Ahde Vefa
Bursa ile ilk tanışmam çocukluk yaşlarımda olmuştu. Hani küçükken her şey çok büyüktür ya gözümüzde Bursa’ya gitmek benim için muazzam bir olaydı. Feribotla yolculuk yapmak küçücük kalbimi çok heyecanlandırırdı ve çok uzaklara gidiyorum zannederdim. Sonra anladım ki yakın zannedilen yerler bazen çok uzak oluyormuş, uzak zannedilen yerler ise yakın.
Üniversiteye gittiğim yıla kadar Bursa’ya defalarca seyahat etmiştim ama hayatımın asıl Bursa sayfası üniversite eğitimimle birlikte başladı. Bursa’daki hayatımın bu denli uzun süreceğini asla tahmin edemezdim.
Bursa’ya gittiğim ilk yıl İstanbul diye sayıklayarak geçti. Bursa’ya alışmak bir İstanbullu için çok da kolay değildi. Bir kere Bursa İstanbul’a göre çok sakin bir şehirdi. Keşmekeşe alışanları sakinlik rahatsız eder. Üniversiteye giden her öğrenci gibi ilk yıl hedefim yatay geçişle İstanbul’a gelmekti. Olmadı tabi Kolay mı Uludağ Üniversitesinde Tarih okumak?
İlk yılımda Yıldırım’da Kredi ve Yurtlar Kurumundaydım. Polis okulunun yanındaki o yurt odasını da oradaki anılarımı da unutabilmek ne mümkün. Her daim Uludağ manzarasını izlemek harikaydı. Daha sonra Görükle kredi ve yurtlar kaldım. Orada öyle güzel dostlar kazandım ki, iyi ki diyorum. Uludağ Üniversitesindeki kampüsün çam kokusunu keşke size yollayabilseydim huzurla dolardı içiniz.
Bursa’ya yolunuz düştü mü bilmiyorum ama pandemiden sonra ilk işiniz Bursa’yı ziyaret etmek olsun derim. Bursa Osmanlı Devleti’ne Kuruluş döneminde başkentlik yapmış harika bir şehir. Her köşesi buram buram tarih kokuyor. İlçelerin isimlerinden belli zaten şehrin tarihi dokusu. Osmangazi, Orhangazi, Yıldırım, Orhaneli, Nilüfer tarihi isme sahip ilçelerden bazıları. Osman Gazi Osmanlı Devleti’nin kurucusu, Orhan Gazi Bursa şehrini 1326 yılında fetheden hükümdar, Yıldırım Birinci Bayezid’in unvanı, Orhaneli Orhan Beyin ili anlamında, Nilüfer ise Orhan Bey’in eşinin ismini alan bir ilçe. Saydığım ilçeler dışında Mudanya, İznik, Karacabey, Mustafakemalpaşa, Gemlik, Keles, Kestel, İnegöl gibi güzel ilçeleri de var canım Bursa’mın. Osmanlı Devleti’nin ilk sarayı olan Bursa Sarayının kalıntılarının da bu şehirde olduğunu da belirtmek isterim.
Ben şimdi Bursa’ya gitsem ilk önce Heykel’ e çıkar meşhur İskender Kebabını yerdim. Bursalılar Heykel’ e gitmez, Heykel’ e çıkar değerli okuyucu. Ben de Bursa’da 9 sene kalmış biri olarak artık Bursalı sayılırım. Kebap yedikten sonra dünyada kendinden başka sadece üç örneği olan çarşılı köprü Irgandı’ ya giderdim. Irgandı Cafede bakır cezvede gelen Türk kahvemi eşsiz Bursa manzarasını seyrederek yudumlardım ve cafenin sahibi Recep Beyle keyifle sohbet ederdim. Irgandı’ ya gidip de hayran kalmayan insan yoktur eminim. Dönerken ise Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosundaki oyun afişlerine göz atardım muhakkak ve orada geçirdiğim güzel anları düşünürdüm. Hemen karşıya geçer ve Atatürk Heykelinin önünde bilmem kaçıncı fotoğrafımı çektirirdim. Kaç basın açıklamasına şahitlik etmiştir o heykelin önü düşünürdüm. Sönmez iş hanında kitap bakmadan geçip gitmezdim Atatürk Caddesinden.
Ve devam ederdim yoluma kalabalıkların arasında. Kâh dostlarımla kâh yalnız başıma yürüdüğüm caddede anılarım canlanır dururdu gözümde. 1491 yılında İkinci Bayezid’in yaptırdığı Koza Han’a özlemle bakardım ne kahveler içmişimdir dostlarımla burada. Peki ya Ulu Cami? Ebedi huzuru bulduğum yer işte burası. Ulu Cami’nin Avlusundaki kalabalığın ve mimarisindeki sadeliğin büyüsüne kaptırıverirsiniz kendinizi. Ulu camide kendi başıma oturduğum nice günler yaşamışımdır. Yine gitsem aynı pencere kenarına oturur ve düşünürdüm bu günümü, dünümü…
Cumhuriyet caddesinde yürürdüm muhakkak, tarihi dükkanların arasında nostaljik tramvaya binerdim dönüşte.
Karanlık çökünce Tophane’ye çıkmadan olur mu? Tüm Bursa Ovasının ayaklarımın altında olduğu o görüntüye hasretim 20 aydır. Tarihi surlar ve Bali Bey Hanın güzelliği nasıl da başkadır… Tophaneden Yeşil Türbeye bakıp arkadaşlarımla aramızdaki yeşil türbe aslında mavi şakalarını anımsardım. En keyifli zamanlarımı geçirdiğim Kültür parkın dönme dolabının ışıltısına gülümseyerek bakardım. Ve şehrin ışıklarını uzun uzun seyrederdim. Ben 19 Mayıs gecesi huzurla son kez seyretmişim Bursa’mın güzelliğini. Farkında olmadan vedalaşmışım beni ben yapan şehrimle dolunay manzarası eşliğinde.
Yalnız ben Bursa’ya gidersem tek bir yere gidemem, Görükle’ ye. Evimin olduğu semte adımımı atamam. 5 yıllık evimi 1 günde nasıl taşıdığımı hatırlarım.
Doğduğun yer değil, doyduğun yerdir memleketin derler ya, çok doğru. Akademik, sosyal ve kültürel anlamda doyduğum yer burasıdır benim. Sizin içinde anlamlı olan bir şehir vardır eminim. Kendinizle özdeşleştirdiğiniz, asla kopamadığınız ve sokaklarında gezerken keyif aldığınız… Dostlarım ve çok sevdiğim öğrencilerim Bursa’dadır benim, hepsini nasıl da özledim.
Tarih öğretmeni, köşe yazarı, Sisi ve Maviş Deniz’in annesi, Bursa Hayvanlarla Yaşam Derneği başkanı, Nilüfer Kent Konseyi Hayvan Hakları başkanı, yerel hayvan koruma gönüllüsü olma şansı veren şehrime minnettarım.
Beni ben yapan Bursa’yı çok seviyorum. Hüzünle veda ettiğim Bursa’ma gülümseyerek gideceğim günleri hasretle bekliyorum.
Bu kadar yazdın Patilerin Sesi, ne duruyorsun git Bursa’ya diyorsunuz değil mi? 2020 herkese sağlığın ne denli kıymetli olduğunu öğretti ama ben 2019 da öğrendim sağlığın kıymetini. Sağlık söz konusu olunca akan suların nasıl durduğunu ve her şeyin nasıl anlamsız hale geldiğini. Ahmet Hamdi TANPINAR’ın güzel bir şiiriyle sonlandırmak istiyorum yazımı. 2021 yılı tüm dileklerimizin gerçek olduğu bir yıl olsun.
Bursa’da zaman
Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinden gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.
Bir zafer müjdesi burada her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanın
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvesi,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikâyesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengâmelerin
Nakleder yâdını gelen geçene.
Bu hayalde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa'da zaman,
Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk Bir musiki gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.
İsterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.


