Bununla birlikte, hayvanlarda strese bağlı gelişen davranış değişiklikleri hayvan yakını - evcil hayvan ilişkisinde artan bir feragat riski ile birlikte zorlanmaya neden olabilir. Bu durum hayvanların terk edilmesine yol açabilir. Önemli olan stres kaynağının niçin o kişi ve/veya hayvan için bir sorun oluşturduğunu çözmektir. Eğer küçük dostlarımızla hayatımızı güzel ve mutlu bir şekilde paylaşmaya ve onların bize kattığı olumlu hisleri yaşamaya devam etmek istiyorsak onların bizi anladığı kadar biz de onları anlamaya çalışmalıyız. Unutmayalım ki; sevgi paylaştıkça büyür, mutluluk ise sevgiyle gelir.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 19 (Ocak 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
AK
Yazar

Prof. Dr. Alev Akdoğan Kaymaz

4P1K’de 9 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.