Söyleşi · Sayı 25

Murat Havan

Murat Havan

Sevgili Murat Havan, motorun üzerinde bir yol hikâyesinden başlıyor sanırım her şey. Sizden dinleyelim mi?

10 yıl önce başladı yolculuğumuz. ART NİYET bir yol etmek üzere herkese 7 den 70 e boya ve malzeme dağıtarak büyük alanlarda onlara resim yaptırdığım bir projenin gittiğim her yörenin insanlarına selam olur niteliğinde buralara kadar gelen bir proje.

“ Gittiğim her yer benim atölyem ” diyorsunuz ve yola çıkıyorsunuz. Öyle mi?

Diyorum ya her şey yolda başladı. “ Yola çıkan öğrenir ” demiş atalarımız. “ Herkesin bir yolu vardır ” der Sümerler mesela. Orta Asya’da da görebiliriz. “ Her Altay’ lının bir yolu vardır ” der. Çin atasözünde de geçer. Japon atasözünde de geçer. Herkesin bir yolu vardır. Yolda öğrenirsin. Bu da benim başıma yolda gelen bir serüvenin buraya yansıması.

Çok etkileyici gerçekten. Çalışmalar da öyle! Tarihsel, mitolojik bir sürü faktör var burada. Bu olgu nasıl filizlendi? Bir ilgi vardı herhalde öncesinde. Nereden başladı bu ilgi?

Ben Eskişehir doğumluyum. Aslında içinde olduğum ve bilmeden sonradan fark ettiğim bir şey oldu. Eskişehir Yazılı Kayalar’ a çok yakın bir yerde doğdum. Zaten bunlar benim küçüklüğümde etrafımda gördüğüm şeylermiş. Bunların farkındalığını sonra sonra yaşadığım dejavularla anladım.

Bu serginin geneli de böyle başladı ve öyle de devam ediyor. Türkiye’nin birçok yerine gittim. Ankara, Eskişehir ya da Kars olsun gittiğim kamp alanlarında kaya resimleri, mağara resimleri vardı. Etkilendiklerim, onların yaptığı geyik, keçi, koç resimleriydi. Araştırmalarımda o yöreye ait hikâyelerde boğaların geyiklerin olduğunu bunların türkülere hatta filmlere konu olduğunu fark ettim.

Bunlar bana iyice heyecan verdi. Orada gördüğüm şeyleri ben kesinlikle kendi fantazyamda birleştirip yeni varoluşçu bir konseptte hem doğu hem batı kültürüyle modern zaman sfenksleri adı altında netleştirdiğim bu resimleri ortaya çıkardım.

Murat Havan
Murat Havan

Ben bu öğretilere motosikletle vardığım için motosikleti kullandım. Geçmişte de atalarımız, insanoğlu önce ata bindi. Şu anda bizim kullandıklarımız metal atlar. Motosiklet sevinci ile resim sevincini birleştirdiğim bu resimler ortaya çıktı.

Mesela burada bir kaya ikon resmi var. At üzerinde bir okçu ve Harley süren bir geyik. Önceleri geyik gibi çizmişler mağara resimlerinde sonra yazıya evrilen bir sürece girmişler.

Bunların en büyük özellikleri Anadolu da, Avrupa da ve Asya da olmaları. Böylelikle atalarımın resim yapma ve binlerce resim yapıp yazıya ulaşan yol süreci olduğunu görünce aslında benim neden yola çıkmış olduğumu orada fark ettim.

Malzeme olarak neler kullandınız?

Malzeme olarak öncelikle gittiğim her yörenin kumu, toprağı, taşı var. Boyanın içine bunları katıyorum. Gittiğim her yerin hikâyesini anlattığım boyanın içerisine oranın toprağını ve ruhunu katıyorum.

Farklı bir özellik daha var siz anlattığınızda dikkatimi çekmişti. Karanlıkta parıldıyor bazı yerler, değil mi? Yani az ışıkla da gizemli bir görünüm veriyor.

Evet, karanlık bir ortama girdiğimizde mavi olan her şey fosforlu renklerle yanıyorlar.

Farklı mitolojik ve tarihsel göndermeler var çalışmalarınızda.

Murat Havan
Murat Havan

120X140 GÖK PURA Boğa üzerine kurguladığım hayat ağacı Hitit, Sümer ve Kayıp ve başlangıç kıtaları vardır. Atlantis gibi. Bu ortak kültürlerin aslında buralardan bize sembollerle ve hayvan figürleri ile nasıl geldiğin de anlatıyorum.

Oradaki kızgın boğa bugün ki Redbull nasıl oldu gibi… Yine boğa serisinin devamında kaya figürlerinin üzerindeki boğa ikonlarının Kadıköy Altıyol’ da ki boğa heykeline ve benim figürüme geçiş hikâyesi gibi

Yine yolculuklarımın bir tanesinde bir gölden çıkarttığım bu boğa kafatasını bir sanatsal çalışma ile ölümsüzleştirmek istedim. Atalarımızın da kaya resimlerinde kullandığı onlarla konuşabilme ve onlara şükretmeyi, onlarla birleşme olarak görüyorum.

Onların ruhları başka bir yere de gitse ruhani olarak ben onların ruhlarına bu şekilde saygı duyduğumu ve ölümsüzleştirdiğimi düşünüyorum.

Deri üzerine çalışmalar da görüyoruz. Bu konsept nasıl oluştu?

Tuval üzerine yaptığım çalışmaların yan sıra deri de kullandım. Geçmişte atalarımız mağaralarda taşlara kaya resimleri yaparken üzerlerinde de deri kıyafetler varmış. Bu ERLİKHAN - 120x100 birlikteliği yansıtabilmek adına deriler üzerine de çalışmalar yaptım.

Modern zamana yansıtmak adına bu birlikteliği sağladım. Bunlar keçi derisi. Araziden bulduğum koç kafalarını kullandım. Tunceli’de gördüğüm Ön-Türk kaya mezarlarını kullandım. Bunların çoğunu insanlar bilmiyorlar. Ben gittim, gördüm ve bunları paylaşmak istedim. Buradaki yazılar Göktürkçe. Kendi belirlediğim bazı yazıları Göktürkçe yazdım.

Göktürkçeyi de çözdünüz öyleyse?

Zaten bildiğimiz bir şeydi unutmuştuk.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 25 (Temmuz 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.