Merhaba sevgili okurlarımız
Merhaba sevgili okurlarımız,
Yepyeni ve dopdolu yaz sayımız ile karşınızda olmanın heyecanı içerisindeyiz…
Hep bahsettiğimiz bir şey var, sürekli anlattığımız, anlatmaktan yorulmadığımız, biz birlikteyken güçlüyüz dediğimiz…
Geçtiğimiz yazılarımda bahsetmiştim sizlere, hayvan destekli tedavinin ne olduğunu, nasıl insan-hayvan ilişkisini temel alarak baş etmekte zorlandığımız anlarda patili dostlarımızdan yardım alarak güçlendiğimizi…
Bu yazımda sizlere ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bir röportajı, terapi köpeği olarak görev alan Kaymak ve sevgili ailesi ile yaptım.
Merhaba Sevgili Simaybize biraz kendinizdenve köpeğiniz Kaymak’ danbahseder misiniz?
Merhaba Aylin, ben Simay Özgür, Koç Üniversitesi Makine Mühendisliğinden mezun olduktan sonra EY'de teknoloji danışmanı olarak çalışmaya başladım. Şu an ise hala EY'de kıdemli danışman olarak çalışmaya devam ediyorum. Aynı zamanda Rehber Köpekler Derneği kurucu üyelerindenim. Yeni yerler görmeyi, yemek yapmayı ve yedirmeyi :) çok çok seviyorum. Son zamanlarda da Kaymak'ın da hayatıma girmesi ile aktif bir şekilde spor yapmaya başladım.
Kaymak'a gelecek olursak, biz 3 aydır beraber yaşıyoruz. En yakın dostum oldu diyebilirim. Birçok insan köpeklerin de karakterleri olduğunu bilmiyor. Daha önce de bir köpeğim oldu ve dernek sayesinde köpeklerle çok daha fazla ilgilenmeye başladığımız için çok açık ve net ifade edebilirim ki, onların da farklı farklı karakterleri oluyor.
Kaymak çok ılımlı, sakin, sıcakkanlı, uyumlu ve oyuncu bir Golden Retriever cinsi. Onunla zaman geçirmek gerçekten çok keyifli ve teröpatik. Peki, Kaymak'ın kötü huyları yok mu? Tabi ki var :) İnanılmaz inatçı ve kırılgan bir kız çocuğu... İnatçılık Golden Retrieverların genel bir özelliği ama bu kadar kırılgan ve duygusal bir köpek olabileceğini asla düşünemezdim. Kaymak adeta bizim evin ikinci kızı oldu.
Peki,Kaymak ile tanışmanız nasıl oldu?
Kaymak'la tanışmam Rehber Köpekler Derneği sayesinde oldu. Kaymak rehber köpek eğitimini mükemmel bir şekilde tamamlamış olmasına rağmen bebeklik döneminde geçirdiği bir travma sonrası sokak hayvanlarına karşı çok duyarlı hale gelmiş. Maalesef Türkiye'de çok fazla sayıda sokak hayvanı bulunuyor. Bu durumda görme engelli bir bireyin Türkiye'de Kaymak'a emanet edilmesinin risk teşkil ettiği değerlendirildi. Biz de bu kadar eğitimli, şahane bir çocuğun görme engelli bireylere olmasa da farklı bir şekilde insanlara yardım edebileceğini düşündük. Terapi köpeği olarak çalışmaya başladı. Bu esnada Kaymak'ın bakıcı ailesinin Türkiye'den taşınmak zorunda kalması sonucu dernek olarak acil güvenilir bir aile arayışımız başlamıştı. Bu arayış esnasında neden bizde kalmasın dedim ve ailemi ikna etmemin ardından Kaymak yeni yuvasına gelmiş ve biz de tanışmış olduk.
Rehber köpek ve terapi köpeği kavramlarını çok sık duymaya başladık. Sahada olan bu ikili, uygulama anlamında da bizlere farklılıklarını anlatabilir mi?
Rehber köpekler bir nevi iş köpekleridir. Görme engelli bireylerin beyaz baston ya da başka bir insanın yardımını almadan bağımsız bir şekilde hareket edebilmelerini ve aynı zamanda da sahiplerine müthiş bir duygusal destek sağlıyorlar. Arama kurtarma, narkotik ya da güvenlik amaçlı özel olarak eğitilen köpekler gibi rehber köpekler de özel bir eğitimin ardından görme engelli sahipleri ile çalışmaya başlıyorlar.
Önemle belirtmek isterim ki rehber köpeklerin eğitimi ve çalışma/yaşama biçimi diğer iş köpeklerinden çok farklıdır. Rehber köpek ile görme engelli sahibinin eşleştirmesi yürüme hızından yaşam biçimine kadar birçok farklı kritere göre yapılmaktadır.
Eşleşen rehber köpek yeni sahibinin yaşamına uyum sağlar. Sahibi bir avukat, yazılım mühendisi ya da ev hanımı olabilir. Sahibi ile işe gider, sosyal etkinliklere katılır, tatilde eşlik eder. Bu köpekler tüm dünyada sahipleri ile birlikte kafes vb. bir araç olmadan uçağa binme izni olan köpeklerdir. Yani rehber köpek alan bir görme engelli birey artık hayatına köpeği ile devam etmeye başlar. Rehber köpeğin tuvalet ihtiyacından, banyosuna kadar tüm ihtiyaçları engelli sahibi tarafından yapılmaktadır.
Terapi köpekleri ise yine rehber köpekler gibi Türkiye için yeni bir kavram. Köpeklerin insanlar üzerinde teröpatik bir etkisi bulunduğu artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek.
Terapi köpeklerinin eğitimi rehber köpekler gibi yoğun değil. Birçok ülkede hastaneler, okullar ve kurumsal şirketlerde terapi köpekleri bulunuyor. Fakat onlar da özel eğitimlerden, testlerden ve davranış gözlemlerinden geçiyorlar. Çok farklı amaçlar için de köpeklerin temiz ve sakin doğalarından yardım alınıyor. Örneğin zihinsel engeli olan çocukların zaman zaman sinir krizleri geçirmeleri sonucunda onlara sakinleşmeleri için köpekle yaşamaları tavsiye edilirken okuma bozukluğu yaşayan çocukların da köpeklere kitap okumaları sonrasında çok ciddi iyileşme sağladıkları gözlemleniyor. Amerika'da ilkokullar ile kütüphaneler arasında anlaşmalar bulunuyor. Çocuklar barınaklardaki köpeklere kitap okuyabildikleri gibi terapi köpeği ünvanını alan köpeklerle de çalışmalar yapabiliyorlar. Hastanede uzun süreli tedavi görmesi gereken çocuklar için ise düzenli terapi köpeği ziyaretleri düzenlenerek duygusal yapılanmaları kuvvetlendirilirken iyileşmelerine de destek sağlanmaktadır. Bunlara ek olarak, terapi köpeklerinin herhangi bir ırktan olmaları gerekmiyor. Sakin, uysal, itaatkar olmaları terapi köpeği olarak değerlendirmeye alınmaları için yeterli oluyor.
Kaymak ne zamandır terapi köpeği olarak görev yapıyor? Bu sürece nasıl hazırlandı?
Kaymak, rehber köpek olarak çalışamayacağı kesinleştiğinden beri terapi köpeği olarak çalışıyor. Görme engelli ve otizmli çocuklarla çalışmalar yapıyor. Şahsen benim ve yakın çevrem üzerindeki etkilerini de söylemeden geçmemeliyim. Örneğin ilkokuldaki ikiz kuzenlerimin en yakın arkadaşı, onlar "Kankamız Kaymak bizim" diyorlar. Onunla kitap okuyor, ödev yapıyor ya da sohbet ediyorlar. Sahne korkusu olduğunu söyleyen 7 yaşındaki kuzenimin gösterisini Kaymak'a birkaç kez yapmasının ardından onu sahnede özgüvenli bir şekilde izlemek ise şahane! Dokunduğu her şeyi güzelleştiriyor...
Peki, terapi köpeğininyani Kaymağınbir günü nasıl geçiyordiye sorsam size?
Kaymak sabahları bizimle birlikte uyanıyor. Uyumayı çok çok seviyor ve onu uyandırmak gerçekten çok zor oluyor Sabahları işe gitmeden onu tuvalete ben çıkarıyorum. Uyandıktan ve tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra mamasını yiyor canı isterse kısa bir çekiştirmece oyunu oynuyoruz.
Eğer kendi işine gidecekse Rehber Köpekler Derneği kaymağı olduğu yerden alıyor ve çalışmaya gideceği yere götürüyor ve akşam da getiriyorlar. Birkaç saat çocuklarla farklı çalışmalar yapılıyor. O gün kendi işine gitmeyecekse annemle birlikte anne ve babamın iş yerine gidiyor. İşyerinin maskotu olmuş durumda herkes ile arası çok iyi, birkaç ‘kankası’ bile var. Tüm gün uyuyor, oyun oynuyor ya da ofislerin arasında gezerek kendini sevdiriyor :) akşam annem ile tekrar eve geliyor. Temel ihtiyaçlarının karşılanmasının ardından minimum 1 saat yürüyoruz, duruma göre o gün serbest bırakabilirsek bolca koşup oyunlar oynuyor. Eve döndüğümüzde ise yorgunluk ile evde o gün kiminle isterse onun yaptığı aktiviteye eşlik ediyor. Anne ve babamla televizyon izliyor ya da benimle müzik dinliyor... Akşam yerinde ya da canı isterse benim odamda yatıyor, bu şekilde bir günü tamamlanmış oluyor.
Özellikle çocukluk çağı olmak üzere, evcil hayvanla birlikte büyümenin psikolojik olarak oldukça faydalı olduğunu gösteren pek çok araştırma ve çalışmalar mevcut. Kaymak ile birçok çocuğun hayatına dokunmuş biri olarak sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Ben köpeklerin, hatta genel olarak hayvanların, insanlar üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu küçük yaşımdan beri öncelikli olarak kendi üstümde gözlemliyorum. Küçük yaşta kuş ve tavşan bakmış biri olarak sorumluluk almak, başka bir canlının yaşam alanına saygı duymak, onlarla aynı ortamı paylaşabilmek gerçekten sonraki yaşlarımda bende çok olumlu etkiler yarattı. Her ne kadar olumsuz karşılansa da ölüm de hayatın bir parçası, kuşlarım ya da tavşanım öldüğünde gerçekten çok üzülmüştüm. Bunun hayatın bir gerçeği olduğunu kabul etmem ve bir mezarı olsun ara ara yanına gideceğim fikri ise bir şekilde benim aklıma gelmişti. Kuru bir çiçek koymuştum mezarlarına, asla solmaması için. Bunlar çok acıklı hikâyeler gibi algılanıyor fakat küçük bir çocuk da olsa insanların doğalarıyla barışmaları için çok güzel bir imkân sunmuş oluyor.
Köpeklere dönecek olursak diğer hayvanların aksine köpekler sahipleri ile çok daha fazla bağ kuruyorlar. Ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü anlayabiliyor ve sevildiklerini hissedebiliyorlar. Sevdiklerini de hissettiriyorlar. Bunlar tüm insanlar tarafından olumlu karşılanan özellikler.
Çocuklarla ilgili ise belirtmek istediğim en önemli husus köpeklerin yargılamaması, eleştirmemesi ve sahiplerini oldukları gibi kabul etmeleri. Bunlar yine her insan için büyük önem taşırken çocuklar için çok daha fazla şey ifade ediyor. Çocukların ailelerinden aldıkları koşulsuz sevgiye ihtiyaçları vardır. Fakat eğitim sistemi, içinde bulunduğumuz sosyal düzen ve toplum normları nedeni ile çocuklar sevginin koşullara bağlanabileceğini hissedebiliyorlar. Örneğin okulda başarısız olursam annem beni sevmez ya da daha az sever gibi düşüncelerle baş etmek zorunda kalıyorlar. Bu gibi durumlar çocukların özgüveni ya da ileriki yaşlarındaki ilişkileri için tehlike teşkil ediyor. Köpeklerin koşulsuz sevgisi daha önce de belirttiğim gibi onların eleştirilmedikleri güvenli bir ortamda potansiyellerini ortaya çıkarmalarına yardımcı oluyor.
Küçük kuzenimin "sahne korkusu" nun ne olduğunu öğretmeninden öğrenmesi ve içindeki duyguyu bu şekilde ifade etmeye başlamış olması ve bu "korku" yu Kaymak ile aşması çok güzel bir örnek. Maalesef yetişkinler bir zamanlar çocuk olduklarını unutup onların dilinden konuşmayı başaramıyor ve onları toplumun direttiği normlara girmeye zorluyorlar. Kuzenimin "sahne korkusu" diye adlandırdığı şeyin ne olduğunu bilmiyoruz fakat sahnede izlediğimiz 7 yaşındaki çocuğun kesinlikle herhangi bir sorunu bulunmuyordu. Buna ek olarak sorumluluk almak da çocuklar için sanıldığının aksine çok büyük bir gelişim fırsatı. Sadece oyun oynamasında sorumlu olmak bile çocuklar üzerinden inanılmaz bir güven ve düzen sağlıyor. Duvarlara asılan günlük programlar yerine tek bir görev tüm günün düzenlenmesine yardımcı olabiliyor.
Bu güzel bilgilendirici sohbet için çok teşekkür ediyorumsevgiliSimay…
Ben teşekkür ederim.



