Sevda Giray

Sevda’ cığım merhaba. Nasıl gidiyor hayat?
Merhaba hoş geldin Gamze’ ciğim. Pandemi sürecinde evdeyiz biliyorsun. Çalışma hayatından biraz uzak kaldık bu dönemde. Kendimizi dinlediğimiz bir dönem. Daha çok köpeklerimle vakit geçirdiğim bir dönem. Mutluyum, şükürler olsun, iyiyim ama sahneleri de özlüyorum.
Çok özledin sahneleri sen de tabii ki, Yakın zamanda proje var mı?
Hazırlık içindeyim aslında. Kısmet olur da bu süreci atlatırsak çok güzel projeler hayata geçireceğim inşallah. Geri planda kalmadım müzikte, sadece sahne yapmadım ama onun dışında single larla biliyorsun ki devam ettim. Bu pandemi sürecinde 2 tane single çalışmam yayında oldu. İnsanlar çok da beğendi ilgi gösterdi. Bu süreçte anca 2-3 sahne programı yapabildim ama önümüzdeki aylar için umutluyum. Aşı ile ilgili de umutluyum belki de ülkemizde test edildikten sonra bu süreci atlatabileceğiz ve biz de güzel sahnelerimize döneceğiz inşallah.
Seni sahnede seyretmek gerçekten keyifli. Yüreği güçlü, sesi güçlü, mükemmel bir yorumcu Sevda Giray. İzleyenler zaten biliyorlardır. Ben de izlemeye gelmiştim, çok güzel bir geceydi.
Teşekkür ediyorum. Evet, güzel bir geceydi.
Sesine, yüreğine sağlık Sevdacığım. Sen yap yine sahneleri biz geleceğiz. O zaman şuradan devam edelim. En son albümü konuşacak olursak 2019’da KİM ANLAYACAK SENİ albümün çıktı. O albümden iki video klibin var diye biliyordum ama söyleşi öncesi konuşurken bir 3. Klipten bahsettin. KİM ANLAYACAK şarkın çıkış videosu idi. Azeri besteci Perviz Mahmudov ile çalışmışsın. Sözler Ayşe Birgül Yılmaz ve Aygün Miyak İsmayilova. Sevgili Ayşe’ciğimize de buradan sevgilerimizi gönderiyoruz. Çok çok değerli sözleri var ve çok da değerli sanatçılarla çalışan önemli bir söz yazarıdır.
Ortak arkadaşımız evet. Aslında parça Azeri bir parçaydı. Sevgili Ayşe Birgül Yılmaz onu Türkçeleştirdi, revize etti. Güzel de bir şarkı oldu. Pop soundlu bir şarkı. Sevgili Murat Yeter yaptı aranjesini. Dediğim gibi güzel bir parça oldu ama hemen arkasından biz birkaç tane daha şarkıya hayat verdik cover şarkılarla. Ajda Pekkan’dan, Sibel Can’dan, Orhan Gencebay’dan.
Ne kadar güzel. Lütfen senden dinleyelim?
Aslında ben biliyorsun Türk Sanat Müziği sanatçısıyım. Sanat müziğini çok seviyorum ama her tarzda müzik yapmaya da özen gösteriyorum. Tek tarzım olduğunu da düşünmüyorum. Ben tüm tarzlarda şarkı söyleyebilirim hatta rock bile yapabilirim. Orhan Gencebay hayranıyım aynı zamanda. Serbest çalışmalardaki bazı şarkılarını biz tekrar revize ettik, okuduk. Aslında ben 2015 senesinde çok güzel bir cover albüm yaptım. Dolu dolu içinde 10 tane şarkının olduğu güzel bir albüm yaptım ama güme gitti.
A evet, notlarım arasında vardı. 2015 yılı RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ albümün birbirinden güzel cover şarkılardan oluşuyor. Kimlerle çalışmıştın?
Sevgili Selim Çaldıran’la çalışmıştım. Ali Kocatepe ve Ülkü Aker’in çok güzel eserleri vardı albümde. Ama GÖZYAŞIMDA. Biz ona bir klip çektik ve NetD de yayınlandı. Güzel de ilgi gördü. Dediğim gibi bunları pandemi sürecinde yaptık.. Orhan Gencebay’ın bir şarkısı vardı. HER DAMLA biliyorsun bu camia çok zor. PR’ ını yapmak çok zor. Eskiden 10 - 12 parçalık albümler yapılırdı. Bir tanesini bilemedin iki tanesini kliplendirebilirdik maliyetler de yüksek olduğu için. O albüm de arşivlik bir albümdü. 10 şarkıya da klip çeksen, klip çekilecek arşivlik bir albümdü. Sonrasında baktık ki biz o albümü yeteri kadar değerlendiremedik. Sevgili Orhan Gencebay’ın bir şarkısı vardı. HER DAMLA GÖZYAŞIMDA. Biz ona bir klip çektik ve NetD de yayınlandı. Güzel de ilgi gördü. Dediğim gibi bunları pandemi sürecinde yaptık. Hatta iki şarkımı kliplendirdik. Diğeri de MEKTUP adlı şarkım. Sözleri Ayşe Birgül Yılmaz’a ait. Onu da daha önce Sibel Can seslendirmişti. Pandemi sürecinde aslında ben boş oturmadım. Sadece sahne çalışmalarım olmadı. Albümlerimiz, single larımız devam etti.
Hiç boş oturmamışsın. Peki, hemen sorayım söz yazıyor musun? Daha önce veya yeni sözbeste çalışmaların oldu mu?
Çok istedim hatta denemelerim de oldu. Kendi müziğimi, kendi sözlerimi yazmayı çok istiyorum. Henüz albümleştirdiğim ya da piyasaya çıkardığım şarkılarım yok ama üzerinde çalıştığım şarkılarım var diyeyim.
Söz ve beste çalışmaları devam ediyor demek ki. Çok güzel şarkılar gelecektir ona inanıyorum.
Çok güçlü şarkılar geleceğinin tüyosunu vereyim sana buradan.
Peki, kimlerle çalışmayı seversin?
Keşke fırsatım olsa da Sezen Aksu ile çalışsam. Ya da bu yapacağım şarkıyı Ajda Pekkan okusa çok isterim. Senin de sevdiğin ortak arkadaşımız, sevgili Ayşe Birgül Yılmaz ile paslaşıyoruz. O bazen bir şeyler yazıyor; sonrasında ben bir şeyler yazdığımda ondan fikirler alıyorum. Mutfak kısmında da son birkaç çalışmamı sevgili aranjörüBence daha çok kadın milletvekili olmalı. Daha çok kadın yönetici olmalı. Dünyayı kadınlara bıraksalar emin ol bugün ki kadar kaos olmaz diye düşünüyorum. müz Selim Çaldıran ile yaptım. Böyle bir ekibin içerisinde naçizane kendim de deniyorum. İyi bir şey de çıkarsa değerlendireceğiz. Sevenlerimle buluşturacağım.
Harika, bekliyoruz o halde. Albümlerine baktığımda ilk albüm 2003 yılında çıkıyor YAŞIM KADAR YALNIZIM. Çıkar çıkmaz da KRAL TV En İyi Çıkış Yapan Kadın Şarkıcı aday listelerine giriyor. Yani bu listelere girmek o kadar kolay değil. Çok güzel bir çıkış yakalamışsın. Albümlerin arasında çok uzun aralıklar olmasa da beşer sene gibi aralar olmuş. Belli bir nedeni var mıydı yoksa hazırlık çalışması mı uzun sürdü?

Biraz ailevi nedenler. Her projede çok zorluklar yaşıyoruz. O zorluklar bizi biraz uzaklaştırıyor. Zor bir camia biliyorsun. Sen de bu camianın içindesin. Mutfak kısmını da biliyorsun yani neler döndüğünü de biliyorsun.
Gayet iyi biliyorum çok haklısın, çok doğru.
Hem özel hayatımdaki özel ilişkimle alakalı sıkıntılar vardı ilk albümde. Hem de çok yorulmuştum. Ailem Ankara’da yaşıyor. Ankara’ya döndüğüm için biraz uzak kaldım. Ondan sonraki çalışmalarda da şöyle bir şey var hayatım; bir emek veriyorsun ve yerini bulmadığı zaman küsüyorsun, üzülüyorsun. Bizim sektör maalesef zalim bir sektör! Yaptığın iş amacına ulaşmazsa ki bu camia da sadece sesinin güzel olması, şarkıyı güzel söylemen, sadece şarkılarının güzel olması yetmiyor. Maalesef sektör belirli kişilerin elinde ve o kişilerin istemediği kişilerin aralardan sivrilmesi çok zor.
Ben bunu ilk albümde yakalamıştım. O zaman da ben dediğim gibi ailevi nedenlerden ötürü biraz uzaklaştım. Ki o dönem Okan Bayülgen, Beyaz, Seda hanımın bütün programları, Mehmet Ali… Biz artık programları yetiştiremiyorduk. O kadar yoğun bir şekilde programlarımız vardı. O rüzgârı ben devam ettiremedim maalesef ki ben o dönem o rüzgârı devam ettirmiş olsaydım eğer, isim vermek istemiyorum ama o isimler nal topluyor olurlardı.
Ver sen bize birkaç isim. Ver, ver. Dedikodu yapalım biraz.
Bugün gündemde medyatik birkaç isim var biliyorsun. Dediğim gibi o isimler nal topluyor olurlardı gerçekten. O boşluğu ben onlara tanımış oldum.
Ama korksunlar Sevda’ cığım. İnanılmaz güçlü bir sessin var ve inanılmaz güçlü bir yorumcusun. Bence korksunlar.
Evet, korksunlar yeni çalışmalar da gelecek. O dönem sevgili Bülent Ersoy da çok uğraştı benimle. Onun da bayağı engellemeleri oldu. Şimdi bakıyorum, demek ki kendine rakip gördü. Hala da bir takım konularda sürtüşmelerimiz var. Biz bu konuda youtube da çekimler de yaptık. Şimdi tekrar aynı şeyleri söylemek istemiyorum ama zor bir camia. Biz durmuyoruz tabii ki yılmıyoruz, yeni projelerle yeniden sevenlerimizle bir arada olacağız. Hatta şu anda bile çıkacak olan yeni çalışmalarımız var. Sürpriz olsun. Şu pandemi sürecini bekliyoruz. Nasıl evrilecek, uzayacak mı diye bekliyoruz. Çünkü hakikaten işlerimizi olumsuz etkiledi. Ben yoğun bir sahne çalışması yapmadım. Hem istemedim.. Ankara’dan, Bodrum’dan iş teklifleri geldi. Günü birlik işler için kendimi riske edip gitmek istemedim.
Biraz uzak kalmak istedim. Maalesef ki geçen gün arkadaşım da söylüyor “Sevdacığım, her yaptığın albüm bir şeye denk geliyor. Geçen sefer gezi olayları, bu sene pandemi” diyor. Hakikaten o zinciri kırmak için elverişli koşulların olduğu dönemi bulmak da çok önemli. Yoksa çok güzel şarkılar yaptım. Çok güzel albümler yaptım. Böyle bir süreç geldi. Ben Allah’a inanıyorum her şeyin vakti saati vardır.
Evet, çok güzel albümlerin var. Dolu dolu hepsi. YAŞIM KADAR YALNIZIM, RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ, BENİ KİM ANLAYACAK ile devam ediyorsun…
3 albüm, 4 tane single çalışmam var. İnanır mısın ben bu süreçte bile amatör programlarla bile olsa birçok şarkımı evde kliplendirdim. Boş durmadım hala üretim içindeyim, çok seviyorum. Yeni bir şarkıya hayat vermek sanki bir kadının doğum sancısı gibi. Çünkü sizin sesinizle hayat buluyor. Başka biri söylemiş de olsa sizin sesinizle farklı bir hale bürünüyor.
O nasıl bir his peki? Mesela bir Sibel Can’ın okuduğu, yorumladığı, çok beğenilen bir şarkısını tekrar seslendirdin. Bu belli bir stres yapıyor mu? Yoksa…
Tabii. Çünkü altında kalmamak gerekiyor iddialı şarkıları yorumlarken.
Ama senin sesin zaten çok güçlü bir ses.
Evet, ama halkın kulağında kalan bir lezzet oluşuyor. Onu kırmak çok kolay değil. O şarkı onunla sevildiği zaman özdeşleşiyor da aynı zamanda. Bu bir risk! Siz kendinize güveniyorsanız, yorumunuza güveniyorsanız siz de de farklı bir lezzetle sevilir. Bunu şöyle düşünelim, beyaz gül ile kırmızı gül gibi. Tabii ki ikisi farklı lezzetler. Şimdi burada Sibel Can’ın üstünde bir yorumum var diye bir iddiada bulunmuyorum. O farklı bir kokuysa ben de farklı bir koku farklı bir lezzetim. Ben Böyle düşünüyorum. Çok seviyorum şarkı söylemeyi. Şarkı söylemek benim hayatımın anlamı! En büyük aşkım! İşimi hakikaten çok seviyorum, aşığım diyebilirim. Köpeklerime ve işime. Her şey onlardan sonra geliyor benim için. Bir erkek eğer köpeklere âşıksa müziğe âşıksa benim hayatımda olabilir. Onun dışında benimle bir şey yaşaması çok zor.
Senin için en ön planda müzik ve sonra da bu tatlı çocukların! Nasıl girdiler hayatına?
Evet, ne güzel söyledin. Bunlar benim çocuklarım. Doğursam bu kadar severim sanki. Önce Paşa hayatıma girdi. Ben hep hayvanseverdim. Öncesinde de köpeklerim oldu. Bir köpeği kaybetmek de çok zor biliyorsun. Evinizde o acı ile hakikaten aileden birini kaybetmiş gibi oluyorsunuz. Ankara’da çok işlek bir cafede arkadaşımla kahve içerken baktım yakındaki bir Petshop kapısının önüne Paşa’yı bir kafes içine koymuşlar. İnanamadım o kadar güzeldi ki. Bembeyaz küçücük bir şeydi. Dediğim gibi köpek kaybettikten sonra köpek almak istemiyorsunuz.

Tekrar hayatınızda o acıyı yaşamak istemiyorsunuz. İkilemde kaldım ama sonra Paşa’ya kıyamadım aldım onu oradan. 7 yaşında şu an ve 7 yıldır da benimle.
Mesela bazen duyuyoruz köpekleri alıyorlar ve sonra bir bahaneyle atıyorlar. Buna çok üzülüyorum. Benim dudağımın kenarında küçük bir iz vardır. Paşa’yla oyun oynarken dişi geldi buraya. Ben şarkıcıyım. Ağız ne kadar önemli! O kadar çok kanadı ve iz kalacağından da çok korktum ama asla köpeğimden vazgeçer miyim? İmkânsız! Yüzümde başka bir yerde daha iz vardır. Annem derdi ki “yüzün her tarafın iz yine bunlardan vazgeçmiyorsun?” Anneciğim derdim bu başka bir aşk. Yüzümden de güzelliğimden de daha büyük ki vazgeçemiyorum. Başkası olsa belki köpeğini verebilirdi ama ben asla! Onlar uzun ömürlü olsunlar, benimle yaşlanacaklar.
Uzun ömürlü olsunlar ikisi de. Mia peki?
Mia’ yı da Paşa evde yalnız kalmasın diye istedim. Çok yakın bir arkadaşım chihuahua üretiyor. Yurt dışına çalışıyor. Ticaret de demeyelim ama sahiplendirecekse en özel ailelere araştırarak sahiplendiriyor. Bakımının çok kolay olduğunu söyledi. Çünkü biz şarkıcılar sürekli şehir dışında oluyoruz. Bazı ırkların bakımı da zor oluyor. Ben bir yere gidince Paşa yalnız kalmasın diye ona o kadar üzüldüm ki ona kardeş olsun diye Mia geldi ama Mia’ yla aşk yaşıyoruz şu an. Birbirlerini de çok seviyorlar. O kadar iyi anlaşıyorlar ki insanlardan hiçbir farkı yok. Mia ilk geldiğinde Paşa bütün oyuncaklarını odasına götürmüştü. Ama sonra o da onu çok sevdi.
Hepsinin ayrı karakterleri var. Senin yokluğunda da birbirlerine kardeş olmuşlar ne güzel.
Çok mutluyuz. Çekirdek bir aileyiz. Oğlum, kızım ve ben.
Yeri gelmişken senin düşüncelerini de almayı çok isterim. Hayvan hakları ile ilgili, sokakta yaşayan hayvanların yaşadıkları problemlerle ilgili, şiddetle ilgili, onların dışardaki koşulları ile ilgili sen neler söylemek istersin?
Çok içim acıyor aslında. Hakikaten! Bir canlıya zarar vermenin hayvanı insanı olmamalı bence. Aynı cezalar, eşit cezalar verilmeli. Çünkü onlar da bizim gibi can taşıyor. Onların da canı acıyor. Nasıl kıyıyorlar, nasıl eziyet ediyorlar? Bizim peyzajımızın etrafında çok fazla sokak köpeği var.
Ben kendim de mama alıp mutlaka onlara götürüyorum. Sularına bakıyoruz. Bizim sitede de görseniz her yerde kediler vardır ve herkes ilgilenip bakar. Buradan Ataşehir Belediyesi’ni de tebrik etmek istiyorum. Su sebilleri yapılıyor. Yemek için ayrı yerler yapılıyor. Güzel çalışmalar var ama yetersiz olduğunu düşünüyorum.
Özellikle bu hayvan hakları konusunda en ağır cezalar verilmeli. Tecavüz edenlere, işkence yapanlara acınmamalı! Hayvana yapan insana yapacaktır sonunda! Her şey bence ailede başlıyor. Çocuklarını doğru yetiştirmesi lazım ailelerin. Bir kedinin gözüne bir şey sokacak bir çocuğu hayal edemiyorum. Nasıl yapabiliyorlar? Aile hayvan sevgisini çocuklarına aşılamalı. İnsanlar da bu konuda duyarlı olmalı. Olmuyorlarsa da onları engelleyecek yasalar mutlaka olmalı. Ben dışarda bir hayvana eziyet edildiğini görürsem panter Emel kesiliyorum. O anda, kimse kusura bakmasın pençelerim çıkıyor, bu sakinliğimi koruyamıyorum.
Onların da en az bizim kadar buralarda yaşamaya hakları var. Geçen gün Ankara’da Sokak hayvanlarını almışlar, zehirleyip ormana atmışlar, içim acıdı! Neden böyle bir şeyi bir insan yapar inanamıyorum! Buradan şöyle bir mesaj vermek istiyorum. Aileler çocuklarına hayvan sevgisini aşılasınlar. Ailede başlıyor her şey. Mutlaka her ailede bir kedi, bir köpek veya bir kuş olmalı! Hayvan deyince sadece kedi, köpek de anlaşılmasın. Tüm hayvanları sevelim ve onların haklarını koruyalım. Biz insanlar onları korumakla yükümlüyüz.
Ne güzel söyledin Sevda’ cığım. Doğa zaten onlarındı! İnsanlar doğayı bozup betonla çevreleyince onların yaşam koşulları da bozulmuş oldu. Biz insanlar tam da bu yüzden onları koruyup kollamalıyız.
Onların ağzı var dili yok. Onları korumakla yükümlü olduğumuz için onları koruyacak yasaları çıkaracak olan da devlet ve devlet yetkililerinin de çıkarması lazım. Nasıl ki kadına şiddeti onaylamadığımız gibi... Aslında ben bu kelimeden de rahatsızım. Kadına şiddet demeyelim. Orada bir ayrımcılık yapıyoruz. İnsana şiddet! Kadına şiddet derken biz kendi kendimizi ayırıyoruz.
Evet, bu konuya da zaten gelmek istiyordum. Alayım düşüncelerini lütfen…
Buradan özelikle kadınlara seslenmek istiyorum. O pankartları açarken şunu da düşünüyorum kendi adıma; kadına şiddet diye açtığım zaman kendi kendini ayırmış oluyor. Sen yaşamın farklı bir parçası değilsin. Anlıyorum orada kadınlar daha fazla maruz kaldığı için kadına şiddet deniyor ama o algıyı da kıralım. İnsana şiddet, her türlü! Bunun içine eşcinseller, LGBT bireyler de herkese şiddete hayır demeliyiz. Bence bir pankart açılacaksa böyle olmalı.
Kesinlikle! Ama zannediyorum İstanbul Sözleşmesi hepsini kapsıyor.
Neden o zaman iptal kararı almayı düşünüyorlar ben anlam veremiyorum. Ülkemizde bazı konularda hakikaten toplum olarak dur dememizin zamanı. İnsanlar birleşir ve o yasanın olmasını istiyorlarsa onun önünde hiçbir şey duramaz. Devlet yetkilileri de duramaz. Bu yasanın yürürlükte olmasını istiyorsak tüm toplum, hayvanseverler, kadın, erkek, LGBT bireyler hepsinin birleşip bir olması gerekiyor.
Tek bir ses olması gerekiyor. Çünkü çok masumane bir istek! Şiddete karşı çıkan bir yasa. Bundan kim rahatsız oluyor ben anlamıyorum yani. Herhangi bir erkek de şiddet görmemeli. Şiddetin cinsiyeti, dili, dini, insanı, hayvanı yok bana göre. İnsana, hayvana, doğaya yapılan her tür şiddete karşıyım ben!
Kadınlar özellikle kadına şiddet dememeli. İnsana şiddet, hayvana şiddet! Çünkü neden? Kadınlar yetiştiriyor. Doğurgan olan sensin. Sen doğuruyorsun neticede. Kadın aslında o kadar güçlü ki! Bugün yeryüzündeki erkeği, kadını, LGBT’ yi de sen dünyaya getirdin. O zaman karar verici sensin. Kadın çok güçlü bir varlık ama farkında değil. Sen bu kadar güçlüyken kadına şiddete hayır demen seni aciz duruma düşürüyor. İnsana şiddete hayır demelisin. Doğaya şiddete, hayvana şiddete…

Ona göre çocuklar yetiştirmelisin. Buna da uymayan tabii ki çıkacaktır. Yetiştirmek de bazen yetmiyor. Ona göre bizi koruyacak yasaların da çıkmasını sen sağlayacaksın. Bence daha çok kadın milletvekili olmalı. Daha çok kadın yönetici olmalı. Dünyayı kadınlara bıraksalar emin ol bugün ki kadar kaos olmaz diye düşünüyorum. Kadınlar gücünüzün farkına varın ve lütfen bu gücü kontrol etmeyi öğrenin. Her şeyi elinize alın. Her şey siz de bitiyor. Çocukları siz dünyaya getiriyorsunuz. Onları siz eğitiyorsunuz. Demeyin çocuğa aman aslan oğlum her şeyi yapar. Aman oğlum sakın incitme, sakın incitici bir harekette bulunma de. Sen yetirtirdin onu. Sen onu o hale getiriyorsun. Ben böyle düşünüyorum, böyle bakıyorum hayata.
Çok çok teşekkür ediyorum Sevda’ cığım, bu konudaki düşüncelerini paylaştığın için de... Şunu merak ediyorum bir de; sahne repertuarı hazırlarken nasıl hazırlanırsın? Neden soruyorum; çünkü geldim sahneni de izledim. Gerçekten görkemli bir sahne. Yani sahne kıyafetlerinden, sahnenin açılışına, diğer şarkıların geçişlerine, ışığına kadar sahnede kullanılan detayların görsel etkileyiciliği ve görkemi muazzam. Şarkılar da çok özenle seçilmiş, çok keyifli şarkılar. Bunları nasıl hazırlıyorsun? Hepsini sen mi planlıyorsun?
Ben son assolistim, son imparator gibi bir şey diyeyim kendi adıma. Çünkü Türk müziğine yeteri kadar önem verilmiyor. Aslında bu bir akım diye düşünüyorum. Şu an pop müzik daha revaçta. Nasıl ki bir tık öne geçti Rap.
Zaman içinde yer değiştirerek bu akımlar bir adım önde olabiliyor. Ben inanıyorum ki Türk Müziği hiçbir zaman bitmeyecek ve bu akımda mutlaka bir adım öne geçecek. İşte biz de o akım öne geçtiğinde o akımın temsilcileri olarak, o son assolistler olarak bu konudaki çalışmalarımıza hız kazandıracağız. Sahneye gelecek olursak da sahne bambaşka bir şey, sahneye çıktığın yer çok önemli. Çünkü mekâna göre de şarkıları hazırlıyorsun. Dinleyici kitlen nedir? Kimler gelecek? Bunlar önemli! Sevdiğim şarkıları sahnede söylemeyi daha çok seviyorum. Çünkü neyi seviyorsanız, severek söylediğiniz şey karşıya daha çabuk geçiyor.
O benim en önem verdiğim şeylerden biri. Ben çok sevmeliyim söyleyeceğim şarkıyı. Bana geçmeli. İçimde hissetmediğim bir şeyi söylediğimde, bazen istek alıyoruz, mecbur kalıyoruz tabii gelen misafirleri de mutlu et- mek için de söylediğimiz oluyor. Bir de ben hep çift kostüm kullanırım mesela. Hala o özelliği devam ettiririm. Bir tane kostümle geçiştirmem. Çünkü göze de hitap etmek gerekiyor. Saçıma, kostümlerime, makyajıma önem veririm. Tabii dediğiniz gibi ışık sistemi çok önemli, orkestramız çok önemli. Herkes sorunsuz bir şekilde işini yaptığı zaman görsel bir keyif çıkıyor ortaya. İzleyenler de mutlu oluyor. Bunlardan biri aksadığı zaman da ister istemez o izleyenlere yansıyor. Hepsi bir bütün ve ben o bütünün hepsine özen gösteriyorum.
Müzisyen arkadaşlarıma da! Onların benimle çalışmış olmaları çok önemli. Sahne ışığı ve sahnedeki detaylar… Bir bardağın nerede duracağı bile çok önemli. Uzandığında panik olmamalı. Solist bence provada sahnenin her adımını, her karışını öğrenmeli. Büyük sahnelerde de özellikle… Otellerde ve konser alanlarında bazen görüyorum şebelek bir durum oluyor, gülüyorum. Bir sanatçı bakınıyorsa etrafına aradığını bulamıyorsa o bile benim için eksi puan... Her şeye hâkim olmalı solist. Bence solist o titizlikte olduğu zaman da her şey çok güzel ve kusursuz oluyor. İzleyenler de şaşkın birini izlemiyor. Sahneye hâkim, alıp götüren bir solist izliyor.
Sahneye hâkim alıp götüren bir solist görmek de büyük bir keyif veriyor.
hem sunucu birinden bunları duymak; teşekkür ediyorum ben de. Takdir görmek de çok güzel. Kendi meslektaşlarınızdan bu yorumları almak önemli. Eğer ki aksilik olmaz bu süreç uzamazsa bir mekân bile açmayı düşünüyoruz.
Yakışır Sevda Giray’a yakışır. Aç hayatım.
Projeler hazır sadece süreci takip edeceğiz. İnşallah en kısa sürede bu olumsuzluklardan hem dünya hem ülkemiz kurtulsun. Eğlenceye yasak getiriliyor. İnsanların buna da ihtiyacı var. İnsanların pozitif düşünebilmesi için, deşarj olabilmesi müzik dinlemeye, müzik görsellerini seyretmeye
Çok güçlü bir yorumcusun, yüreğin de güzel. Sesin çok kuvvetli. Yolun da açık olacaktır mutlaka. Şu pandemi sonrası dolu dolu sahnelerde de devam eder çalışmaların. Biz de yine izlemeye geliriz.
Sizin gibi hem sanatçı, hem ressam, ihtiyaçları var. Bu da doğal bir ihtiyaç. Bunu sakın lüks görmesinler. Avrupa’da bunu lüks görmüyorlar ama burada bu tarz şeyler lüks geliyor insanlara ama hayatın en önemli parçası. Müzik dinleyen insandan zarar gelmez. Hayvanlara doğaya zarar vermez. O yüzden herkes müzikle kalsın. Ben bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum.
Ben çok teşekkür ediyorum harika oldu bence de.
Tam benlik bir röportaj hem bir hayvan sever olarak hem de insan hakları, hayvan hakları, LGBT bireylerin hakları… Ben o konuda da çok üzülüyorum olumsuz haberlere. İstanbul sözleşmesinde de olmasına rağmen…
Bakın mesela ne dedim “İnsan Hakları”. LGBT yi de ayırmamak lazım. İnsanları bilinçlendirmek için söylüyorum; lütfen insanları sevelim. Her şekliyle, her haliyle. Onlar Allah’ın yarattığı bir motif. Düşünebiliyor musun bütün ağaçlar aynı renk değil. Farklı yeşilin tonları. İnsanın da farklı tonları var. Öyle görmek lazım.
Allah isteseydi tek insan yaratırdı. Neden siyahimiz var, Asyalımız var, çekik gözlümüz. Mavimiz, yeşilimiz… Tek bir çeşit insan olurduk. Farklılıklar bizim birbirimize saygısızlıklar değil, saygıda kusur etmememizi gerektiriyor.
Çok keyifli oldu bu söyleşimiz. Çok teşekkür ediyorum tekrar. Son bir mesajını alayım öyleyse sevgili Sevda’ cığım.
Teşekkür ediyorum. Takip de ediyorum. Hayvansever yönünüz ve bu konuda duyarlı oluşunuz gerçekten takdire şayan. Özellikle de biliyorum hayvansever sanatçılarla da röportajlar yapıyorsunuz. Onları derginizde, sayfalarınızda ve sitenizde yayınlıyorsunuz. Gurur verici bir şey... Öncelikle tebrik ediyorum ve saygım sonsuz. Çünkü bu hayvan hakları gerçekten çok önemli. Okurlarınıza da buradan şu mesajı göndermek istiyorum “sevgiyle kalsınlar, hayvanları sevsinler, insanları sevsinler, doğayı sevsinler, ayrım yapmasınlar! Birbirimizin haklarına birbirimizin çeşitliliğine saygı duyalım.”
Değerli Türk Sanat Müziği sanatçısı Sevda Giray ile müzikle kalın, sanatla kalın, sevgiyle kalın diyoruz sevgili dostlar.





