Dr. Efe Onur

Kafes Kemirgenleri ve Oral Davranış Bozuklukları

Merhabalar;

Bu yazıya ilk defa zorlandım konu bulmak için, takip edenlere saygımdandır temcit pilavı gibi dişeti enfeksiyonu o bu değil bu sefer; refah, sosyoloji, felsefe ve fizik yoğuracağız.

Utandırmasın diyerek başlıyorum:

Kafes kemirme sendromu, ilk başta akla çok net ne olduğunu canlandırsa da, sebeplerinin köklerinde bizlerin sorumlulukları olduğunu hatırlatma ihtiyacı duydum.

Bu sendromu tipik olarak kanin dişlerin distal yüzlerinde (arkaya doğru içbükey kavisli olan yüzey) oluşan aşınmalarla teşhis etmek oldukça kolaydır (aşina bir göz için konuşuyoruz).

Dişlerin mohs sertlik dereceleri ile ilgili “köpeğime kemik verebilir miyim?” konulu yazıda bahsetmiştik, sertlik derecesi skalada dişin üstünde olan her nesne dişleri aşındıracaktır. Bu aşınmanın sebebi köpeğin kafesini kemirmesidir, peki neden kafesini kemirir bir köpek?

Bulunduğu alanı reddeden insanları sanırım gözünüzde canlandırabilmişsinizdir, bunun üzerine hayatında tek bir obje veya nesneyi en önemli yere yerleştiren ve ölümüne takıntı haline taşıyabilen bir canlıyı düşünün.

Tamam mı kafese girdiniz mi? Şimdi zaman kavramınızı yitirmenizi ve bugün, dün yarın nedir unutmanızı istesem? Köpeğin obsesyonu ve amaca ulaşırken karşılaştığı zorluğu aşmak için yaptıkları dillere destan olabilir. Bunun arkasındaki güç, bu görev bilincine neden olan obsesyon ve takıntı halidir. Bu takıntıyı eğer doğru yönlendiremezsek, görev ve konum netleştirilmeyen köpeğin ister istemez davranış sorunları göstermesi söz konusu olacaktır. Alanımın dışında konuşurken çok daha hassas ve tedirgin yazdığımı da eklemek isterim. Görüşlerime katılmayanların geri beslemeleri çok kıymetli olacaktır.

Gelelim bu takıntının patolojik boyutlarına, stereotipik davranış bozukluklarına (ucundan). Sürekli kafeste kalan ve stresini kafesi ısırarak rahatlayan bir köpek hayal etmenizi isteyecek kadar gaddarım bu yazıda.

Oldu mu hissettik mi dişlerimizin gıcırtısına rağmen sahibimizin bizi duymamasının acısını? Sürekli tekrarlayan ve kontrol edilemeyen davranışları hayvanat bahçelerinde kötü koşullarda kalan vahşi hayvanlarda kolayca gözlemleyebilirsiniz. Bunu evcil hayvanlara da yapmaya hakkımız yok. Refah seviyelerini maksimumda tuttuğumuzdan emin olmanın yolu da okumaktan ve güncel kalmaktan geçiyor.

Çomar neden kafeste?

İşin sosyolojik planına en çok söz söyleyebilecek pozisyonlardan birisindeyim sanırım bu nedenle ukalalığımı affedin. (Doktora tezimi dileyen YÖK veri tabanından indirebilir güzel verilere erişeceksiniz.) Çomar kafeste çünkü evde ona yer yok, koltukları kemiriyor veya sadece tüy döküyor… Tüy kuşta olur köpeğinki kıldır onu bile diyemeyecek kadar tiksiniyoruz. İnanın benim eski ev arkadaşım da bir köpek kadar kıl döküyordu.

Kıla tahammül yoksa bahçede kalan köpek iş köpeğidir diyebilirsiniz.

Kabul, hatta iyi bir işi olması görev hissi oluşması. Peki, çomar (kocca kangal diyelim) kaç koyun güdüyor? Hiç.. 50m2 çim alanda çocuklarla oynuyor. Aktivite? Yok… E diyelim bekçilik yapıyor, kabul. Nerede? Gezinme zamanları veya en azından serbest gezi hattı veya zinciri var mı? Gölge alanı var mı? Yok, ama 5m2 süper lüks villası var (dışarıdan bakınca) hem de kaloriferli…

Konunun özü şu, çomar insan değil. Çatısı bizim gözümüzü şenlendirecek döşemelerden ve mimariden, pireli keneli leş bir ahşap kafese değil, herhangi bir mimari akıma ait (hani en iğrenç bu da sanat mı yahu dedirten newage akımı bile olur) hijyenik, damı akmayan kuru ve gölge olan herhangi bir yere talim eder yemin ediyorum.

Kafes kemirmesi diyelim çözülemedi, çiğneyemeyeceği malzemelerden bir kafes yaptırmak da mı zor? Bu canların davranış sorunları tıpkı evdeki çocuğumuzun okuldaki veya hayattaki davranış sorunları kadar BİZLERİN sorumluluğundadır. Yemek ve su değil, yaşamsal ihtiyaçlarını ve minimum refah ihtiyaçlarını değerlendirmek gerekir.

Evde golden bakanlar siz de masum değilsiniz, 200m2 evde kaç sülün avladınız bakalım av köpeğinizle? Sadece çiş gezmesi değil ava gitmesi lazım onun ava, avlanın demiyorum ama av simülasyonu yapmazsanız o enerji size kemirilmiş terlik ve koltuk olarak geri gelecektir emin olunuz. Atopilerden ön dişleri tamamen aşınan hastalara da başka yazıda değineceğim…

Jack Russel bakıp “ bu hiperaktif hocam ya” diyen de masum değil üzgünüm. Malikânede kaç tilki var lordum? Kraliçe Viktorya’nın torunlarına hiç sözüm yok linç yeriz. Brahisefalik ırklar başka yüzyılda sorunumuz olacak sanırım...

Peki, ne yapıyoruz bu hastalığın tedavisinde? Biz konumuza sadık kalalım, memleket iki paragrafla kurtulsaydı…

Bu hastaların tedavi edilsin diye getirilebilecek kadar şanslı olanları var elbette. Çare genellikle kanal tedavisi ve kaplama ile oluyor, ama bazen kırılarak gelen ve dişini çekmek zorunda kaldığımız hastalar da olmuyor değil. İşin şans boyutu, kırık dişeti hizasının üzerinde mi altında mı kırılacak sorusunda. Diş yarıya kadar aşındıktan sonra her yerden her yöne kırılabilir. Amaç mevcut olanı korumak, kırılanı eskisi gibi yapmak değil. Sivri silah üretmek asla değil! Metal kaplamanın (kuron kaplama) amacı, yaşanan mine kaybının telafi edilmesi ve dişin daha fazla aşınarak kısalmasının engellenmesidir.

Yazıyı okuma ihtimali olan (ve haliyle garipseyecek) diş hekimlerimiz için, fotoğraflarda kole uzun kalmış dediğinizi duyuyorum. Bunun nedeni periodontal oluğu temiz tutmak istememiz, zira bizler kadar dişleri iyi fırçalanmıyor.

Peki dişlerin kırılmasını beklemeye gerek var mı? Hayır elbette. Bu seviyede hasar görmüş dişlerin mutlaka uzunluklarını korumak (kaplama yaparken paralelliğe yaklaşabilmek adına) büyük avantaj sağlar. Mevcut dişler canlıyken veya kanal tedavisi ile birlikte kaplanırsa ek hasarların oluşması engellenecektir.

Gel gelelim bu takılan dişler de bir günde hastanın davranışını değiştiremediğinden, yaşam alanına dönüp kafesini kemiren ve kaplamasını düşüren hastalarımız da oluyor. Tedavi ederken bütüncül düşünmenin artısı, bu gibi sorunları yaşamadan ön görmek. Buna rağmen onca masrafa girilen ve başarısız olunan kaplamaların faturası bize kolayca çıkarılabiliyor. Sanırım bu da biraz savunma refleksi yarattı bünyemde.

Yeni yazıda yeni bir konuyla buluşmak üzere.

Sağlıklı dişler!

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 13 (Temmuz 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
EO
Yazar

Dr. Efe Onur

4P1K’de 5 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları