Çiğdem Tunç & Burak Dursun

“Dış dünyanızla bütün ilişkiniz kesilir çünkü tamamen ortama ve karakterinize odaklanmışsınızdır, çok yoğun bir çalışma alanıdır. Bu zorluklarına rağmen dizi oyunculuğunu ve sinema oyunculuğunu çok seviyorum...” Çünkü tiyatro, insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır. Canlı şekilde…
Yeni dönemde bir TV dizisine de başladınız. Hem dizinin konsepti hem de rolünüzü sizden dinleyelim lütfen?
Son olarak TRT’de “Tövbeler Olsun” adlı dizide beş bölümlük, misafir oyuncu olarak ekrana geldim. Hasan Kaçan’ın projesi olan bu komedi dizisinde “Aleyna Yeşilpınar” adlı bir modacıyı canlandırıyordum. Kendini beğenmiş, marjinal, snop bir karakterdi. Canlandırırken çok eğlendim. Karşımda da harika oyuncular vardı. Çok da disiplinli, tıkır tıkır işleyen bir setti, çok keyifli anlar yaşadım. Dizi seti çok zorludur. Sabahın erken saatlerinde sete girersiniz ve ne olduğunu anlayamadan bir de bakarsınız ki hava kararıvermiş. Dış dünyanızla bütün ilişkiniz kesilir çünkü tamamen ortama ve karakterinize odaklanmışsınızdır, çok yoğun bir çalışma alanıdır. Bu zorluklarına rağmen dizi oyunculuğunu ve sinema oyunculuğunu çok seviyorum. Kamera karşısında daha nice karakterlere can vermek istiyorum. Hem eğlenebilmek hem de maddi açıdan güçlenip, daha uzun yıllar tiyatromun kapısını açık tutabilmek adına.
Çok güzel diziler yapılıyor hem televizyonlarda hem de dijital platformlarda. Bir an önce kendimi çok hoşuma gidebilecek ve yaraşacak bir rolle bu yapımlar içerisinde bulmayı arzu ediyorum.
Birlikte yaşadığınız can dostlarınız var.. Onları sizden tanıyabilir miyiz?

Can dostlarım, bildiğiniz teşkilat. Herkes bu evi kendilerinin sanıyor, beni de personellerini biliyor.:)) Hepsi farklı kişiliklerde, kıskanç, şirret, arsız ve oyunbaz. Beni anneleri sanıyorlar. Bu durumdan memnunmuyum?:))) Sanırım öyle ki hepsini başımın üstünde tutmaya çalışıyorum. Benim bir tane aile hekimim var, onların ise uzman veterinerlerden oluşmuş koskoca bir heyetleri var. Evin içinde hep beraber yaşayıp gidiyoruz. Günde iki üç kere elektirik süpürgesini açıyorum, hem tüyleriyle hem de yaramazlık yaparken bahçeden taşıdıkları yaprak, dal vs, bu tür şeylere savaş açmış bulunmaktayım, kırıp döktükleri haricinde.
Geçen gün beş dakikalığına mutfağa girdim, bir şangırtı sesiyle salona koştuğumda, almış olduğum bir “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün paramparça yerde durduğunu gördüm. Faili meçhul bir durumdu, ancak olağan şüpheliler de oralardaydılar. Peki herhangi bir ceza verdim mi? Hayır.:)). Müthiş manipülatörler.
Mama konusuna gelince sağlam bir sponsora ihtiyacım var. Buradan duyurulur.:)))
Hayvanlarla ilgili bir sürü proje yapılıyor. Sizce burada ön plana çıkması gereken nokta nedir veya neler olabilir?
Ağır cezalar getirilmesi gerekiyor hayvana işkence ve kötü muamele noktasında. Kanun yapan, ceza kesen el acımaz. Allah’ın bu dilsiz kullarına işkence, kötü muamele, eziyet, hepsini lanetliyorum. Siyasi kimliklerin samimiyetle kampanyalar yapıp, sokakta sahipsiz hayvan kalmama konusunda halkımızı bilinçlendirmesi ve motive etmesi gerekmektedir.
Özellikle çocuklu evlerde bir hayvanın varlığı, çocuğun yetişirken sorumluluk duygusu alarak eğitilmesini, merhametli ve sevgi dolu bir birey olarak topluma kazandırılmasını sağlar. Ben çocukken, ilk tanıştığım kedi, Tonton’du.
O sevgi ve merhameti ben, kendi ebeveynlerimde gördüm. Ömrümce de bu şefkati taşıyarak yaşadım ve yaşamaktayım. Hiçbir zaman da rızkım kesilmedi, çaresizlik yaşamadım. Allah’ın yarattığı kulları incitmek, Allah’ı incitmektir.
Bir hayalinizin gerçekleştirilmesine izin verilse ne olurdu?
Kocaman bir konak, alt tarafı sahne, üst tarafı ofisler, dershaneler ve prova alanları. Sevdiklerimle birlikte yaşayabileceğim ve doya doya gün boyu sanat yapacağımız bir yer tahsis edilmesini dilerdim. Bu sayede ülkemize muhteşem bir sanat yuvası kazandırmış olurdum.
Çok çok teşekkür ederim bu değerli söyleşi için.
Ben teşekkür ederim sayfalarınıza beni taşıdığınız için. Tüm pati dostlarımıza sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Sevmeye devam edin… Zaman içinde farklı müzik türlerinden pek çok sanatçıya hem sahnede hem de kayıtlarında trombonu ile eşlik eden, bu bağlamda sahne performanslarıyla ismini duyuran genç trombon sanatçısı Burak Dursun, Arthur Schwartz’ın ilk olarak 1932’de kaydedilen ünlü caz standardı “Alone Together”ı bağımsız olarak yayınladığı ilk teklisi olarak dinleyicilerle buluşturdu. Dursun, bu parçayı aynı zamanda Avrupa’da; Letonya’nın başkenti Riga’da yapılan Young Jazz Vocal yarışmasında trombonu ile seslendirerek “Avrupa’nın en iyi ikinci genç Caz tromboncusu” ödülünü kazanmıştı. Aranjmanını, konservatuvarda ortaokuldan beri birlikte çalıştığı öğretmeni Aycan Teztel’in yaptığı enstrümantal parçada trombonda Dursun, piyanoda Ercüment Orkut, davulda Ferit Odman ve kontrbasta Ozan Musluoğlu yer aldı. Hayyam Stüdyoları’nda Sinan Sakızlı tarafından kaydedilen ve mastering çalışması Genco Arı tarafından üstlenilen parçanın Sefa Emre Tok tarafından hazırlanan video klibi, “Alone Together” başta Spotify olmak üzere tüm dijital platformlarda. YouTube: https://youtu.be/pibLuYgPCdI Spotify: https://open.spotify.com/album/62DVCSSngNcumZKFFsttBB?si=wsKsMc_oTP-zZmW0ucUXcg
Burak Dursun’un YouTube kanalında yerini aldı.
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Üflemeli Çalgılar Anasanat Dalı’nı bitiren Dursun, ilk teklisini şu sözlerle anlatıyor:
“Aslında bu parçanın bende yeri özeldir. 2016’ta International Riga Jazz Stage yarışmasına katılmıştım ve öğretmenim Aycan Teztel bana bu parçayı çalmam için düzenlemişti. Yarışma sonucu Avrupa’nın en iyi ikinci genç caz tromboncusu ödülünü kazandım ve ilk teklim olarak bu parçayı; Alone Together’ı yayınladım. Bu projede birbirinden değerli ve özel müzisyenlerle çalışma fırsatım oldu. Her biri enstrümanının virtüözü olan piyanoda Ercüment Orkut, kontrbasta Ozan Musluoğlu, davulda ise Ferit Odman yer aldı. Çok keyifli bir kayıt süreci geçirdik. Onlarla beraber müziği hissetmenin tadı her zaman eşsiz olmuştur benim için. Aranjmanın başında parçanın ezgisiyle geliştirilen bir intro ile giriş yapılıyor. Solodan sonra ise düzenlemenin en zevkli kısmı olan trombon ve kontrbas’ın unison çaldığı bir soli bulunuyor. Bu harika aranjmanın ve parçanın mix’i ise bana trombonu, müziği öğreten çok kıymetli öğretmenim Aycan Teztel’e ait. İşin son aşaması olan mastering ise müzik adamı, çok değerli Genco Arı tarafından yapıldı.”





