Mutsuz Umut
Mutsuzluğun asıl nedeni, mutlu olmaya dair beklentinin yüksek olmasıdır. İlişkileri lekeleyen de, partnerlerin birbirlerinden beklentilerini azaltmak istememelidir. Çoğu insan, mutluluğu ötekinde arayıp mutsuz olduğunda ötekini sorumlu tutmak ister. Konfüçyüs’ün dediği gibi mutluluk, kelebek kovalamaya benzer, kovaladıkça kaçar, sakince oturup beklersen belki omzuna konabilir. Yaşam içinde ilk aşama, mutsuz olmamak olmalıdır; mutlu olmak, ikinci aşamadır. Mutsuz olduğumuzda da sırf yaşamayı görev gibi görüp yaşamaya devam etmeli, birinci aşamaya geçebilmek için kendimize zaman tanımalıyız. İkinci aşamaya aceleyle sıçrama umudu, yaşamın kendisini bir görev haline getirir. İntiharı düşünen bir baba, sırf çocukları uğruna yaşama direnmeyi seçmeli, kendisine göre haklı nedenleri bile olsa çocuklarını ve kendisini öldürme bencilliğinden vazgeçmelidir.
İnsan konuşan bir varlık olduğu anda boşlukla yüzleşir. Bu boşluğu doldurabilmek için tarikatlara, sanata, sevgiliye, bilgiye, paraya, alkole, takıntılara sarılır ve boşluğunu azalttığı yanılsamasına kapılır ama dolmayı asla başaramaz. Yasak tanımayan post modern insan, doyumsuz bir şekilde haz arayışı içindedir. Gerçek dünyada arzusuna asla ulaşamayan narsistik post-modern insan, fantezi dünyasına gömülür. Artık hayali ve sanal olan, gerçekmiş gibi kabul edilir. Şahit olduğum bir olaydan bahsetmek isterim. Mağazaya gelen bir müşteri, mum almak istediğini söylüyor ama mağazada mum olmadığını öğrenince de cinnet halinde yetkilileri fırçalıyor: “Ama ben burada mum satılır diye düşünmüştüm.”
Hayal, umutla kardeştir; mutluluk ise şimdidedir. Varlık âlemine baktığımızda kolayca görülecektir ki hayal dünyası, gerçek dünyaya yani akıl, bedene hizmet eder. Bir karga, bedenini korumak için aklını kullanır. Ancak hiper akıllı insan düzleminde ise beden, aklın; gerçek benlik de hayali benliğin kölesi konumuna geriler. Günümüz insanı aşırı umutlu ama mutsuzdur. Hayallerine kolayca kavuşmak ister ama emek vermeden.
Partnerinden hem ebeveyni hem de sevgilisi gibi davranmasını bekleyen özne; beklentisini azaltmadığı sürece hayal kırıklığına uğrar. Ruhumuzu iyi ve kötü bakış olarak ikiye bölersek ve gerçek benliği de iyi ile kötü yönlerin bir sentezi olarak kavramsallaştırırsak, dış dünyada görülen kötülüğün aslında hem dış kötülük hem de kötü bakışımızın eseri olduğunu kabul etmemiz gerekir. Neşet Ertaş’ın “Kusur görenindir.” sözünü “Kusur, görenindir de.” diye düzeltmek gerekir. Biz öfkelenmeye hazır olmadıkça, kimse bizi öfkelendiremez. Âşık, kendi arzusunu bastırabilmek nefretini kullanır ve partnerini de kötü olmaya zorlar.
Polyanna, hayal kırıklığına duyarlıdır; Kötümser ise gerçeğe nasır bağlamıştır, hissizdir. Ne siyah güneş gözlüğü ne de pembe gözlük, gerçekle uyumludur. Kötümserlik, yaşlının bakışıdır; serap gören polyanna ise çocuksu bakıştır. Kötü kaderle karşılaştığında da şok olmayan iyimser ve gerçekçi bir bakış edinmeniz dileğiyle.
İnsanın parasız olmasının en iyi tarafı, bir gün paran olursa her şeyin mükemmel olacağını hayal edebilmektir ama zenginsen, mutsuzluğun için sadece kendini suçlaman gerekir.
Alain de Botton


