Aeres (Sinem)

Merhaba Aeres ya da kendi öz adınla Sinem’ciğim, öncelikle dergimizin sayfalarına hoş geldin.
Türk asıllı Hollandalı bir DJ olarak elde ettiğin başarılarla bizi gururlandırıyorsun. Seninle çalışmak ve seni biraz daha yakından tanımak beni çok mutlu etti.
Hem iyi işler yapan, başarılı hem de enerjisi çok güzel bir insan tanıdım. Okuyucularımız için de seninle bu söyleşiyi yapmaktan çok mutluyum.
Öncelikle AERES’in anlamını ve senin sanatçı isminin oluşumunun hikayesini anlatır mısın lütfen?
Merhaba çok teşekkürler, bende çok memnun oldum. Beni davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
AER kelimesinin birçok anlamı var. Benim için ama en önemli anlamı hava, oksijen, atmosfer.
AERES aynı zamanda Heiress olarak söyleniyor yani hava tanrısını temsil eden bir varlık. İçimizdeki o kutsal varlığı hatırlatarak bir yola çıkmak istedim. Ve insan için en önemli olan bizi İlahi kanala bağlayan havadır, nefestir.
Biliyorum ki sen DJ kariyerine yönelmeden önce de müziğin içindeydin. Müzikal kariyerin nasıl başladı? Geçmişten bugüne olan müzikal yolculuğunu bizimle paylaşır mısın lütfen?
Bizim evimizde hep müzik vardı, yani 4 bayan beraber yaşardık, annem, anneannem, ablam ve ben. Her gün şarkılar söylenirdi, hepimiz şarkı söylemeyi çok seviyoruz.
Annem Rotterdam’da Türk Klasik Sanat Müziğinin korosunu başlatan ilk bayandır. Anneannem ise yıllarca assolist olarak korolarda söylemiş biri. Ben ilk önce 11 yaşlarımda keman, 12 yaşlarımda vokal sonra da gitar çalmaya başladım, çok genç yaşta beste yazmaya başladım ve 17 yaşımda kendi bestelerimle bir Rock ve Metal grubuyla sahne alıyorduk.
Sonra Hollanda’da Konservatuarda okumaya başladım, oradan 4 senelik bir eğitimde Müzik Teknolojisi okumaya devam ettim. Bu Konservatuardan beste, kompozisyon, ses tasarımı, müzik prodüksiyonu ve mühendislik olarak mezun oldum. Doğal olarak tarz hep değişiyor ama elektronik müzikte, özgürlüğümü, enstrümanlara ve seslere karşı aşkımı ve sonsuz seçenekler içinde eğlenmeyi öğrendim.
Tüm bu yolculuk sırasında kalbinde hissettiklerin nedir? Bir misyonun var mıydı ya da müzik yapmaktaki heyecanını nasıl açıklarsın?
Müzik her zaman önceliğim olmuştur ve onsuz bir hayat düşünemiyorum. Turnede olunca stüdyoya girip beste yazmak biraz daha zor olabiliyor ama aklımda yine her gün yazıyorum, düşünüyorum, dinliyorum ve inceliyorum. Her zaman bir misyonum oldu. Söz yazarı olarak çok büyük bir kitleye ulaşabiliyorsun, milyonlarca dinleyiciye yazdığın şeyler, uyandırdığın duygular ve canlandırdığın frekanslar çok önemli bence.

Bir bağlantıda olup bilgileri aktarmak çok ilahi bir şey. Çünkü ben sözlerin ve mesajların hepsinin tek kendime ait olduğunu veya tek başıma yazdığımı inanmıyorum.
Hangi ülkelerde müzik yaptın? Seni en çok heyecanlandıran festival veya etkinlik hangisi oldu?
Çok yer görmek ve keşfetme imkanım oldu, bunun için çok mutluyum. Yeni Zelanda, Tayland, Bali, İbiza, Amerika bunlar hepsi çok büyüleyici görüntüler, doğalar, kültürler.
Meselenin en ağır ama aynı zamanda en güzel yanı hep seyahat etmek. Küçükken benim en çok hoşuma giden iki şeyi şimdi birleştirerek çalışıyorum, biri müzik, diğeri de ülkeleri dolaşmak. Bunların ikisi de bana çok büyük bir enerji ve keyif veriyor. Şu ana kadar çaldığım ve en çok hoşuna giden etkinlikler; Ushuaïa Ibiza, Burning Horse Festival Yeni Zelanda ve Mysteryland Festival Hollanda.
Bugüne dek birçok önemli organizasyonda, kulüplerde ve festivallerde çaldın. İşinde geldiğin son durumda hazırladığın görsel çalışmadan da bahseder misin lütfen?
Evet, yeni bir görsel şovumuz üzerine çalıştık bu kış. Ve INFINITY adında bir şov ile turnede olacağız bu sene.
Visual artist Sali Ferad ile beraber bütün sonbahar ve kış üzerine çalıştığımız çok özel ve kutsal bir çalışma oldu. İnsanlar ve teknoloji arasındaki dansı anlatıyoruz burada sanatımızda. İki saatlik INFINITY şovumuzda Müzik ve Visual arts ile çok güzel bir hikaye hazırladık.
Başka neler hedefliyorsun? Yakın gelecekteki planların neler?
Şu an bir albüm üzerine çalışıyorum. O beni çok heyecanlandırıyor. Aynı zamanda INFINITY’nin devamı üzerinde çalışıyoruz. Kendi plak şirketimizi ve etkinliklerimizi kuruyoruz.
Ve onun yanında şu an bir çiftlik alma aşamasındayım o da beni çok heyecanlandırıyor. Orada bir stüdyo yaparak, ailemle, arkadaşlarımla, hayvanlarımla, bitkilerimle güzel bir alan kuruyorum.
Gerçekleştirmek istediğin hayata dair en tutkulu hayalin nedir?
Bu dünyayı bulduğumdan daha güzel bir şekilde bırakmam benim için önemli bir hayalimdir. Yani iyilikle, algılarımla insanlara bilgi verebilerek...
Bize kendine dair ne gibi detaylar paylaşmak istersin? Mesela hobilerin nedir?

Yüzmeyi, dolaşmayı ve yogayı çok severim. Farklı enstrümanlar öğrenmek, seyahat etmek.
Güzel yemekler yemek. Sanatsal şeyler çok hoşuma gidiyor mesela dans ve tasarım. Ruhsal alanlar, doğa, bitkiler, hayvanlar çok ilgimi çekiyor, bana büyük bir mutluluk veriyor.
İşinde detaycı mısındır?
Evet, ama onu zaman zaman daha hafife almaya çalışıyorum, daha akışta çalışmaya odaklanıyorum.
Kararlarını kalbinle mi yoksa tamamen mantığınla mı alırsın?
Genelde kalbimle karar veren bir kişiliğe sahibim. Çok mantığı çalıştırmaktan yana değilim. Tabii ki ona da ihtiyacımız var, ama genelde kalp ne olması gerektiğini çok iyi biliyor.
Hollanda’da yaşamaktan mutlu musun?
Evet çok mutluyum, tabii ki aynı zamanda köklerimi de özlüyorum. Türkiye’nin yeri benim için çok ayrı. Beni çok besleyen bir enerjisi var ülkemizin.
İnsanları, doğası, yemekleri, denizleri hepsi o kadar nefis ki, birkaç ayda bir gelmeye çalışıyorum, çünkü bu tempoda çalışınca çok ihtiyacım oluyor bu besleyici topraklarımıza.
Geçmişte farklı yapmak istediğin bir şey olsa neyi farklı yapardın?
Artık çok içsel bir yoldan yürüyorum, onun için çok pişmanlıkla yaşamayı tercih etmiyorum. Ama belki daha da fazla iç güdülerime güvenip, kalbimle hareket etmek isterdim.
Günlük hayatta olmazsa olmaz dediğin neler var?

Her sabah uyandığım an bir 15 dakika meditasyon yapmam şarttır. Beynim o anda Theta’da olduğu için çok ilahi ile bağlantıda olma zamanıdır.
Elbette bazen çok aceleyle kalktığım zamanlar oluyor, ama fark ettiğim şey, güne nasıl başlıyorsan, o gün de öyle geçiyor, yani o 10 veya 15 dakika mutlu bir gün geçirmek için benim için tatlı bir başlangıç oluyor.
Hayata dair misyonun, anahtar cümlelerin nedir?
Keyif, mutluluk, sevgi ve bende olan bilinci paylaşmak
Hayvanlarla aran nasıldır? Hiç evcil hayvanın oldu mu?
Çok severim, hayvanlar büyük şifacıdır. Benim hayatım boyunca 3 kedim ve 2 kuşum oldu. Çok sevdim hepsini, çok da öğrendim onlardan. Umarım gelecekte daha fazla hayvanlarımız olur.
Bir canlıyla yaşam paylaşmanın sorumluluğu ve anlamı sence nasıl olmalı?
Birbirine saygı ve sevgi ile yaklaşmak çok önemlidir. Bireysel bir yolculuk olduğu için, o canlıyı kendi haline bırakabilmek ve kendine bakmalıdır her insan bence.
Çok teşekkür ederim bu güzel söyleşi için. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersin?
Çok memnun oldum sizlerle bu şekilde tanıştığımıza. Beni davet ettiğiniz için çok sevindim. Şarkılarımı ve bütün bilgilerimi sayfalarımda bulabilirsiniz.
Spotify: https://open.spotify.com/artist/ 3h2ALIykVFjfYUjSWpwGQ0? si=vZkpMm1OTPaSRNAJaQOAHw
Instagram: www.instagram.com/ aeres_world
Tiktok: https://www.tiktok.com/ @aeres_world?_t=8npSwGteFsW&_r=1
Yeni sayımızda görüşmek dileğiyle tüm okuyucularımıza keyifli bir yaz diliyorum. Enerjiniz yüksek, sevginiz güçlü olsun Gamze Lim





