Nalan

Sevgili Nalan, öncelikle yeni tekliniz DELİ AŞK hayırlı olsun. Keyifli, hareketli ve sımsıcacık bir yaz şarkısı. Şarkı ve klibin hikayesini sizden dinleyelim lütfen?
Teşekkür ederim, amacına ulaşmış demek ki. Covid 19 yoğun süreci, yangınlar, seller ekonomik kriz tüm bu olumsuzluklar yüzünden bozulan psikolojimiz beni biraz kaygılandırdı ve bir şey yapmam lazım diyerek yola çıktım. Eğlenceli mutlu hissettiren;neşeli motive edici ve yüzleri gülümseten bir şarkının peşine düştüm ve ardından sözü müziği bana ait Deli Aşk geldi aranjörüm Selim Çaldıran da aynı enerjiyi parçaya yansıttı.
Sevgili menajerim Haluk Şentürk “gel beraber yapalım bu işi,klibi de Sevgili Kemal Başbuğ çeksin “deyip beni destekleyince bu harika iş tamamlanmış oldu. Bir sürü müzisyen arkadaşımız hayatına son verdi. O kadar yaralıyız ki kelimeler yetmez. Kendi camiamızdan insanların bile “yemek yiyin eğlenin ama bağıra bağıra şarkı söyleyip covid yaymayın “ tarzı ipe sapa gelmez açıklamaları oldu. Bir zamanlar kıymet verdiğimiz ama boş olduğunu anladığımız hayal kırıklığı yaratan insanlar oldu. Kimse müziğin iyileştirici gücünden faydalanmak istemedi. Seçilmişler bu gücü kullanacaklarına bir sürü müzik emekçisini mağdur ettiler ve ediyorlar. Bu kadar kişinin ahı sebep olanların üstünde.
Deli Aşk ile birlikte sahne çalışmalarınız nasıl gidiyor? Neler planlıyorsunuz?
Şarkım daha çok yeni ama geri dönüşler mükemmel şu an programım yoğun.Kışa da hazırlığımı tamamladım yeni bir şarkımız daha gelecek.
Pandemi tüm eğlence ve müzik sektörünü derinden vurdu. Siz nasıl geçirdiniz, neler hissettiniz? Müzik ve eğlence sektöründe yaşanan depremi ve sonrasındaki kısıtlı çalışma şartları ile neler söylemek istersiniz?
Bir sürü müzisyen arkadaşımız hayatına son verdi. O kadar yaralıyız ki kelimeler yetmez. Kendi camiamızdan insanların bile “yemek yiyin eğlenin ama bağıra bağıra şarkı söyleyip covid yaymayın “ tarzı ipe sapa gelmez açıklamaları oldu. Bir zamanlar kıymet verdiğimiz ama boş olduğunu anladığımız hayal kırıklığı yaratan insanlar oldu. Kimse müziğin iyileştirici gücünden faydalanmak istemedi. Seçilmişler bu gücü kullanacaklarına bir sürü müzik emekçisini mağdur ettiler ve ediyorlar. Bu kadar kişinin ahı sebep olanların üstünde.
Güçlü bir yorumcu olmanın yanı sıra kendi şarkılarını da yazan bir sanatçısınız. Şarkı yazmaya nasıl başladınız?
İlk bestemi 12 yaşında yaptım. Kanun çalıyordum ve onun için ( egzersiz) yaptım. Sonrasında yapmaya hep devam ettim.
Herbirinden pek çok hit çıkmış albümleriniz içinden sizin için duygusu, anlamı, hikayesi en özel olan şarkınız hangisi?

Söz verdik şarkım. Yeğenlerimin yaşları birbirine çok yakın yürümeye başlayıp ortalıkta dört dönerlerken aniden bu şarkı geldi. Onlara olan sevgimin getirdiği yoğun duygular sayesinde tabii ki.
Müzik eğitiminizde ve bu mesleği seçmekte ailenizden nasıl bir yönlendirme ve destek gördünüz? Bildiğim kadarıyla babanız ilkokul çağlarınızdan itibaren bu konuda sizi çok desteklemiş.
Babamın,beni (ilkokul 3 sınıfta ) TRT’nin İstanbul Radyosu Çocuk Korosu sınavlarına sonrasında da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ortaokul sınavlarına sokmasına çok üzülmüştüm. Ablalarım hafta sonları uyuyor ben hep erkenden gidiyorum diye çok içerliyordum. Şimdi ise (Allah rahmet eylesin) öngörüsü çok yüksekmiş “ diyorum.
Nadir rastlanan ses renginizle bu camiada okullu tabir ettiğimiz bir sanatçısınız. İlkokuldan sonra konservatuarda devam eden eğitim kariyerinizde aslında okulda kalarak akademisyen olmayı istemişsiniz ama hayat sizi ışıklar altında bir konserden diğerine koşan bir star yapmış. Hayatınızın kırılma noktalarından biri diyebilir miyiz?
Annem ve babam ayrılmıştı. Büyük ablam Filiz’e diğer ablam Füsun’la destek olmamız lazımdı ve yolumuz Regata’ da iyi müzisyenlerle kesişti.
‘94 yılında yayınlanan ilk albüm OF AMAN ile satış rekoru kırarak Türkiye nin en sevilen sanatçıları arasında unutulmaz bir yer aldınız ve hatta isminizle birlikte anılarak bir marka haline gelen OF AMAN albümü nasıl çıktı? Garo Mafyan ile yollarınız nasıl kesişti?
Regatta da çalışırken ünlü besteci Selahattin Pınar’ın yeğeni Altın Pınar ‘ın keşfedip Zeynep Talu’ya ( Garo Mafyan’ın hazırladığı projeye yorumcu arıyorlardı )bak bir dinle demesiyle yollarımız kesişti. Hepsine minnettarım ama hem beste hem söz hem de ses olarak kendimi ispatım yerimi sağlamlaştırmam ve seçtiğim bestecilerle çalıştığım kendi projem ki içinde Yaranlandım, Farzet, Zalimin zulmü, Canımsın, Usul usul hitlerimin olduğu unutulmaz albümüm “usul usul “dur. Nalan’ı Nalan yapan albümdür.
Babanıza ithafen bir albüm yapmışsınız. TÜRK SİNEMASI KLASIKLERİ adı ile yayınlanan albüm bir anlamda vefa borcu gibi. İyi ki de yapmışsınız. Sizin sesinizden bu nostaljik şarkıları dinlemek ayrı bir keyif bence. Bu proje nasıl oluştu?
Babamın,beni (ilkokul 3 sınıfta ) TRT’nin İstanbul Radyosu Çocuk Korosu sınavlarına sonrasında da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ortaokul sınavlarına sokmasına çok üzülmüştüm. Ablalarım hafta sonları uyuyor ben hep erkenden gidiyorum diye çok içerliyordum. Şimdi ise (Allah rahmet eylesin) öngörüsü çok yüksekmiş “ diyorum. O zaman Türk Sanat Müziği pek satmamaya başlamıştı ve böyle albümleri yapmak istemiyorlardı. Aniden babam vefat edince içime dert oldu. O sırada “ hadi yeni bir projen varsa yapalım” diye sevgili Erol Köse aradı. Ben de “hem soundu hem de kayıtlarıyla tıpkı 70’li yıllar gibi canlı orkestrayla aynı anda söylenecek bir projem var ve yapmam lazım! Kazanırsan verirsin kazanamazsan bir şey istemiyorum” yapalım mı? dedim o da kabul etti.Bu proje olağanüstü müzisyenlik içeren harika bir proje oldu. Çok sevildi ve sattı. Bu projede yer alan tüm müzisyen arkadaşlarıma ve bana halkımız çok büyük bir ödül verdi.
Of Aman Nalan’ı neredeyse 30 yıla yaklaşan sanat yaşamınızda sanatçı kimliği ile tanımamıza rağmen özel yaşamınız ile hiç gündemde olmayan bir tarzınız vardı hep. En özeliniz size kalsın tabii ki ama sizi biraz daha yakından tanıyalım lütfen. Zevkleriniz, tutkularınız, olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Aslında benim özelim,kendi başıma beste yapmaktan ibaret. Bu işi yapınca aşkta ve arkadaşlıklarda mutluluk olmuyor. Sesinizden ve şöhretinizden ibaret her şey... Şarkılar tutunca samimiyetsiz bir güruh çevrenizi sarıyor onlara her daim sınır çizdim. Kendimi yaptığım işi böylelikle çok güzel korumuş oldum.Müzik ve müzisyenler en iyi dostlarım. Aynı dili yalnızca onlarla konuşabiliyorum ve o ortamda mutluyum.
Ruhunuzu yenilemek, aklınızı boşaltıp refresh olmak için ne yaparsınız?
Ailemle vakit geçiririm ama bu sıra yeğenler artık genç olduğu için bize pek vakit ayırmıyorlar. Yakalarına yapışıyorum. Onlarla kendimi çok yenilenmiş hissediyorum.
Nerelere yolculuk yapmayı seversiniz?
İşim gereği o kadar çok seyahat yaptım ki artık seyahat deyince kaçacak delik arıyorum.
En sevdiğiniz renk hangisi ve size verdiği enerji nasıl?
Yeşil, mavi, kırmızının her tonu ve neon renkler seviyorum. İçim açılıyor o renkleri görünce mutluluk veriyor.
Bir zamandır Bodrum’da yaşıyorsunuz nasıl karar verdiniz? Bodrum’daki hayatınız nasıl akıyor?
Ani bir kararla Bodrum’a geldim. Yaşayamazsın geri gelirsin yapma dediler ama 2016 ‘dan beri çok mutluyum burası kendimi sağlıklı ve huzurlu hissettiriyor. İstanbul aşığı ben artık Bodrum aşığıyım.
Güçlü bir hayvansever olduğunuzu biliyoruz. Bu sevgi nasıl doğdu?

Hayatım boyunca özellikle köpeklerden çok korktum. Hatta Regatta’da çalışırken gece köpek sürüsü beni kovalamış kendimi yola atıp kurtulmuştum. O travmam yüzünden çok korkuyordum ama çok seviyordum. Sonra hayatımıza ablamın okul arkadaşının köpeği Oscar girdi.Çok mutsuz ve kötü bakılan 5 aylık büyük boy bir terrierdi Oscar. Arkadaşımız onu kurtarmak için bize gönderdi. Başta çok korktuk birbirimizden çünkü süt dişlerini dökerken her şeyi ısırıp kemiriyordu. Bana hayvanları öğreten Oscar oldu. İnsan denen canlının daha tehlikeli onlarınsa daha merhametli olduğunu öğrendim.
Durup dururken saldırmadıklarını, insanların ve kurumların cahilliği yüzünden sürüleştiklerini ve tehlike arz eder duruma getirildiklerini düşünüyorum. Yaşama alanlarını gasp ettiğimizi onları başıboş ve kötü şartlarda bıraktığımızı görüyorum. Aslında benim özelim,kendi başıma beste yapmaktan ibaret. Bu işi yapınca aşkta ve arkadaşlıklarda mutluluk olmuyor. Sesinizden ve şöhretinizden ibaret her şey... ( Garo Mafyan’ın hazırladığı projeye yorumcu arıyorlardı )bak bir dinle demesiyle yollarımız kesişti. Hepsine minnettarım ama hem beste hem söz hem de ses olarak kendimi ispatım yerimi sağlamlaştırmam ve seçtiğim bestecilerle çalıştığım kendi projem ki içinde Yaranlandım, Farzet, Zalimin zulmü, Canımsın, Usul usul hitlerimin olduğu unutulmaz albümüm “usul usul “dur. Nalan’ı Nalan yapan albümdür. Regatta da çalışırken ünlü besteci Selahattin Pınar’ın yeğeni Altın Pınar ‘ın keşfedip Zeynep Talu’ya Oysaki hayalimde her mahallenin sevgiyle ve temiz bakılan kedisi,köpeği bir canlısı olmalıydı. Tertemiz korunaklı sahiplendirilen bakım evleri olmalıydı. İnsanların dehşeti hayvanları da savunmaya geçirtiyor. Rehabilite edilmesi gereken bir sürü mağdur can var. Hayvanın hiçbir suçu yok aklı kullanmayan insan huzurlu bir çözüm yerine hep hayvan suçlayıp kendi zekasını inkar peşinde.Çocuklarımıza saldırıp yüreğimizi yakan haberlerin sebebi hayvanlar değil o duruma vicdanlı çözüm üretmeyen mahalleliler ve toplayıp ormana bırakan aşısını kısırlaştırmasını ya da medeni bir bakım evini dahi yapmayan Belediyelerdir. Bazılarını işin dışında tutuyorum mesela “Yedikule Barınak “ müthiş yönetiliyor yöneticisi Meral Olcay’dan eğitim almalılar! Onun kadar hayvanlara faydalı bir insan dünyaya az gelir.
Hayatınızı paylaştığınız can dostlarınızı tanımak isteriz. Nasıl girdiler hayatınıza?
Çocuklarım sokağa atılmış hasta ya da mutsuz çocuklardı. Bazısı kapıya geldi ( Cindy, Zeytin, Puffy, Şila, Chuky, Oscar). Diğer beş çocuğum da Yedikule barınaktan geldi. Ayrı olarak yeni üyemiz Tonton da sahibi tarafından 12 yaşında terkedilmiş çocuğumuz. Mesela şimdi aramızdan ayrılan Tarçınım bal oğlum trafik kazasında ayağını yeni kaybetmişti sokak köpeğiydi bakıma ihtiyacı vardı Meral hanım onu evlat edin dedi ve ben ona arkadaş olsun diye kaza mağduru ayağı kesilmiş bir tane can daha olsun istedim. Görmedim bile ama geleceği gece rüyamda siyah gözlerinin üstünde fındığa benzeyen lekesi olan bir can gördüm ve Meral Hanım bana aynısını yollamıştı böylelikle beni Fındığım’ın da annesi yapmış oldu.Bulut’um, Gazoz’um, Tea’m Hepsi için minnetarız Meral Hanıma.
Ne mutlu size... Yurt dışında barınaklara gittiniz mi hiç? Gittinizse eğer barınaklardaki yaşam ile ilgili gözlemleriniz neler oldu? Sokak hayvanlarının yaşam hak ve özgürlükleri anlamında duygu ve düşüncelerinizi almak isterim.
Yurt dışında hiç barınağa gitmedim. Barınaklar sadece yuvalandırılmak için kullanılmalı ama orada da yuvalandırılamaz ise bir süre sonra uyutuyorlar diye biliyorum. Hiçbir çözüm vicdani gelmiyor. Bir tek insanlarımızı bu konuda eğitmemiz gerektiğini biliyorum birde işinin ehli yaratıcı yöneticiler seçmeliler! Her mahallenin tüm bakımlarını üstlendiği eğitimini yaptırdığı barınmasını sağladığı bir evcil hayvanı olması lazım. Düşünsenize mahallenin siz huzurla uyuyun diye bekleyen bekçisi... Bakım evlerinde rehabilitasyon merkezlerinde sağlık için eğitilmiş evcil hayvanlar olmalı.
Sevgiden başka bir şey istemeyen bu canların aldıkları eğitimle yapacaklarının sınırı yok. Bu isteklerim ütopik değil ama aşısını yapmanın bile toplum sağlığıyla ilgili olduğunu bilmeyenlerin evcil hayvan eğitimi için para harcamaları bizim ülkemiz için ütopik oluyor.
Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim sevgili Nalan. Son olarak okuyucularımıza hayat mottonuzu paylaşır mısınız lütfen?
Hayattan öğrendiğim; hiçbir şey tesadüf değil hiçbir keder kalıcı değil! Ne istersen o oluyor, ne çağırırsan o geliyor. Güzellikler dileyip,güzellikler görelim inşallah! Herkese sevgiler...
Daima müzikle, sevgi, dostluk ve patilerle geçecek harika yıllar, keyifli çalışmalar diliyorum.





