Ömür verenin, ömrü alınır
İnsanın sağ kalmasını sağlayan sağ-lıkçıların ömrü, ortalamaya göre on yıl daha kısadır. Doktorlar arasında şöyle bir hikâye vardır: İnsanın aptalı, doktor; doktorun aptalı, cerrah; cerrahın aptalı, beyin cerrahı olur. Yani aptallık, cefa ve fedakârlık ile doğru orantılı olarak artar.
Bir gün yoğun bakımda şöyle bir olaya tanık oldum: Babalarını ziyarete bile gelmeyen bir oğul; babasının bakımı esnasında küçük bir hata yapan yoğun bakım hemşiresine “Madem sağlıkçı olmayı seçtin, eşek gibi bakacaksın babama.” diye bağırırken, babasına bakmamanın yarattığı suçluluk duygusundan kurtulmak için hemşireyi günah keçisi ilan ediyordu.
İnsan, beklentisi olduğuna öfkelenir. En fazla beklenti de fedakâr insanlara yönelir. İkili ilişkilerde bile insanın sevdiğini incitmesi; beklentinin fazlalığından; fedakârlığın da görev olarak algılanmasından kaynaklanır.
Üzüldüğüm dört meslek grubu vardır: Madenciler, kasiyerler, devlet hastanesinde yoğun çalışan sağlıkçılar ve bankacılar. Birer androide dönüşmüş insanlar ne hata yaparlarsa yapsınlar sinirlenmemeye çalışırım çünkü yaptıkları hataların onlardan değil, sistem kaynaklı olduğunu bilirim.
Tanrı; sadece korumaz, öldürür de. Tanrı veya doğa kaynaklı acılardan veya ölümden insanı korumaya çalışan insanlara yurtdışında [realistik insanlar] epey hürmet edilirken, ülkemizde sistematik bir şekilde değersizleştirilmelerini aklım almıyor. Son bir yılda televizyonlarda sürekli olarak “zam yapıldı” yalan haberi dolaşıyor. Amaç devlet hastanesinde kuyrukta beklediği için kendisini kötü hisseden halkın öfkesini, yönetim yerine sağlıkçılara yönlendirmektir.
At hırsızlığının normalleştiği neoliberal düzende her meslekte olduğu gibi yamuk tipler tabii ki çıkacaktır ancak bunun diğer halk ve meslek kitlesine göre en düşük meslek grubu olduğunu ifade etmek isterim.
Bir ortopedi profesörü, tomografiye 5 saniye bakıp “ameliyat gerekmez” kararı vermiş ve hastadan muayene ücreti olarak 700 lira talep etmiş. Bunun üzerine hastanın içerlediğini fark eden profesör de “ Ben şimdiki muayenenin ücretini almıyorum, yitirdiğim gençliğimin ödemesini alıyorum.” demiş.
Bu sene rekor sayıda asistanlık kadrosu açıldı çünkü itiraf edilmese de hekim boşluğu, on yıl içinde emekli olacak deneyimli hekimler nedeniyle gitgide büyüyor. Üzülerek itiraf edeyim, nitelikli hoca noksanlığı nedeniyle yeni mezun veya mezun olacak hekim dostlarımızın bilgi ve beceri düzeyi gitgide azalıyor.
Sistem, sağlıkçıların niteliğinden ziyade niceliğine bakıyor. Amerikan tarzı “Paran yoksa hiçsin” felsefesi, sağlık ve eğitim sistemine iyice yayıldı. Tam da bu sistem kendi paragözcülüğünü maskeleyebilmek için doktoru paracı olarak gösterir. Hekim dostlarımın çoğu emeklilik fantezileri kuruyor çünkü hem 5 liraya hasta bakmak istemiyorlar hem de sopa yemek veya kurnaz insanlarla tartışmak istemiyorlar.
Tanrı yar ve yardımcımız olsun. Sağlıcakla kalınız dostlar.


