Hayvan Sevginizde Samimi misiniz?
Hayvanları Hayvanseverlerden Koruma Derneği diye bir dernek olduğunu biliyor muydunuz?
İlk duyduğumda çok şaşırmıştım.
Sonra üzerinde düşünmüş ve bu derneğin ismini çok manidar bulmuştum.
Bu dernek isminin üzerine kitap bile yazılabilir diye düşündüm.
Hayvanları Hayvanseverlerden Koruma Derneği!
Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim.
Hayvanlara zarar veren insanların canlar için nasıl bir tehdit oluşturduğunu biliyoruz elbette.
Ama ya hayvansever görünüp hayvanlara zarar verenler varsa?
Köpek üretimi yapan bir insan düşünelim. Golden, Labrador ve Terrier gibi canları üst üste doğumlarla yıpratıyor, anne ayrı yavrular ayrı perişan oluyor.
Sanki sokaklarda, bakımevlerinde hiç golden, terrier ve labrador can yokmuş gibi!
Bu duruma ücretli sahiplendirme diyorlar.
Ve yine bu üreticiler hayvansever olduğunu söylüyorlar, birçok insan da buna inanıyor.
Hayvan üreticileri hayvansever olamaz!
Sonra, evinde kedi bakmak isteyen sözde hayvanseverlerden biri düşünüyor ve şöyle diyor:
“Bir kedim olsa, gelse kucağıma kıvrılsa, mırıldansa, bende sevsem.
Ama koltuklarımı tırmalamasa, tüy dökmese, kızgınlığa girince etrafa idrar bırakmasa, canı sıkılınca miyavlamasa, öyle durduk yere sağlık sorunları çıkmasa kısacası biblo gibi dursa.”
Mümkünse sokak kedisi (!) olmasa.
Hayvanseverimiz, bir petshopa gidiyor, sakin çok tüy dökmeyen bir kedi istiyor. Petshoptaki satıcının tam istediği müşteri modeli.
Peşin parayla kendine can dostu satın alacak bir müşteri.
Scotish Fold bir yavru ne de güzel duruyor vitrinde sanki bir eşyaymış gibi...
Kulaklar kıvrık, sakin, miyavlamaz bile, tırnaklarını çıkardığını görmezsiniz diye ballandıra ballandıra anlatıyor petshoptaki satıcı.
Hayvansever (!) yavru kediyi kredi kartına 5 taksitle alıyor. Canlı hayvan satışında iade yok diyor petshoptaki satıcı. Hevesle kediye lazım olan tüm malzemeler alınıyor.
Irk kedisi olan bu insan artık tam bir hayvansever.
Günler günleri kovalıyor, yavru kedi büyüyor, tüy dökülmeleri artıyor, bu dönemlerin sıkıntısı yetmezmiş gibi bir de kusma ekleniyor dertlere. Kedicik kızgınlığa girip sağa sola tuvaletini yapıyor. Kızgınlığa girmemesi için kısırlaştırmak gerek ama o da bir masraf, zaten aşıları da var düzenli yaptırılması gereken.
Sıkılıyor hayvansever insan (!) Kendime harcamadığım parayı ona mı harcayacağım diye.
Sağda solda tanıdıklarına söylemeye başlıyor. Kedimi sahiplendireceğim diye. Önceleri niyeti ücretli sahiplendirme, ama ırk da olsa yetişkin kedi istemiyor birçok hayvansever (!)
Hayvan sahipleneceğim ama yavru olsun bana alışsın diyor.
Bir bakıyoruz dünya tatlısı Scotish Foldumuz ya bakımevinde, ya sokakta. Kısır değilse bir üreticinin elinde.
Sadece ırk severek hayvansever olunmaz.
Sokaktaki kedilerin, köpeklerin; evin etrafındaki kuşların önüne bir kap su bir kap mama koymuyorsa hayvansever(!) sadece kendi hayvanını sevenlerdendir.
Sokakta yaralı bir can gördüğünde önce belediyeyi sonra da sosyal medyadan bulduğu herhangi bir derneği arayıp gelin bu hayvanı alın buradan diye sitem ediyorsa bir insan o da hayvansever değildir. Sadece vicdanını rahatlatıyordur.
Gerçek hayvansever yaralı bir can gördüğünde arkasını dönüp yürüyüp gitmeyen, sorumluluğu başkalarına yıkmayıp o canın tedavisini ister belediye kanalıyla ister özel klinikte ister üniversite hayvan hastanesinde takip edendir.
O canı sahiplenendir demedim farkındaysanız.
Çünkü her bulduğu hayvanı evine götürüp maddi durumu ve alanı yeterli olmadığı halde istifleyerek hiç bir aşısını yaptırmayarak can bakan da hayvansever değildir.
Dernek kurup usulsüz yollarla para toplayanlarda gerçek hayvansever değildir.
Gerçekten faydalı dernekler, toplumun her kesiminde hayvanlar konusunda farkındalık yaratanlardır.
Sadece sokak hayvanlarıyla ilgili değil de yaban hayvanları, sirk hayvanları ve Petshop gerçeklerini de gözler önüne serebilendir.
Eğitim faaliyetleriyle “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünü sahada uygulayandır. Okullarda köpeğe, kediye nasıl yaklaşılır, sirk hayvanları, deney hayvanları, çiftlik hayvanları gerçeği nedir diye anlatabilendir.
Kendi üyelerine ve isteyen tüm hayvanseverlere hayvan hakları konusunda hukuki destek veren, hayvanseverlere bizzat veteriner desteğiyle hayvanların acil durumunda yapılacak ilk yardımı öğretebilendir.
Herkes hayvan sevecek diye tozpembe bir dünya yaratmak yerine başka insanlar neden hayvanlardan korkar, korku ile fobi arasındaki fark nedir, varsa yakınınızda hayvan fobisi ya da korkusu olan buyurun derneğimizin psikoloğundan ücretsiz destek alsın diyebilendir.
Faydalı dernekler belediyelerle iş birliği içerisinde çalışabilenlerdir. Gerekirse dağda ve ormanda, en ıssız yerlere belediye görevlileri ile birlikte belli günlerde gidip besleme ve tedavi yapan bunları gözlemleyendir.
Ve daha neler neler yapılır.
Ve en önemlisi gerçek hayvanseverler, bir canı koşulsuz sevenlerdir. Yaşına, ırkına, engelli olup olmadığına bakmadan sevilir hayvanlar.
Sadece evin içindeki değil çevrenizdeki tüm canlar yüreğinizi titretiyorsa siz gerçek hayvanseversiniz.
Belki zamanında siz de ırk bir canı ücretle satın almış olabilirsiniz.
Ama onu terk etmediyseniz ve sokaktaki can ile onun arasında bir fark olmadığını idrak ettiyseniz, şimdi olsa sokaktan bir can sahiplenirdim hepsi benim canım diyorsanız gerçek hayvanseversiniz.
Ben bireysel olarak elimden geleni yapıyorum ama bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olursam daha çok cana ulaşabilirim diye stantlarda, beslemelerde ve farklı etkinliklerde canlar için gönüllü olarak koşturuyorsanız gerçek hayvanseversiniz.
Canların umudu gerçek hayvanseverler ve mücadeleci sivil toplum kuruluşlarıdır.
İşte o sivil toplum kuruluşlarından birini yani Bursa Hayvanlarla Yaşam Derneğini kurmama vesile olan can dostum yönetim kurulu üyemiz Banu Baltacı’ya ve derneğin faaliyetlerini sürdürmem için desteğini esirgemeyen can dostum yönetim kurulu üyemiz Şükrü Yaşar’a teşekkürlerimle.
Tüm gerçek can dostlarına selam olsun.


