Kuşlar mı Uçağa, Uçaklar mı Kuşlara Çarpıyor?
Dünyanın birçok yerinde tam olarak önlenemeyen uçak-kuş çarpışmaları hem büyük maddi hasarlara neden oluyor, hem kuşların, hem de yolcuların hayatını tehlikeye atıyor.
İşin tuhafı, medyada bu kazalarla ilgili çıkan haberlerin neredeyse tamamında hep kuşlar suçlanıyor. Oysaki uçaklar, kuşların asırlardır yaşadığı bu alanlara sonradan geldiler. Birçok havaalanı doğal kuş alanlarının üzerine kuruldu. Daha fazla kuş gelmesin diye etraftaki sulak alanlar kurutuldu. Habitat tahrip edildi...
Dünyada, özellikle deniz ve su kaynaklarına yakın, kuş göç yolları üzerinde kurulmuş havaalanlarının tamamı bu sorundan muzdariptirler ve uygulanan yöntemlerin hiçbiri yeterli değildir. Bu konuda %100 başarı elde etmiş bir havaalanı yoktur.
İngiltere HT Havaalanında sadece bu konuyla ilgili yüze yakın personel çalışmaktadır. Almanya’da bir askeri havaalanında bu ekip içerisinde, çevre, meteoroloji, hayvan davranışları ve hidroloji konularında uzman 4 bilim adamı çalışmaktadır. Yine tekniker, bilgisayar programcısı ve laborantlar aynı ekip içerisinde yer almaktadır.
Amerika’daki JK Havaalanında son 15 yılda 70.000 martı itlaf edilmiştir, bazı havaalanlarında kuşları yok etmek için özel yetiştirilmiş vahşi kuşlar kullanılmıştır. Ülkemizde bildiğim kadarıyla hiçbir havaalanında böylesine insafsız yöntemler kullanılmıyor. Birçoğunda ultrasonik sinyalleriyle, araç sirenleriyle, yetmezse tüfek sesleriyle hayvanların gürültüden ürkerek kaçması sağlanıyor. Ancak mücadele ekibi pisti terk eder etmez kuşlar tekrar aynı yerlerine dönüyorlar.
Kıbrıs’ta belirli ay ve saatlerde rüzgarın yönü de belli; rüzgarı arkasına alan martıların pistte uzunlamasına uçmaları bekleniyor ve uçak saatleri buna göre düzenleniyor.
Dünyada kuş uzaklaştırmada eskiden beri kullanılan yöntemlerden bazıları:
•Çifte, araç sirenleri, işaret fişekleri
•Ultrasonik sesler, Lazer sistemleri, LPG’ li toplar
•Vahşi kuş sesi veya panikteki kuşların çıkardıkları sesler
•Eğitimli köpekler (Border coli), Eğitimli yırtıcı kuşlar (Atmaca, doğan vb.)
•Uzaktan kumandayla kontrollü, doğan şeklindeki robotlar,
•Yön değiştirici ultrasonik sesler, dalgalar ve görüntüler,
•Sulak alan gibi çekici bölgelerin ağla örtülmesi,
•Demir çubuklar, caydırıcı teller,
•Çimlerin düşük dozda elektrik verilen tellerle kaplanması,
•Zehirleme, Kapanlar ve yakalama ağları
•Korkuluk, maket, bayraklar
•Rahatsız edici ışıklar, Uzaklaştırıcı kimyasallar
•Kimyasallarla üremeyi azaltma
•Görevlilerin sopalarla kuş kovalaması
•Uçuş saatlerinin kuş hareketlerine göre düzenlenmesi
•Yukardaki sistemleri kuş radar sistemleriyle entegrasyonu
En tehlikeli çarpışmalar iniş ve kalkışlarda 30m’nin altında meydana geliyor. Herhangi bir nedenle yerden havalanan ya da bu yükseklikte seyreden kuşların riski daha fazla. Yüksekte olan çarpmaların çoğunluğu ise göçmen kuşlardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla Siren ve tüfek seslerinin bu irtifalarda hiçbir faydası olmuyor.
Kısacası tüm çabalara rağmen sorun tamamen yok edilemiyor.
Çünkü hiçbir kuş oraya tesadüfen gelmiyor. Onların oraya gelişi genetik bilgilerinden kaynaklanıyor. Siz orayı kurutsanız da bu genetik bilgide oranın kuşlara ait olduğu, orada yiyecek ve su kaynaklarının mevcut olduğu yazılı. Bu bilgiyi silebilir misiniz? Hayır! Bazı havaalanları zaten bol martının yaşadığı deniz kenarlarında bulunuyor. Denizi kurutabilir misiniz? Hayır!
Birçok havalimanımız kuşların göç yolları üzerinde kurulu ve özellikle İstanbul’daki havalimanlarımızın yakınında dünyaca önemli kuş alanları var (örneğin Küçükçekmece ve Boğaziçi gibi) Bu nedenle kuşların buraya gelmesi hiçbir zaman engellenemez.
Havaalanlarının kuş alanı olmayan, kuş göç yolları üzerinde bulunmayan ve civarında sulak alan olmayan yerlere kurulması daha işin başında düşünülmelidir. Böyle yapılmadığı için, “Kuşlar burada ne arıyor, uçağın önüne neden kuş sürüleri çıkıyor?” diye sormaya hakkımız olamaz.
Çünkü kuş uçağın önüne çıkmıyor, uçak kuşun önüne çıkıyor.



