Mehtap Huri Sağsen

5199 Hayvanları Koruma -ma Yasası, -az Sonra-

Geçtiğimiz günlerde T.B.M.M Hayvanları Koruma Yasası ' nın son şeklinin çok yakında çıkacağı ve kararın resmi gazetede yayınlanacağı hususunda basına bir açıklama yaptı.

Bütün Türkiye, nefesini tutmuş bekliyor. Bu beklenen yasanın bir türlü çıkmayışı bizlere toplum olarak sanki reyting almak için magazin haberinin aralarına reklam sıkıştırarak " Az Sonra" şeklinde açıklamalar yapan TV kanallarında çıkan alt yazıları hatırlatıyor.

Anımsayacaksınız; insanların TV başında daha çok vakit geçirdiği, dolayısıyla show haberlerinin daha ilgi çektiği geçmiş yıllarda, magazin dünyasının toplum tarafından bir hayli sevilmesi sebebiyle yayınlanan Paparazzi programları - "az sonra, az sonra" - şeklinde alt yazı geçerek programın sonuna gelirdi ve beklenen haberin içeriği reklamları yapılırken gösterilen içi boş görüntülerinden pek de farklı olmazdı.

Programın sonunda, herkes hay Allah, bu muydu bize gösterecekleri deyip hayal kırıklığı yaşar, aynı zamanda da kanala kızardı.

T.B.M.Meclisi' nin hep zamanı ileri atarak sanki , " az sonra" dermişçesine yıllardır çıkartmayı " bilerek" başaramadığı bu yasada elbette değişiklikleri çok beğenmesek de, genel kurul aşamasındayken son anda verilen önergelerin az da olsa kazanımları var. Yeterli mi? Asla! Çünkü tüm hayvan türlerinin ( yaban hayatı özellikle ) refah düzeyini yukarıya taşımayı bırakın, bir tık öteye dahi götüremiyor. Tüm hayvan türleri için hazırlanmış bir yasa değil maalesef. Sadece patililerin refahını gözetiyor, o da yine insan menfaatiyle paralel giden bir refah... Toynaklı, yüzgeçli ve kanatlılar, hiç yoktan iyidir diye düşünecek olursak, az sonra yasasından nasiplenemeyecekler. Dolayısıyla da, bu yasanın gerçek yaşam hakkı savunucuları tarafından yeni şekliyle tarihe "5199 Hayvanları Koruma - ma Yasası " olarak imzasını atması an meselesi...

Düşünün, yıl 2021 ve biz uygarlıktan bahseden insanlarız, tarihteki sınıf ayrımlarından, kötülükten, cehaletten utanç duyuyoruz. Bir kedinin ya da köpeğin, birisi tarafından işkence görmesine tahammül edemiyoruz, bütün ülke ayağa kalkıyoruz da, iş kedi köpek dışındaki hayvanların acı çekmelerine geldiğinde doğmadan öğretilmiş duygunun hâkimiyeti altında mezbahada kesilen bir ineği bu şefkatten yoksun bırakıyoruz.

İşte, biz buyuz. Türcü bir algıyla, türcü bir yasa çıkartabiliriz ancak, o da az sonra uzatmalarıyla...

Öte yandan, yasanın çıkması sonucunda zor durumda kalacak menfaat grupları her geçen gün, -az sonra - alt yazısına çanak tutarak süreci yavaşlatmaya çalışıyor, hayvanların aleyhine örgütlenerek ciddi lobicilik faaliyetleri yapıyor, Meclis de, orta yolu bulmak için cesaretli ve radikal karar almak yerine ancak hayvansever kitleyi oyalama çalışması peşinde.

Çünkü, bu kadar küçük değişiklikle bile olsa, yeni yasa gerçekleşirse özellikle hayvanlardan sorumlu Bakanlık çalışanlarına ekstradan yük geleceği için, onların da zaten fazladan görev istemediklerinden ve alıştıkları rutinden çıkmak işlerine gelmeyeceğinden kendilerince zor durumda kalıp fazladan efor sarf edeceklerini bildikleri için, nereden çıktı şimdi bu görev fazlalığı diye kara kara düşünüyorlar…

Çünkü havyanlardan, doğadan, börtü böcekten sorumlu devlet mekanizması personeli, maalesef hayvan haklarına ilişkin vizyon sahibi değil. Verilen kararları bu konuda eğitimli hiçbir uzmana danışmadan masa başından idare etmeye kalkıştıkları için de, bu yeni değişiklikle sıkıntı yaşayacaklarını iyi biliyorlar. Ve yine maalesef, bu yasayı masa başından idare etmeye kalkanlar, biz yaşam hakkı savunucuları kadar savaşçı ruha sahip değiller... Hal böyle olunca, " az sonra" ibaresi bir türlü çıkamayan yasanın ötelenmesine zemin hazırlıyor.

Show yasası diyorum ben bu yasaya. Yasanın sadece belli türdeki hayvanların ' şartlı menfaatlerine ' kitlenmiş durumda olmasının tek bir nedeni var, o da devletin hayvanlar üzerinden para ve çıkar sağladığı alanlar...(Et sanayisi, av; çünkü devlet av sektöründen ciddi vergiler alıyor, hayvanat bahçeleri, yunus parkları gibi)

STK ' ların, akademisyenlerin, toplumun belirli kitlelerinin, siyasi partilerin, sosyal medya gücünün bir araya gelerek yıllardır yaptığı farkındalık çalışmaları sonucunda, üst düzey Meclis ve Cumhurbaşkanlığı düzeyindeki mercilerle girdikleri iletişimden görünen o ki, aşağıdakine yakın bir yasa değişikliği gündeme gelecek. Yasa değişikliğinin genel bir başlık olarak medyaya duyurusu yapılacak ama içeriğini ve tam olarak nelere sebep olacağını çoğu insan bilmediği için büyük ve anlamsız sevinçlere sebep olacak.. Oysa, yasanın içeriği araştırılmış olsa, yani av gerçeklerinde, hayvanat bahçesi gerçeklerinde, mezbaha gerçeklerinde ve diğer alanlarda hiçbir iyileştirme olmadığını bilseydik, bu kadar sevinmezdik sanırım.. Ama tabi, hayvan haklarının sadece kedi ve köpeği kapsamadığını düşünebilme yetisine sahipsek anlayabiliriz olacakları.

"Bilirkişilerin tahminince bu günlerde yargıda reform paketi kapsamında açıklanacak hayvan hakları yasasındaki türcü değişiklikler şöyle olacak:"

*Yasa, beklenildiği gibi kabahatler kanunundan çıkıyor.

Hayvanlara işkence yapanlara, ya da hayvanlarla cinsel ilişkide bulunanlara 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gelecek. Fakat cezanın yatarı yok. Ceza sabıkaya işlense de, adli para cezasına çevrilebilecek.

Hayvan işkenceyle öldürüldüyse, verilecek ceza yarı oranında arttırılıyor. Fakat tutukluluk hali yine yok..

*Sevindiren haber, sahipli hayvanlara eziyetle, sahipsiz hayvanlara eziyete ceza bakımından uygulanan eşitsizlik kalkıyor.

Yani, sahipli hayvan da, sahipsiz hayvan da, yasalar önünde eşit tutulacak.

* STK lar olarak Hayvan Haklarının savunmasını istediğimiz doğa ihtisas mahkemesi kurulmuyor maalesef..

*Sokaklardan sahipsiz kedi ya da köpeklerin toplanması ilk tasarıda vardı; iptal ediliyor. Yani, sahipsiz sokak hayvanları Belediyelerin insiyatifine bırakılmayacak, sokaklarda insanlarla beraber özgür yaşayacak..

*Sirklerle ve yunus parklarıyla ilgili yasaklar ve sınırlamalar geliyor. Mevcutlara dokunulmayacak ama yenilerinin açılmaması için ilke kararı var.

*Petshoplarda (ve ruhsatsız üretim çiftliklerinde) evcil hayvan satışı ( iki yıl gibi satışların engellenmesi için süre vermek kaydıyla ) yasaklanıyor. Detaylar yönetmelikte olacak. En büyük trafiğin olduğu internet üzerinden satış ile ilgili açık bir madde yok maalesef.

* Tüm evcil hayvanlarda mikrochipleme sistemine geçiliyor.

*Yasak ırk kavramı kalkıyor ve pittbull, dogo gibi hayvanların vermiş oldukları zarar, hayvan cinsi belirtilmeden –yani hayvandan öte- sahibinin cezai sorumluluğuna giriyor. Tür belirtmek yerine yasaya kol ve çene yapısı güçlü, tehlike arz edebilecek hayvanlar kavramı geliyor. Bu da yasaklı ırkların artık barınaklarda hapis hayatı yaşamayacaklarını işaret ediyor.

*Evde hayvan beslemekle ilgili olarak sayı sınırlaması yok.

İşte bu bir yerde iyi, bir yerde istifçiliğe sebep olabilecek serbestlik içeriyor (hükümetin ilk tasarısında vardı).

*Sahipsiz veya güçten düşmüş ev hayvanları, hayvan bakımevlerinde tedavisi ve mikrochiplenmesi yapıldıktan sonra, okul, hastane, ibadethane, çocuk oyun alanı gibi toplumun yoğun olarak kullandığı yerler hariç alındıkları ortama bırakılacak.

*Sahipli hayvanları kasten başıboş bırakmak ya da kol ve çene yapısı güçlü, tehlike arz edebilecek hayvanları ağızlıksız ve tasmasız dolaştırma yasaklanıyor.

*Kendi hayvanına eziyet eden, evinde arabasında terk eden hayvana, ST K ların ivedilikle istemesine rağmen, savcılık kararıyla evine girip hayvana el koyma yetkisi verilmiyor.

Hayvanlar, bu bağlamda derin düşünüldüğünde yine "mal" statüsünde...

Her ne kadar hayvana suç mal kapsamından çıkartılsa da, burada dipte yatan bir ihmal var, o da, hayvanları kötü muamele eden sahibin eline bırakmak.

Bütün bu maddeler tek tek masaya yatırılması, derin düşünülüp karar alınması gereken maddeler ve fakat işler mecliste konu hayvanlar olduğunda masa başından yürüdüğü için ortaya böyle başarısız bir tablo çıkıyor.

*Sokaklardaki ve bakımevlerindeki sahipsiz kedi ve köpekler üzerinde deney yapmak yasaklanıyor.

*Film ya da reklam çekimi ve benzeri işlerde, hayvanları acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde kullanmak yasaklanıyor. İdari para cezaları artırılıyor. Kabahat olarak kabul edilmiyor.

*Ölmüş ya da (a) bendi kapsamında öldürülmüş hayvanları et ihtiyacı amacıyla piyasaya sürenler için 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezası geliyor. Ama mezbahalarda acısız kesim ile ilgili bir gelişme yok…

Yıl 2021 ve hala hayvanlar mezbahalarda oluk oluk kanları akıtılarak can veriyor.

Hiç değilse acısız kesim olsaydı.

Madem bizler mezbahaları engelleyemiyoruz, en azından zavallı hayvanlar acısız kesilselerdi.

*Yeni hayvanat bahçelerinin ( zulumhanelerinin ) kurulması ya da mevcutlarının kapatılması engellenmiyor… Hayvanlar yine ve inatla birer vitrin malzemesi olmaya devam edecek.

*Deve Güreşleri bölge milletvekillerinin kronik sığlıklarından sebep folklorik adı altında devam edecek maalesef..

*Apartmanlarda sitelerde , "Yönetim Planına" aykırı olarak evde hayvan beslemekle ilgili medeni Kanunda değişiklik yapılmıyor.

* Avcılık lobisi yine istediği gibi at koşturacak. İstediği zaman istediğini vurma kararlarını elinde tuttuğu MAK 'a çıkartacak. 5199 sayılı yasadaki av hayvanları hiçbir zaman koruma kapsamı dahilinde olmayacak..

Türcü yasa, yaban hayatını ve diğer özel alanları es geçiyor.

"Görünen o ki, 5199 Hayvanları Koruma Yasası, pardon, Koruma -ma Yasası, kusurları olan ve kusurlarından faydalanılacak, suistimale açık, hayvansever kitleyi susturmak için çıkartılmış bir yasa olmaya devam edecek."

İnsanların hayvanlar için çıkardığı hiçbir yasa, samimi ve menfaate dayandırılmamış bir yasa değil..

Bütün maddelerde bir kusur, bir eksiklik var. Ama olsun, bizler yaşam hakkı savunucuları olarak hiçbir zaman yılmayacağız.

Gelecek zamanda bu yasalardan utanç duyacağız belki…

Yani, hayvan hakları savunmayı söz konusu yapmaktan.

Her ne kadar hayvan haklarını savunsak da, bu insanlık adına geç kalınmış bir idraktir... Hayvanların savunmaya ihtiyacı olmamalıdır. Onların, bizim savunma lütfumuza ihtiyacı olduğunu hala konuşuyor olmamız, toplumun cehaletidir, çünkü " Yaşam Hakkı" doğuştan verilmiştir, sonradan verilemeyecek kadar ilâhi, uğrunda savaşılacak kadar değerli, bütün türleri kucaklayacak kadar evrensel ve geniş kanatlıdır…

Yaşam Hakkı, kutsaldır...

5199 Hayvanları Koruma Yasası' nın bütün hayvan türlerini kapsadığı Güzel' e ve Kutsal' a uyandığımız günlerde görüşmek dileğiyle...

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 20 (Şubat 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
Mehtap Huri Sağsen
Yazar

Mehtap Huri Sağsen

Mehtap Huri Sağsen (veya Sağesen), HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) Ordu İl Temsilcisi ve hayvan hakları aktivistidir. 4P1K’de 14 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.