İlginç Günler
Kim bilir kaç sayıda yazıma “İlginç günlerden geçiyoruz.” diyerek başladığımı fark ettim. Bu arada “ilginç”in doğru bir tanımlama olduğundan da çok emin değilim. Çünkü bir şeyin ya da bir durumun ilginç olabilmesi için öncelikle nadir rastlanır olması gerekir. Ben bu kadar sık “ilginç” diyorsam aslında ortada pek de ilginç bir şey yok demektir. Bu da şu anlama gelir: Maalesef şaşkınlık yaratan durumlar artık şaşırılmayacak kadar sık tekrarlanıyor, hatta süreklilik kazanıyor. Kısacası normal olmaması gereken her şey normalleşiyor.
Hakaret, saygısızlık, cinnet, cinayet, hırsızlık, yolsuzluk, salgın hastalık ve hatta savaş... Gitgide normalleşiyor. Ne acı. Şimdi “Biz ne ara bu hâle geldik?” diyeceğim ama bu cümleyi de o kadar çok tekrarladım ki... Belki de biz hep böyleydik de ben farkında değildim; dolayısıyla bu da benim aymazlığım. Ama ne olursa olsun duyarsız kalamıyor, üzülmekten de kendimi alamıyorum.
Biz bu yola çıkarken “insana, hayvana, doğaya duyarlı” dedik, demeye de devam ediyoruz ve edeceğiz. Bu gürültüde sesimiz ne kadar cılız çıksa, insanlar bu sese ne kadar kulaklarını tıkasa da elimizden gelen tek şey bıkmadan usanmadan bu gerekliliği hatırlatmak. Umut ederek, gerekirse sesimizi yükselterek.
Çok sevgili dostum, doktorum ve dergi yazarlarımızdan Dr. Levent Dövüşkaya dün akşam Kant’ın şu sözünü paylaşmış: “Dünya tarihinde bilgeliğe dayalı eylemler çok seyrek ortaya çıkar; bunun yerine karşımıza çıkan daha çok akılsızlık, çocukça haylazlıktır.” Ne hâle geldiysek, bu cümle bile bana artık çok masum geliyor... “Akılsızlık, çocukça haylazlık” mı gerçekten? Muhtemelen Kant bu zamanlarda yaşıyor olsaydı bu cümleyi şöyle kuracaktı: “Dünya tarihinde bilgeliğe dayalı eylemler çok seyrek ortaya çıkar; bunun yerine karşımıza çıkan daha çok ahlaksızlık, acımasızlık, açgözlülük ve dahi alçaklıktır.”
Şimdi diyebilirsiniz ki “Ne oldu, ne oldu da yine bu kadar doldun sen?” İnanır mısınız bilmem ama aslında pek özel bir şey de olmadı. Yine her zamanki gibi sabah sabah televizyonda, bilmediği hemen her konuda fikri olan birtakım sunucular çıkıp yine bir pitbull canavarının zavallı bir adamı nasıl ve hatta neden ısırdığı konusunda bilgece konuştular. Kıymeti kendinden menkul ve her konuda bilgelik sahibi pek çok sosyal medya kullanıcısı savaşı lanetledi, yine benzine ve motorine yüzde bilmem kaç zam geldi. Yine pek çok banka, ama bu kez elektronik olarak soyuldu; bir sürü insan alacak-borç meselesi yüzünden vuruldu. E tabii bu arada bir sürü “ahlaksız!!!” ve “hadsiz!!!” kadına “erkek!!!”leri tarafından hadleri bildirildi ve öldürüldüler. Millet olarak onurlu geçmişimizden gelen gücümüz yerindeydi ve tabii dolayısıyla yine bütün Avrupa bizi kıskanıyordu. Bu arada hava soğuktu ama yağış yoktu.
Bilmem anlatabildim mi?
Dosttan dosta sevgiyle...



