Barış Bahadır

Merhaba Pati Sever Dostlar

‘‘ Sokak Hayvanları Adına, Motorumla Türkiye Yollarında… ’’adlı projemle iki yılda yaklaşık yirmi dört bin kilometre yol yaptım. Türkiye’nin dört bir yanına gittim. İki şehrin arasında kalmış ya da oralara terk edilmiş canları besleyip, yardıma ihtiyacı olanlara yardım ettim. Ülkemin dört bir yanındaki hayvanseverlerle etkinlikler yaptım. Bu bazen kermes oldu, bazen kulübe yapımı, bazen de besleme… Bu serüvenimi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum, keza değil miydi paylaşıldıkça çoğalan şeyin mutluluk olduğu… Bakalım bu yazımda neredeyim? Hazırsanız başlayalım…

Güneş’in üşüdüğü şehir; Ardahan’dayım!

Türkiye’nin zorlu coğrafyalarından biri… Yüksek tepelere kurulu, yılın büyük bölümü beyaz örtü altında kalan, soğuktan insanın nefesini kesen topraklar. 1992 yılında il olarak kabul edilen Ardahan, ülkemizin en küçük şehirlerinden. Şehir küçük olsa da, vefakâr ve cefakâr insanlarıyla ülkemiz için önemli bir değer burası. O kadar zorlu şartlara, imkânsızlıklara, eksikliklere rağmen çalışıp üreten, mazeret sunmayan, kıymet bilen insanların yaşadığı yerdir Ardahan. Eğer hiç gitmediyseniz, ön yargılarınızı kırıp, uzaklığına ya da soğukluğuna bakmaksızın en azından bir kez olsun ziyaret etmenizi tavsiye ettiğimiz bir yer. Sokaklarda gezen kaz sürüleri, atlı kızakları, Çıldır Gölü ve heybetli dağları ile kendine has güzellikleri olan bir şehir.

Benim Ardahan’a ulaşmam her ne kadar temmuz ayı olsa da tam şehre girdiğimde bastıran yağmur doluya çevirmişti. Hemen bir akaryakıt istasyonuna sığınmıştım. Hem benzin depomu doldurmuş hem de çay içerek ısınmaya çalıştım.

Ardahan’da bir melek!

Buraya gelmeden adını duymuştum, herkes onu Ardahan’da böyle tanıyordu. Zorlu yaşam koşullarına rağmen sokaktaki dostlarımıza yardım eden ‘melek ’… Bu meleğin adı Kübra Nur Eren. Kendisi beş yıl önce Trabzon’dan Ardahan’a gelmiş. Değerli annesi Ceylan Hanım muhteşem bir evlat yetiştirmiş. İkisiyle de buluşmak için hava biraz fırsat verince hemen buluşma yerimize yol aldım.

Onlarla tam vaktinde Ardahan Belediyesi Sokak Hayvanları Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde buluştum. Enerjik, hırslı ve sevgi dolu anne kızı görünce gurur duydum.

Sokak hayvanlarin annesi̇, dostu ve sahi̇bi̇

Değerli annesi Ceylan hanım ‘Mükemmel bir evlat yetiştirmiş’ demiştim sanırım bir kez daha diyeyim.. Kübra küçükken onu hayvan sevgisiyle büyütmüş. Can dostları beslemeye giderken yanında onu da götürmüş. Böylece kızına küçükken hayvan sevgisini aşılamış.

Sokak hayvanlarını çok seven ve onları bebek gibi gören Kübra, yaklaşık beş senedir Ardahan’da yaşıyor ve sokak hayvanlarına gönüllü olarak bakıyor. Hayvan barınağındaki hayvanları düzenli olarak ziyaret ediyor ve besliyor.

Kışın özellikle Ardahan’da Sokak hayvanları çok zor günler geçiriyor. Bu zor şartlar altında dahi insanüstü çalışmalar yapmış Kübra. Hatta sokak hayvanlarına olan sevgisi ve ilgisinden dolayı birçok komşu ve mahalle sakini tarafından şikâyet dahi edilmiş (Türkiye’nin her yerindeki hayavanseverler gibi) ancak hiç birini dikkate almamış pes etmemiş. Okullarda seminerler vermiş, mama kampanyaları düzenlemiş, şehrin her yerine mama kaplarını yerleştirmiş… Sayın Vali ve Belediye Başkanı ile sürekli görüşmeler dahi yapmış.

O kadar tatlı sohbet ettik ki, bakım evindeki canlarla o kadar güzel zaman geçirdik ki saate bakmayı unutmuşum. Kendilerine Ardahan da yaptıkları ve verdikleri emekleri için ayrıca bana ayırdıkları zaman için teşekkür edip Muş için yola çıktım.

Hava hala serin yaklaşık dört yüz kilometre yolum var. Yollar sakin ama bir o kadar güzel. Yollarda denk geldiğim can dostlarıma mama ikram ediyorum. İnanın bu mutluluğu kelimelerle anlatamıyorum.

Muş

Burası Muş’tur Yolu Yokuştur…

Türkünün, ortaya çıkış hikâyesi ise şöyledir: “ Bir zamanlar Osmanlı, Yemen çöllerinde, yaman bir savaşa katılır. Buradaki savaşın kazanılması için, Yemen yöresine bir asker alayı ile gidilmesine karar verilir. Ancak; bu kararı verenler, Yemen çöllerinde, zor şartlar altındaki askerlerin savaştan kaçmamaları için, hepsinin belli bir yöreden, vilayetten ve hatta birbirlerine akraba olmaları istenir. Fakat tek bir vilayetten yeteri kadar asker müracaatı olmaz, çeşitli yörelerden asker olmak isteyenler ise, kurulması düşünülen alay için yeterli olmaz. Bu sırada Muş yöresinden Bulanık, Malazgirt ve Varto ilçelerinden hep birlikte, bu kurulması düşünülen, Yemen alayına katılmak için müracaat gelir. Osmanlı askeri yetkilileri Muş yöresinden gelen bu müracaatı kabul ederler ve Yemen yöresine gönderilecek alayın, Muş yöresindeki askerlerden oluşmasını sağlarlar.

Hazırlanan alay, kısa süre sonra Yemen yöresine gönderilir, ancak aradan geçen aylara, yıllara rağmen, gidenlerin hiçbiri geri dönemez. İşte, bu türkü; Yemen çöllerine gönüllü olarak giden ve bir daha geri dönemeyen, o kahraman insanların anısına yazılmış, söylene gelmiştir.

Burası Muş’tur, yolu yokuştur

Giden gelmiyor, bu nasıl iştir

Evet, Muş’a geç saatlerde vardım. Otelime yerleştim. Ertesi sabah eskrim antrenörü ve hayvansever arkadaşım Burak Özdemir ile buluştum.

Öğretmen Sayın Zelal Karahan, Muş’ta canlar için her türlü çalışmaları fedakârca yapmış. İstanbul’a tayini çıkınca, her şeyi Burak üstlenmiş. Mesaisinin dışında kalan tüm zamanı neredeyse can dostlara ayırmış Burak.

O ve eskrimci öğrencileriyle Belediye’nin Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne gidiyoruz. Ardından beslemeye çıkıyoruz. Kediler, köpekler Burak’ın geldiğini görünce koşarak yaklaşıyor yanımıza. Bu sevgi inanılmaz, ayrıca gençlere örnek oluşu muazzam… Bugün bizler, yarın bu gençler sahip çıkacak can dostlarımıza diyor. Ülkemin her yerinde bu kahramanların oluşu beni gururlandırıyor.

Dostlar bir sonraki yazıda bakalım nerede olacağım.

Bol patili mutlu günler…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 23 (Mayıs 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
BB
Yazar

Barış Bahadır

4P1K’de 11 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.