Söyleşi · Sayı 15

Ayşe Çınar

Ayşe Çınar

“Tam çekim ortasında sokaktan içeri bir kedi geldi ve spontane bir şekilde o da çekime dahil oldu.”

erhabalar sevgili Ayşe Çınar, öncelikle hayırlı olsun yeni single. CADI KAZANI adlı yeni çalışmanızı Ağustos ayında çıkardınız. Video klibinde köpeğiniz Fındık ile birlikte kamera karşısına çıkmışsınız. Ne güzel bir anı olmuş. Bahseder misiniz rica etsem hem şarkınızdan hem de video klip hikayeniz ve Fındık’ ın rol arkadaşınız olmasından?

“Cadı Kazanı” Buray ve Gözde Ançel imzalı kıpır kıpır bir şarkı. Şarkının düzenlemesi Bahadır Tanrıvermiş tarafından yapıldı.

Klibimiz Halil Güzel yönetmenliğinde Beykoz Kundura film platosunda çekildi. Klibin samimi ve doğal olması bizim için çok önemliydi o nedenle sevgili Gamze Karaman Bostan ve Ali Bostan ev ortamımı sete taşımamızın keyifli olacağını paylaşınca, fikir çok hoşumuza gitti. Ev ortamı olunca, Fındık da benim ayrılmaz bir parçam olduğu için klipte onunda olmasını çok istedim. Aslında kızım Ayşe’yi de almak istedik; ama biraz hırçın bu nedenle mümkün olmadı. Bu arada şaka gibi tam çekim ortasında sokaktan içeri bir kedi geldi ve spontane bir şekilde o da çekime dahil oldu.

Değerli besteci ve şarkıcı Ümit Sayın da vokal olarak ve vokal koçluğu yaparak size destek vermiş. Bundan sonra bir Ümit Sayın şarkısı yorumlayacak mısınız diye de sormak isterim?

Canlı performanslarımda bir veya iki şarkı mutlaka Ümit Sayından okuyorum. Single olarak öncelikle bir süre kendi şarkılarımı okumak istiyorum. Gelecek dönemlerde kısmet olursa, zevkle okumak isterim tabii; çünkü bizlerde anıları ve izleri olan çok özel ve değerli şarkılar.

Yakın gelecekte, ne gibi çalışmalarınız olacak?

“Cadı Kazanı” çok güzel gidiyor. Kısmetse Kasım ayı içerisinde yine kıpır kıpır yeni single çalışmamız yayınlanacak, bir taraftan “Cadı Kazanı” na çalışıyoruz diğer taraftan yeni şarkılar dinliyoruz.

Üzerinde çalıştığımız bir TV programı, sahne programları planımız var; ama birazda pandemi süreci belirleyici olacak planlarımızı hayata geçirmek için...

2014 yılında ilk albümünüz DENİZ GİBİ SEV yayınlanmış. Albümdeki şarkılar size mi aitti? Kimlerle çalıştınız?

“Deniz Gibi Sev” sevgili eşimin bana ilk tanıştığımızda hediye ettiği, benim için yazdığı, bestelediği bir şarkı.

Ayşe Çınar
Ayşe Çınar

Çok önemli isimler var o albümde: Başta sevgili fado sanatçısı İspanyol Monica Molina’nın bir şarkısını yorumladım Noel Molina imzalı. Yunanlı sanatçı dostlarımız Penny Xenaki ve Tollis Ketseledis’e ait bir şarkı, sözü ve bestesi İzmir Operasından sevgili dostum Zafer Rengi Baykal’a bir şarkı, sözlerini Metin Arslan’ın yazdığı Rumuz Goncagül müzikaline ait bir şarkı ve benim bir bestem var.

Albümün diğer şarkılarında ise söz ve bestelerde Erkin Hadimoğlu & Ender Gündüzlü imzası var.

İlk albümde de yine çok özel bir isim var. Dünyaca ünlü şarkıcı Monica Molina. İlginç bir de tanışma hikâyeniz varmış. Okuyucularımızla paylaşır mısınız rica etsem. Nasıl tanıştınız?

Film gibi biraz, bir gece sabaha karşı uykum kaçmıştı televizyonu açtım ve karşıma bayan bir şarkıcı çıktı. Çok güzel bir ses, çok güzel bir şarkıydı. Kim olduğu da yazmıyordu. O kadar etkilendim ki hayran hayran seyrederken kendimi ekranda gördüğün şarkıcı ile dost olduğumu, şarkıyı söylediğimi hayal ederken buldum, inanılmaz mutlu olmuştum şaka gibi ve o mutlulukla yattım. Sanki onun için uyanmıştım... Bir kaç gün sonra şans eseri katıldığım bir seminer arasında o geceki şarkıyı duydum ve hemen gidip, kim olduğunu öğrendim. Monica Molina’ydı. Sonrasında yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılıydı İstanbul’da verdiği bir konserinde tanışma imkânım oldu ve böylece hikâyemizin ve hayalimin 2. perdesi başladı.

Monica’yı ilk dinlediğimde bu şarkıyı söylemeyi o kadar istemiş ve hayal etmiştim ki... Albüm yapmaya karar verdiğimizde önce sevgili Sinan Ufuk Nergis (O dönemde ve halen bağlı olduğu menajerlik şirketinin sahibi) eşimin arkadaşıydı bende o cesaretle, heyecanla şarkıyı istedim. Aslında bu talebin hiç bir profesyonel şekli yoktu; ama düşünün ki karşınızda heyecan dolu, deli gibi istekli biri var düşündükçe hem duygulanıyorum hem de gülüyorum halime; çünkü Sinan’ın koluna öyle bir yapışmıştım ki heyecandan kopartacaktım nerdeyse. Sonrasında şarkıya Türkçe sözleriyle bir demo hazırlayıp, İspanya’ya gönderdik. Monica da dinlediğinde çok heyecanlanmış, şarkıyı albümümde okumam için izin verdiler. Ve böylelikle “Kalbimin Çaresi” çıktı.

Monica Molina’nın “A Paso Lento – KALBİMİN ÇARESİ” adlı şarkısını Türkçe yorumlamışsınız. Çok hoş bir şarkı zaten beste olarak ve üzerine Türkçe sözler de çok güzel olmuş. İspanya’da çekilen videosunda Molica Molina da rol almış. Bahseder misiniz lütfen? Şarkıya nasıl karar verdiniz?

Albümün ikinci klibini özellikle “Kalbimin Çaresi” ne çekmek istedim. Klip İstanbul’da başladı, devamı iki gün boyunca Girne ve Lefkoşa’da gerçekleşti. Kıbrıs’ta NEU Yakın Doğu Üniversitesi’nde okumuştum o nedenle Kıbrıs’ın bende çok başka yeri var, ikinci vatanım benim. Değerli hocam Sayın Dr. Suat İ. Günsel ve Dr. İrfan S. Günsel klibimizde bizi çok desteklediler sizlerin aracılığı ile bir kez daha teşekkürlerimi iletmek isterim. Klibimiz Madrid’de sevgili Monica Molina’ nın da yer alması ile tamamlandı.

Monica Molina’nın Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirdiği konsere sürpriz konuk olarak katılarak Monica Molina ile birlikte şarkının orjinali ve Türkçe halini birlikte seslendirmek size nasıl hissettirdi?

Evet, Harbiye Açık Hava konserinde güzel bir jest yaptı bana ve şarkımızı ilk kez İspanyolca ve Türkçe olarak birlikte seslendirdik. Sonrasında da dostluğumuz, arkadaşlığımız çok ilerledi ve güzel bir temele oturdu.

İnanılmaz bir duyguydu; çünkü tam bir yıl önce Harbiye sahnesinde Erkinlerin konseri vardı ve ben soundcheck sonrası Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda o sahnede 5000 kişiye şarkı söylediğimi hayal ediyordum Erkin’de bana gülüyordu…

Tam bir yıl sonra şaka gibi; ama o sahnede Monica ve 5000 kişi… Dünyada değil gibiydim inanılmaz heyecanlı, mutlu ve tarif edemediğim muhteşem duygulardı.

Müzik hayatınızda yaptığınız diğer çalışmalardan da bahseder misiniz rica etsem? Müzikal şarkılar ve jingle lar da seslendiriyormuşsunuz.

Ayşe Çınar
Ayşe Çınar

Evet, sevgili tiyatro yönetmenimiz Metin Arslan’ın Devlet tiyatrolarına yazdığı müzikallerin şarkılarını yapıyoruz ve seslendiriyorum onun dışında reklam jingle, film ve dizi müziklerinde de vokallerim oluyor. Bu alanda da çalışmalarımız devam ediyor.

Müzik hayatınıza küçük yaşlarda mı başladınız? Okuyucularımızın sizi biraz daha yakından tanımaları için neler söylemek istersiniz?

Hayatı ve insanları seven, hayaller kuran, umut ettiği şeylerin peşinden koşturan biriyim. Hayatı her zaman iyisiyle kötüsüyle kabul ediyorum. Bu yüzden sürprizlerle güzel noktalara getiriyor hayat beni. Özel Türk Koleji’ndeyken hayatı fark etmeye başlayınca serüvenim başladı. Neyi sevdiğimi, nelere ilgim olduğunu o zamanlarda fark ettim ve benim için bu müzikti. Konservatuara gidemedim, Kıbrıs’ta Yakın Doğu Üniversitesi İşletme bölümünü bitirip, Pazarlama master’ ı yaptım. O dönemlerde de müzikle ilgileniyordum. Okulda bir grubumuz vardı, radyo ve televizyon programlarına katılıyordum. Hiç kopmadım müzikten. Müzikle ilgili ilk derslerimi Sn. Beyhan Demirdağ ve Sn. Sabahat Tekirbaş’ tan aldım. Sonrasında Sn. Ayşe Sezerman ile kısa süreli bir eğitimimiz oldu. Uzun zamandır da Sn. Gül Sabar ile çalışıyorum. Hayatım hep ilginç tesadüflerle dolu onlardan biri de Ayşe hocam, Gül hocamın, Gül hocam da Sabahat hocamın öğrencisiymiş…

Hayatım boyunca isteklerimin peşinden koşmaktan hiç yorulmadım. Dönüp arkama baktığımda gerçekleştirmek adına çabaladığım ne varsa hayatın da benim için parçaları birleştirdiğini gördüm. Herkesin, yaşamında öncelikle kendi için keyif alarak yapacağı bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu benim için müzikti ve bunu insanlarla paylaşmak istedim.

Eşiniz müzisyen Erkin Hadimoğlu ile tanışmanızla birlikte yaptığınız projeler içinde sizin için en değerli ve ayrıcalıklı çalışma hangisi oldu?

2006 yılında ilk birlikte yaptığımız Yunus Emre şiirlerinin bestelendiği “Gel Tanış Olalım” projesidir. Bizim hikâyemizde o proje ile başladı ve bu günlere geldi.

Tabii ilk albümün yeri de bambaşka onu da atlamak istemem.

Hayatınızı paylaştığınız küçük dostunuz Fındık ile yollarınız nasıl birleşti?

Bundan tam bir yıl önce Mart ayında bir gece rüyamda rahmetli anneciğimi gördüm, bana ısrarla bir şey anlatmaya çalışıyordu. Evimizde küçük bir home stüdyomuz var illa oraya girmemi söylüyordu. Stüdyoya girdiğimde cama vurulduğunu duydum, camı açtığımda içeriye yağmurdan sırılsıklam olmuş minik bir Yorkshire Terrier girdi ve ben uyandım. Genelde rüyalarım çıkar onun içinde hep Erkin’e anlatırım yine sabah anlattığımda hayatımıza yeni bir dost gireceği gibi yorumlar yaptık.

Üzerinden üç veya dört gün ya geçti ya geçmedi İzmir’den bir arkadaşım bana Fındık’ın videosunu attı ve “Ayşeciğim sahibi bir veteriner yeni doğum yapacak kızı ve üç kedisi var bu yavrucak dört aylık ve çok afacan güvenilir bir aile bakıyorlar” dedi. Ben sabah İzmir’deydim; çünkü rüyamda gördüğüm yavruydu.

Ayşe Çınar
Ayşe Çınar

Fındık ismini de çok sevdiğim bir dostumun oğlu Doruk koydu, böylelikle Fındık hayatımızın tam ortasına yerleşti… Hayatı ve insanları seven, hayaller kuran, umut ettiği şeylerin peşinden koşturan biriyim. Ayşe, kızım çok sakin ve sevgi delisi bir kedidir.. Fındığım bensiz uyumaz, benimle uyumayı çok sever...

Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Fındığım bensiz uyumaz, benimle uyumayı çok sever. Her gün mutlaka yürüyüş yaparız. Her sabah 7.30 gibi birlikte kalkıp, güne başlarız. Sabah kahvaltısından sonra mutlaka Fındık ve Ayşe ile oyun oynarız.

Bakımlarına çok özen gösteriyorum onlar da çok alıştı mutlaka her gün bakım saatimiz oluyor.

Ayşe, kızım 9 yaşında tekir. Çok sakin ve sevgi delisi bir kedidir. Fındık ile garip bir şekilde uyumları var ve birbirlerini çok seviyorlar.

Sokak hayvanlarının korunup kollanması ve daha iyi bir yaşam sürmeleri adına siz neler söylemek istersiniz?

Çevremizdeki evsiz yavrularımıza kişisel olarak yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamaları için yardımcı oluyoruz; ama yasal olarak haklarının mutlaka ve mutlaka korunması gerektiğini ve şiddet yapan kişilere ağır cezaların verilmesini istiyorum.

Barınakların daha çok desteğe ihtiyaçlarının olduğunu düşünüyorum.

Para ile sahiplenmenin önüne geçilmesi gerekiyor, köle gibi satılmaları çok üzücü.

Sokakta yaşayan dostlarımızın güvenli yuva bulmaları için küçük küçük festivaller yapılıp, aileler ile bir araya gelmeleri gibi organizasyonların sıkça yapılmasını arzu ediyorum.

Sevgili Ayşe Çınar, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Yeni çalışmalarınız tekrar hayırlı olsun, sevgiler…

Gamze Hanım, ben de size bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum. 4P1K okurlarına sevgilerimi gönderiyorum.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 15 (Eylül 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.