Av. Selin Kırhan

Boşanmada Top 10 Şehir Efsanesi!!

Sevgili 4P1K Okurları; yaz aylarında uzatmaları oynayan, evlilikleri sallantıda olan çiftler, sonbaharın gelmesiyle birlikte yaprak dökümü misali biz avukatların kapısını çalmaya başladı. Hal böyle olunca; bu sayımızda, sizlere boşanma davaları hususunda doğru sanılan yanlışlardan bahsetmek istiyorum.

İşte; sizler için derlediğim,

boşanma hakkında en çok doğru bilinen yanlışlar!!

oErkek nafaka alamaz.

Türk Hukukunda; Aile Mahkemeleri, nafaka konusunda cinsiyet gözetmeksizin tarafların sosyo-ekonomik durumunu nazara alarak karar verir. Yani; taraflar üzerinde menkul veya gayrimenkul bunulup bulunmadığına, tarafların aylık gelir durumlarına, maaş dışında herhangi bir yan gelirlerinin olup olmadığı gibi durumlara bakılır. Şayet; taraflardan biri diğerine göre daha fazla gelir sahibi ise bu durumda, mahkeme boşanma ile birlikte yoksulluğa düşecek olan tarafın talebi doğrultusunda nafakaya hükmetmektedir. Bu tarafın kadın-erkek olmasına bakılmaz. Bahsetmiş olduğum şartların oluşması halinde, erkek de nafaka alabilir.

oBoşanma davasını kadın açarsa nafaka alamaz.

Nafaka alabilmek için davayı kimin açtığının önemi yoktur. Nafaka hâkimin takdirindedir. Önemli olan, boşanma sonrasında kadının maddi imkânının olup olmadığıdır. Ayrıca, tam ya da kısmi kusurlu olup olmadığı da bu konuda etkilidir. Kadının maddi yönden nafakaya ihtiyaç duyması halinde kendisine, şartlar da oluşmuşsa nafaka bağlanacaktır.

oDavayı karşı tarafın açmasını beklemem avantajıma olur.

Davayı öncelikli olarak kimin açtığının dava sonucuna ilişkin bir önemi yoktur. Önemli olan, tarafların haklılıklarını ispat etmeleridir. Kaldı ki; davayı hangi taraf açarsa açsın, diğer taraf da karşı dava açabilir.

oBoşanma sonrasında çocuğun velayeti kesin olarak anneye verilir.

Hâkim çocuğun velayeti ile ilgili kararı takdir ederken, küçüğün konforunu göz önüne alarak karar verir. Ebeveynlerden hangisi çocuğun yaşam alanını daha iyi sağlıyorsa ve hangisi çocuğa daha iyi bakacaksa yine, sosyal inceleme neticesinde hazırlanan rapor (pedagog veya sosyal hizmet uzmanı görüşü) sonucu etkin olur. Velayet davalarında, öncelik “çocuğun üstün yararı” dır. Bu sebeple, müşterek çocuk için babanın şartları daha uygunsa velayet, babaya da verilebilir. Ancak, özellikle, 0-3 yaş arasındaki çocuk anne bakım ve şefkatine ihtiyaç duyduğundan velayet anneye verilir. Bu durumda da, çocuğun hayatının risk altında olması gibi bir durum varsa, ispat halinde velayet babaya da verilebilir. Görüldüğü gibi, boşanma sonucu çocuk veya çocukların velayetinin her zaman anneye verildiği gibi kesin bir şey söylenemez.

oAnlaşmalı boşanma davamın duruşmasına avukatım katıldığı için benim katılmam gerekmiyor.

Anlaşmalı boşanma tek celsede sonuçlanan bir boşanma türüdür. Yukarıda bahsettiğim durumla ise sıklıkla karşılaşmakta ve çokça bu tarz sorulara maruz kalmaktayım; “Nasıl olsa protokolü imzaladım, yine de duruşmaya gelmeme gerek var mı?” –Evet, var! Anlaşmalı boşanma davasında, genellikle taraflar protokol imzaladıkları için kendilerinin duruşmada hazır bulunmalarına gerek olmadığını düşünüyorlar. Ancak, bu algı kesinlikle doğru değil. Taraflar, avukat nezdinde anlaşmalı protokolü imzalasalar dahi, duruşma esnasında hazır bulunmak zorundalar. Aile hukukunda şekil şartı olarak; hâkim tarafların duruşmada bulunmalarını istemekle birlikte boşanma isteği yönündeki beyanlarını bizzat tarafların ağzından duyarak karar vermektedir.

oBoşanma sonrasında, çocuğumun velayeti nasılsa bende. Karşı tarafa sormadan, çocuğumla yurt dışına tatile gidebilirim.

Velayet hangi tarafta olursa olsun, prosedür ve küçüğün yararı gereği, aynı zamanda velayet hakkının kötüye kullanılmasını da önlemek amacıyla; çocuk ile birlikte yurt dışına çıkılma durumu söz konusu ise karşı tarafın yazılı muvafakati, yani yazılı izni aranmaktadır. Taraflar bu konuda bir anlaşmaya varamazlar ise, hâkim müdahalesine başvurulur.

o“Eşimi aldattım, duruşmada eşimi seviyorum, pişmanım” desem hakim, pişmanlık ve iyi halden beni boşamaz.

Boşanma davaları bilindiği üzere, aile mahkemelerinde görülmektedir. Aile hukuku ise, özel hukuk yargılamasına tabiidir. Bu sebeple, mahkeme ceza yargılamasında olduğu gibi pişmanlık ve iyi hal gibi bir duruma bakılmaksızın karar verir. Yani, ceza hukukunda olduğu gibi; usul açısından, özel hukuk yargılamasında indirim ve pişmanlık müesseseleri yer almamaktadır. Karşı tarafın kusurlu olduğunu iddia eden tarafın, haklılığını ve iddia ettiği kusuru ispat etmesi halinde karar o yönde verilecektir.

oAnlaşmalı boşanma davasına ilişkin protokole yalnızca boşanma talebimizi yazmamız yeterlidir, başka bir şey belirtmeye gerek yok.

Anlaşmalı boşanmayı çekişmeli boşanmadan ayıran en mühim özellik; tarafların boşanma dışında, boşanmanın fer’i nitelikleri konusunda protokolde anlaştıkları hususları tek tek, açıkça yazılı beyan etmeleri gerekliliğidir. Peki, bu ne demek? Örnek; tarafların mal paylaşımları, nafaka, velayet ve farklı konularda talepleri de varsa bunları da protokole madde madde yazarak, anlaşmaya vardıklarını imza altına almaları gerekmektedir. Aksi takdirde, tarafların bu hususlarda anlaşamamaları durumunda; dava belirsiz veya çekişmeli hususların varlığını giderebilmek için, anlaşmalı boşanmadan çekişmeli boşanmaya dönüşmüş olur.

oBoşanma sonucunda, çocuğun velayeti ya anneye ya da babaya verilir.

Yargıtay’ın iki yıl önce vermiş olduğu karar ile Hukukumuzda artık boşanma sonrasında çocukların velayetinin eşlerden birine değil, anne ve babaya ortak velayet şeklinde verilmesinin önü açıldı. Bu demek oluyor ki, ortak velayet ile müşterek çocuk üzerinde anne-baba eşit söz sahibi olacaktır. Anlaşmalı boşanma davasında tarafların ortak velayet talebini ayrıntılı şekilde belirtmeleri, gelecekte eşler arasında çıkabilmesi muhtemel huzursuzluk nedeniyle, müşterek çocuğun tüm bu risklerden etkilenmemesi adına önemlidir. Ayrıca, ortak velayet kararı yine çocuğun üstün yararı göz önüne alınarak verilir. Çekişmeli boşanmada ise, hâkim çocuğun menfaatini göz önüne alarak ortak velayetin çocuk için uygun olup olmadığı yönünde bir karar verecektir.

oEşime nafaka ödemek istemiyorum. Bu sebeple SGK’dan kaydımı sildirirsem nafaka ödemem.

Taraflar sıklıkla bu yanlışa düşerek gelirlerinin olmadığı bahanesi ile nafaka ödemekten kurtulacaklarını zannetmektedirler. Ancak; nafaka yükümlüsü olan tarafın, mahkemenin takdir ettiği meblağı, özellikle de çocuklar için belirlenen iştirak ve tedbir nafakasını ödeme zorunluluğu söz konusudur. Şayet; mahkeme eski eş için de nafakaya hükmettiyse, bu durum eski eş için de aynıdır. Yani; sigorta kaydını sildiren taraf, gelirim yok diyerek nafaka yükümlülüğünden kaçamaz. Boşanma esnasında nafaka hükmedilen tarafın durumu, boşanmadan sonraki dönemde gerçekten kötüye gittiyse ispat yükümlülüğü kendisine ait olmak üzere mahkemeye, nafakanın azaltılması yönünde talepte bulunup dava açabilir. Nafaka azaltımı - arttırımı gibi davaların hukukumuzda geçerliliği vardır. Fakat bilhassa ödeme yapmamak için SGK kaydının sildirilmesi gibi yollara başvurmak nafaka ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Nafaka yükümlüğünün ihlali sonucunda da hapis cezasına kadar giden cezai yaptırımlar söz konusu olmaktadır.

Sonuç itibariyle; boşanmak, çiftler arasında hem psikolojik, hem maddi-manevi yeterince yıpratıcı bir süreç iken; bir de kulaktan dolma, yalan yanlış bilgiler ile bu durum daha da içinden çıkılmaz hale geliyor ve boşanma davalarının yıllarca sürmesine sebep olup tarafların yeni hayatlarına uyum süreçlerini sürekli sekteye uğratıyor. Bu sebeple; doğru kaynaktan alınan her bilgi, en büyük güç. Gücünüzün, yolunuzda ışık olması dileklerimle…

Kış sayımızda görüşmek üzere,

Sevgiler…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 10 (Ekim 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
SK
Yazar

Av. Selin Kırhan

4P1K’de 2 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları