El Bombası Değil, Bir Kuş Buldunuz,Yardım Edebilirsiniz Korkmayın
Kuş dedektifi Emin Yoğurtçuoğlu’nun benzetmesiydi bu: “Bir kuş bulununca el bombası bulunmuş gibi davranılıyor.” Olayı basite indirgersek, bir kişi bir kuşa ortalama 1,5-2 ay bakacak ve sonunda kuş sokağına dönecek diye düşünün. Karga, martı gibi sıklıkla gördüğümüz bu hayvanları sokağa döndürmek çok da zor değil. Öte yandan baykuş gibi çok sevimli türleri de sürekli beslemek isteyenler olabiliyor. Bunun özendirici bir durum yaratmasıyla, yüzlerce baykuş yavrusunun evde bakıldığı tabloyu düşünün. Dengeyi bozmaya kimsenin hakkı yok. Bakanlık baykuş baktığınız için ceza yazar, hayvanı alır ama olan insana değil, olan hep hayvanlara ve dengeye oluyor. Bunu unutmayalım, attığımız her adımda nelere sebep olacağımızı önceden düşünelim.
Yavru Karga, Martı, Güvercin, Kumru ve Saksağanlara 2019 Yazında Artık Vatandaş Bakıyor
Sokaklarda yaygın şekilde gördüğümüz kuşlar da sokağın hayvanlarındandır. Yolun kenarında hasta, yavru bir kuş görüldüğünde artık büyükşehir belediyeleri, belediyeler onları almak istemiyor. Gerekçe olarak “Kanatlı Bakım Ünitesi” olmamasını sunuyorlar. Peki, neden kurmuyorlar? Bakanlığın 3 brandalı Toyota kamyoneti İstanbul’da günde 90 kuşu almaya yetişemiyor. Fakülteye giderken yolda ölebiliyorlar. Oysaki çoğu kuş bulan kişilerin 2 ay sabırla bakması sonucunda bu kuş sokağına, doğasına dönebilir.
Sokaklarda gezerken kafamızı yukarı kaldırdığımızda insanlara çok yakın yaşayan kuş türlerini görebiliriz. Bunlar “Sokaklardaki Yabani Kuş Türleri”dir; genellikle karga, martı, güvercin, kumru, saksağan ve serçedir. Bahar ayları gelirken, hayat tecrübesi az, genç kuşlar yuvalarını olur olmaz yerlere kurmaya başlarlar. Acemi kumru ebeveynler genelde ilk yuvalarını bir balkon saksısı içine yapabilirler. Kiremit çatılar, çoğunlukla martı yuvalarına ev sahipliği yapar. Çınar gibi yüksek ağaçların tepelerine kargalar, sağlam yuvalar kurarlar. Mezarlıklarda en çok saksağanlar görülür. Bazı yuvalar sağlam yerlerde, bazı yuvalar çok sakat yerlerde kurulur, defalarca yuva yapanlar, ilk yumurtadan sonra yer değiştirenler bile vardır. Sağlam olduğunu düşündükleri yuvada yumurtlar ve kuluçkaya yatarlar. Bu aşamadan sonra yavrular yumurtadan çıkar, 1 aylık olmaya yakınken bazıları yuvaya sığamaz, yuvadan düşer ve kargaşa başlar. Etraftaki insanlar doğal olarak yardım etmek ister, yerden alırlar ve bazıları onları yuvaya koymaya çalışır ancak tekrardan aşağı düşünce de kimi evinde bakar, kimi baktıracak birini bulmaya çalışır ama asıl çözüm bugün nedir, kafaların çok karışık olduğunu görüyoruz.
Peki, kuş bulan kişiler nasıl bakabilirler?
Eğer arabaların sık geçtiği bir güzergâhta ise yerde zıplayan yavruyu almak zorundasınızdır. Kuşun hangi tür olduğunu anlamak önemlidir, güvercin buğday yer, şahin et yer. Etçil veya böcekçil bir kuşa buğday verilmez. Ekmek hiçbir kuşa verilmez, yokluk çeken bir insan elinde sadece ekmek olduğu için onu kutuya koyuyor olabilir, bu başka bir konu. Eğer bir köydeyseniz, yiyecek bir şey bulmakta zorlanıyorsanız o zaman da desteğe şekerli su ile başlayabilirsiniz, haşlanmış yumurta verebilirsiniz. Türüne uygun mama bulduk diyelim: Bir büyük karton kutunun dibine gazete koyduk, gazetenin birini ince şeritler halinde yaydık. Kuşu yerleştirdik. Bir kaba ıslatılmış kedi maması, tavuk göğüs eti, bir kap su koyun ve yanından çekilin, hayatta tutacak kadar ilgi yeterlidir. Sürekli ilgi, sevgi ile evcil bir hayvana dönüştürmekten kaçının, çünkü doğaya dönecektir. Sakat bir hayvan ise, sakatlığı sebebiyle doğaya, sokağa dönemeyecek bir birey ise evet, sevgi ve ilgiyi abartabilirsiniz.
Yaralı ise önce, açık ve yakın olan veteriner kliniğine gidilmelidir
Önce en yakın veteriner kliniğine gidilir. Eğer “Kuşlardan anlamıyorum, bakamam” diyorsa önce sakin olun, evet, bakmak istemeyebilir. Egzotik ve yaban hayvanlarına sıklıkla destek veren benim gibi veteriner hekimlerin tellerini hayvan severlere, derneklere, veteriner hekim odalarına sorarak bulabilirsiniz. Meslektaşımız da kabul ederse, birlikte yol alabiliriz. Lütfen sosyal medyadan ulu orta yazılan şeyleri, kendiniz uygulamayınız.
Takviye nasıl olmalıdır?
Vitamin, mineral, probiyotik mutlaka verilmelidir. Çok sık kullandıklarımızı, milyon kez cevapladığım için yazmak istiyorum, bunlar ilaç değil, destektir. Yavru büyütürken yoğun bir vitamin olduğu için, beşeri eczanelerde kolay bulunduğu için, içinde şeker olan (tatlandırıcı olmayan) Polivit’i tercih ediyoruz. Kalsiyumun çiğnenen tabletleri, efervesan formları veya 1000mglık tabletleri olabiliyor. Herhangi biri olabilir, havanda dövmenizi öneririm. Probiyotik olarak yine eczaneden herhangi bir marka alabilirsiniz, en sık kullandığımız Reflor saşedir. 2 aylık bu süreçte her gün verilmek üzere, karga ve martı yavruları için 0,3ml polivit, 3 mercimek tanesi kadar kalsiyum tozu, ¼ çay kaşığı kadar Reflor’u 0,5ml suda karıştırın ve her gün en az bir kere, tercihen sabah veya öğlen içirin. Haftada 1 kez kaya tuzu veya himalaya tuzundan mercimek tanesi kadar mamaya karıştırıp yedirebilirsiniz, bu da eksik mineraller için destekleyici olacaktır. Kumru, güvercin, serçe gibi kuşlar eğer kendileri yem yiyemiyorlarsa internetten aldığımız “Versele laga Orlux Handmix” mamaya su karıştırıp, muhallebi kıvamında iken 5lik ve 10luk enjektörlerle besliyoruz kullanıyoruz. İlk anda bu mamayı bulamaz iseniz pirinç unu muhallebisi ile ilk günleri idare edebilirsiniz. Onlara takviye 0,1-0,2ml polivit, 1 mercimek tanesi kadar kalsiyum tozu, ¼ çay kaşığı Reflor şeklinde olacaktır. Serçe için daha azı yeterli. Youtube’da arama boşluğuna “Nilay Tezsay Vet Tv” ve “güvercin” “karga” “kumru” “martı” “saksağan” “serçe” yazdığınızda yüklemiş olduğum videolar ve altlarındaki uzun açıklamalar yardımcı olacaktır.
Nasıl salınacaklar?
Bulduğunuz yavru, %99 ihtimalle yumurtadan yeni çıkmış olmayacaktır, ortalama 15-25 günlük bir yavru olsa sizin 1,5-2 ay bakmanız gerekecektir. Yumurtadan yeni çıktıysa 2-2,5 ay bakılmalı ve mutlaka 15-20 gün içinde türdeşleri ile arkadaşlık edebileceği bir ortamda tanıştırılmalı, kendi türünün farkında ise, onlarla kaynaşabiliyorsa salınabilir. 1 aylık bir yavru bulmanız durumunda da türdeşleri ile kaynaştırma çok başarılı sonuçlar getirebilir. Bir yavru yerden yukarıya çok rahat 5 metre gibi bir mesafeyi uçabilmeli. Eğer uçarken parabol çiziyorsa, bir şeye direkt değil, dolaylı, açılı uçuyorsa o zaman kas, iskelet sistemindeki eksikliklerden kaynaklanıyordur. Yaklaşık 15 gün, 20-40 metrekarelik egzersiz odasında daldan dala hoplayıp uçmalıdır. Buzdolabı, televizyon karton kutularında da zıplama, uçma çalışması yapabilirler.
Uçamıyorsa
Belki kanatlarda geçici veya kalıcı bir sorunu vardır. Eğer genetik bir sorunu varsa, bağırsaklarda emilim problemleri, eklemlerde, tüy köklerinde enfeksiyonu varsa kuş doğaya dönemeyebilir. Bakılacağı ortamı sağlayamıyorsanız ona bakabilecek başka bir gönüllü bulmak için sosyal medyadan ilan paylaşabilirsiniz. Bunu gerçekten sizin takip etmeniz, sizin çözüm bulmanız gerekiyor. Hepimiz uçmasını temenni ediyoruz ama bazen olmuyor.
Kimler gönüllü oldu ve neler başardılar?
Handan Gürbüz arka bahçesinde 1 yavru martı büyüttü, videosunu gördüm, tahtalar üzerinde zıplayarak koşuyor. Yine sağ olsun Mert Akkök @mertakkoek uçamayan martılar için alan çevirmiş, uçabilenler oradan havalanıyorlar, Mert bey acil durumlar için haber verdi, bende birkaç tane olursa ona götüreceğiz. Tabi ki 50 tane yavruya bakamayacaktır. Aile dostlarımız Ömer Cem Harnak ve Selma Harnak tüyleri tamamlanmayan saksağan Zeytin’e evlerini açtılar, artık o da ailenin bir üyesi oldu ve planlanmadığı halde konuşmaya başlamış. Engelli karga Frida’ya Yaşam Hakkına Saygı Derneği başkanımız Özgün Öztürk Taşdemir çiçekler gibi bakıyor. İlknur Saraç, iki karga yavrusunun öğrenciler tarafından beslenildiği bir video yayınlamış, bu çocuklar bu yavrulara severek yardım ediyorlar, bu gerçekten büyüklerin, çocuklarla gerçekleştirebileceği güzel bir dayanışma örneği olmuş.
Geçen yıllarda Deniz Bozok, saksağanlar ve güvercinler için bahçesinde bir oda gibi kafes yapmıştı, birçok kuşa baktı, kurtardı, teşekkür ediyoruz. Bu yıl, Nejat Karasulu, sosyal medyada gördüğüm üzere, sonradan bulduğu 2 karga, 2 martı yavrusunu tahta kasalarda bir süre baktı, sonra gönüllü buldu, teslim etti. Ayrıca yumurtadan yeni çıktığı zamandan bu yana baktıkları 1 aylık “Umut” isimli karganın yanı sıra “Narin” isimli bir karga yavrusunu daha besliyorlar, büyüyünce birlikte salacaklar, kolaylık dileriz. Dilek Kısacıkoğlu teyzemiz terasında, geçen hafta kanat altı yaralı baya büyümüş bir yavru karga buldu, 1 hafta içinde dikişleri sayesinde yara kapandı, aynı yere geri döndü. Turan Çokyaşar arkadaşımız tek ayağı yamulmuş bir karga yavrusu buldu, bandajını meslektaşım Vildan Uncu yaptı, Turan veya bir arkadaşı bu kargaya en az 1,5 ay bakması gerekecek. Rüveyda Yavuz arkadaşımız Altunizade’de bir yavru karga görünce beni aradı, yine alamayacağımı ilettim, civarda anne baba karga mutlaka vardır. Uzaktan da olsa gözler ve beslemeye devam ederler. Yol kenarındaysa yakındaki ağaçlı bir parka doğru yavruyu yönlendirip bir ağacın yüksek dalına kondurabilir ve oradan ayrılabiliriz. Anne-baba ile buluşması sağlanmalıdır, bunu yaparken anne-baba bizi tanımasın ve saldırırlarsa korunalım diye kafamıza bir örtü sarabiliriz.
Herkes beni arayıp, neler yapılacağını soruyor, aynen ben de sırayla yapılacakları anlatıyorum, maalesef onları almak gibi bir şansım yok, günde birer tane karga alırsam, hayal ederseniz... Sokağa her çıktığımda 1 tane karga yavrusu daha buluyorum, bunlara aynı şekilde bakacak gönüllü bulamazsam fakülteye götüreceğim. Kargaların bulunduğu büyük kafeste yere kedi maması ve su konuluyor, önce ağızlarına birkaç tane mama konularak onlar mamayla tanıştırılıyor, bu çaresizlikte bu kadar yardımcı olabiliyoruz. İyileştirmenin bir parçası olmak için zaten çok fazla vakaya zaman harcıyorum. Ses ve koku açısından da onlarca hayvan ile apartman dairesinde her şeyi yapabilmek kolay değil, mantıklı değil, sadece bana yıkılması zaten mantıklı değil. Sizlerin zamanı, evi, salonu, banyosu, balkonu ne kadar değerli ise bizimkiler de öyle diye düşünmenizi isterim. Maddi olarak da 1 yavruyu 2 ay büyütüp salmak kuş başına 1000TL’lik bir emek bence, bu şekilde bulduklarınızı bir kuş bakıcısı veya veteriner hekim bulup 1000TL’ye baktırabilirsiniz, günlüğü ortalama 17TL’ye geliyor. Bu şekilde en başından en sonuna, salınımına kadar bakımına özenilmiş olur. Öbür türlü gönüllü kişi bulduğunuz durumda da bir bağış, mama desteği vermez iseniz, bu kişi kendini sizin tarafınızdan %100 kullanılmış hissetmekte ve bir daha yardım etmek de istememektedir. Günümüzde para kazanmaya, geçinmeye çalışan bir kimse, sizin bulduğunuz bir karganın sorumluluğunu almak istemez. Siz bir kuşu birine verip, bakım parası vermek istemiyor ve illa ki devlet buna bakmalı diyorsanız ve dilekçe de yazmıyorsanız o zaman gerçekten vicdansızlık yapmış olursunuz. Hiç emek sarf etmediğiniz bir kuş için, sürekli merak edip o kişiyi telefonla rahatsız etmeniz de doğru bir hareket değildir. Kuş, bakım esnası hastalanıp ölebilir, bunun da olabilecek senaryolar arasında olduğunu bilmeniz gerekir, bunu da haftalık veya 15 günlük periyotlarla sorabilirsiniz, o şekilde destek gönderebilirsiniz. Kuş neden öldü diye o kişiyi hırpalamamalıdır, kuşlar diğer türlere göre daha narin, hassas hayvanlardır. Organizasyon ve iletişim yeteneği güçlü, düzgün bir kişi, bahar-yaz dönemleri için 5 ay kadar, merkezi bir yerde ucuz eski müstakil bir ev tutabilirse, alacağı bağış ve desteklerle baya bir martı, karga, güvercin yavrusu 2 ayda doğaya dönebilir, bunu da bir düşünün derim. Yurtdışında birçok emekli hanım ve bey, böyle kurtarma merkezlerinde gönüllü besleme, temizlik yapıyorlar, gerçekten kahvehanede dedikodu yapıp okey oynamaktan, sürekli çay içip depresyona girmekten, daha yararlı olduğunu düşünürüm. Oturup dertlerle şişmanlamasınlar, hareket edip canlar kurtarsınlar ki ruhları şifalansın.
Yırtıcı kuş bulunduğunda, evet çok sevimliler ama önce bunları okuyunuz:
Yırtıcı kuş derken, kartal, atmaca, şahin, kerkenez ve baykuş gibi pençeli kuşlardan bahsediyoruz. Onlar anne ve babaları ile kalırlarsa yaşam şansları çok yüksek, onları oradan alırsak doğaya tekrar dönemeyebiliyorlar, bunu gerçekten istemeyiz. Arazide gezerken yakındaki ağaçtan düştüyse baykuş yavrusuna dokunmayınız, anne baba onu pençeleriyle alabilir veya yuvaya sığmıyorsa yerde büyütmeye devam edebilir. Yaralıysa almak zorundasınız. Her baykuş türü et yemiyor, ishakkuşu ve kukumavlar böcek, kurt, solucan tercih edebiliyor. Pelet çıkardıkları için tüylü, kemikli yemeleri gerekir. Onlara donmuş fare vererek de çözemeyebiliyorsunuz, vitamin, mineral, probiyotik desteği bile yetmeyebiliyor. En iyisi öncelikle anne-baba yanında olmasını denemek. Eğer evimizin çatısından düşüyorsa balkona kartonla taşıma yapılabilir, gölge çok önemli. Tabi ki Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün onları koruduğunu bilin, onlarla iletişimde olabilirsiniz ama her vaka için arandıklarında, saatlerce trafikte giderken ölebiliyorlar, fakültede bakacak bir öğrenci olmadığında, öğrenciler de yaz tatiline çıktığından, yaşam şansı sizin elinizde daha yüksek. Kendinizi onu sevmeye kaptırıp, kuşu zamanı geldiğinde doğaya salmaz iseniz ona sadece kötülük yapmış olursunuz. Hastalık ve yaralanmalarla ilgili, en yakın veteriner kliniği ile çözmeye gayret edin. Bilgi alışverişinde de iyi niyetinizi muhafaza ediniz, yurtiçinde ve yurtdışında ona profesyonel yardım sunacak kişilere (veteriner hekim, rehabilitatör veya uzun süre bu türe bakmış tecrübeli kişilere) de nazik olunuz, bunu özellikle iletiyorum, kendini adamış profesyoneller gerçekten çok hassas oluyorlar, onları kırmayın, onların ilettikleri haricinde farklı şeyler denemeyin, çok fazla soru sorarak onları boğmayın, aynı anda 2-3 veteriner hekimi meşgul etmeyin. Onların aynı anda 100 tane vaka ile boğuştuğunu düşünün, makaleleri, videoları varsa açıklamalarını en az 2 kere okuyunuz. Aynı soruyu tekrar sormamak adına bu önemli. Hassasiyetiniz için şimdiden teşekkür ederiz.
Eğer kırsalda isek baykuş yavrularını almayalım, anne-baba yerde bakıp büyütmeye devam etmektedir. Eğer sokaktaki işlek caddeye düşüyorsa, o zaman almak zorundayızdır. Uçmayı başarıncaya kadar aile ile teması kesmeden bakabilirsek, sonra yine aile ile kavuşturabiliriz. Kavuşturamıyorsak onun kendi başına yerdeki eti yemeyi öğrendiği zaman, güzelce uçabildiği zamanı bekleyeceğiz ve fare bulabileceği Polonezköy gibi, ormanlık alana götüreceğiz ve salacağız. Baykuş, kerkenez, atmaca alım-satım yapanları da CİMER üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne ve Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne ihbar etmeyi unutmayacağız. Görev ihlali mi var, onu da yazın, Ankara Genel Müdürlükleri arayın, derneklerle başvurun, basını ekleyin, çekiniyorlar.
Başımdan geçen bir olay
Pepe Veteriner Kliniğine acil kuş vakalarında uğramaktayım, bunu bilen, Anadolu yakasındaki hayvanseverler buldukları vakaları getirirler. Ben de ilk yardımını, bandajını mutlaka yapmaya çalışırım. Bir gün tam klinikten çıkacak iken iki bey hızlı şekilde bir pasta kutusuyla geldiler, “buna araba çarptı” dediler. İlk andan itibaren güvercini bize bırakıp gitmek istediler ve ben de “önce muayene etmeli, ilk yardımını yapmalı” diye önerdim. Bandajını yaptım. Anlattığım hiç bir şey ile ilgilenmediler, bir an önce bırakıp gitmek isteyen bakışları vardı, çok rahatsız oldum. Sanki kuşa kendileri çarpmışlar gibi davranıyorlardı, emin de olamadım. Elimden geldiğince nazikçe, kuşu almayacağımı, birkaç gün bakıp, Avcılar’daki fakülteye veya Ataşehir Barınağı’na götürebileceklerini ilettim. Telefondan konum ve numara bakındılar, panik ile karışık bir aceleleri vardı belli ki. Saydım, tam 3 kez “Şimdi aldık başımıza belayı. Ne yapacağız bunu?” dediler. “Ben bandajını yaptım, siz de önüne bu bir kaç gün buğday, su koyun. Uygun zamanda fakülteye bırakırsınız” dedim ama o kapıdan çıktıktan sonra kendi vicdanları ile ne yaptıklarını gerçekten bilmiyorum. Giderken, nezaketen de olsa, yapılan bandaj için bir borçları olup olmadığını sormadılar. En azından, kliniğe ait bir bandaj materyali harcadık değil mi, bunu da Nilay hanım mı ödesin. Ben meslektaşlarıma yük olmayı istemem, sürekli harcadığım bir şey varsa, onu tedarik etmeye çalışırım. Ben de bu yaşanan olayı, yazmayı borç biliyorum. Bütün kuşların adına yazıyorum, artık durum bu. Bu bir el bombası değil ki. Kendi bulduğunuz kuşu, birine verince sorumluluk üzerinizden atılmış olmaz, arkanızı dönünce iş bitiyor mudur? Bitmiyor ki… Herkes bir şey yapacak, herkes bu hayvanları görecek ve belediyelerden, CİMER üzerinden bakanlıklardan talep edecek ki bir yerler açılacak, o yüzden bahsedeceğim Change.org metnine benzer dilekçenizi lütfen siz de hazırlayın ve gönderin.
Change.org’takiimza kampanyasına lütfen destek verin ve benzerlerini yazıp kendi ilçenizde merkezler kurulmasını talep edin, işte bu “bir adım” olur:
Üsküdar'da ve Kadıköy'de Yabani Hayvan Acil Bakım Üniteleri Acilen Kurulsun
Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli,
Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Sayın Yusuf Kandazoğlu,
Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen,
Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Daraodabaşı
İstanbul'da bahar ve yaz aylarında yardıma muhtaç, hasta, çok fazla yavru yabani kuş vatandaşlar tarafından bulunmaktadır. Bazı belediyeler kedi-köpek bakılan hayvan barınaklarında bakmak istememektedirler. Ataşehir belediye barınağına alınabiliyor ancak tahminimizce orada bir yığılma oluyor ve sonra taşınıyorlar. Bugün yaralı martı için, ALO153 "yardımcı olamadığını" iletmiş. IBB almıyor. Vatandaşlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğünü aradıklarında sınırlı sayıda (2-3) şoför, 2-3 araç sayısı ile 50-90 sayısındaki günlük vakalarla baş edememektedirler. Tek bir martı, güvercin, serçe için Kadıköy'den araç Avcılar'a hemen gidemiyor. Arkası brandalı olan bakanlık araçları, sıcaklık sebebiyle kuşların ölümüne sebep olabiliyor. Kuşlar önce çeşitli bölgelerden alınarak, Maslak'ta bekletilmek durumunda olabiliyor. Kuşlar bazen bekleme süreleri ile bir kutu içinde 6-12-24-48 saat sonra varmış olabiliyor. Hiç bir hasta yavru kuş bu süreçten sağ çıkamayacaktır, 2 saatte bir beslenmesi gereken bir yavru veya hasta kuş kaybedilecektir. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü arasında protokol vardır ancak çok fazla vaka geldiğinde, günde 50-90 vaka getirildiğinde bunu karşılayabilecek insan gücü de yoktur. Yaban hayvanlarına, tatile çıkmayan (1-2-3 sayıda) öğrenciler ve bir hoca ve hocanın cebinden maaşla yaşayan bir teknikerle orada yıllardır çözümlenmeye çalışılıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'nün asıl hızla kurtaracağı türlerin şahin, kartal, baykuş, kirpi, tilki, sansar, karaca gibi yırtıcı, yabani türler olması gerekir. Diğer şehir hayatına adapte olmuş olan sokaklarda çok sık görülen, insanlara yakın yaşayan martı, karga, güvercin vakalarının ise öncelikle Kadıköy ve Üsküdar Belediye'lerince çözülmesi mümkün olabilir.
Belediyelerce Kadıköy ve Üsküdar'da 2 "Yabani Hayvan Acil Bakım Ünitesi" kurulabilir, ilk yardımları yapılır ve Bakanlığın memuruna periyodik olarak teslim edilir, İstanbul'da Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'nce 5 yıldır planlanan ancak yapılmayan "Yabani Hayvan Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi" kurulursa oraya nakledilir. Yeni araçlar tahsis edilmelidir, bugün kullanılan araçların uygun olmadığını yıllardır iletiyoruz ancak iyileştirme görülemedi. Memurların ellerinden geleni yapıyor olması ile konuyu lütfen rafa kaldırmayalım. Bugün vatandaş bir yaralı martı, yaralı şahin bulunca, çözüm olarak "en yakın kliniğe gidin" diye bir cevap verilmek durumunda kalınıyor, hepimiz bu şekilde yanıtlıyoruz. Bunun İstanbul'un en kalabalık ilçesi için sakıncalarını lütfen öngörelim. Merkezi ve kolay ulaşılabilir olduğu için, Kadıköy Moda'da aynı gün 10 Martı vakası aynı kliniğe varırsa, klinik kurumunuzdan bir gün gıda, ilaç masrafı isteyecektir, ciddi zaman da harcaması gerekecektir, bunu aynı klinik veya bir gönüllü veteriner hekim 1 ay boyunca yapamaz, böyle bir yeri, zamanı ve e-reçetenin dahil olması ile böyle ekstra bir bütçesi yoktur, saat 19:00'da kapattıktan sonra da hayvanların takibi yapılamaz. Oysaki bu merkezler kurulursa, içine 3 veteriner hekim, 2 tekniker, 2 temizlik elemanı yerleştirilirse, rutin olarak en doğru şekilde yardım edilebilecektir. Vatandaş kendisi getirir, araçlar sadece gece olunca kurtarma merkezine ilk yardımı yapılmış hayvanlarının naklini yapabilir. Muhtemel merkezlerin ihtiyaçları, projeleri ile ilgili WWF Tr Vakfı size yardımcı olabilir. Bulgaristan Stara Zagora şehrindeki Green Balkans Yaban Hayat Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'ni gezebilir, aynısını yapabilirsiniz. Sonrasında gönüllüler ve sponsorlar dahil olabilir, her kurtarmayı gazeteciler eşliğinde yayınlayabilir, bu farkındalık hareketiyle vatandaşları kurtarma anlamında iş birliği konusunda motive edebilirsiniz. Tüm köklü, güçlü hayvansever sivil toplum kuruluşlarından da konuyla ilgili alakalarını, takiplerini bekliyoruz. İl hayvanları koruma kurul toplantılarında da bu konunun mutlaka paylaşılması önemlidir. Davet edilmediğimiz için yabani hayvanların adına bir konuşmacı olmamakta ve bu konu yok sayılabilmektedir. Öncelikle, bugüne kadar yabani hayvan büyütmüş, bakmış, onlarla göz göze gelmiş duyarlı tüm kişilerden bu mektubu imzalamalarını ve siz yetkili mercilerin de dikkate almasını ve artık bu merkezleri kurmalarını rica ediyoruz.
Saygılarımla,
Veteriner hekim Nilay Tezsay
Unutmadan, yaban hayatin dengesi̇ni̇ bozan hareketlerden kaçinalim
PALM YAĞINA SON: Palm yağı (hurma yağı) içeren tüm paketli ürünleri tüketmeyi bırakalım, paketli çikolata reyonlarından hiç bir şey almamak gibi bir karardır bu. Sosyal medyada son ağaca tırmanan hamile orangutanın fotoğrafını görmüşsünüzdür. Ormanlarda gezen hayvanların yaşam alanlarını daralttıkları için bu hayvanlar birbirlerinin kolay avı olmaya başladı ve evsiz kalan hayvanlar yerde uzun süre hayatta kalamaz durumdalar. Ben palm yağı içeren ürünleri yemeden, kullanmadan yaşamayı başarabiliyorum, siz de başarabilirsiniz. Bunu onlara borçluyuz, LÜTFEN.
FOK BİNNAZ: Bodrum Gümbet koyunda uyumayı seven, Binnaz ismi takılan Akdeniz Fokunun o bölgede rahat bırakılması çok önemli. Akdeniz fokları dünyada nesli tükenen hayvanlar listesinde yer alıyorlar. Bern’de imzalanan Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi unutulmasın. Tüm yerel halkın, gelen misafirlerin duyarlı olması, onu rahatsız etmemesi gerekir.



