Hayattan Notalar · Sayı 40

Osman Akça

Osman Akça

Bildiğim kadarıyla Cadde 160 da sergilenecek. Kaçıncı solo serginiz ve hangi tarihler arasında sanatseverlerle buluşacak? Öncelikle bunu sorayım.

Evet yeni bir heyecan... Cadde 160 art gallery’deki ilk kişisel sergim, bununla birlikte toplamda 10. kişisel sergim olacak. 15 Ekim – 12 Kasım 2022 tarihleri arasında.

Koleksiyonla ilgili neler söylemek istersiniz? Konusu, adı ve kompozisyon nasıl ortaya çıktı? Sizin için anlamı nedir?

Koleksiyon 2017 yılında başlayan “ Bisikletler ve Güvercinler “ serisi olarak devam eden çalışmalarımdan oluşuyor. Bu koleksiyona ait son çalışmaları “ AN’LAR “ ismi altında sergimde sanatseverlerle buluşturuyorum. Her resim benim için çalıştığım ve orada yaşamaya devam eden, tuvale yansıyan bir an. Ölümsüz, tek seferlik. Hayatta bu değil mi zaten? Hiç ummadığımız, beklemediğimiz ama yaşamaya devam ettiğimiz “AN’LAR”. Beynimizde canlandırdığımız ama gözümüzle tekrar göremediğimiz sonsuz saniye...

Sizi biraz daha yakından tanıyalım lütfen. Çalışmalarınızı İstanbul’da sürdürüyorsunuz. Kaçıncı sanat yılınız?

1963 Samsun Bafra doğumluyum. 1980 ihtilaline kadar Bafra’daydım.Zor ama bir o kadar güzel yıllardı. 1980 yılında geldiğim İstanbul’da askerliğimi de yaparak buraya yerleştim. Eşimi burada tanıdım ve evlendim, biri kız biri erkek iki çocuğumuz oldu.1987 yılında Sultanahmet’de ki resim atölyemde 1991 yılına kadar aralıksız resim yaptım. Türkiye’de o yıllarda resim yaparak yaşamınızı idame etmek çok mümkün olmadığından, radikal bir kararla reklam sektörüne atıldım.

Küçük bir işletme olarak kurduğum firma, zaman içinde sanatsal kabiliyetimin ve girişimci kişiliğimin verdiği imkanla kısa sürede sektörün ileri gelen firmalarından birine dönüştü. Resim benim için bir yaşam biçimi olduğundan, bu süreçte resim yapmayı da hiç ihmal etmedim. Resim sanatı ile ilgili okudum, araştırdım, kişisel sergiler açtım ve karma sergilerde yer aldım. Çocuklarımın ikisi de mimar oldular. Mimarlık ofislerini kurdular ve kendi işlerinin yanı sıra Akça Reklam’ın da yönetimini ele aldılar. Bu durum benim tüm zamanımı resimlerime ayırmak için inanılmaz bir fırsat oluşturdu. Dolayısıyla yeni insanlar, yeni galeriler tanıdım. Yeni teklifler ve fırsatları değerlendirmek için yeterince zaman ve efora sahibim.

Çocukluktan başlayan resim yolculuğu aralıksız devam etti. Ancak ilk kişisel sergim 2001 yılında oldu.

Bir sanatçı olarak tarzınızı ve yorumunuzu nasıl tarif edersiniz? Kullanmayı sevdiğiniz renkler ve stiller nelerdir?

Kendimi empresyonizme yakın hissederim, ancak bir kalıba sokmayı sevmem. Tuval üzerine yağlıboya çalışmaktayım. Son dönemlerde resimlerimde “ espas “ meselesi üzerinde en çok vakit geçirdiğim bir durumdur. Renk konusunda çok zengin bir paletimin olduğu söylenemez. Duygu durumuma göre daha çok kahverengi ve grileri tercih ediyorum.

Resimle tanışmanız nasıl oldu? Sanat yolculuğunuzdaki sizin için önemli noktalar neler oldu?

Bu sorunuzun cevabı aslında çok uzun... Ben her insanın mutlaka yeryüzüne bir yetenekle geldiğini düşünürüm, bazıları bunu keşfedebiliyor bazıları farkına bile varmıyor. Ben şanslılardanım. Kendimi bildim bileli resim benim hep hayatımın içinde hatta merkezinde oldu. İlkokul 2. Sınıfta, bizim oralarda yaygın olan, ahşap kasalara çiçek resimleri yaparak ilk paramı kazandım. Özellikle Ortaokul yıllarında şahane bir resim öğretmenim oldu. “Halil Yumuşak “ 3 yıl boyunca ona hem asistanlık yaptım hem de yoğun desen eğitimi aldım...

Osman Akça
Osman Akça

Yukarıda da belirttiğim gibi gelecek planım daha küçük yaşlardan ressam olmak üzerine kurgulandı.

Nelerden etkilenir, nelerden ilham alırsınız?

Öncelikle doğanın kendisi en büyük ilham kaynağımdır. Işık, gölge çok etkiler beni... Yanısıra “İstanbul” büyülü bir şehir,her santimetrekaresi ayrı bir güzellik benim için. Tabi ki son yıllarda aldığı yoğun göç ve yapılan ihanetlerle dokusu git gide bozulan bir şehir haline dönüştürülmesi üzüyor beni... İçinde duygu olan herşey beni etkiler. Bazen sinemada bir film karesi, bazende dinlediğim bir müziğin içindeki arkadan gelen bir enstrümanın tınısı... Yerde yatan bir bisiklet, bir güvercinin havalanması... Bunun gibi çok şey sayabilirim açıkçası.

Osman Akça ‘nın hayat mottosu nedir?

Doğruluk, dürüstlük, empati... “ Kendine yapılmasını istemediğin birşeyin başkasına yapılmaması “

Güvercinler ve bisikletler eserlerinizde özellikle yer verdiğiniz öğeler. Sizin için anlamını ve duygusunu sormak isterim.

Ben resimlerimde, kompozisyon içerisindeki biçimden ziyade hislerin seyirciye aktarımını önemserim. Baktığınızda, farklı unsurların sizi alıp olmak istediğiniz duygu - düşünceler içine çekip, kullandığım renkler ve resmin bütününde yakalamayı amaçladığım karmaşanın, sıkışmışlığın ve hatta keşmekeşin içinde ki “ özgürlük “ duygusunu alabilmenizi amaçlarım.

Bisiklet benim için gitmektir, gelmektir, ulaşamamaktır, yorulmaktır ve bazen alabildiğine boşluğa sürmektir.

Kuşlarda nitekim kalabalık içindeki bağımsızlıktır, kendi başınalıktır, gidebildiği, istediği kadar gitmek, yorulunca farkında olmadan en güzel manzarada dinlenmektir. İstanbul’un bana anımsattıklarını ya da olması gerektiğine inandıklarımın imgeleridir bisikletler ve kuşlar...

Birbirini tamamlayan hislerin bir araya gelmesiyle oluşur resimlerim. Nesneleri değil, hislerimi boyadığımı düşünürüm tuvale. İstanbul benim için neyi çağrıştırıyorsa, odur ortaya çıkan ve özgürlük vazgeçilmezdir benim resimlerimde.

Bir sanatçı olarak doğaya, canlılara ve hayata yaklaşımınız nasıldır?

Doğa benim için bizden sonraki nesillere capcanlı, taptaze, olması gerektiği gibi bırakmamız gereken yegane miras. Tüm güzelliği ile, tüm sadeliği ile ruhumuzu besleyen bir kaynak. Tabi ki içinde bizimle yaşayan tüm değerli canlılar ile beraber...

Yaşamınızı paylaştığınız can dostlarınız, hayvanlar oldu mu? Şuan da var mı?

Osman Akça
Osman Akça

Samsun’da yaşadığım yıllarda bir köpeğim vardı. Hep hayvan sevgisi ile büyüdüm ve çocuklarım da bu şekilde büyüdüler. Ailem ile birlikte bir köpek daha eşlik etti hayatımıza bir süre. Şimdi ise kedimiz var.

Siz sanat ve sanatçıyı nasıl tanımlarsınız? Bir sanatçı sizce nasıl bir etkileşim içinde olmalıdır çevresiyle ve hayatla?

Sanatın tanımı tabi ki kişiden kişiye değiştiği için, bence duygu alışverişidir. Sadece sanatçının ortaya çıkardığı somut veya soyut bir olgu da değildir aynı zamanda. Kimi zaman bir ağacın dalı, kimi zaman yağmur damlacığının yere çarptığı andaki görüntüsüdür. Kendi kendine hayatın ta kendisidir sanat.

Sanatçılar ise bunları görüp bir şekilde paylaşan insanlardır.

Yeni serginiz haricinde gelecek çalışmalar ve projeleriniz neler olacak? Tarihleri belirli ise onları da paylaşalım dilerseniz.

Uzun zamandır bu sergiye hazırlanıyorum, henüz tatil bile yapamadım. Biraz dinlendikten sonra yeni projeler mutlaka gelecek... Cadde 160’da karma sergimiz olacak, ardından Artcontact Sanat Fuarı var. Şimdilik net olanlar bunlar...Tarihleri henüz belli değil.

Çok teşekkür ederim Osman hocam bu güzel söyleşi için. Okuyucularımıza son olarak neler demek istersiniz?

Bu güzel söyleşi için ben teşekkür ederim. Sanatla ve Sağlıkla kalın... 10 yıllık bir aradan sonra yeni bestelerle gelen ilk albüm olan Makina Elektrika, tarz olarak Pentagram’ın çeşitli dönemlerine temas ediyor. Albüm, içerdiği thrash metal parçaları ve kapak görseli ile Pentagram’ın 35 yıllık hazinesinden çeşitli dokular taşıyor.

Pentagram’ın Sony Müzik’ten çıkan yeni albümü Makina Elektrika, dijital platformların yanı sıra CD ve plak olarak da dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Bu albüm, 35 yılın bir yansıması gibi...

2017 yılında çıkardığı ‘Akustik’ albümü için grubun eski üyeleriyle tekrar bir araya gelen Hakan Utangaç (gitar, vokal), Ogün Sanlısoy (vokal), Murat İlkan (vokal), Gökalp Ergen (vokal); Demir Demirkan (gitar), Metin Türkcan (gitar); Cenk Ünnü (davul), Tarkan Gözübüyük (bas gitar) ve Ozan Tügen’den oluşan kadrosuyla Pentagram, el üstünde tuttukları bu birlikteliği sürdürmekte kararlı.

8 Ekim’de Turkcell Vadi’de vereceği konserle İstanbul’da başlayacak turne 9 Ekim Çorlu Pikap, 14 Ekim Eskişehir Milyon PH, 15 Gamze’yle Hayattan Notalar’ın albüm köşesinde MAKİNA ELEKTRİKA var. Türkiye’nin öncü heavy metal gruplarından Pentagram, 30’uncu yılında yayımladığı Akustik albümünün ardından 35’inci yılında da yeni bestelerden oluşan stüdyo albümü Makina Elektrika’yı dinleyicilerle buluşturdu. Ekim Ankara Milyon PH, 16 Ekim Kocaeli Hayal Kahvesi, 21 Ekim Bursa Milyon PH ve 22 Ekim İzmir HangOut PH konserleriyle devam edecek.

Yeni sayıda görüşmek dileğiyle sanatla, sevgiyle, doğayla ve can dostlarınızla dolu dolu olun. Sevginiz derin, enerjiniz yüksek olsun!

Gamze Lim

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 40 (Ekim 2022) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.