Ümit Yılmaz

Randalf: Kurban Bayramı

Bizi yıkadılar diye çok kızmıştım ama bu kurban bayramı dedikleri şey gerçekten iyiymiş… Ama iyi yönünü anlatmadan önce sevmediğim kısımları söyleyeyim. Bir kere sokağa çıkmamıza hiç izin verilmedi, ikincisi de eve durmadan misafir ve elbette çocuklar geldi. Çocukların hepsi de bizimle oynamak istedi. Ben bağlı olduğum ağacın altında bir iki defa hırlayınca benden korktular. Fakat Paskal’ ın hırlamak diye bir alışkanlığı yok, gelen herkesi yaladı, yere yatıp onlara karnını okşattı. Diyorum ya, bu çocuk fazla iyi…

Gelelim bayramın iyi yönlerine… Bol bol et ve kemik yedik. Çevredeki kokulardan böyle bir güzellik olacağını anlamıştım ama Birsu’nun bizi gezdireceğini beklemiyordum. Birsu kim mi, benim kızın kardeşi. O kadar çok insan ve o kadar çok isim var ki. İçlerinden sadece benimle ilgilenenlerin ismini öğrenmeye çalıştım. Bana Randalf diye sesleniyorlar mesela, Paskal’ ı da öğrendim. Benim kızın adı da Hazar’mış… Birsu’yu da öğrendim, bana yeter. Aaa, bir de Baba’yı biliyorum. Gerçi ona herkes farklı şeyler söylüyor ama kızlar “Baba” dediği için ben de onu ezberledim. Köpek diline daha yakın diye arada bir söylemeye çalışıyorum ama kimse anlamıyor. Aslında bizim havlamalarımız daha basit ve daha güzel, her şeyi “Hav” “hırr” ya da “uuu” diyerek anlatabiliyoruz. Bu insanlar her şeyi zorlaştırıyor. Ben de havlamayı çok uzattım, aslında Birsu’nun yaptığı sürprizi söyleyecektim. Bayramın 2. günü müydü 3. günü mü bilmiyorum Hazar’la Birsu yanıma geldi. Paskal’ la ve benimle konuşup tüylerimizi fırçalamaya başladılar. Tamam, bu fırçalama işi çok güzel de sıkıntımı gidermiyor ki! Bahçenin küçük olması yetmezmiş gibi bir de ağaca bağladılar... Offf… Of…

-Hazar, Paskal tüylerini fırçaladığımız için mutlu ama Randalf hiç de öyle görünmüyor, her an saldıracak gibi bakıyor.

-Yok canım, saldırmaz. Ama haklısın gezmeye çok alışkın ya, bağlı olmak onu sinirlendiriyordur.

-Bak ne diyorum, ben ikisini de alıp yürüyüşe götürsem…

-Babam izin verirse olur tabii ama her yerde kurban kesiliyor, kokuların peşine takılıp ta seninle yürümezlerse mahvoluruz. Daha önce birkaç tavuğa zarar verdiler diye komşularla problem olmuştu.

-Haklısın.. Senle birlikte yürüsek.. İkimiz dağ yoluna çıkana kadar sevk kayışlarını bırakmayız. Dönüşte de eve yaklaşırken gene takarız.

- İyi olur ama annem misafirler geliyor diye beni bırakmaz. En iyisi sen sadece Randalf’ı götür. Paskal halinden memnun görünüyor.

Kızların kendi aralarında mırmır konuşmalarından iyi bir şey olacak gibi gelmişti bana ama yine de beni yürüyüşe çıkaracaklarını düşünememiştim doğrusu. Yürüyüşe Paskal’ ın gelemeyeceğini de düşünememiştim ama yine de bahçe kapısından çıkarken çok mutlu oldum. Her yerden gelen et kokuları beni cezbetse de Birsu’yla beraber uslu uslu yürüdüm. O da bunun ödülünü verdi; ormanlık bir yere gelince beni çözdü. Bir sağa bir sola deli gibi koştum. Ben böyle aşağı yukarı koştururken bir de baktım küçük kız beni geçmiş. İnsanoğluna göre bayağı hızlı yürüyor doğrusu. Hemen koşa koşa peşinden gittim. Yokuş yukarı bir yere doğru tırmandık. Ben dilimi bir karış dışarı çıkarıp dinlenirken o da yere oturdu. Çantasından bir şişe çıkarıp kafasına dikti. Galiba su içiyordu. Çok canım çekti, hava öyle sıcak ki,

-Oğlum… Susadın mı? Hadi bir iki dakika daha dayan, biraz ilerde bir çeşme var…

O önde ben arkada biraz daha tırmandık, bir de ne göreyim şırıl şırıl akan bir su. Tam benlik… Önce kana kana su içtim sonra çamurun içinde yuvarlanabildiğim kadar yuvarlandım..

-Hey Allahım!... Sen daha iki gün önce yıkanmadın mı? Ama sana bir şey diyeyim mi öyle güzel yuvarlanıyorsun ki benim bile canım çekti…

Küçük kız bana bakıp kahkaha atmaya başladı, herhalde sıcak dokundu. O da dilini dışarı çıkarsa faydası olur mu acaba?

-Bu sıcakta anca bu kadar yürünür. Ama şu manzaranın güzelliği her şeye değer, değil mi oğlum?

-Hav… Hav…

Küçük kızın kahkahası bitince yan yana durup biraz etrafı seyrettik. Çok yükseğe çıkmışız galiba, aşağıdaki ağaçlar çok küçük görünüyordu. Sonra dönüş yolculuğu başladı. O şarkı söyledi ben de ne kadar kelebek görürsem kovaladım, bir ara bir kirpiye bile denk geldim. Öyle keyifli bir yürüyüş oldu ki eve gelip Paskal’ı görünce biraz suçluluk duydum. Neyse, bayram bitince onunla da gideriz.

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 10 (Ekim 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
ÜY
Yazar

Ümit Yılmaz

4P1K’de 9 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.