Adalet İstiyorum Hayvanlar için
Sağlık ve mutluluk en büyük insani haktır. Sağlık hem bedensel, hem de zihinseldir. Hatta zihinsel sağlık insan sağlığının en büyük etmenidir. Bu kadar çok üzüntü, keder, şüphe ile ne kadar sağlıklı kalabiliriz diye düşünmekteyim.
Yıl 2004… Ülkemizde 5199 sayılı hayvan hakları yasanın ilk adımları. Ve… Aradan tam 17 yıl geçti biz hayvan hakkı savunucuları olarak hala umutsuzca beklemekteyiz.
Bugün Avrupa da Amerika da hayvana şiddetten çok ağır hapis cezaları alan insanlar mahkûmiyetlerini sürdürüyorlar. Gözünüzü, güne açtığınızda, gazeteye baktığınızda, tv de, sosyal medyada ya da komşunuzun bahçesinde hep ve her gün daima bir hayvan hakkı ihlali ile karşı karşıyayız.
Yazıyoruz, çiziyoruz, yürüyoruz, toplanıyoruz sonuç yok.
Meclisteki hayvan hakları komisyonu yine kendi bildiği [ yanlış] doğrularından vazgeçmiyor.
Gazetelere sütun, sütun ilan veriyoruz. Paneller, konferanslar, bilim adamları bilimsel veriler, Baroların sözcüleri demeçler, dernekler, federasyonlar, ve bütün hayvanseverlerin, aktivistlerin sesine ses yok. Yanıt yok…
Ne zaman hayvan katilleri, tecavüzcüleri, işkence yapanlar ceza alıp hapis yatarsa bu ülkede kadın cinayetleri de biter. Çocuk, kadın, bebek tecavüzleri ve bütün ihlaller biter. Kısaca şiddet biter.
Çünkü hayvana şiddet, insana şiddetin ilk provası ve deneyimidir. Ülkemizde hayvan hakları ihlali sonsuz ve sınırsızdır. Mezbahalardan başlayan bu ihlaller toplumun bütün katmanlarında türlü boyut ve şekilde katman, katman yayılır.
Hayvan hakları gayya kuyusu gibidir. Daldınız mı bir kez çıkmak mümkün değildir. Dedim ya mezbahalardan başlayan bu ihlaller, denizdeki yunustan, dağdaki keçiye, hayvanat bahçesinden, sirklere, pet shoplardan, üretim çiftliklerine, bakım evlerinden, hayvan deneylerine, sahipli, sahipsiz hayvan probleminden sokak hayvanlarına, merdiven altı üretimden, havada uçan kuşa, hayvanseverden, hayvan seçere, avcılığa, at yarışlarına, deve güreşlerine, horoz döğüşlerine, kanarya severlere, kümes hayvanlarına kadar yayılan acı ve sınırsız bir sarmaldır.
Oysa sorunu çözmek, çok basit. 5199 sayılı yasa TCK ya girecek.
Çevre doğa ve ihtisas mahkemeleri açılacak. Suçlu hâkim karşısına geçecek.
Hâkimin tam da gözünün içine kadar bakıp devletin gücünü ve adaletini duyacak. Güç, akıl, mantık, irade, düşünce gücü, eğitim, oto kontrol, teorisyenlik, vicdan ve nihayet merhamet harekete geçecek.
Hayvanlar da ağaçlar da, su da bizim. Hayvanlara ve tüm doğaya uygulanan bu sistematik eziyet ve işkenceye artık kesin bir neşter vurulmalıdır. İnsan onuru ile hayvan onuru eşit olup sadece statüleri farklıdır. Üstelik tüm memeli hayvanlar aynı insani duygulara sahiptir.
İnsanın kendinden daha zayıf ve güçsüz bir canlıya sırf gücünden faydalanarak eziyet etmesi, işkence yapması, hunharca davranması, zehirleyip öldürmesi insanlıkla bağdaştırılamaz.
Bu bizim hem dinsel hem de kültürel, toplumsal kısaca ulusal değerlerimizdir. Her türlü işe koşulan, horlanan sahipli - sahipsiz, uçan, yüzen, yürüyen tüm hayvanların yaşam hakları olduğuna bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.
Her yıl nefretle kınadığımız Çin – Yulin Festivalini düşünüyorum.
Anasından yeni doğmuş üç aylık bir kuzuyu yemekle, onların köpek eti yemesi arasında bence çok fark yok. İkisi de can… İkisi de nefes alıyor. İkisinin de duyguları var.
Söz Çin’den açılmışken bu yolda epey mesafe kat etmişler. Her gittiğimde bunu bariz bir şekilde fark ediyorum. Yıllarca Çin’i aşağıladık. Sanki Türkiye de çok masumduk ?! Kurbağadan, kirpiye, deveden, kuzuya, inekten buzağıya… Salyangoza ve hatta kurbağaya bile huzur vermeyen bir toplumduk üstelik.
Oysa gittiğimde gördüm. Devlet resmi olarak yasaklamış. Ancak hala güneydeki bazı fakir bölgelerde maalesef yendiğini söylemişlerdi. Bugün ise aynı Çin Hükümeti tüm köpekleri çipleyip, üstelik Çin vatandaşlığına almış. İnanılır gibi değil. Köpekler resmi olarak Çin vatandaşı olarak kayıtlılar artık.
Evlere özel kargo ile köpeklerin ID kartı, çip belgelerini hediye mama eşliğinde yolluyorlarmış. Shanghaide yaşayan kızım bu belgelerin kendisine iletildiğini anlattı bana.
Adamların köpek yemekten geldikleri noktaya bak. Çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batıracaksın. Türkiye’deki zulmü görmeyip, başkasına celallenmek. Kaldı ki; muhterem büyüklerimiz dahi, ceza infaz yasasına hala yumuşak iniş yapmak isterken?
Ben buna, köpek eti yiyen bir sömürgeden Mao’nun yarattığı ve getirdiği saygın bir ülke, saygın bir ulus yaratma projesi, hatta mucizesi derim.
Tebrikler Çin… Bükemediğin eli öpersin. İyilik ve kötülük bütün din ve ideolojilerin temelinde olan iki esastır.
Günümüzdeki ekonomi çıkarlı yaşam tarzı iyiliğin, yaşamdaki yüzdesini şiddetle azaltırken, hızla değişen dünyamızda toplumsal yapılar da bozulmakta ve hatta dejenere olmaktadır.
Her gün yeni insan ve hayvan cinayetleri, vahşetler, işkenceler insanoğlunu zehirli bir sarmaşık gibi esir almış vaziyette. Mutlaka ve kesinlikle biraz daha insan kalabilmek, iyilikten vazgeçmemek adına mücadele edelim, diyerek camiaya sesleniyorum.
Hayvanlar için adalet istiyorum.
Yolu şefkat ve merhametten geçen tüm aktivistlere, hayvanseverlere, duyarlı mercilere kanun yapıcılara sesleniyorum.
“Adalet istiyorum hayvanlar için “
Öncelikle 5199 sayılı hayvan koruma kanunu kabahatler kanunu olmaktan çıkarılmalı ve ceza kapsamında ele alınmalıdır. Kısaca hayvana yapılan işkence v.s olaylar kabahat değil suç olarak telaffuz edilmelidir.
Hapis cezaları hayata geçmelidir. Hayvan öldürmenin bir adım ötesi insan öldürmektir. Acilen bölge mahkemeleri kurulmalıdır.
Bu uygulama tüm dünyada böyle iken Türkiye de ilkellik hüküm sürmektedir. Tüm gelişmiş ülkelerde mahkemeler ve savcılıklar yetkili olup ağır hapis cezaları verilmektedir. Toplu hayvan itlaflarının engellenmesi için 3285 sayılı hayvan sağlığı ve zabıtasının ilgili maddeleri kaldırılmalıdır. 5199 sayılı kanun hayvanları korumaktan çıkıp üstü kapalı bir kıyıma dönüştürülmüştür. Hâsılı 3285 sayılı kanunun 18–34–36. maddeleri yeniden düzenlemelidir.
Sahipsiz hayvan bir obje, eşya değildir.
Sahipli, sahipsiz bütün hayvanlar can taşır.
Bütün kirli ve gizli işlerin şahidi vicdandır.
Dilerim ki; ahlak ve vicdan göstergesi, yüksek bir yaşam tarzı ve adaletli bir toplum olarak taçlanalım hayvanlara ve doğaya karşı.
Bu yolda, hakları kazanma mücadelesi adına Panter Emel ile başlayıp isimsiz, unutulmuş bütün kahramanlara ve gelecekteki kahramanlara saygı ile…
Yüreklerdeki sevgisizlik yarınların umutsuzluğu ve karanlığıdır.
Adalet istiyorum hayvanlar için…
“ ViCDAN İNSANI İNSAN YAPAN UNSURDUR “ F.NİETZSCHE




