Barış Bahadır

Merhaba Pati Sever Dostlar

‘‘ Yine Aylardan Kasım, Sanki Sende Kaldı Bir Yarım…’’. Ne güzel şarkıdır dimi? Ne güzel yazmış Sayın İskender Türsen. Kasım ayı sadece benim için değil, tüm Türkiye için, ulusumuz için çok farklıdır. Atamızın ebediyete göç ettiği aydır Kasım. Bu sebeple yazımın başında Ulu Önderimizden bahsetmek, onun nasıl bir hayvansever olduğunu sizlere anlatmak isterim ki onu anlatmaya sayfalar yetmez biliriz…

Türk Milleti’nin Milli Mücadele’yi kazanarak bağımsızlığını kazanmasını sağlayan Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, savaş sonrasında kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni sağlam temeller üzerine inşa etmek için uğraşmıştır. Asker, devlet adamı, eğitimci, inkılâpçı, önder vb. birçok vasıflara sahip olan Atatürk aynı zamanda duygu yönü çok zengin bir kişiydi. Merhamet duygusu güçlü olan Atatürk, hayvanları da çok severdi. Atatürk’ün, Sakarya adlı atı; Alp, Alber ve Foks adlarında da köpekleri vardı. Atatürk’ün Çankaya Köşkü’nde bir güvercinliğinin bulunduğu da biliniyor. Ayrıca Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinde de birçok hayvan beslemekteydi önderimiz.

Yaşamı boyunca 3 köpeği oldu, Atatürk’ün… İlkinin adı Alp’ti.1.Dünya Savaşında doğu cephesinde savaşırken sahiplendi onu. Mustafa Kemal izin vermeden Alp çadıra girmez, kimseyi de içeri sokmazdı. Gözünün içine bakar, ondan talimat beklerdi. Tam bir bekçiydi.

İkinci köpeğinin adı, Alber’ di. Kurtuluş Savaşında esir bir Yunanlı generalin köpeğiydi. Beyaz sarı renklerde bir av köpeğiydi. Hareketli, oyuncu ve söz dinlerdi. Öldüğünde Mustafa Kemal’in çok üzüldüğü söylenir.

Mustafa Kemal’in son köpeği ise Foks’ tu. Atatürk’ün en büyük aşkıydı. Bir Alman Pointerdi. Avcı köpeği yani. Yalova’da fotoğrafçı Hasan Efendi’den almıştı. Kahverengi bir erkekti. Yurt gezilerinde, trende, vapurda, otomobilde hep yanındaydı. Resmi görüşmeler de bile…

Evet dostlar, yazmakla bitmeyecek, sayfalara sığamayacak Başöğretmenimizi, Cumhuriyetimizin kurucusu Milli Mücadelenin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 83. yılında saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.

Sonbaharın kendini hissettirdiği bu günlerde sokaktaki dostlarımız için yaşam, yavaş yavaş zorlaşıyor. Havaların soğumasının yanı sıra, piknikçilerin azalması ile patilerin mama bulma olasılıkları azalıyor. Biz hayvanseverler içinde, yazın yapılan beslemelere nazaran daha zor oluyor soğuk ve yağışlı havalarda yapılan besleme çalışmaları. Bense geçen ay, hayatıma değişik bir karar alarak başladım. Uzun zaman sonra yaklaşık elli bin kilometre yol arkadaşım olan, üç kere Ardahan’dan Edirne’ye yol aldığım, sokaktaki dostlarıma beni ulaştıran motorumu sattım. Uzun zamandır karavan hayalimi yaşamak için bir adım attım.

Uzun aramalar sonucu Antalya’dan aldım karavanımı. Benim için sokaktaki dostlara yaz kış ulaşabilmek adına güzel bir başlangıç oldu. Daha fazla mama taşıyabilecektim. Hatta yaralı gördüğüm canı, yanıma alıp hemen veterinere ulaştırabilecektim. Bakalım hayalimdeki kadar yararlı olmamı sağlayabilecek miydi yeni karavanım.

Karavanımı aldıktan sonra motosiklet ile yaptığım yolculuktan tamamen farklı olan bu macerama bir yerden başlamak lazımdı. Ben de yakın bir lokasyon olan, keşfedilmeyi bekleyen küçük sahil kasabası Filyos’ a gitmeye karar verdim. Filyos; Zonguldak ilinin Çaycuma ilçesine bağlı küçük, şirin bir kasabadır. Büyük şehirlerden uzakta, Batı Karadeniz’de denizin kıyısında şirin, küçük bir kasaba. Aslında çok görülecek bir yeri yok. Yazın küçük kumsalında denize girmek keyifli. Ayrıca bir de antik Teion-Billaos Kenti ve Kalesi var ama daha çok zaman var onları anlatmak için…

Aslında bir gezi hikâyesi değil bu. Küçük bir mola, doğayla baş başa kalma, dalgaların arasında kaybolma, patilerle buluşma yazısı. Akşamüstü ulaştım Filyos’ a. Deniz kıyısında önce gözlerimdeki denize olan açlığı doyurdum. Yalnızlığa terkedilmiş, kumsaldaki çakıl taşlarıyla buluşan dalgaların sesini dinledim sessizce. Hafif hafif esen rüzgârla gelen iyot kokusunu çektim akciğerlerime. Burada bulunan yaklaşık elli civarındaki havhavlı, miyavlı dostlarla buluştum sahil şeridinde.

Önce mamalarını verdim, yaklaşık üç büyük mamayı bitirdim. Sonra oyunlarını izledim uzun uzun. Ne kadar özgürlerdi ne kadar mutlu. Buradaki esnaf inanılmaz hayvansever. Her bir dükkânda mutlaka ya bir kedi ya da bir köpek vardı. Balık restoranlarının önünde yüzümü güldüren bir yazı. ‘Bu restoranda artan yemekler sokak hayvanlarına ikram edilir .’Bu insanlarının yardımseverliği, sakinliği beni hep etkilemiştir.

Ve gençler, Filyos patileri adında oluşturdukları dernek ile buradaki yüzlerce cana her zaman destek oluyorlar. Neredeyse her patili canın adı var burada. Besleme noktaları oluşturulmuş ve harika organize olunmuş. Yeni nesil muhteşem geliyor bence.

Ayrılıyorum Filyos’ tan ve yine muhteşem güzellikteki, bir başka Karadeniz kasabasına Amasra’ya gidiyorum.

Amasra hakkında birçok yazı yazılmış, hatta birçoğunuz tarafından bizzat gidilerek oralar keşfedilmiştir. O nedenle ben kendi penceremden, sokaktaki dostlarımızın olduğu pencereden, sizlere bir şeyler anlatmak istiyorum. Filyos gibi Amasra’da hayvansever insanlardan, esnaflardan oluşuyor. Herhalde Karadeniz’in turistik yerlerinde, hayvanseverler daha yoğun. Belediye tarafından çoğu kısırlaştırılmış hatta çipler takılmış dostlarımıza. Gezerken birçok mama kapları gözüme ilişiyor. Hepsi de dolu.

Bense merkezden biraz daha ücra taraflara gidip, oralarda besleme yapıyorum. Her zamanki gibi bolca mama bolca sevgi. Onları anladığımızda daha güzel olacak bu yaşadığımız dünya. Karavan gezilerime sokaktaki dostlar için devam ediyorum. Sizlerle yaşadıklarımı paylaşmak, tanıştığım hayvanseverleri sizlere anlatmaksa harika.

Bir gün bir yerlerde karşılaşmak üzere kalın sağlıcakla…

Bir sonraki yazımda Bolu Aladağ ve Fenerbahçe Topuk Yaylasında yaşadıklarımı, oradaki patileri paylaşacağım.

Bol havhavlı, miyavlı güzel günler dostlar…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 29 (Kasım 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
BB
Yazar

Barış Bahadır

4P1K’de 11 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.