Sibel Akıncı

Eyvah! Can Dostum Var Ama Arabam Yok

Türkiye'de hayvan beslemek "ayıp" ya da "garip" gelir insanlara. Üstelik bu fikir bazı kişilerin zihninden kolay silinecek gibi durmuyor. Biz, bir canı kendimize yoldaş ederken kolay bir şey olmadığını güzelliğinin yanında çilesinin de olduğunu bilmeye mecburuz.

Çünkü hayvan bakmak için çelik gibi sinirlere, sonsuz bir özveriye ve hayvan sevmeyen insanlara karşı ciddi bir sabıra sahip olmak şart.

Bu sabır yerine ukalalığı tercih eden insanlarımız var, işte bu insanlar biz hayvan bakan kişilerin kâbusu oluyor. Biz her şeyi prosedürüne göre yapmaya çalışırken yaygara kopartan insanlar hayvanlarımız için her şeyi daha içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.

Neden Eyvah! Can dostum var arabam yok dedim biliyor musunuz? Şehirlerarası Evcil hayvan taşıma kuralları diye bir şey var. Aslında "Şehirlerarası evcil hayvan taşımama(!),mümkünse evde ya da pansiyonda bırakma" kuralları demek daha doğru olur.

Evcil hayvanımızla yapacağımız şehirlerarası yolculuğu kısaca anlatmak istiyorum sizlere; Öncelikle biletimizi alıyoruz ama inanılmaz bir tedirginlik yaşıyoruz.

Acaba bu yolculuk nasıl geçecek, kızımı ya da oğlumu sağ salim ve kimse müdahale etmeden gideceğim yere ulaştırabilecek miyim? Soruları zihnimizde dönüp duracak.

Zaten Yolculuk öncesinde veterinere giderek sakinleştirici yaptırıyoruz ya da bazen kıyamayıp yaptırmış gibi davranarak otobüs ya da gemideki görevlilere "sakinleştirici birazdan etkisini gösterir" diyoruz.

Can dostumuzun sağlık karnesi yanımızda olmalı mutlaka. Tüm prosedürleri uyguladığımızda sıra geldi yolculara. Onların öcü görmüş gibi bakışlarına ve iğneleyici sözlerine maruz kalabilirsiniz. Çünkü siz bir evcil hayvana sahipsiniz. Evcil hayvanınız en iyi ihtimalle bagajda valizlerin arasında seyahat ederken sizin için yolculuk zehir olacak.

İçiniz öyle huzursuz olacak ki, Her molada bagajı açtıracaksınız.

Görevli eğer biraz insaflıysa şanslısınızdır ama eğer hayvan sevmeyen birine denk gelirseniz, yaşayacaklarınızı tahmin bile edemezsiniz.

Can dostunuzla birlikte seyahat etmek zorundaysanız soğukkanlı olacaksınız. Siz otobüs, gemi, tren ya da uçak ile yasak olan, ayıp olan bir şey taşımıyorsunuz. Size böyle muamele yapan insanlara da “bunun öyle olmadığını” kibarca belli edeceksiniz tavırlarınızla. Her şeyin usulü vardır, siz usulüne uyduğunuz halde size zorluk çıkarıyorlar ise bunun bir yaptırımı olabileceğini kendilerine hatırlatın.

Önceden bagajdaki kedimi öldürmekle tehdit eden görevliye “kendisi hakkında sahipli bir cana zarar vermekten” suç duyurusunda bulunacağımı söylediğimde geri adım atmıştı. Biri sizin hayvanınızı öldürmekle tehdit ediyorsa hakkınızı arayın. Nasıl arabanızı kimse keyfiyetle parçalamıyor, parçalarsa onu şikâyet edebileceğinizi biliyorsa hayvana da öyle bir şey yapılamayacağını bilecek. Bilmiyorsa öğretin, bilmeyen insanlar var, öğrendiği halde tavrını değiştirmeyen olursa elbet o da bu durumun zannettiği kadar basit olmadığını anlayacaktır.

Tüm bu olumsuzlukları bir kenara bırakırsak doğru bir şekilde evcil hayvan taşıma nasıl olabilirdi? Hem evcil hayvanlar için hem bizim için nasıl daha kolay hale gelebilirdi şehirlerarası yolculuk?

Evcil hayvanımızı uyutmamıza gerek kalmadan, taşıma çantasıyla beraber otobüse, gemiye, trene ya da uçağa binip ve onlar yanı başımızdayken seyahat edebilsek, arada havlayıp miyavlamasına kimse tepkili olmasa, çünkü biliyorlar ki o da bir canlı. Ve nasıl ki otobüste bir bebek ağlayabiliyor ya da biri telefonunun sesini kısmadan sürekli çalıyor ya da yüksek sesle konuşabiliyor tüm bunlar normal karşılanıyor. İşte kedi de miyavlayabilir, köpek de havlayabilir hoşgörüyle karşılansa... Hayvanlar mutlu, insanlar mutlu. Yolculuk ise daha huzurlu olmaz mıydı?

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 9 (Temmuz 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
SA
Yazar

Sibel Akıncı

4P1K’de 11 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.