Mehtap Huri Sağsen

Beterin Beteri, Koleksiyon Tarzı Hayvanat Hapishaneleri

İnsanlık tarihinin sabıkalı geçmişine baktığımızda, bizi derinden etkileyip hayrete düşüren yüz kızartıcı suçlarla karşılaşırız... Bunlar, insanın insan üzerinde ya da hayvan üzerinde uyguladığı korkunç tahakkümlerdir.

Eski geçmişte kurulan "insanat bahçeleri" insanlığın yüz karasıdır.

Beyaz adamların vatanlarından kopararak getirdikleri siyahileri, görüntüleri alışılagelmişin dışında olduklarından dolayı büyük rağbet göreceklerini düşündüklerinden ve üzerlerinden büyük paralar kazanacaklarını bildiklerinden bir hayvan gibi kafeslere kapatması, bu esareti izleyenlerin bundan keyif alarak normal bulmaları ne büyük cehaletti. O yıllarda biri çıkıp insanat bahçelerinin bir gün kapatılacağını ve gelecek nesillerin bundan utanç duyacağını söyleseydi, herkes o kişinin aklını yitirmiş olacağını düşünürdü.

Ama bugün, insanat bahçeleri sadece tarihin kirli sayfalarında.

Peki ya bugün hala bütün çirkinliğiyle hayvanlar üzerinde tahakküm uygulayan ve öyle umuyorum ki, gelecek nesillerin utanç duyacağı hayvanat bahçeleri?

İnsanın doğaya ve kendi türü üzerinde uyguladığı tahakkümler saymakla bitmez elbette. Kendinden güçsüz ve üzerinden para kazanılacak olanı çıkarları uğruna kullanan ve tutsak bırakan insanı, eğer ki hayvanlar dile gelip tarif edecek olsaydı bizlere bugünlerde insanlığın kâbusu olan "Corona Virüs" adını verirlerdi.

İnsanlık şimdi doğanın kendisinden aldığı en büyük intikamla, yani Corona virüs ile mücadele etmekte. Doymak bilmeyen kaba iştahlar, açgözlü nefisler hazırladı bu sonu.

Bazı fikirlere göre, hızla tüketilen doğal kaynakların sonu gelince dünyanın nüfusuna hiçbir şey yetmedi ve derin insan güçleri biyolojik bir silahla nüfusu azaltmak isteyince sayısız insan hayatını kaybetti. Bu hastalık insanları solunum sisteminden vurdu.

Peki ya insanlık kaç yüzyıldır doğayı akciğerlerinden vuruyor? Her yıl milyarlarca hektar orman alanı insan eliyle tahrip ediliyor.

Yasaklar kalkmaya başlasa da, mart ayından itibaren evlerimizdeyiz, sosyal varlıklarız ve çok zorlanıyoruz. Doğal alanlarımızda yapmak istediklerimizi yapamıyoruz.

Peki ya, yıllardır kendi coğrafyalarından kopararak adına "hayvanat hapishanesi, pardon hayvanat bahçesi" denilen yerlerde içgüdüsel olarak yapmaları gereken her şeyden mahrum bıraktığımız ayılar, kaplanlar, maymunlar, filler, kurtlar, kısaca dar kafeslerde ömür tüketen yabanıl ne yaşıyor? Onlar, hiçbir suçları olmadığı ve insan gibi doğaya hiçbir ihanette bulunmadığı halde neden hapisteler?

5199 Hayvanları Koruma Yasası' na göre hayvanat bahçelerinin, yönetmeliklerinin birinci maddesinin sözde amacı, yaban hayvanlarının doğal yaşam koşullarındaki ortamlarını en iyi düzeyde sağlamaktır, YALAN!

Hayvanat hapishaneleri bu duruma uymaz. Normalde yüzlerce kilometre koşan aslan, kaplan gibi yırtıcıları daracık kafeslere, ayıları beton zeminlere, maymunları cam arkalarına hapseder. Yetkililer bunu yaparken, bu hapishanelerin insanlara, özellikle çocuklara hayvan sevgisi aşılamak amacı güttüklerini söylerler, YALAN!

Sadece para kazanmak amacıyla, kanatlıların uçamamaları için kanatlarını kestiklerini, suda yaşayan türleri yeteri kadar suyu olmayan havuzlarda tuttuklarını, doğada sürüler ve gruplar halinde yaşayan başka türleri kafes arkasında yalnız bıraktıklarını, hayvanların ruhlarını alarak onları birer vitrin malzemesi yaptıklarını, bu hapishanenin çekiciliğini arttırmak için insanların ilgisini çekecek küçük şirin bebekler doğurtup ürettiklerini ve ürettikleri hayvanların tutsaklıklarını insanlara sergileyerek onları her türlü yaşam sevincinden mahrum bıraktıklarını söylemezler.

Hayvanat bahçeleri, kocaman bir YALAN!

Hayvanat bahçeleri günümüz insanına hafta sonları çocuklarına hayvan sevgisi aşılayacakları birer eğlence ve sevgi mekânları gibi gelse de, söz konusu işletmelerin hayvanlar üzerinden kilitli kapılar ardında ticaret yaptığı, ürettiği ve oraya sözde hayvan sevgisi uğruna gidenlerin bilemeden de olsa esarete çanak tuttuğu bir yer.

Bu bilinmeli ki, hayvanat bahçeleri gerçekleri, toplumu olumsuz etkileyen, ziyaret edenlerin empati yetilerini körelten, köleliği normalleştiren bir sistem. Ülkemizde ya da başka yerlerde esarete olur veren yönetmeliklere uygun olan hayvanat hapishanelerinin 5199 Hayvanları Koruma Yasası'nda bir gün yapılacak olan değişiklikle tamamen haritadan silinmesini, bu hapishanelerde yaşayan yaban türleri öldükten sonra bir daha yenilerinin yerlerine konulmamasını umuyoruz.

Yabanın kendi habitatından başka bir yaşam biçiminde mutlu ve doğal olmayacağının bilimselliğini umursamayan ziyaretçiler; profesyonel olarak yapılandırılmış hayvanat bahçelerini yeşil gezinti alanları, eğlence mekânları kapsamında değerlendirirler ve bu gözle baktıklarında doğal olarak yapının koşullarını güzel görürler. İnsanların gezi alanları gayet başarılı hazırlanmış fakat vitrinde izleneceklerin yaşam alanları kısıtlı tutulan bu yerlerden yüreklerinden vicdan yükünün esamesi olmadan ayrılırlar.

Bilirsiniz işte... Gidersiniz, yemyeşil bir bahçeye girersiniz, karşınıza çıkan tabelada hayvanların olduğu yerleri işaret eden okları takip ederek ve size güzel gelen lüks patikalardan geçerek kafesleri bulursunuz. Sizin yürüyüş alanlarınız size huzur verir fakat hayvanlara huzur vermez, çünkü onlar izlenmek için kafes arkasında kendi doğalarına tamamen aykırı olan bir dünyadadırlar ve siz buraya işin gerçeğini bilmediğinizden, güzel bir yer olarak bakarsınız.

Devletlerin kurumsal kimliklerine göre işletilen hayvanat bahçelerinin varoluş sebepleri sadece para değil, birçok bakımdan farklı zenginlikler hedeflenmesidir.

Dolayısıyla, hayvanların tutulduğu yerler genellikle yaban hayvanını tatmin etmese de dar ve bakımsız yerlerden biraz daha hallice insanlara cazip gelen alanlardan oluşturulmuştur. Fakat yüksek bir idrak, bu mekânları hangi açıdan değerlendirirse değerlendirsin esareti görür.

Bazen de, hayvanat bahçeleri incelendiğinde beterin beteri durumları çıkar karşımıza. En cahil insanın bile bu esareti fark edebileceği, bilirkişi mantığının hiçbir şekilde onay vermeyeceği içler acısı hayvanat bahçelerinden bahsediyorum. Aslına bakarsanız, bu tarz hayvanat bahçeleri koleksiyon tarzında olanlar ve kan donduranlardır...

Bir cezaevinden farksız, karanlık ve ürkütücü olan bu yerlerde amaç tektir: Kolay yoldan para kazanmak. Bu tip cezaevlerini genellikle o şehrin hatırı sayılan özel işletmeleri açar.

İşin en vahim yanı da, bu cehennemlerin kapatılması girişiminde bulunulduğunda, çalıştırdığı hayvanat bahçelerinin amacı tamamen para kazanma hedefli olan işletme sahibinin ısrarla kapatmamak için direnmesi, hayvanların kötü şartlarını zerre kadar düşünmemesidir. Koleksiyon tipi hayvanat bahçelerinin sahipleri bu hapishaneleri çalıştırdığı başka bir işletmenin yanına açar ki, orası bir cazibe merkezi olsun ve bu sayede müşterisi artsın, bir taşla kolay yoldan iki kuş vurulmuş olsun. Yaban hayat hususunda hiçbir fikre sahip olmayan, yabanı evcil hayvan gözüyle gören işletme sahibi hayvanları çok sevdiğini ve o yüzden böyle bir işe giriştiğini samimiyetsiz ifadelerle açıklasa da, orada hayvanlar sadece birer koleksiyon parçasıdır. Koleksiyon tarzı yerler yaban hayattan bihaber ellerde, profesyonellikten uzak, paraya açılan kaba iştahlarla derme çatma yapılmış, hayvanların psikolojik durumları hiç düşünülmemiştir.

Böyle bir yere, yani "koleksiyon" tipi hayvanat bahçesine en hazin örneğe, bir zamanlar yaşadığım, dolayısıyla söylentilerle değil, gidip yakından gözlemlediğim Kahramanmaraş'ta rastlamak mümkündü.

Fakat şimdilerde orası artık, çocukların şen seslerinin duyulduğu bir okul bahçesi.

Mensup olduğum HAYTAP ( Hayvan Hakları Federasyonu) ve Kahramanmaraşta' ki koleksiyon tipi hayvanat bahçesi işletme sahibi arasında geçen soğuk savaş uzun yıllar sürdü. Haytap olarak kapatılması için verdiğimiz mücadele sonunda işletme sahibi söz konusu yeri tahliye etmek zorunda kaldı ve en sonunda kazanan adalet oldu.

Nasıl mı?

Bir benzinci istasyonu arkasında, sadece bir okulun bahçesi büyüklüğünde, zemini betondan, etrafında apartmanlar, işyerleri olan, yan tarafında benzinci işlemesine ait bir restoranın bulunduğu, küçük ırk köpeklerle maymunların, ev kedileriyle kanatlıların bir arada tutulduğu, bir kurdun daracık bir kafeste hiç durmadan kendi etrafında döndüğü, bir büyük yırtıcı kedinin stresten patisini yediği, timsahların, yılan gibi sürüngenlerin yaşam koşullarının yürek burkucu olduğu, en acısı da, bir ayının diğer hayvanlara nazaran daha kötü durumda yaşadığı, kafes tavanının ayının başını kaldırmasına müsaade etmeyecek kadar alçak yapıldığı, ayı başını kaldırdığında başının ve omuzlarının tavana değdiği ve o zavallı ayının o hapishanede kambur bir vaziyette on beş yıl geçirdiği bir yerdi…

Bu cehennemin hemen bitişiğindeki petrol istasyonu ve istasyonun diğer tarafında duran restoran aynı işletmeciye aitti.

Hayvanların vitrin malzemesi olarak tutulduğu o yer, sadece tek bir amaca hizmet ediyordu:

Şehirlerarası transit bir yol üzerinde kurulan petrol istasyonundan benzin alan müşterilerin hemen yan tarafındaki cazibe merkezini bilet alarak ziyaret etmesi, akabinde de yorulup diğer taraftaki restoranda yemek yiyerek kurnazca planlanan kâr üçgenine para bırakması.

Bu ustalıklı düşünülmüş yapıyı Haytap olarak değiştirmemiz hiç kolay olmadı elbette.

Petrol istasyonu sahibine defalarca gidip oranın hayvan sağlığı ve psikolojisi yönünden uygun olmadığını söylememize ve bütün insani girişimleri yapmamıza, hatta hayvanat bahçesini hukuksal savaşa gerek kalmadan kendi istekleri ile kapatırlarsa bu onurlu davranışın Türkiye' de koleksiyon tarzı bütün hayvanat bahçelerine iyi örnek olacağını, işletmenin prestijinin olumlu yönde artacağını söylememize rağmen işletme sahibini ikna edemeyince çözümü hukuksal yolla bulmayı tercih ettik ve dava açarak yasal süreci 2015 yılında başlatmış olduk.

Aynı yıllarda, dönemin Kahramanmaraş Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürü Sayın Hacı KALINKÜTÜK ( halen görevinin başında) bazı çevrelerin ve sahibinin kapatılmaması yönündeki baskılarına rağmen, hayvanat bahçesinin kapatılması yönünde güçlü bir duruş sergiledi. Hayvanat bahçesine bilir kişi raporu hazırlamak için gelen ve hayvanat bahçesindeki hayvanların yaşam koşullarını raporlayan Değerli Akademisyen Prof .Dr. Nilüfer AYTUĞ' nun raporu da kapatılması yönündeydi.

O süreçte hayvanat bahçesinde yaşayan hayvanların içerisinde en kötü durumda olan ayı, yüreğimizi burkuyordu. Zaman zaman gidip aktvist kimliklerimizi gizleyerek ayının kötü görüntülerini bir ziyaretçi gibi fotoğraflıyor, yasal çözüm sürecinde kullanmak üzere bir casus gibi arşivliyorduk.

Çetrefilli ve zor yıllardı... Maraş Hayvanat Bahçesi gerçeğini, işletmecinin geri adım atmayışını bütün Türkiye duymalıydı. Ve karar verdik.

Hayvanat Bahçesinin kapatılması için açtığımız davanın hukuksal sürecinin yeni başladığı bir zamanda Kahramanmaraş' a Türkiye' nin dört bir yanından gelen bütün temsilci arkadaşlarımızla beraber, hayvanat bahçesi önünde eylem gerçekleştirdik.

Bu eylem, orada yaşayan bütün hayvanların hayatlarını daha kolay geçirecekleri yerlere nakledilmeleri ve o cehennemin kapatılması için yapılan özgürlüğe çağrı eylemiydi.

Eylem Türkiye'de büyük ses getirdi, ister yerel, ister ulusal basın ve bütün sosyal medya kanalları bu eyleme büyük ilgi duydu.

Hiç unutmam, davayı açtığımız yılda gerçekleştirdiğimiz eylemde, Haytap temsilcilerinin ve Maraş' ta yaşayan hayvanseverlerin içeriye girmelerine izin verilmese de, Haytap Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Kemal ŞENPOLAT ve yanında bir iki kişi, bir şekilde tellerin üzerinden atlayarak ayının başı tavana değen halini o günün mücadelesi anısına fotoğraflamışlardı...

O gün, işletme sahibiyle karakolluk olmuştuk.

Hem üretimin, hem satışın gerçekleştirildiği o yerin arka kapısından ürettikleri köpek ve kedileri kaçırmak isteyen yetkililer amaçlarını gerçekleştirememişti.

Bir hayli olaylı ve gergin geçen eylemde Sayın ŞENPOLAT ismini sonradan verdiği "Temizay" adlı ayıya içinden dökülen kelimelerle şöyle demişti:

"~Bekle beni, gelip seni bu cehennemden çıkaracağım...

Sözüm söz...

Zonguldak'taki, Samsun'da' ki kafes arkasında yaşamaya mahkûm edilen ayılar gibi seni de o demir kafes ardından çıkaracağım.

Değil mi ki yüz yüze geldik, değil mi ki seni gördüm, o küçük alanda, bir benzinci ofisinin arka bahçesinde...

Bil ki, senin için de özgürlüğe sayım başladı."

Bu kelimeler, artık o kasvetli kafesler ardında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını işaret ediyordu. O gün, hayvanat hapishanesindeki bütün mahkûmlara Türkiye'nin dört bir yanından gelen birbirinden değerli temsilci arkadaşlarım ve hayvanat bahçesi hususunda büyük sıkıntıları beraber göğüslediğim Kahramanmaraş Haytap Temsilcisi Çiğdem ŞEKER dostumla beraber hayvanlar adına kazanılacak güzel bir zaferin müjdesini vermiştik.

Ve öyle de oldu. Yasal süreçte, ilk olarak Kahramanmaraş Doğa koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ayıyı Haytap' ın önerdiği ve adeta bir ayı cenneti olan Türkiye'nin tek ayı barınağı " Bursa Karacabey Ovakorusu' na nakletti."

Elbette, 15 yıllık hapis hayatından sonra doğal yaşam alanına hemen adapte olamadı Temizay. Uzman veteriner hekimlerin kontrolünde uzun bir müddet adaptasyon süreci yaşadı.

Temizay şimdi, serin ormanların kucağında, kendi türünden olan diğer ayılarla beraber gerçek bir hayat sürüyor. Zaman zaman Karacabey' den tarafımıza gelen Temizay' ın fotoğrafları bize mutluluk veriyor...

Haytap' ın yargıya taşıdığı dava sürecinde geride kalan diğer yırtıcılar ise, ayıdan sonra popülaritesi azalan koleksiyon tipi hayvanat bahçesinden hayatlarını rahat geçirecekleri yerlere nakledildi.

İşletme sahibi popülaritesi azalan hayvanat bahçesinin müşteri kaybına uğraması nedeni ile 2018 yılında hayvanat bahçesinde kanatlılar da dahil hiçbir yaban hayvanı bırakmadı ve Kahramanmaraş Hayvanat Hapishanesi, kapatılan bütün hayvanat bahçeleri gibi kötü anılarda kaldı.

Haytap olarak bizler ise Kahramanmaraş Hayvanat Hapishanesi' nin, pardon hayvanat bahçesinin akıbetinin bütün koleksiyon tipi hayvanat hapishanelerine örnek olması için hikâyeyi hep sıcak tuttuk, açılması olası olan yerlere ise müdahale ettik.

Bizler umuyoruz ki, hiçbir özel işletme sahibi hiçbir zaman böyle budalaca bir yanılgıya düşüp, müşteriye cazibeli gelmesi açısından petrol istasyonu ya da başka bir işyeri yanına hayvanları kilitlemez.

Ve yine umuyoruz ki, esaretten kurtulan bütün yaban hayvanları Temizay gibi serin ormanların kalbinde kendi türünden olan başka hayvanların yanında mutlu bir hayat sürer.

Çünkü esaret, üstelik Temizay gibi başı ayağa kalktı mı tavana değen bütün ayıları ve diğer yaban hayvanlarını yaşarken öldürür.

Biz insanlar esaretin ne denli zor bir tahakküm olduğunu, pek çok alanda empati yapma fırsatı bularak Corona günlerinde toplumca idrak ettik.

Ve bir şekilde yasaklar kalktığında normal hayatlarımıza geri döndük. Fakat hayvanat bahçelerinde daha henüz yetişemediğimiz suçsuz tutsaklar bir ömür müebbet hapis yaşayacaklar.

Birileri çıkıp ta düzene dur demediği müddetçe...

Dilerim ki, yabanı bulandıran bu bulanık insan sularının içinde hayvanların hayvan sevgisi ile paravanlanmış çaresizliklerini duyurmak açısından berrak dalgalardan olan insanlar, hayvan aktvistleri, doğacılar, iklim aktvisleri, bilinçli gazeteciler, yazarlar, toplumun bütün bilinçli insanları hep var olsun.

Var olsun ki, elbirliği ile nerede tutsaklık varsa, bizler o tutsaklığı yerle yeksan edelim.

Edelim ki, Hayvanat Hapishaneleri tıpkı insanat bahçeleri gibi tarihin kirli kanallarına karışıp kaybolsun.

Hayvanat hapishanelerinin gerçek yüzünü gören, esareti izlemeyen, izletmeyen, idrak yetisi yüksek, düşünen, bu sisteme itiraz eden bütün berrak akıntılara bizden selam olsun...

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 13 (Temmuz 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
Mehtap Huri Sağsen
Yazar

Mehtap Huri Sağsen

Mehtap Huri Sağsen (veya Sağesen), HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) Ordu İl Temsilcisi ve hayvan hakları aktivistidir. 4P1K’de 14 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları