Merhaba, baharın yüzünü gösterdiği güzel günlerden kucak dolusu merhaba
Bahar aylarında Fethiye’de yaşamanın nasıl bir ayrıcalık olduğunu insan bir kere daha anlıyor. Gözlerinizi kapatıp ruhunuzu dinlendirirken kuş sesleri içinize doluyor. Bu güzel rüyayı biraz daha sürdürmek için inatla gözlerinizi sımsıkı kapatıyorsunuz. Nerde olursanız olun gözünüzün önüne kır çiçekleri geliyor önce, sonra aralarında uçuşan arıların kanat vızıltıları… Parmağınıza bir uğur böceği konuyor. “Annem sana terlik pabuç alacak, uç uç böceğim...” derken buluyorsunuz kendinizi. Gözlerinizi açsanız da o çocukluk hayali bir süre daha önünüzde duruyor. Çocukluğumdan bu yana en sevdiğim iki böcek bal arısı ve uğur böceği olagelmiştir. Arıların o vızıltılarıyla çiçekten çiçeğe konmalarını hep büyüleyici bulmuşumdur, uğur böceği de içimi hep iyi bir şeyler olacağı umuduyla doldurmuştur. Uzun süreden bu yana içimi yine umutla dolduran başka uğur böcekleri de var. 2004 yılında İzgören Akademi Eğitim ve Danışmanlık şirketi içinde yolculuklarına başlayan bu uğur böcekleri, Haziran 2015’de dernekleşerek Uğur Böcekleri Derneği adını alıp kurumsal bir kimlik kazandı. “Peki, bu güzel böceklerin kitapla ne ilgisi var ?” derseniz, size önce güzel bir insandan söz etmeme izin verin; Ahmet Şerif İzgören.
Bu dünya güzeli insanla bir kişisel gelişim etkinliğimiz nedeniyle tanıştım. Sohbetimizin ilk dakikası dolmadan dost olmuştuk bile. Kendisi bilmese de benim kişisel gelişim konuları ve kitaplarıyla ilgili önyargılarımı yıkıverdi. İyi bir okuyucu olduğumu düşünmeme rağmen kişisel gelişim ve felsefe kitapları konusunda yeterli olmadığımı söylememe izin verin. Felsefeyle ilgili yetersizliğim gördüğüm eğitimin yanlışlığından kaynaklansa da, ilerleyen yıllarda ben de tembellik yapıp bu konuya pek eğilmedim. Ama son yıllarda açığımı kapatmak için uğraşıyorum ve bu konuda önerilere de açığım. Kişisel gelişim kitaplarıyla ilgili ise olumsuz bir önyargıya sahiptim. Hatırlarsınız belki bir ara “Secret” kitabı fırtınası esmişti. Ben de merak edip okudum. Kitap boyunca anlatılanları ben size Mevlana’nın bir dörtlüğü ile özetliyeyim;
- “Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
- Geriye kalan et ve kemiksin
- Gül düşünürsün gülistan olursun
- Diken düşünürsün dikenlik olursun.”
Secret kitabında da aşağı yukarı bu anlatılıyordu ama Mevlana’nın dizelerindeki o alçakgönüllülük, o naif duruş yoktu. Çok fazla “ Ben” vardı. A. Şerif İzgören’in konuşmasını dinledikten sonra tüm kitaplarını alıp okudum. O kitaplarda hep “Biz” vardı, sevgi, hoşgörü ama en önemlisi insan sıcağı vardı. Kitaplarında okuyucuyu birinci olmaya değil mutlu olmaya, insan kalmaya yönlendiriyordu. Okuyucu olmanın yanı sıra kitapçı olmaya karar verdiğimde “Kişisel Gelişim” kitaplarının raflarını Elma ve İzgören Akademi’nin kitaplarıyla doldurdum. Benden kitap önerisi isteyenlere gönül rahatlığıyla önerdiğim kitapların başında geldiler hep. Okumayı sevmeyen ama bir yerden başlamak isteyenlere ilk önerim hep “ Avcunuzdaki Kelebek” oldu. Ardından “ Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır” la devam ettim.
Birçok insana kitap okumayı sevdiren yazarımız kimdir, necidir diye merak ettiyseniz kısaca şunu söyleyeyim; 1965 yılında İzmir’ de doğdu. 1983 yılında Kuleli Askeri Lisesini ve 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dil Bilimi Bölümü’nü bitirdi. Silahlı kuvvetlerde üsteğmen rütbesine kadar görev yapan İzgören 1991 yılında ordudan ayrıldı. Hayatının geri kalan safhasını internetten okuyabilirsiniz nasılsa diyerek ben sözümü tekrar “Uğur Böcekleri” ne getirmek istiyorum.
Sloganları ; “İyilik yap, karşılık bekleme.
Bilgiyi paylaş, karşılık bekleme.” olan böceklerimiz kendilerini şöyle tanıtıyorlar;
“Türkiye’nin dört bir yanında birçok il, ilçe ve köy, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, ilköğretim okulu, lise ve üniversite ve sivil toplum kuruluşuna gönüllü Uğur Böceklerimizle ücretsiz seminerler vermeye gidiyoruz. Amacımız bilgiye ulaşmakta güçlük çeken yerlere bilgiyi ulaştırmaktır. Ne yazık ki köydeki bir öğrenci ile büyük şehirdeki öğrenci arasında bilgiye ulaşma konusunda farklılıklar oluyor. Biz de işte bu noktada kendi alanında uzmanlaşmış gönüllü eğitmenlerimiz ile bizden eğitim talebinde bulunan her seviyeden okula, yetiştirme yurtlarına, yaşlı bakım evlerine, ceza infaz kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına giderek “Kendi Hayatının Lideri Ol” (KHLO) başlıklı seminerler veriyoruz. İstiyoruz ki bir çocuğun gülümsemesi her yerde aynı olsun. Bu kapsamda 2004 yılından bu yana 385.000’den fazla kişiye bu seminerle ulaşmış bulunuyoruz. 13 yılda 3.400’ün üzerinde gönüllü seminer verdik. Ayrıca Uğur Böceklerimiz 2011 yılından beri Türkiye’nin dört bir yanında çevrelerinde gördükleri sorunlara çözüm getirebilecek “Küçük İyilik Fikirleri”ni de hayata geçiriyorlar. Bu kapsamda birçok yerde kütüphaneler kurdular, binlerce kişiye okuma yazmayı öğrettiler, öğrencilere ders verdiler, ağaç diktiler… Birbirinden farklı 101 projeyi hayata geçirdiler.”
“Dernek amblemlerindeki beş beyaz nokta -Dürüstlük, İş Kalitesi, Girişimcilik, Yurt Sevgisi –Hoşgörü-değerlerini ifade etmektedir.” Diyelim ve sözü; 7 den 70 e, çevresindekiler için, ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen herkesi kucaklayan bu uğur böcekleri ailesinin en büyüğü A. Şerif İzgören’in yazdığı son kitaba getirelim…
“Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen “
A.Şerif İzgören, bu kitabın önsözünde ülkemizin sorunlarını sıraladıktan sonra şöyle devam ediyor;
“ Oysa bunların hiçbiri bu güzel ülkenin sorunu değil.
Tek bir sorunu var bu ülkenin; çağın gerisinde ve her dönem siyasetin etkisinde kalmış, ruhunu kaybetmiş, verimsiz bir eğitim sistemi.
O yukarıdaki maddeler sorun değil, sadece sonuç.”
Beş bölümden – Öğretmen, aile, öğrenci, sistem, ülke kültürü- oluşan kitapta yine o içtenliği ile hiç ahkâm kesmeden, sizi düşündüren, umutlandıran bizden öyküler-gerçek öyküler-anlatıyor. Kitabın son sayfasını çevirdiğinizde “Ben de bir şeyler yapabilirim, yapmalıyım” diyorsunuz. Zaten onun amacı da bu. Ülkemizdeki güzel insanları harekete geçirmek. İnanıyorum bunu başaracak da… Nerede bir İnsan varsa orada A. Şerif’in Dostu vardır. Güzel gönüllü, aydınlık yüzlü Dost insan, dilerim bu kitabın ülkemizdeki her kitaplıkta yer alır ve gerçek amacına ulaşır.
Son sözü yine Dost A. Şerif’e bırakıp “ dostlukla kalın” diyorum.
“Bir üniversite içinden geçiyoruz, araçta öğretim üyeleri de var. Mahkeme kararı ve sit alanı olmasına rağmen bir gece yarısı belediye girmiş üniversitenin içine iş araçlarıyla, binlerce ağaç kesmişler, sahneyi görünce gözlerimiz doldu. Araçtakiler belediye başkanının ne kadar çevreye duyarsız, kanunsuz ve acımasız olduğunu konuştular biraz.
Küçük kızım Simin, ilkokul üçte falan. “Bence yanlış kişiye kızıyorsunuz” dedi. Araçtaki herkes dönüp baktı.
“ İlkokul öğretmenine kızın. Eğer iyi bir öğretmeni olsaydı, ona ağaçları sevmeyi öğretirdi…”


