Z Kuşağı: Sözün bittiği yer
Babanın işlevini yitirdiği, çocukların anneden ayrılmasını sağlayacak üçüncü kişilerin nadir olduğu bir dönemdeyiz. Babanın yasasına boyun eğme fırsatı bulamayan veya bencil ve sevgisiz babaları olan çocuklar, annede takılı kalıp, hazzın ve narsisizmin-halk ağzıyla egonun- kölesi olurlar. Benzer şekilde ebeveynleri tarafından aşırı korunup kollanmış çocuklar da ev içindeki duyumsadıkları özellik hissiyatlarını tüm dünyadan beklerler ve sıradanlığı bir türlü kabullenemezler.
Arzu, yasaya gönülden boyun eğmeden huzura kavuşamaz. Yasaya gönülsüz boyun eğen de aşırı ahlakçı olur. Günümüz yasak aşkları, annede takılı kalmış hazcının, ensest yasağını delme arzusunun izlerini taşır. Mistisizme eğilim, uyuşturucu madde ve alkol kullanımında artış, özgürleşememiş bireyin anne karnına veya memesine dönme arzusunun dışavurumudur. Örneğin sigara filtresinin rengi, deseni ve niteliği, meme ucuna benzer.
Annede takılı kalan bağımlı ve hazcı çocuk-oral kişilik- yedi ölümcül günahın bataklığında kalır: Bencillik, Açgözlülük, Kıskançlık, Kibir, Tembellik, Şehvet, Öfke. Adaletli ve sevgi dolu bir yasa koyucunun olmadığı veya yasa koyucunun anne olduğu bir ortamda büyüyen bir neslin dramı, yasak ve kurallara başkaldırma zorunluluğudur. Kaldı ki şimdilerde devlet babanın-kapitalist sistemin- bizzat kendisi hazzı ve tüketimi teşvik etmekte, kanaatkârlık ve yazgıyı kabullenmeyi bloke etmektedir. Sistem, sürekliliğini sağlamak için bireyleri de kendisine benzetmiş, doyumsuz, kıskanç ve hırslı yapmıştır. Çocuklarımız daha zeki olabilirler ama yasa tanımaz ve eski nesilden daha bencildirler. Bencil, tıpkı aşırı fedakâr gibi kendisini sevmez dolayısıyla ötekini de sevemez. Sevilmek koşuluyla sever; evrene enerji gönderir sırf pozitif enerji alabilmek için.
Bilinenin aksine baskıcı bir ortamda büyüyen eski kuşağa kıyasla yeni kuşak, daha fazla acı ve ıstırap çekmekte, kimlik karmaşası yaşamaktadır. Herkesin baba aradığı günümüz dünyasında kararlı, cesur ve yaratıcı kişiliğiyle Atatürk, kanımca en ideal baba figürüdür. Sözleri ile eylemleri arasındaki mutlak tutarlılık, sanırım onu Nietzsche’nin kavramsallaştırdığı übermensch (insan-ötesi) sınıfına dâhil eder.
Günümüz insanı, hayvanlar gibi yaşamak için değil, zevk için öldürür hale gelmiştir. Bundan sonraki yıllarda insanın yapacağı hiçbir sadistik veya sapkın eylem bizi şaşırtmamalıdır. Artık yasanın olmadığı, her şeyin serbest olduğu, hakikate gözlerin kapatıldığı, sanal ve hayali olanın egemen olduğu bir dönemdeyiz. Yaratıcı üretkenlik; duraklamayı aşmış, çoktandır gerileme devrine girmiştir. Özgür yaratıcı birey, ancak özgür ruhlu ailelerde ve toplumlarda daha kolay palazlanabilir. Kaotik toplumlarda sıçrama yaratan dehalar ise kendisini toplum uğruna feda eden mutsuzluğa mahkûm kişilerdir.
Günümüz insanınca reddedilen hakikat nedir? Hakikat; ölüm, hastalık, belirsizlik, adaletsizlik, düzensizlik, kaza ve ayrılıktır. İnsan zihni, hakikati inkâra yönelik çabanın evrimsel ürünüdür. Mantık, bilim, inanç, sanat, kültür, devlet, bağımlılık ve sevgi, hakikate direncin dışavurumudur. İnsani direncin uçlara savrulması, psikolojik sorunlara yol açar. Örneğin hakikate direncin yersizliğine aşırı vurgu yapan, nevroza; direnç oyununu aşırı ciddiye alanlar da psikoza meyleder.
Doğayla uyumlu yaşayan bir Kızılderili kültüründen uçlara doğru savruluyoruz; ya hayvan katliamı yapıyoruz ya da vejetaryan oluyoruz; ya aşırı empati yapıyoruz ya da sıfır empati. Zizek’in dediği gibi artık tercih hakkımız “iyi ile kötü” arasında değil, “kötü ile en kötü” arasındadır. Neyin daha az kötü olduğunda kafamda soru işaretleri olsa da kapitalizmin “en kötü” olduğu hakkında artık kuşku duymuyorum. Mantık ve inanç, kendilerine değil, özgür yaşama hizmet etmeli, zihin sadece kendisini değil, ait olduğu bedenini de sevmelidir.
Sevgi ve fedakârlığın başkasına yapışmak için kullanılmadığı; dürüstlüğün ve bilginin, egonun kabarmasına hizmet etmediği; mutlu dehalara zemin hazırlayan bir toplumun yeşermesi temennisiyle… Sevgi ve saygılarımla
Nevroz: Hayal ile gerçeğin karıştırılmadığı depresyon, kaygı ve kişilik sorunları
Psikoz: Hayalin gerçek sanıldığı, hezeyan ve halüsinasyonlarla karakterize şizofreni ve benzeri durumlar


