Hayattan Notalar · Sayı 17

Seda Akay

Gamze’yle Hayattan Notalar’ ın bu ayki özel konuğu; Türk müzik sektöründe çok değerli sanatçılarla çalışmış ve müzik endüstrisine sayısız hit şarkı kazandırmış, çalıştığı yorumcuların sanat hayatlarına ışık olmuş, yol açmış çok değerli şarkı sözü yazarımız sevgili SEDA AKAY. Şarkılar vardır unutulmaz! Şarkılar vardır ki bizden birer parça gibi kâh derdimize derman olur, kâh neşemize neşe, aşkımıza aşk, hasretimize deva olur. Bu özel söyleşimizde sizlerin gönüllerine taht kurmuş, Seda Akay’ın kaleminden çıkmış o şarkıların ustasından, çok sevdiği kedilerini, Türk müziğinin en güzel dönemlerinde söz yazarı olmayı, telif haklarını ve canımız Ata’mıza ait derin anısı olan özel şarkıyı konuştuğumuz bu keyifli söyleşimizi siz okuyucularımızla paylaşmaktan dolayı gururlu ve çok mutluyum.

Zira sevgili Seda Akay’ın bir söyleşisine rastlayamazsınız. İçimde her daim taşıdığım ayrı bir gurur da var ki kendisinin yazdığı sözlere benim de sesimle hayat vermiş olmam. “Rockmania” albümüm içinde yorumladığım iki şarkım olan Yağmur ve Duy şarkılarımın sözleri de kendisinin özel kaleminden çıkmadır. Şimdi sizleri söyleşimizle baş başa bırakıyorum.

Meslekte 40 yılınızı doldurdunuz sanırım Seda ablacığım. Öncelikle bu konudaki hislerini ve düşüncelerini almak isterim. Geriye dönüp baktığın zaman, çalışılan onlarca sanatçı, yüzlerce şarkı ve verilen emekler acısıyla tatlısıyla neler hissettiriyor?

Canım Gamzeciğim, başlamadan önce bu güzel söyleşi için sana teşekkür etmek istiyorum. Uzun zamandır ha bugün ha yarın derken, sonunda nasip oldu.

40 yıl... Evet dile kolay 40 yıl bir ömür neredeyse. Düşün ben bu işlerin içine girdiğimde doğan çocuklar şimdi kırk yaşındalar. Aslında 40 değil 42 yıl. Çok yorucu, hep senden alan, hep birileri mutlu olsun diye mutsuzlukla mücadele etmeyi öğrendiğin, güldürmek için ağlamayı kabullendiğin bir meslek... Tabii bu cümlelerim daha çok sektörde bulunduğum yıllar içerisinde, organizasyonlar ve menajerlik yaptığım dönemlerin yaşattıkları... Menajerliği bırakıp, söz yazarı kimliğim oluştuktan sonra da tadından yenmeyen, gani gani keyfine vardığım bir sektör.

Bugüne kadar, birlikte çalıştığım bütün sanatçılar ile hep dost oldum... Dertleri derdim, mutlulukları mutluluğum, başarıları başarılarım oldu. Ama bir baktım ki ben kendi dertlerimi mutluluklarımı başarılarımı önemsemez olmuşum ve yorulmuşum... Organizasyon ve menajerlik sayfasını kapattım.

Çalışma hayatım boyunca o kadar çok gördüm, yaşadım, duydum ve öğrendim ki; sonralar da bu yaşanmışlıkların pek çoğu şarkılarda yazdıklarımı besleyen deneyimler oldu. Var acısını tatlısını sen düşün...

80 li yıllardan beri bu sektördesiniz. Nasıl başladın Seda ablacığım? Başka bir idealin var mıydı?

Sanat camiası ile tanıştığımda 18 yaşında genç bir kızdım. Star Sanat Merkezi isimli bir menajerlik ve organizasyon firmasında. Ki; Türkiye’nin tüm eğlence hayatına yön veren kadroların yapıldığı ve o kadroları oluşturan sanatçıları bünyesinde bulunduran, rahmetli Hasan Bora’nın sahibi olduğu ve pek çok emprezaryonun da aynı çatı altında çalıştığı adı üzerinde bir merkezdi. Ve ben, canım Zerrin Özer ile tanışıklığım sebebi ile o merkezin yapım aşamasında, Zerrin menajerine hayırlı olsun demek üzere yanına uğradığı bir günde onunla yan yana olmaktan dolayı o kapıdan içeri girdim ve 8 yıl boyunca da, arada evliliğim sırasında bir dönem ayrılığım haricinde, sürekli aynı çatı altında, sektörün içinde bulundum.

Çok enteresandır 13 yaşında okuduğum bir roman, menajer bir kadının sıfırdan bir star yaratmasını konu alan bir hikayesi vardı. Beni çok etkilemişti ve o kadın gibi olmayı hayal etmiştim. O sebeple, sanırım fark etmeden benim idealim olmuştu bu işler.

İlk şarkı sözünüzü sormak istiyorum. Kim seslendirmişti? Hikâyesini biraz paylaşır mısın?

Ben 14 yaşlarım itibariyle kendimce şiirler yazmaya başladım. Bu hep sürdü gitti. Ta ki ruhum şarkı sözleri ile harmanlanana kadar. Sonra bu şiir nitelikli yazdıklarımı yazmaz oldum.

Gurbet Kervanı halk konserleri organizasyonları sebebiyle Almanya da şehir şehir dolaşırken, kadrodaki dost sanatçılardan biri bana bir gece kendiyle ilgili birkaç hüzünlü anı anlattı. Çok etkilendim anlatılanlardan. Bir de gurbet ellerdeyiz; ailemi özlemişim, dostlarımı özlemişim... Hassas dakikalar da HASRET diye bir şiir karaladım. Sonra ertesi gün Sevgili Kemani Sait Büyükçı- nar tesadüfen gördü şiiri. ‘’Bunu bana ver de besteleyeyim’’ dedi... Ben de ‘’al’’ dedim. Aradan bir kaç ay geçti. Sait, iş yerimi aradı ve bana şarkının bittiğini KİBARİYE’ nin de albüme okuduğu müjdesini verdi. İlk şarkının hikâyesi böyledir. Sözümün bestelendiği şiirlerim çok azdır ve pek çoğunu da Tamer Özkan bestelemiştir. Ben genelde müzik üzerine söz yazarım.

Seviyorum müzik üzerine yazmayı... Melodiler gizli sözcükleri kulağıma fısıldıyor sanki.

Yeşim Salkım, Niran Ünsal, Zerrin Özer, Nükhet Duru, Harika Avcı, Bülent Ersoy, Muazzez Abacı, Demet Akalın, Özcan Deniz, Hazal, Of aman Nalan, Reyhan Karaca, Rober Hatemo, Ahmet Kaya, Burcu Güneş, Burçin Birben, Baha, Jale ve birçok sanatçının albümlerine şarkılar yazdınız. Hatta benim albümümde de si-

tuklarım da vardır affetsinler... Pek çok sanatçı ile çalıştım.

En keyif alarak en uzun süreli çalıştığınız yorumcular kimler oldu?

Hepsi ile çalışmak ayrı bir keyifti elbet ama iki üç isim var ki onlarla olan çalışmalarım da çok daha rahat, çok daha paslaşarak, çok daha onların söylemek istediklerini onlardan duyarak söze döktüğüm duygulardan doğan şarkıla-

zin sözleriniz var. Her kelimesine müteşekkirim. Bu isimler harici bilmediğim başka hangi ünlü isimlere şarkılar yazdınız?

Gamzeciğim, Taner Yazıcı, Aydın, Kalender, Arto Dalga, Göktan, Kibariye, Haluk Özkan, Ozan Orhon, Hülya Avşar, Seda Sayan, Sibel Can, Ebru Cündübeyoğlu, Mine Koşan, Tülay Özer, Hakan Peker, Lerzan Mutlu, Şahsenem, Özlem Selanik, Nadide Sultan’a ve mutlaka ki şu anda adını unutrımı söylediler ve bu şarkılar yıllardır damga olmuş, marş olmuş halde dilden dile söyleniyor. Niran Ünsal ile olan çalışmalarımız ki özellikle ilk albüm neredeyse tamamının sözleri bana aittir... O şarkılar hala diller de...

Yeşim Salkım’ın 2. albümünde yazdıklarım var ki bir tanesi “Deli Mavi”, ‘’Yoktan geliyorum’’ Albümündeki yine pek çok şarkı benim sözlerim... O zamandan bu zamana hala diller de şarkılarımız var. Yeşimin ilk albüm sonrasındaki pek çok çalışmasında söz yazarı olarak beni görebilirsiniz zira o benim sözlerimi söylemeyi seviyor, ben de ona söz yazmayı seviyorum. Çalışmalarımız sırasında çok eğleniriz biz... Ve tecrübeyle sabittir ki, keyif ile yapılan her iş güzel oluyor.

Çalışmayı çok arzu ettiğiniz ama bir nedenle çalışamadığınız bir isim, bir proje var mı?

Çalışmayı arzu ettiğim en sevdiklerimden Ajda Pekkan. Bir türlü olmadı... Olsun istiyorum.

‘Seda Akay’ Youtube sayfanızda şarkı sözlerinizin yer aldığı albüm, sanatçı bilgileriyle birlikte şarkılarınızı yüklüyorsunuz. Çok özel şarkıların yazarısınız. Toplamda piyasaya sunulmuş kaç şarkıda imzanız bulunmakta?

Tam sayısını bilmiyorum ama sanırım 200 / 250 kadar şarkım seslendirilmiştir bu zamana kadar.

(Niran Ünsal) Haktan, Zorlu Sevdam, Helal et, (Yeşim Salkım) Deli Mavi, Yoktan Geliyorum, Gözü Kör Olası, Ferman, (Zerrin Özer) Sevildiğini Bil, (Özcan Deniz) Anlayamadım, Yar, (Reyhan Karaca) Yaman Olacak, İki Gözüm, (Ahmet Kaya) Yalancı Ayrılık, (Hazal) Sevdalım, (Burcu Güneş) Aşk Yarası ilk aklıma gelenler. Tüm şarkılar özeldir. Her biri ayrı duygu yoğunluğu ve enerji ile yazılır ama sizde özel bir anı bırakan diğerlerinden ayrılan şarkı sözleriniz hangileri?

Hiçbirinin bir diğerinden farkı yok benim için. Sonuçta hepsi benim duygularım... Benim değil ama müzikseverlerin ayırdıkları var... İşte onlar da yıllardır diller de zaten.

Özellikle sizden hikâyesini dinlemek istediğim DELİ MAVİ var. Deli Mavi nasıl yazıldı?

Stüdyoda Ozan piyano da şarkıyı çaldı, verdi bana. Oradan çıktım eve gidene kadar yolda dinledim. Evde çalışma odamda, elimde kâğıt kalem saatlerce dinledim. Melodi o kadar güzel ki dinlemekten tek kelime yazamıyorum. 3 - 4 saat sonra

‘’ahhh! yeter bir kahve içip kendime geleyim’’ dedim. Kahve için ocağı yaktığım da yanan gazdan çıkan mavi alev, duvarımda duran Mustafa Kemal’in resmindeki mavi gözleri ve aşkından vazgeçemeyeceğimi sandığım kişiye verdiğim sözün, ettiğim yeminin harmanlanmasından ortaya çıkan bir şarkı oldu DELİ MAVİ.

Türkiye de söz yazarı olmak ile Avrupa veya Amerika’da söz yazarı olmak arasında da ciddi farklar var. Özellikle telif hakları ve şarkıların dünya çapında duyulabilmesi anlamında farklar. Türkiye’nin 80 li 90 lı yıllarından bugüne bu anlamda neler değişti veya gelişti? Gözlemleriniz ve bu konudaki düşüncelerinizi rica ediyorum Seda ablacım.

Türkiye de yalnızca söz yazarı olmak değil, besteci olmak, yazar olmak, kısaca olmayanı var eden sanatla uğraşan olmak, dünya ile kıyaslandığı zaman, hak sahibi olanların haklarını almaları konusunda son derece yetersiz. Açlık sınırında yaşayıp ölen yüzlerce sözü bestesi olan insanlar var bu ülkede. Ancak bu son yıllarda yarınlarla ilgili umut veren çalışmaları ile MSG’ nin ve Mesam’ ın gayretleri umut verici. Bugüne kadar yapılan telif hakları ile ilgili dağıtımlar devede kulak. Türkiye genelinde, telifler tüm prosedürler uygulanarak toplanabilse, hepimiz için çok daha tatminkâr gelirlerle yüzlerimiz gülebilir. Avrupa ya da Amerika’daki gibi bir telif hakları dağılımı olabilse sanırım dünyanın en zengin kadını Sezen AKSU olurdu.

Yazılan sözler de zamana göre değişiklik gösteriyor tabii ki. Bunda müziğin tarz ve yapı olarak değişmesi etken. Ama gençler de dahil olmak üzere herkes 80 li 90 lı yıllara hayran… Şarkıları ezbere biliyorlar. O dönemin, o şarkıların böyle bir gücü var. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Günümüz şarkılarında duygu eksik... Günlük dil ile yazılan sözler yürekleri yakalamakta yeterli olmuyor. Küfür kıyamet, sokak ağızı ile yazılan şarkılar, sokak jargonu ile yazılan şarkılar bana göre değil... Gün 24 saat, bir şarkı ticari bağlantılara dönüşen sektör içi ilişkiler sebebiyle 124 defa çalıyor radyolarda. İnternet üzerinde sahte tıklamalarla abartılmış izlemeler, her yerde şarkı patladı diyorlar... Patlayan şarkı değil, kafalar! Şarkıyı zorla empoze ediyorlar. O yüzden de 1 ay sonra başka bir şarkı pompalandığında, bir önceki şarkının nakaratını bile hatırlamıyor kimse... İnşallah güzel şarkılara hasret kalanların bu hasretini dindirecek beste ve sözler yeniden yazılsın da, müzikseverlerin de bu çilesi bitsin.

Şimdilerde çok karşılaşıyorum. Söz yazarlığı atölye çalışmaları açmaya başladılar. Sizce bu doğru mu? Siz neler tavsiye edersiniz?

Söz yazmak, piyano, gitar, keman, davul çalmak gibi bir şey olsa anlarım da!... Hissetmenin öğretisi nasıl oluyor bilemedim. Ben beceremem öyle bir çalışmayı...

Pandemi ile zaten çok da parlak bir durumda olmayan müzik sektörü iyice dibi gördü maalesef. Yine de bazı sanatçılar, yorumcular yeni çalışmalarını çıkartıyorlar. Sizin nasıl geçiyor bu süreç, yeni şarkı sözleriniz var mı yakında?

Ben uzun zamandır öyle dillere düşmüş bir şey yazmadım, yazamadım. Aslında yazmadım, yazamadım değil de, yazdıklarım ve bir kenara istiflediklerim ne yazık ki bu az önce bahsettiğimiz müzik tarzı değişikliği ve güncel söze takılıp kalmış şarkıcılarımızın, dinledikleri ve söylemek istedikleri şarkılar da hep var olanı aramalarından kaynaklı. Ayrıca sanırım prodüksiyonlardaki masrafları biraz düşük tutmak adına pek çok insan bestesini sözünü kendi yazar oldu. Benim sürecim, besteci arkadaşlarımdan gelen, sevdiğim melodilere yazdığım sözleri sandığım da

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 17 (Kasım 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.