Göktan Eker

Arama Kurtarma Köpekeri Eğitimi Sistemi ve Ülkemizdeki Durum

Kahramanmaraş merkezli depremlerin yarattığı büyük yıkım ardından ülkemizin bina stoğu kalitesi ile birlikte yetersiz sayıdaki arama kurtarma köpeği sayısı da konuşulur oldu.

Köpeklerin nasıl eğitildiği arama kurtarma köpeği eğitimi sistemi tv lerde ve sosyal medya mecralarında tartışıldı.

Bu sebeple yurtdışı örnekleri ile arama kurtarma köpekleri sayısının arttırlıması ile ilgili geçmiş tecrübelerin ışığında ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

—-----

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, 28 Şubat 1958 tarihinde ve 7126 sayılı Kanunla İçişleri Bakanlığına bağlı olarak Sivil Savunma Teşkilatı adıyla kuruldu. İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak Sivil Savunma hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesiyle görevliydi.

29 Mayıs 2009 tarih ve 5902 sayılı17 Haziran 2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla kapatılarak yetki ve sorumlulukları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na devredildi.

Görevleri

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nün görevleri, 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu ile 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da yer almaktadır:

Sivil savunma hizmetlerini yurt düzeyinde teşkilatlandırmak, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarda bu hizmetlerin planlanmasını, uygulanmasını ve koordinasyonunu sağlamak ve denetimini yapmak;

Her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı tedbirleri, acil kurtarma ve ilk yardım faaliyetlerini planlamak ve yürütmek;

Yangından korunma ve önleme tedbirlerini, itfaiyenin standartlarını tespit etmek, personeli eğitmek, denetlemek ve koordinasyonu sağlamak;

Sivil savunma personelini eğitmek ve halka sivil savunma bilgileri vermek;

Sivil Savunma arama ve kurtarma birlikleri ile ekiplerini hazır halde bulundurmak, gerektiğinde göreve sevk etmek;

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile binalardaki sığınakların kontrolünü yapmak, kayıtlarını tutmak, şehir içindeki genel sığınak olabilecek yerleri belirlemek ve buralarda gerekli düzenlemeyi yaptırmak;

Afetlerde kurtarma, ilk yardım, acil iaşe ve geçici barındırma hizmetleri vermek;

Düşman saldırılarına karşı halkın önceden uyarılması için erken haber alma, ikaz ve alarm sistemlerini kurmak ve işletmek;

Barış dönemlerinde halktan seçilmiş ve eğitilmiş sivil savunma yükümlülerini göreve sevk etmek.

Mevzuattan da anlaşılacağı üzre sivil savunma sadece afetlerle ilgili bir kurum değildi. Ancak en önemli görevi SİVİL HALKIN EĞİTİLMESİ VE OLASI AFETLERLE İLGİLİ ÖRGÜTLENMESİ İDİ.

Sivil savunma da önce mevcut olan mevzuatın tarihlerine bakıldığında ülkenin birinci dünya ve ikinci dünya savaşı etkisinde bir mevzuat hazırlamış olduğunu da rahatlıkla görebiliriz

(Ülkemizdeki Sivil Savunma Hizmetleri, ilk olarak 1928 yılında yürürlüğe konulan “Cephe Gerisinin Havaya Karşı Müdafaa Ve Muhafazası Talimnamesi” ile düzenlenmiştir.

1938 yılında 3502 sayılı “Pasif Korunma Kanunu” yürürlüğe konulmuş, illerde seferberlik müdürlükleri kurularak sivil savunma hizmetleri yürütülmüştür. )

1999 depremi ülkemizde arama kurtarma organizasyonları için bir milat kabul edilir , akabinde 2009 yılında çıkarılan 5902 sayılı yasa ile Başbakanlık’a bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurularak yetki ve sorumluluklar tek bir çatı altında toplanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili yapılan düzenlemeler kapsamında, 15 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan 4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.

90 lı yıllarda ankarada bir köpek eğitmeni polis komiseri olarak görev yaptığım dönemde sivil savunma kolejinde ilk köpek eğitim amaçlı tesis açılmış , ve bu tesisin kurucularından rahmetli sayın Mustafa Süpürgeci ile ilk arama kurtarma köpekleri eğitimine başlamıştım.

BU süreçte Afyon Dinar ve Afyon Senirkent facialarının yanı sıra bir kaç münferit bina yıkılması olaylarında görev almış , ülkemizin arama kurtarma köpekleri kullanımındaki yetersizliği ile de yüzleşmiştim.

Bununla birlikte Gemlik askeri veteriner Okulu Komutanlığı bünyesinde de arama kurtarma köpekleri konusunda zamanın en iyi eğitim ortamının oluşturulmuş olduğunu da söyleyebilirim.

99 depreminde arama kurtarma köpeğim olmamasına rağmen yakın olan bursa şehrinden gönüllü bir ekiple bölgede arama kurtarma faaliyetlerine katılmış , yurtdışından gelen arama kurtarma ekiplerine de tercümanlık yaparak uluslararası sistem hususunda tecrübe edinmiştim.

Deprem sonrası kurduğumuz dernek ile daha sonra kasım ayında meydana gelen kaynaşlı depreminde yine arama kurtarma faaliyetlerinde bulunmuş sonrasında da bursa sivil savunma birlik müdürlüğü ile arama kurtarma köpekleri eğitimi konusunda ortak çalışmalara başlamıştım.

Bir köpek yetiştiricisi olarak sivil savunma ve itfaiye teşkilatlarının arama kurtarma birimlerine 10 civarı eğitime uygun köpek hibe etmiş ve köpeklerin yıllar içerisinde eğitimlerini sınavlarını ve emekliliklerini de takip etmiştim.

99 depremi kurumsal anlamda devletin konuya bakış açısını değiştiridği gibi sivil toplumun da bakış açısını değiştirmiş, bir çok arama kurtarma derneği kurulmuştu ancak geçen yıllar ne yazık ki arama kurtarma derneklerindeki artışın arama kurtarma köpekleri sayısına yansımasını sağlayamamıştı.

Almanyada sadece bir dernekte 80 civarı arama kurtarma köpeği olduğu bilgisi ile ülkemizde sadece 39 köpeğin olduğu gerçeği ile kahramanmaraş depremlerine yakalanmış olduk.

—------------------

IRO-internationalRescue Dogs Association

1988'de Ermenistan'da meydana gelen Spitak depremi, arama kurtarma köpek eğitimi alanında uluslararası işbirliği sorununu gündeme getirdi. Son on yıllardaki en şiddetli depremlerden biri olarak, afet yardımı çalışanları, arama ve kurtarma köpek ekipleri ve yetkililer arasında daha iyi bir koordinasyon için çaba gösterme ihtiyacını ortaya koydu. Sonuç olarak, IRO( international rescue dogs association) , dünya çapında arama kurtarma köpek ekiplerinin eğitimi ve konuşlandırılması için standartlar belirlemek amacıyla 1993 yılında kuruldu. Başından beri IRO,Arama Kurtarma Köpekleri çalışmalarını sürekli olarak geliştirmek ve iyileştirmek için BM ile birlikte çalışmaktadır.

Iro nun faaliyetleri sayesinde ileleyen yıllarda ülkemizdeki 99 ve 23 depremi de dahil olmak üzere onlarca afette uluslarası kuruluşların iro akredite arama kurtarma köpeklerinin görev yaptığına şahit olduk.

Iro arama kurtarma köpekleri mevcut sistemine baktığımızda arama kurtarma köpekleri faaliyetlerinin kentsel ve doğa arama şeklinde iki grupta ele alındığını görüyoruz. Sadece depremden depreme hatırladığımız enkaz diğer tabirle deprem köpeklerini kentsel arama faaliyetlerinde görürken , hemen her 5 dakikada bir doğada meydana gelen kayıplar için doğa arama, iz takibi ve Koku takibi köpeklerini arama faaliyetlerinde görebiliyoruz.

BU uluslararası sistemin Paydaşı olan FCI ( Türkiyedeki temsilcisi Köpek Irkları ve Kinoloji federasyonudur) sayesinde arama kurtarma köpekleri eğitiminin avrupa yaygınlaştığını ve özellikle şecereli yetiştiricilik sisteminin oturduğu ülkelerde bu değerli kan hatlarının seleksiyonda yüksek fayda sağladığını görüyoruz. Bununla birlikte arama kurtarma eğitimleri ve sınavlarına katılım için saf kan belgesi şartı olmaması melez köpeklerin de bu değerli sistemin içerisine dahil edilmektedir.

Uluslararası camiada IRO nun kurulması ve faaliyetlerine hız vermesi ile arama kurtarma köpekleri saysında müthiş bir artış yaşandığını , bununla birlikte bir standardizasyon geldiğini ve bir sistem kurulduğunu özellikle belirtmek istiyorum.

Ülkemizde kentsel arama köpeklerini AFAD akredite etmekdir. AFAD sınav sistemi ile IRO sınav sistemi arasında majör farklılıklar bulunmamakla beraber AFAD Eğitim yeterlilik ve Görev Yeterlilik şeklinde iki aşamalı sınav düzenlemekte ve Görev Yeterlilik sınavını geçen köpekler kentsel arama faaliyetlerine katılabilmektedir. Bununla birlikte bazı resmi devlet kurumlarının afad sınavlarına katılmayarak kendi sınavları ile ekipleri akretide ettiklerini görebiliyoruz. BU ekiplerin yeterliliklerini ise ancak afet anında gözlemliyoruz.

Ancak doğa arama konusunda AFAD ın bir akreditasyonu bulunmamaktadır. BU sebeple doğa arama konusunda organize edilen IRO ve veya FCI sınavları ülkemiz doğa arama akreditasyonu için yeterli kabul edilmektedir. resmi kurumların bir çoğu ise ukarıda da belirttiğim gibi bu konuda da kendi sınavlarını yapmaktadırlar.

Bu aşamada da ne yazık ki bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de sınav eğitmenleri ortaya çıkmıştır. Sadece sınavdan sınava köpek hazırlayan , olası kayıp ihbarlarında sürekli bahaneler üreten meslektaşlarımız sebebi ile operasyonel köpek sayısı ile sınav geöen köpek sayısı arasında ciddi bir fark olduğunu yıllar içerisinde gözlemlemiş , modern toplumlarda köpek sahiplerinin yoğunlukta olduğu arama kurtarma köpeği eğitimlerinde bu sebepten dolayı eğitmenler haricinde pek fazla katılımcı göremez olduğumuzu tespit etmiştim. IRO standartlarında yapılan Arama kurtarma köpeği sınavlarına bu rekabetçi bakış açısının sayıyı arttırması gerekirken bir çok gönüllüyü sistemden soğuttuğunu da söyleyebiliriz.

Bununla birlikte oldukça masraflı olan bu konuda bir maddi destek sağlanamıyor olması da istekli ve yetenekli insanların da sistemden uzaklaşmasına neden olduğunu söyleyebilirim.

Zaten eğitmenler tarafndan oluşturulan bu rekabetçi ortamın bir sebebi ise eğitmen olarak sektörde ön plana çıkmak ve bu maliyetli konuyu kendi ticarei faaliyetlerindeki hareketlilik ile finanse edebilmek.

Bir köpek eğitmeni olarak iğneyi değil çuvaldızı kendime ve meslektaşlarıma batırmamdaki ana neden , aynı zamanda kurumlarda çalışan eğitmen arkadaşlarımın da verimliliğini gözler önüne sermek. Ancak resmi kurumlarda arama kurtarma köpeği eğitmeni olarak çalışan arkadaşların mevcut bürokrasinin yavaşlığından ötürü görev yaptıkları köpeklerin bazen mamalarını dahi kendi ceplerinden alıyor olmaları da oldukça negatif bir etken.

Ne yapilmali ?

Aslında ilk yapılması gereken köpeklerle ilgili ulusal politikaların akreditasyon sisteminin belirlendiği merkezi bir birim oluşturulması şart. Zira a kurumu köpek mamasını 3 tl ye alırken , birokratik işleyiş yüzünden b kurumu aynı amayı 4 tl ye alabiliyor.

Yani genel anlamda görev köpekleri ile ilgili mevcut cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi göz önünde bulundurularak Cumhurbaşkanlığına bağlı merkezi bir koordinasyon birimi kurulmalı. BU birim tüm uluslararası mevzuata , ulusal mevzuata ve yerel ihtiyaçlara göre bir planlama yapmalı ki bu sadece köpeklerin eğitimi değil üreme yetiştirilme sistemini de içermeli. Zira bu konudaki çok başlılık sahipsiz hayvan sayısının kontrolsüz artmasının, barınakların denetimsiz kalmasının , merdiven altı köpek üretiminin ve dolayısı ile ülkede yeterli görev köpeği yetiştiriciliği altyapısının da olmamasının ana nedeni .

İkincil olarak da deprem ve afet kuşaında olan bir ülke olarak sivil toplum ile çok daha iç içe olunması , arama kurtarma sayısının arttırılması için maddi destek sağlanacak bir sistemin geliştirilmesi gerekir. Köpek eğitmenleri derneği olarak 2022 yılında temellerini attığımız bir Kahraman da SEn OKut projesinin temelini de , arama kurtyarma köpekleri konusundaki sınav aşamaları geçildikçe, tatbikat ve operasyonlara katılım sağlandıkça maddi bir destek sağlanması oluşturmaktadır.

İşletmesini ayakta tutmak zorunda olan köpek eğitmenine de , ailesinden vakit ayırarak köpek eğitmeye çalışan bir köpek sahibi de bu destekten faydalanmalıdır. Uzun masraflı ve zorlu süreçleri olan arama kurtarma köpeği eğitimi cazip hale getirilmeli , eğittiği ve eğitimine destek olduğu köpek sayısı ile doğu orantılı oluşturulacak destekler ile yetenekli köpeklerin heba olmasının engellenmesi , barınak ve sokaklardaki potansiyel kahramanlara ulaşmanın mümkün kılınması sağlanmalıdır.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 45 (Nisan 2023) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
GE
Yazar

Göktan Eker

4P1K’de 4 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.