Future Of Veterınary Oncologıc Dıagnosis
Efendim, bugün ister istemez teknik konulara çok girmek zorundayım. Çünkü 25 Ekim Cuma büyük gün. Nedeni, Future Healthcare Türkiye 2019 günü. Bu organizasyon, insan tıbbı için her türlü yüksek kaliteli ürün, tedarikçi, yatırımcı, müşteri ve karar vericiye hitap etmesi için planlanmıştır. Başta Türkiye ve Almanya, İngiltere, İtalya, Suudi Arabistan olmak üzere farklı ülkelerden gelen 5.000 nitelikli ziyaretçi ağırlanacaktır. Sağlık kurumlarının son trendleri hakkında paylaşımlar yapılacaktır.
Peki, biz bunun neresindeyiz der gibisiniz. Hemen söyleyeyim. Veteriner tıbbı baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerle çağ atlamaktadır. Sayın editörümüz Cengiz beyin olağanüstü girişimleriyle veteriner sağlık hizmetleri, teknoloji üreticilerinin de dikkatini çekmiş ve bizler için de bu organizasyon dahilinde bir panel düzenlenmiştir. Konusunda uzman kişiler gelecekte hayvan sağlığı teknolojisinde neler yapılabileceğini anlatacaklar. Israrla ifade ettiğimiz TEK SAĞLIK kavramı üzerine büyük katkı sağlayacak bu birliktelikte biz de Animal Digital Healthcare için orada olacağız.
Görüntüleme teknolojileri son yıllarda giderek artan bir hızda gelişim göstermektedir. Bu gelişmelerden en çok yararlanan radyoloji branşlarından birisi de onkolojik radyolojidir. O halde ben de bu sayımızda “Future of Veterinary Oncologic Diagnozis” yani veteriner onkolojik görüntülemenin geleceğinden, yeniliklerinden ve en sık izlenen kanserlerin tanısında gelecekte veteriner tıbbında nasıl faydalanabileceğimizden biraz bahsedeyim.
Kanser hastalığı evcil dostlarımızda da çok görülmekte ve büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Özellikle meme ve akciğer kanserleri.
Klasik hekimlikte fizik muayene önemli bir yer kaplamakla birlikte günümüzde görüntüleme araçları tanı koyma amaçlı kullanılan ana yöntem haline gelmiştir. Onkolojik görüntüleme, malignitelerin tanısı, karakterizasyonu ve tedaviye olan yanıtın değerlendirilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Fizik muayene ile saptanamayacak kadar küçük lezyonların henüz semptom oluşturmadan tanı almaları, hasta sürvisini uzatmada yeni gelişen tedavi yöntemlerinin de katkısıyla birlikte önemli bir rol oynamaktadır. Direk grafi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon tomografisi (PET)-BT ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) onkolojik tıpta rutin olarak kullanılan modalitelerdir. Bu modalitelerde katedilen teknolojik gelişmeler sayesinde mevcut tekniklerde ilerlemeler kaydedilmiş ve bazı yeni modaliteler de kullanıma girmeye başlamıştır.
Onkoloji̇k görüntülemede yeni̇ modali̇teler
DİFFÜZYON GÖRÜNTÜLEME: Su moleküllerinin diffüzyon hareketlerine duyarlı MR sekansları nöroradyolojide, özellikle iskeminin (kan akışında bölgesel bir azalma veya kesilme nedeniyle vücudun bir kısmının yeterince kan ve oksijen alamaması sonucu oluşur) değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Günümüzde diffüzyon sekansı vücudun diğer bölgelerindeki malignitelerin de tanısında kullanılmaya başlanmıştır. Aslında tüm vücut diffüzyon MR sekansı 2004 yılında geliştirilmiştir. Bu sekans Pozitron Emisyon Tomografisi (PET)-BT tetkikine benzer görüntüler oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu sekansın lezyon saptamada PET-BT kadar duyarlı olduğu, akciğer lezyonlarını ortaya koymada PET-BT daha başarılı iken, beyin ve kemik lezyonlarının tespitinde diffüzyon sekansının daha başarılı olduğu ortaya konulmuştur.
MR SPEKTROSKOPİ (MRS): Bir bölge içerisindeki çeşitli metabolitlerin dağılım ve miktarını gösteren MRS nöroradyolojide aslında geniş bir kullanım alanına sahiptir. Çeşitli metabolik hastalıkların tanısı, tümör evrelemesi, apse-tümör ayrımı bu kullanım alanına örneklerdir. MRS nöroradyolojiden başka meme ve prostat kanserlerinde de kullanılmaktadır.
PET-MR; PET-BT: İnsan hekimliğinde günümüzde onkolojik görüntülemede standart ve sık başvurulan bir modalitedir. MR’ın yumuşak doku rezolüsyonun BT’ ye göre daha üstün olması ve MR çekimlerinde anatomik veri dışında fonksiyonel ve biyokimyasal verilerin de elde edilebilmesi, PET-BT’ den sonraki adım olarak PET-MR cihazlarının üretilmesinin yolunu açmıştır. Yurt dışında bile klinik çalışmalar kısıtlı olmakla birlikte PET-MR’ın lezyon tespitinde PET-BT kadar başarılı olduğu görülmektedir. (PET: Pozitron Emisyon Tomografisi)
En sik rastlanan kanserleri̇n tanisindaki̇ yeni̇ görüntüleme yaklaşimlari
Meme kanseri̇
Aslında mortalitesi düşük bir kanser türüdür. Şu anda ülkemizde sadece ultrason ile tanı konulmaktadır. Fakat MR ın da veteriner hekimliğinde hizmete girmesi sayesinde tanıda duyarlılık ciddi oranda artacaktır.
Yukarıda da bahsettiğim gibi nöroradyolojide de çok sık kullanılan MR Spektroskopi sekansı meme kanserlerinin tanısında da kullanılabilmektedir. Spektroskopi sayesinde görüntü alanına giren bir dokunun biyokimyasal bileşenleri ortaya konabilmektedir. Bu bileşenler içerisinde özellikle kolin miktarı önem arz etmektedir. Hücre membranının bir bileşeni olan kolin miktarının artmış bulunması malignite açısından şüphelidir, az miktarda olması ise benign bir lezyon varlığını düşündürebilir. Ayrıca kemoterapi sonrası yanıt alınan lezyonlarda, tümör hacmi azalmaya başlamadan önce kolin miktarının azaldığı bilinmektedir.
Meme ultrasonografisinde de yenilikler yaşanmaktadır. Bunlardan en önemli ikisi elastografi ve kontrastlı ultrasonografi incelemeleridir. Elastografi, fizik muayenedeki palpasyonun sonografik karşılığıdır. Kanser dokusunun normal dokudan daha sert olduğu varsayımı ile çalışır. Dokunun rölatif sertliği siyah-beyaz veya renkli haritalar ile gösterilebilir.
Meme görüntüleme konusunda birçok kitabi yöntem mevcut olmakla birlikte kullanımları sınırlıdır. Meme sintigrafisi radyofarmasötik ajanlar kullanılarak yapılan fonksiyonel bir görüntüleme yöntemi olup primer meme kanseri taramasında yüksek diagnostik duyarlılığa sahiptir.
Prostat kanseri̇
Prostat kanseri, erkek hayvanlarda en sık rastlanan kanserlerdendir. Tanısında fizik muayene, biyokimyasal testler ve transrektal ultrasonografi (TRUS) kullanılabilir. Hatta TRUS eşliğinde biyopsi işleminden de faydalanılabilir. MR teknolojisinde izlenen gelişmeler sayesinde prostat kanseri tanısında bu yöntem de önem kazanmaktadır. Rutin Mr sekansları prostat kanserinin lokal evrelemesinde önemli bir rol oynamamaktadır. Bu sekanslara ek olarak diffüzyon ağırlıklı MR ve MR spektroskopi yöntemleri kullanılmalıdır. Diğer bölgelerdeki malignitelerde olduğu gibi prostat kanserinde de diffüzyon kısıtlaması ve ADC değerlerinde düşme saptanır. MR spektroskopi tekniğinde prostat dokusundaki metabolitlerden sitrat, kreatin, kolin ve poliaminlerin seviyelerine bakılır. Sağlıklı yapıda çok miktarda bulunan sitrat, prostat kanserinde düşüş gösterirken, kolin miktarı hücre sayısındaki artışa paralel olarak artar. Poliamin piki ise azalır.
Kolorektal kanser
Yine bu kanser türünde de tarama programları sayesinde tanısı mümkün hale gelmiştir. BT sanal kolonoskopi yöntemi tarama amaçlı kullanıma girmiştir. Sanal kolonoskopinin özellikle 10 mm nin üzerinde büyüklüğe sahip poliplerde duyarlılığı % 90’ın üstündedir. Sanal kolonoskopi ile birlikte kullanılabilen bilgisayar destekli tanı yazılımları sayesinde tarama işlemi daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Kolorektal kanser metastazlarının tespitinde BT ve MR dan faydalanılmaktadır. MR, özellikle küçük lezyonların bulunmasında ve hepatosteatozlu (yağlı karaciğer hastalığı) hastalarda lezyonların saptanmasında faydalıdır. Bu alanda ise kaydedilen iki ilerleme diffüzyon ağırlıklı MR sekanslarının kullanımı ve karaciğere spesifik MR kontrastlarının kullanımıdır. Sadece diffüzyon sekansında ortaya konabilen küçük lezyonların bu sayede tespiti çok önemlidir. Gadolinium-etoksibenzil-dietilenetriamin pentaasetikasit (Gd-EOB-DTPA) gibi karaciğere spesifik kontrast maddeler metastazların tanısını kolaylaştırmaktadır. Bu maddeler hepatositler tarafından tutulurken, hepatosit içermeyen lezyonlar (örneğin metastazlar) tarafından tutulmazlar. Bu sayede metastazlar hipointens izlenir.
Tedaviye yanıtın izlenmesinde de yeni görüntüleme teknolojilerinden faydalanılmaktadır. Bu alanda insan hekimliğinde de yeni bir buluş olan PET ve MR sistemlerinin tek bir cihazda birleştirilmesiyle oluşturulan PET-MR sistemleridir. PET’ in sağladığı fonksiyonel bilgi, tedavi sonrası hücresel düzeydeki yanıtın, anatomik değişiklikler henüz meydana gelmemişken ortaya konabilmesini sağlarken, MR’ın sağladığı yüksek yumuşak doku rezolüsyonu ve farklı sekansların kullanılması anatominin daha net bir şekilde ortaya konabilmesini sağlar.
Akci̇ğer kanseri̇
Akciğer kanserinde erken tanı önemli olduğundan, tarama amaçlı görüntüleme yapılması akla ilk gelen önlemdir. Bilgisayarlı tomografi, direk grafiye kıyasla maligniteyi çok daha kolay bir şekilde ortaya koyabileceğinden daha efektif bir tekniktir ancak yalancı pozitiflik ve alınan radyasyonun dozu da bir nevi risk içerir. Fakat her zaman için en önemli tanı yöntemi yine de bilgisayarlı tomografidir.
Değerli okurlar farkındayım çok fazla teknik konulara girdim fakat en masumane sadeleştirebildiğim kadarıyla gelecekte biz veteriner hekimlerin de kullanabileceği onkolojik görüntüleme tekniklerini anlatmaya çalıştım. Malumunuz üzere teknoloji teknik terim olmadan olmuyor. Hepimiz söylemiyor muyuz? “Bu gençlerin dilinden anlamıyorum hiç” diye. Veteriner tıp teknolojisi de böyle bir şey işte. Biz veteriner hekimler de bu çağa ayak uydurmalı ve bu organizasyonda yerimizi almalıyız. Sağlıcakla kalın.
Future of veteri̇nary healthcare…
Gelecek aslında çoktan geldi. Biz gecikmeyelim.
## Osman aydin kara
## Veteri̇ner heki̇m
İÜ-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi


