Santrifüj Zamanlar
Yine çok hızlı zamanlardan geçiyoruz... Her şey çok hızlı... Belki “hızlı” değil de “santrifüj zamanlar” demeliyim. Ya da ben aynen böyle hissediyorum... Bu öyle bir etki yaratıyor ki sap saman, çöp duman birbirine karışıyor... Her yer aynı anda çöküyor sanki... Ekonomi çöküyor, anlayış çöküyor; zamanımızın o çok değerli sözcüğü “ahde vefa” tarihe karışıyor, kimse ne anlama geldiğini bile bilmiyor... Öte yandan toplumların ahlak anlayışı çöküyor (insanların bacak arası ahlakından söz etmiyorum), sanki herkes hızla aklını yitiriyor... Adamın biri bir köpeğe pislik atmak için metroya pislik atıyor (gerçekten, eliyle pisliği metroya atıyor)...
Ya, gerçekten ne oluyor? Pandeminin, depremlerin, fırtınaların ve ekonomik çöküşün yarattığı bir hezeyan mı bu? Yoksa zaten hep böyleydi de biz mi günümüzün teknolojik iletişim olanaklarıyla daha çok duyar olduk?
Keşke bu cevaplar bende olsa ama maalesef bende de yok... Sadece aklımı ve ruh sağlığımı korumaya çalışıyorum. Size de bunu tavsiye ediyorum. Bir de okurlarımız arasında hâlâ bir hayvanla yaşamını paylaşmayan varsa, şiddetle bir hayvan sahiplenmesini öneriyorum. Çünkü hep diyorum ya, iyi ki onlar var. İyi ki varlar da hâlâ iyi ve güzel şeyler olduğunu, yaşamda “iyilik, dürüstlük, tokgözlülük, masumiyet ve vicdan” gibi temel kavramların tamamen yitip gitmediğini hatırlamamıza yardımcı oluyorlar.
Kısacası herkese aklını başında tutabildiği bir ay diliyorum...
Yazımı çok karamsar bulan olduysa üzgünüm. Aslında karamsarlığımdan değil, gördüklerim ve duyduklarım yüzünden içine düştüğüm kuyudan sesleniyorum sadece...
Her şeye inat bir sayıda daha sizlerle olmak ise mutlulukların en büyüğü...
Herkese keyifli okumalar diliyorum. Dosttan dosta sevgiyle...



