Ayrılık Sürecinin Aşamaları
Ayrılık hemen hemen herkesin deneyimlediği bir travmadır. Küçük ya da büyük hayatımızda bir iz, belki de bir travma bırakır. Sevgilinizle ayrılmanız bir yas sürecine girmeniz anlamına gelir. Çünkü her gün konuştuğunuz, hayatınızı paylaştığınız, sık sık görüştüğünüz bu kişi bir anda hayatınızdan çıkar. Bu yüzden bir ölünün arkasından tutulan yas süreci gibi, ayrılık sonrası sevgilinizin ardından yas tutmaya başlarsınız. Bazen bu yas süreci sevgilinin ardından değil, biten ilişkinin ardından tutulur. Çünkü bazı durumlarda giden kişiden çok emek verilen ilişkinin bitmesine yas tutulur. Herkesin yas süreci birbirlerinden farklıdır. Ayrılık sürecinin aşamalarına verilen tepkiler ve süreleri de kişiye göre değişkenlik gösterir.
İnkâr süreci̇
İlk başta ayrılık inkâr edilir, göz ardı edilir. İnkâr en temel ego savunma mekanizmasıdır. Kişi çok zor ve rahatsız edici türdeki olaylar karşısında, bu olayların varlığını veya yaşanmış olduğunu bilmezlikten gelir. Ayrılık reddedilir. Bu şekilde olayları inkâr etmek, olayların yaratacağı sarsıntılardan ve uyum zorluklarından kurtulmaya ve doğabilecek kaygıları önlemeyi sağlar. Kişi kendini savunmak için inkâra başvurur. Çünkü zihin iyi olman için bir yol bulmaya çalışır. Şokla birlikte kişi duygularını tam olarak hissetmez. İlk an sanki oldubitti gibi gelebilir. Ama maalesef süreç daha yeni başlıyor...
Öfke süreci̇
Bir süre sonra kişi öfkelenmeye başlar. Öfkenin ateşlenmesi eski sevgiliyle ilgili bir haber aldığı için ya da onun bir eşyasını gördüğü için olabilir. Belki de ilişkisi biten kişi, arkadaşlarına neden ayrıldıklarını anlatırken bir anda içini büyük bir öfke kaplayabilir. Kişi kendini ve eski partnerini suçlamaya başlar. Kendisine, eski partnerine öfkelidir. Bazen üçüncü kişilere öfke duyar. Bu süreçte ayrılığın suçlusunu bulmak, birini suçlamak atılan ilk adımlardan bir tanesidir. Kişi kendini suçlamaya da meyilli olabilir. Aslında bu dönem yaşanan ağlama krizleri öfke tabanlıdır. Çığlıklar, etrafı kırıp dökmeler... Kişinin içindeki öfke ortaya çıkar. Duygu patlamaları sık sık görülür.
Pazarlik süreci̇
Kişi öfkenin sorunlarını çözemediğini fark ettiğinde pazarlık yapmaya başlar. Ayrılığın daha iyi olduğu konusunda kendini ve başkalarını ikna etmeye çalışır. Neden iyi bir çift olmadıklarına dair maddeler tekrar tekrar anlatılmaya başlanır. Sorunları neden yaşadıklarını, uyumlu olamadıkları maddeler halinde sayılmaya başlanır. Bu süreç kişinin kendini ikna etmesine kadar devam eder. Bu sayede öfke geçmeye başlar. Mantık daha devrededir. Bu süreçte kişi kendini ayrılığı atlatmış olarak görür. Çünkü eski ilişkisine mantığıyla bakabiliyor ve ayrılmalarının neden daha mantıklı olduğunu söyleyebiliyordur. Ancak süreç daha bitmedi...
Depresyon süreci̇
Pazarlık yaptıktan sonra her şey mantıklı gelecektir ama tam o sırada duygular tekrardan ortaya çıkar. Kaybetmenin verdiği üzüntü ve geçmişe duyulan özlem, çeşitli pişmanlıklarla birleşir ve depresyon dönemine giriş yapılır. Kaybedilen sevgilinin geri dönmeyeceği gerçeğinin giderek fark edilmesiyle ümitsizlik ve çaresizlik duyguları ortaya çıkar. Depresyonla beraber hayattan zevk almamaya başlanır, yeme alışkanlıkları, uyku alışkanlıkları değişir. En ufacık şeylere yüksek tepkiler ve yoğun duygular görülebilir ya da tamamen hissizlik görülebilir. Buna bağlı olarak yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik ve ilgi kaybı ön plandadır.
Kabullenme süreci̇
Depresyon zamanla azalır ve kişi kendini eskisi kadar güçsüz hissetmemeye başlar. Kötü günler geçmeye başlasa da tamamen güzel günler gelmemiştir. Kabullenme aşamasında kişi buruklukla beraber geleceğe pozitif, umutla bakmaya başlar. Kafasında bir plan, gideceği bir yön vardır ya da kişi kendini akışa bırakmayı tercih eder. Kendini ya da karşı tarafı suçlamayı bırakmaya başlamıştır ve olayları yavaşça kabullenir. Kişi kendini yeniden yapılandırmaya çalışır. Dış görünüşünü, alışkanlıklarını değiştirmeye başlar.. Sonuç olarak yaşanılanlara göre küçük ya da büyük olan travmayı kabullenmeyle atlatır.
“Ayrılık süreci zor. Hiç kimse kolay diyemez ama sen bunu atlatacaksın. Hayatın sana ne getireceğini bilemezsin. Belki de eski sevgilinle tekrardan karşılaşacaksın, barışacaksınız ve mutlu olacaksınız. Ya da belki de eski sevgilinle barışmayacaksın. Karşına yeni bir insan çıkacak ve âşık olacaksın. Mutlu olacaksın. İki seçenekte kötü değil. Merak etme, her şey yine güzel olacak. Sadece zamana ihtiyacın var. İçimizdeki hayvanı kucaklamalı ama onunla savaşmayı asla bırakmamalıyız...”


