Mutluluğu Seçecek Kadar Cesur Ol!
İnsan dünyaya alnında sor waiver yazısıyla gelir. Yani başına ne gelirse gelsin hayatta kalmaya çalış!
Bunu şöyle de düşünebiliriz: İnsanın bilinçaltının çok derinlerinde hayatta kalmaya programlandığı bir çekirdek bir ana merkez vardır. İşte bizler bu yüzden beklemediğimiz olaylarla karşılaştığımızda bilinçaltımıza "tehlikedesin hayatta kalmak İçin harekete geçmelisin!" Şeklinde bir veri gitmektedir. Örneğin tam karşıdan hızla bize doğru yaklaşan bir araç gördüğümüzde, yırtıcı bir hayvanın bizi kovaladığında, eli silahlı birileri veya saldırgan birilerinin üzerimize yürüdüğünde işte bilinçaltımız kendisini tehlikede hissetmektedir. Çoğumuz tam da bu yüzden bu zor anları gözüme perde indi, o anda bana ne oldu bilemiyorum, nasıl yaptım kahretsin çok pişmanım gibi ifadelerle anlatırız.
İşte bilinçaltımız bir tehdit algıladığında bizler 3 türlü davranıştan birisini gösteririz: 1) Donup kalırız 2) Tehlikeyle savaşırız. 3) Tehlikeden kaçarız.
Oysaki biz bunu istemiyoruz. Çünkü bu sürüngenlerde de olan beynimizin en alt katmanına ait eğitilmemiş kısmının insani olmayan davranışlar sergilediği bölümüdür. Cinayetlerin tecavüzlerin suçların hatta bilinçsizce birçok aldatmaların ihanetlerin işlenmesine sebep olan bölüm...
3 bölümden oluşan beynimizin en alt kısmında amigdala (sürüngen beyin) sonra Duygusal beyin en üstte de düşünen beyin vardır. Hayatın yönetimini elimizde tutabilmemiz için diğer canlılardan bizi ayıran düşünen beynimizi geliştirmeliyiz. Ancak ne yazık ki toplumsal kaos süreçlerinde sürüngen beyin yönetimi ele geçirir. Düşünen beyin devre dışı kalır. Sürüngen beyin de hayatta kalabilmek için her şeyin mübah olduğunu düşünüp haklı çıkmaya kendisini savunmaya çalışır.
Bu süreç doğal olarak toplumun en küçük yapı taşı olan aile kurumunu direk etkilemektedir. İlişkilerde de kişilerin genellikle sürüngen beyinle hareket ettiğini görüyoruz. Sürekli ben diyen birey bilinçaltı düzeyde haz odaklı yaşayarak ayakta kalma sürecini uzatacağına inanıyor. Arzu ve isteklerini ötelemekte sıkıntı çeken günümüz insanı giderek böyle bir çabadan da uzaklaşıp kendisini ne olduğunu anlamadan hazlarının kucağında bulabiliyor. Kısa bir süre öncesine kadar parayla hazlarına daha kolay ve hızlı ulaşarak daha mutlu olacağına inanan birey artık burada da tıkanmış durumda. Nitelikli ilişkilerden giderek uzaklaşan günümüz insanı para ile de mutluluğu yakalayamayınca ilişkilerde güç istenci daha çok esir almaya başladı.
Hem kadının hem de erkeğin giderek daha fazla dışarıda zaman geçirmesi, yaşamla mücadele etmesi beraberinde ister istemez ilişkilerde rol karmaşasını da doğurdu. Aile yapısında ciddi değişimler meydana gelirken bunu tek başına bireylere indirgemenin çok da gerçekçi bir bakış açısı olacağına inanıyorum. Sosyolojik olarak ve daha geniş bir boyutta aile kavramına baktığımızda öncelikle toplumdaki çoğunluğun giderek düşünen beynini devre dışı bırakıp sürüngen beyinle hareket ettiğini kabul etmeliyiz. Bu bağlamda günümüz evlilikleri de maalesef aile kurma aşamasından aile olma aşamasına geçemiyor.
Günümüz insanının en büyük sorununun kendisine, yaşama yabancılaşma ve içinde giderek artan boşluk duygusu olduğunun hemen hemen hepimiz bilincindeyiz. Kendisine yabancılaşan bir birey aile kurmaktan öteye geçip duygusal bağ kurması neredeyse imkânsızdır. Birey ancak kendisini yargılamadan olduğu gibi kabul ederse diğerini de kabul edebilecektir. Kendi gölgeleriyle kucaklaşan birey ancak nitelikli ilişkiyi deneyimleyebilir.
Peki, ne yapacağız bu durumun önüne nasıl geçeceğiz derseniz; Başta okullarda, belediyelerde, kamu kuruluşlarında olmak üzere bireyin önce kendisini sonra diğerini ve yaşamı sevmesine dair dersler verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde giderek etkisinin arttığı sosyal medyanın da eğitim alanında çok iyi kullanılabileceğini ve bu eğitimin beraberinde verilecek olan düşünen beyni geliştirme teknik ve çalışmaları ile de bir nebze olsun süreci yavaşlatıp mutluluğa yaklaşabiliriz diye düşünüyorum.
Gereğinden fazla stres insan beyninin geçici olarak resmen kapanmasına ve donmasına neden olur. Stres senin için doğru olmayan bir yerde olduğunu bilmen için de aynı zamanda bedeninin çalar saatidir. Aklını kullan sana iyi gelmeyen şeyleri hisset ve kendini koru. Bedenimiz mükemmel dizayn edilmiş durumda asla seni yanıltmaz pusulan her zaman bedenin ve hislerin olsun.
Unutma mutluluk tesadüf değil bir seçimdir. Her şeye ve herkese rağmen mutluluğu seçebilmek acıya ve aksiliklere yenilmemek vazgeçmemek sadece cesurların işidir.
Her zaman seni daha yükseğe taşıyacak yer ve kişileri seçebilecek kadar cesur olman dileğiyle. Sevgiler...


