Hayden Karadenize, Moto Pati Karadenizde…
‘‘Madem Karadeniz’deyiz bir yayla gezelim’’ dedi iç sesim ve ardından telefonum çaldı. Bu kadar tesadüf olur muydu yoksa sokak canları için yolculuk yapıyorum diye yaradanın lütfu muydu? Bilemiyorum ama arayanın Batı Karadeniz’in en başarılı turizm acentesi olan Daloğlu Tur’un olduğunu görünce çok mutlu olmuştum. ‘Barış bey, instagramdan sizi takipteyiz ve bizde şuan Karadeniz turu düzenliyoruz. Sanırım yakınız. Kümbet yaylasındayız ve bu akşam enfes bir yerde konaklayacağız. Misafirimiz olun, buyurun! demesiyle benim tabelalarda kümbet 80 km yazısını görmem bir oldu.
Eşsiz manzaralar ve muhteşem çimen kokularıyla Kümbet yaylasına yolculuğum başladı. Motorumla seyahat etmeyi işte bu yüzden seviyorum. Doğayı hissediyorsunuz, rüzgârı hatta geçtiğiniz yerlerin kokusunu… Her şeyle dost oluyorsunuz… İçine girdiğiniz su birikintisiyle, yol kenarlarında meyve sebze satan teyzeler ya da amcalarla, uzun yol şoförleriyle hatta arabanın arka camından sizi izleyen çocuk ile yoldaki kaplumbağa veya toz toprak çakıl ile…
Derken kendimi yaklaşık 1600 rakımlı Kümbet yaylasında buldum. Muhteşem bir doğa, güzel bir tesis enfes yemekler ve ardından olmazsa olmaz kemençe horon… Bu güzel davet için Daloğlu Tur’a çok teşekkür ederim. Ertesi sabah uyandığımda herhalde bol oksijenden olacak en ufak bir yorgunluk kalmamıştı.
Hazırlanıp yola koyuldum çünkü hedefimde Trabzon’un şirin ilçesi Vakfıkebir’deki akrabalarıma uğramak, ardından Trabzon merkezde hayvansever dostlarla buluşmak ve akşamı Rize de geçirmek vardı.
Yaklaşık 120 km sonra vardım ekmeğiyle meşhur Trabzon ilçesi Vakfıkebir’e… Aslen Vakfıkebirli olduğumdan akrabalarıma uğramadan yola devam etmek istemedim. Aynı zamanda yufka yürekli dayım inanılmaz bir hayvanseverdir. Biraz sohbet yemek falan derken onların sevimli köpeği fındık ile biraz oynadık. Ve Vakfıkebir merkezde sokaktaki canların bir numaralı kahramanı kuaför Zerrin Küçük hanımı ziyarete gittim.
Yaşadığı sorunlar ve yaptığı çalışmalar hakkında sohbet ettik. Açık konuşmak gerekirse bir kadın olarak elinden gelenin fazlasını yapıyor. Umuyorum ki her şey bir gün onun istediği gibi olacaktır hem Vakfıkebir’de hem de ülkemizde…
Ve şimdi Trabzon’a doğru yol alma vakti. Yolculuk esnasında bir tarafınız masmavi diğer yanınız ise yeşilin binbir tonu… Hayran kalmamak elde değil. Trabzon büyük Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın doğum yeri, Karadeniz bölgesinin en güzel şehirlerinden biri… Horonu, kemençesi, hamsisi ve muhteşem insanlarıyla karşılıyor beni…
Yaklaşık bir saat sonra TRAHAYKO derneğinde başkan Sayın Lütfiye Tüzün Kurban ile buluştuk. Uzun uzun sohbet ettik. Konuşulacak o kadar çok şey var ki. Onu dinlemek o kadar keyifli ki anlatamam. Çünkü yürekten konuşuyor, çünkü kalbi hep sokaktaki canlar için atıyor. Onlar da ‘ Her Okula Bir Kulübe Bir Sokak Köpeği’ projesini yapıyorlar. Amaçları çocuklara hayvan sevgisini, onun sorumluluklarını yaşayarak öğretmek. Trahayko’nun tüm üyelerine saygılarımı sunuyorum. İyi ki varlar.
Ve akşam olmadan Rize’ye varmalıyım. Zümrüt yeşili yaylaları, gür ormanları, tertemiz havası ve damakları şenlendiren lezzetleri ile karşımda Rize. Karadeniz yollarında yolculuk inanılmaz keyif verir size. Bu arada iki şehrin arasında ilerlerken yol kenarlarındaki rastladığım canlara mama vermeyi ve onları sevmeyi ihmal etmiyorum bilginize.
Güzel bir anım var Rize de ve sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Rihayko derneği üyeleri ile buluşmak için Rize’ye girmek üzereyken yol kenarında durdum. Navigasyondan buluşma yerini ayarlamaktı amacım. Yanımda motorcu bir arkadaş durdu ve ‘ hemşerum hoşgeldun, nereyesun? ’ diye sorunca sohbet başladı. Hızlıca projemi anlattım. ‘Birazdan hayvansever arkadaşlarla buluşacağız’ derken; ’ Hemşerum uzun yoldan geliysun, önce yemek yiyelum sonra gidersun ’ demesin mi. Çok mutlu oldum çokta isterdim yemek yiyelim sohbet edelim. Motorcu sohbetleri harika olur çünkü. ‘Çok isterim ama ne yazık ki ben zaten geç kalmak üzereyim gitmem lazım ’ deyince olay başladı. O ısrar ediyor ‘ Yemeğe gidelim, geç kalmazsın.’ diye ben ısrar ediyorum ‘Teşekkürler ama geç kalırsam ayıp olur ‘ diye. Neyse ki en sonunda ‘Bak o zaman yarın mutlaka sen bizum motosiklet terneğine uğra, yemek yiyelum’ dedi ve anlaştık. O gitti. Bende navigasyonumu ayarlayıp tam hareket edecektim ki başka bir motorcu arkadaş geldi ve ‘Hemşerum hosgeldin, nereyesun’ demez mi?
Yine aynı açıklama ve ardından o da illa ‘Yemeğe gidelum hemşerum’ diye ısrar etti tabi. ’Abi !’ dedim ‘ Az önce başka bir arkadaş geldi, o da davet etti sağ olsun, ama bekleyenler var ayıp olur.’ Deyince, o da bir önceki motorcu arkadaş gibi ‘ O zaman yarın bizum derneğe uğra yemek yersun, öyle gidersun’ dedi ve bende hemen yola çıktım. Rize merkezde buluşma noktasına geldim. Gözüme hemen karşıda elektrikçi çarptı. Benim de Sinop’ta çadırımın içine serdiğim şişme yatağımın pompasının sigortası atmıştı. Hemen dedim elektrikçiden yenisini alayım her zaman böyle denk gelmez. Girdim elektrikçiye ‘Selamun Aleyküm ,Aleyküm Selam . ‘ Abi ben uzun yoldan motosikletle geliyorum. Şişme yatağımın pompasının sigortası attı. Bundan sende var mı?’ dedim. Dedim ama elektrikçi amca öyle bir şey dedi ki inanılmaz duygulandım.
‘Hemşerum sigortayı hallederuz, senun karnun açmıdur onu soyle!’
O zaman bir daha anladım ki, BENİM ÜLKEM HARİKA.
Eskrim milli takımında da çalıştığım için dünyanın birçok ülkesine maç için seyahat ediyoruz oraları görme şansımız da oluyor. O nedenle çok rahat mukayese edebiliyorum. Ve iddia ediyorum bu misafirperverliği dünyanın hiç bir yerinde göremezsiniz. Harikasın Rize, CANIM ÜLKEM TÜRKİYE…
O gün Rihayko Derneği üyeleri ile buluşup ertesi günkü aktivite planlarını yaptık. Ertesi gün yanımıza bolca mama alıp besleme etkinliğimize başladık. Ardından beni Rize de yeni yapılmış sokak hayvanları rehabilitasyon merkezine getirdiler. Avrupa standartlarında yapılmış bir tesis. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Rihayko başkanı ve üyeleri Rize de bulunduğum sürece benimle çok ilgilendiler, zaman ayırdılar. Rihayko ’ya sonsuz teşekkür ederim.
Ha bu arada Rize Motosiklet Derneği’ne uğradım mı? Üzgünüm bir koşuşturma derken uğrayamadım, ama elektrikçi amcayla yemek yedik…
Bir sonraki yazımda Artvin’in şirin ilçesi Arhavi’ de bir anne ve kızının sokak canları için neler yaptığını, Artvin merkezde güçlü bir dernek olan Haydiko ile buluşmamızı yazacağım. Ardından Artvin’in bir başka ilçesi Ardanuç’a geçeceğiz. Ardanuç’ta geçirdiğim kazayı sizlere anlatacağım. Gelecek yazımın son durağı kazı ve balıyla meşhur Ardahan’da yaptıklarımız olacak. Kars’ tanda bahsederiz biraz olmaz mı?
Bol patili güzel günler


