Gamze Lim

Hayattan Notalar: 4P1K-TV Söyleşilerinden Kesitler

Gamze’yle Hayattan Notalar’ da sizlere bu sayıda sayfamın konukları ile yaptığım 4P1K-TV söyleşilerimizden kesitlere de yer vermek; konuklarımın yeni çalışmalarını konuştuğumuz 4P1K-TV sohbetlerimizden bölümler aktarmak istiyorum. Bu yazımda Türk Rock müziğin ilk alternatif rock grubu sayfamın konuklarından Bulutsuzluk Özlemi Nejat Yavaşoğulları ve Akdeniz müziğinin eşsiz yorumcusu sevgili EGE ile yaptığım 4P1K-TV söyleşilerimden kesitler aktarmak istedim. Pandemi sürecinde müzikal veya sanatsal anlamda neler yapmışlar, yeni çalışmaları neler hepsini konuşuyoruz.

Birbirinden renkli konu ve konuklarımla keyifli söyleşilerimizi 4P1K-TV den takip edebilirsiniz. Yeni başladığımız bu videocastler her Çarşamba Gamze’yle Hayattan Notalar 4P1K-TV de! Ünlü model ve oyuncu Şebnem Schaefer, radyonun duayen ismi Cem Ceminay, değerli ressam Atalay Köseoğlu ve ilham veren olağanüstü hayat hikayesi ve başarı öyküsüyle nam-ı diğer KELEBEK ADAM, ünlü sörf eğitmeni Apo hoca ile yaptığımız videocastler yayında. Biz çok eğleniyoruz; sizlere de keyifli seyirler olsun…

Gelelim bahsettiğim iki söyleşimize;

Akdeniz müziğinin güçlü sesi sevgili EGE ile İstinye’de bir araya geldik ve harika bir söyleşi yaptık. Geçen sonbahardan bu yana sık sık haberleşiyorduk zaten. Kendisi pandemi sürecinde yeni bir kitap, bir videoklipve bir albüm müjdesi ile bakın neler söyledi;

Hayat pandemi sürecinde de hızlı aktı benim için. Çünkü boş durmuyordum. Hazırlandığım bir kitap vardı ama çok yoğun kaynak gerektiren yoğun okumam gerektiren bir kitaptı ve beklediğim çeviriler vardı. Çok kadim bir dilden Arapçaya, Arapçadan Türkçe’ ye çevrilecek çalışmalar. O kitabı bir kenara koydum. Bugünlerde insanların en çok aradığı şey gülmek, mizah! Evde, sokakta, arabada, metroda, işte, sosyal hayatta, ekonomide, siyasette gülmeyi unuttuk. Dedim ki mizah içeren bir romana başlayayım. Çok kaynak gerektirmediği için hızlı da gidiyor. Günde 10-12 sayfa yazıyorum. Hikâyenin tamamı ve nereye bağlanacağı hepsi kafamda belli ve aslında sizleri de ilgilendiriyor. Yaramaz, akıllanmaz, uslanmaz bir adamın reenkarne oluşu, yavru bir dişi kediye dönüşmesi ve başına gelenleri konu alan bir roman.

Konusu vehikâyesihem çok ilginç, hem çok komik hem de ibretlik ve ders verici. Biraz daha anlatabilir misiniz rica etsem?

Sokağın dili çok hızla gelişiyor, müziğin dili gelişiyor. Bu anlatımlar içinde de o kadar sıkıcı bir adam olmadığımı göstermenin bir fırsatı olarak görüyorum bu romanı. Hikayeyi çok anlatmayayım ama biz empati yeteneğimizi kaybettik toplum olarak. Burada empati ile ilgili özel şeyler var. Bir de ne yazık ki hala Türkiye’de İstanbul sözleşmesinin varlığı tartışılırken kadın hakları için mücadele edenler arasında bir kısım kadınlar varken mücadele etmeyen kadınlar da var. Bu hikayedeki uslanmaz adam, reenkarne olduktan sonra o güne dek anlamadığı, empati kuramadığı kadınlarla ilişkiyi dişi bir kedi olduktan sonra kurmaya başlıyor. Çünkü bir kadının başına ne geliyorsa dişi bir kedinin de başına geliyor. Ve onun dişi bir kedi iken adam olma sürecini görüyoruz. Ben keyif alıyorum yazarken. Çok da hızlı yazıyorum. Bir aksilik olmazsa bayrama yetişebilir ancak herkesi çok sıkıştırmış oluruz. Bayram olmasa da Ağustos’un ortası gibi raflarda yerini alır.

Tabii yazmaya da alıştınız siz bu üçüncü kitap. Kesinlikle çok sürükleyici bir roman geliyor diye düşünüyorum. Sabırsızlıkla bekliyorum. Bu romanın bir filmi de çekilebilir belki okadar enteresan! Kitabın ismi belli mi peki?

Kedili kadınlar pardon ‘Kadınlı Kediler’

Harikaymış, asla unutulmaz! Heyecanla çıkışını bekliyor olacağım.

Evlerinde kedi, köpek besleyenlere de bir garip bakılıyor ya bazen. Sadece mizah olsun diye değil de neden hayatımızda hayvan dostlarımız var? Bu soruların yanıtları da aslında bu romanın içinde var. Derginizde ve bu söyleşilerde bunları anlatabilmek benim için çok daha önemli.

Bir de yeni birklipçalışmanız oldu. SEN VAR YA videoklibiçok beğenildi. Sıcacık bir şarkı. Hem görüntüler, hem şarkının dili çok çok güzel. Biraz bahseder misiniz?

Hep bana gelip diyorlar ki neden yeni şarkı yazmıyorsun? Benim de tezim şu; önce eskileri bulun dinleyin. Beğenmiyorsanız ben size yenisini yazayım. SEN VAR YA, 2018 senesinde bir albümde çıkmış bir şarkı.

İSYAN albümünüzden bir şarkı, evet. Daha önce videosu yok muydu?

Yoktu ama kabahati ben dinleyicide değil kendimde buluyorum. Ben besteciyim, söz yazıyorum, şarkı söylüyorum. Ama tabii bu ayrıca bir efor ve albümü emanet ettiğin kişilerce yapılacak bir çalışma! Dinleyici de haklı. Her gün her yerden binlerce şarkı ve binlerce ses geldiği için duyması takip etmesi imkânsız hale geliyor. Biz bunu geçen yıl sevgililer günü için hazırlamıştık. Asistanım Damla Hanım hemen organizasyonu yaptı ve bütün ekibi, her şeyi ayarladı. Patrona gönderdim nasıl olmuş diye herkes çok beğendi nerdeyse gökten zembille inen bir klibimiz oldu. Yoktan var etmek demeyeyim ama sandığın dibinden çıkarıp insanlarla buluşturmak çok güzel bir duygu. Bu arada tezimi doğruladım. Yeni aşk şarkıları yazmama gerek yok. Var olanları tekrar çalışıp gündeme getirmem çok çok daha önemli. Hemen sana şunu da söyleyeyim. 2005 yılında yaptığım bir albümüm vardı ve benim için bu kariyer albümü idi. Hayatta en sevdiğim 3 şarkım o albümdeydi. Fakat albümün çıktığı 10.gün firma iflas etti. Ve biz oradaki şarkıları duyuramadık. Öksüz kaldılar sanki. Ne yapmalıyım derken bu şarkının getirdiği cesaretten sonra Temmuz sonu bu albümü de tekrar gündeme alıp müzikseverlerle buluşturmaya karar verdik. İsyan albümünden de sevdiğim birkaç şarkıyı ve yine insanların duymasını istediğim bir iki şarkıyı da albüme aldık. Dijital platformlarda yoktu bu albüm. Sosyal medyada da yoktu. O yüzden 2020 de yapılmış bir albümden farkı yok. Hani derler ya bilmediğin haber yeni haberdir; bilmediğin şarkılar da yeni şarkılardır.

Çok doğru! O çok sevdiğiniz şarkıların adlarını da verir misiniz rica etsem.

‘Dudaklarınla Isıt Beni’, ‘Sıcak Ekmek’, ‘Aşka Hayır Denmiyor’ Bu önümüzdeki Ağustos, Eylül, Ekim hakikaten çok yoğun geçecek. Eylül’e kadar sanırım 30 konserimiz olacak. Hem albüm çıkacak hem yeni kitabımız çıkacak. Kadınlı Kediler! Bu arada Kurtuluş Savaşı Destanını yazmaya devam ediyorum.

Tamamını 4P1K-TV Youtube kanalımızda bulacağınız sevgili EGE ile yaptığım söyleşiyi keyifle izleyeceğinizi umuyorum. Yine Gamze’yle Hayattan Notalar ’ınözel konuklarından Türk Rock tarihinin efsane gruplarından Bulutsuzluk Özlemi grubunun kurucusu sevgili Nejat Yavaşoğulları ile de Anadoluhisarı’nda bir araya geldik. İlgiyle izleyeceğinizi düşündüğüm harika bir söyleşi oldu. 4P1K-TVyoutubekanalımızda paylaştık. Sizlere o söyleşimizden de küçük bir bölümü aktarmak istiyorum.

Sevgili Nejat ağabeyciğimbu zorlu dönemde siz neler yaptınız?

Biz pandemi süreci başlamadan önce ŞAHLARI DA VURURLAR oyunun provasına çalışıyorduk. Ferhan Şensoy ve Orta Oyuncular’ da. Cuma günü oynayacaktık. Çarşamba günü sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Daha doğrusu tiyatrolar, konserler, gösteriler yasaklandı. Bayağı da çalıştık, hazırlandık. Şarkıları ben ve Grup Gündoğarken Burhan Şeşen ve Gökhan Şeşen üçümüz birlikte söyleyecektik. Vaktiyle çok seyirci toplamış ve kapalı gişe oynamış bir oyun. Bugünkü gençler pek bilmese de çok da talep oluyordu. Şöyle ki biz Cuma günü oyun başlıyor diye ilan ettik. Bir ay süresince bütün biletler bitti. O kadar yoğun ilgi vardı ama Covid-19 denen virüs yüzünden birçok şey aksadı. Oyun da aksadı. İlk şok ne yapacağız dedik? Benim bir de mimarlık ofisim var. Orada da birkaç çalışanım var.

Evet, ne yaptınız?

Herkes evlerine çekildi. Sokağa çıkma yasakları oldu ama yine de ben boş durmadım bu arada evde olmak çoktandır aradığım boş vakitleri sağladı. Toplanması gereken notlar toplandı, seyretmek isteyip de seyredemediğimiz diziler, filmler varsa onlardan yararlanma oldu. Bu arada 3 tane falan 3-4 sezonluk tarihi diziler bitirdim. Geçen söyleşimizde bahsetmiştim ŞEYH BEDRETTİN i hazırlıyorduk. ŞEYH BEDRETTİN bitti. Müzisyen Hakan Kurşun arkadaşımla beraber onun Emirgan’daki stüdyosunda mastering çalışmasını yapıyorduk. Sokağa çıkma yasağı olunca oraya da gidemedim. Arada bir tane kafamızı dağıtmak için yeni yaptığım şarkılardan birinin ben Hakan’a gitarla akorlarını gösterdim o da piyanoda baktı. Çok güzel bu, yapalım mı bunu dedi? Yapalım ama önce bizim mastering çalışmamızı bitirelim dedim. Sonra karantina günlerinde çıkamadık falan ama arada boş bir gün oldu. ŞEYH BEDRETTİN’in mastering çalışması için gittim Hakan’ın stüdyosuna ve başladık çalışmaya. Öyle ara ara giderek OKALİPTUS adında şarkımız çıktı ortaya. Bu şarkıyı aslında Bulutsuzluk Özlemi diye çıkartabilirdik ama Sina İzmir’de, diğer arkadaşlar başka semtlerde ve gelip gidemiyorlar. Yasaklar var. Bir araya gelemiyoruz biz Hakan Kurşun ile yaptık bu şarkıyı. Bütün gitarları ben çaldım o da piyano çaldı. Davulcumuz Mert yakın oturuyor ona haber verdik o da davul çaldı. Böylece birdenbire tekli dediğimiz single çalışma çıktı ve oldukça da ilgi gördü.

Harika valla, gayet verimli geçmiş karantina günleri Nejat ağabeyciğim.

Daha verimli olmam gerekirdi diye düşünüyorum şimdi. Yazık diyorum kullanamadık karantina günlerini. Dizileri seyrettik tembellik ettik. Yine de faydalı oldu, evet.

Tabii tüm dünyada olduğu gibi bizde de konserler ve tüm aktiviteler durdu, hayat durdu. Şimdi yavaş yavaş normalleşmeyle birlikte tekrar her şey canlanıyor. Siz de durum nasıl? Bulutsuzluk Özlemi neler planlıyor?

Ben zaten geçen gün eski fotoğrafları gördüm ve paylaştım birkaçını. Özledim ya, konserleri özledim dedim. Konser demek şu demek bizim için. Birincisi arkadaşlarla bir aradayız alışmışız buna. Ayda 6-7 konser veriyoruz. Bunların belki bir tanesi İstanbul’da diğerleri İstanbul dışında oluyor. On dört günümüz beraber geçiyor grup arkadaşlarıyla. Hem o sahneler, arkadaşlar, konuşmalar, espriler, komiklikleri özlüyoruz. Hem de seyircisini de özlüyor insan. O alışmış olduğu sahneyi, paylaşımı, değişik insanların gelmesini. Şarkılarını ezberlemiş insanlar geliyor; onların önüne çıkıyorsun söylüyorsun ve sonra belki tanışıyorsun o insanlarla. Tüm bu havayı, yolculukları yorucu olmasına rağmen insan özlüyor. Bunu seyirci de özledi, biz de özledik.

Değilmiya evet, herkes özledi! Ertelenenprogramınız oldu mu Nejat ağabeyciğim?

ŞEYH BEDRETTİN’i Ankara’da Bilkent Senfoni Orkestrası ile 20 Eylül de konser yapacaktık. Fakat o da pandemiden dolayı ertelendi. Eylül de geçer dedik ama onlar programlarını çok önceden belirliyorlar. Riske girmediler. O konserimiz ertelendi, ona üzüldüm.

ŞEYH BEDRETTİNmasteringçalışmalarını da tamamladığınıza göre ne zaman çıkacak albüm?

ŞEYH BEDRETTİN çalışmamız CD ve plak olarak çıkacak. Hazırlıkları sürüyor. Nazım Hikmet’in olduğu için şiir ve sözler, Nazım Hikmet tarafında Yapı Kredi Yayıncılık bakıyor teliflerine. İzinlerimizi de aldık. Şimdi Temmuz ayında bu konuşmayı yapıyoruz. Onlar Eylül’ü bulur dediler. Ben bir an önce çıksın istiyorum. Sabrım kalmadı artık.

Umarım sizin planlarınıza uygun olarak bir an önce çıkar. Konserler başladı mı peki?

Ufak ufak şu gün boş musunuz demeler oldu. Akyaka da film festivali yapacaklarmış. Gelir misiniz dediler. Geliriz dedik ya, biz konser yapmayı özledik dedim.

Evet, izleyiciler de, müzisyenler de, sanatçılar da özledi. Ancak ekonomik sıkıntıdan dolayısponsorfirmalar açısından problemler oluyor tabii değil mi Nejat ağabeyciğim?

İnşallah atlatılır bu. Ekonomik bir sıkıntı da var tabii. Bunlar nasıl aşılacak? İnşallah onlar da aşılır. Bütün bunlar olduğu zaman insanların da konsere gitmek için morali olur. Her şey çok pahalı. Bir tek konsere gitmekle de bitmiyor iş. Dünyanın parası gidiyor. Yol parası var, o var, bu var. Ekonomisi iyi olacak bir ülkenin. Sponsorlar da krizden etkilendi, parayı kestiler birçok konuda. Herkes tam aylık alamadı işler yarım oldu. Büyük şirketleri etkilemiyor belki ama üç beş kişilik atölyeleri, küçük işletmeleri çok etkiledi.

Müzisyenleri de çok etkiledi Nejat ağabeyciğim, biliyorsunuz konser, düğün vesaire gibi gece çalışmaları ile ayakta kalan insanlar var.

Ben tabii kendi durumum açısından açıklamalarda bulundum. Biz bir grubuz ama onun dışında birçok müzisyen var. Düğünlerde, toplantılarda çalıyor veya birinin arkasında eşlik ediyor. Başka geliri yok. Onlar her halde çok kötü oldular. Duyuyoruz yurt dışında birçok zengin ülke fazla miktarda para yardımı yapmışlar. Türkiye’de o paraları çok fazla toplayamıyorlar. Ben de MESAM üyesiyim. Birçok yerde müzik çalınıyor, burada da çalıyor, radyolarda çalıyor ama çalan müziğin parasını ödemiyorlar. Bir de çalan müziğin de tespit edilmesi lazım. Şimdi burada biraz evvel caz çalıyordu, Duke Ellington. Adamın burada müziğini kullanıyoruz. Adama bir telif gitmesi lazım. Kim kime dum duma...!

Evet, o telif durumu çok çok önemli! Dileriz bunlar da olur bir gün. Bu pandemi sürecini atlatalım da insanlar müziğe doysun, sanata doysun. Güzel günler gelsin! Ne diyoruz bir umuttu yaşatan insanı.

Bir umuttu yaşatan insanı... Keseleri dolsun insanların. Bilmiyorum nasıl olacak ama ekonomi berbat! İşsizlik var… Umarım tüm bunlar aşılır.

Keyifli söyleşimizin tamamı 4P1K-TVyoutubekanalımızda sevgili dostlar, mutlaka izlemenizi öneririm.

Müziksever dostlar, bu yazımdaki albüm önerime gelirsek, sizlere her biri kendine has özellikler ve tatlar içeren ÖNDER BİLGE albümlerini önermek istiyorum.

Söz yazarı, besteci ve bas gitarist olan sanatçı kimliğinin yanı sıra menajer, yapımcı ve eğitmen olarak da müzik sektöründe önemli bir birikimi ve geçmişi olan değerli bir müzik insanı ÖNDER BİLGE. Western Washington Üniversitesi Kompozisyon bölümünden mezun olduktan sonra yine Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çeşitli üniversitelerde Caz ve Kompozisyon branşlarında araştırma görevlisi ve eğitimci olarak görev yapmış. Türkiye’ye döndüğü ‘92 yılı Kuşadası Altın Güvercin Şarkı Yarışması'nda Asya’nın seslendirdiği ‘Haykır Sevda Dağlarına’ bestesi ile de birinci olmuş. Selmi Andak, Buğra Uğur ve Bora Ayanoğlu gibi isimlerle önemli projeler, yurt içi ve yurt dışı festival ve yarışmalarda birçok ödül ve mansiyonlar, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde Batı müziği eğitmenliği, ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bir plak şirketinin özel projeler müdürlüğü ve birçok karışık albüm (compilation) ve özel projelerdeki çalışmalarının yanında jingle, belgesel müzikleri, film müzikleri gibi görüntü üzerine müzikler üretmekte. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Uluslararası Festival Organizasyonları Birliği (FIDOF) üyesi olan ÖNDER BİLGE, NR1 Müzik’te genel müdür yardımcılığı ve menajerlik görevini yaparken de birçok önemli grup ve sanatçıyla çalışmış, Duman grubunun menajerliğini de yaparak yurt içi ve yurt dışında olmak üzere 300’ün üzerinde konser gerçekleştirmiş.

Şu ana kadar birçok tanınmış proje, albüm ve müziğe imza atan ÖNDER BİLGE’ nin, “PROJECT” adlı tüm dünyada yayınlanmakta olan solo albüm serileri bulunmakta. Her biri farklı ve kendine has, özel olan bu albümleri sevgili Önder Bilge’ye sordum. Şimdi kendisinin ağzından bu özel albümleri tanıyalım;

(Turuncu kapaklı albüm) ‘ÖNDER BİLGE PROJECT’ benim ilk solo albümüm. Albümde yer alan eserlerin tamamı bana ait ve tamamı enstrümantal anlayışta bestelenmiş, aranje edilmiş özgün eserlerden oluşuyor. İlk solo albümüm olması yanı sıra tamamen akustik olarak kaydedilmiş, Türkiye’nin önde gelen müzisyenlerinin ve yabancı birkaç müzisyenin de katıldığı bir albüm. Albümdeki parçaların bir kısmı yabancı müzisyenlerle olan kayıtları Almanya Nürnberg’te kaydedildi. Kült bir albümdür. Albümün özelliği de şudur; albüm yayınlandıktan birkaç sene sonra özellikle A.B.D deki bazı okullarda ders olarak gösterilmiştir. Çünkü albüm hem bizden hem de batı motifleri taşıyan füzyon bir albüm. Pop Jazz, Smooth Jazz, füzyon kategorisine giriyor ama aslında daha World de diyebiliriz bu albüm için. Hem etnik öğelerden hem de batı öğelerden oluşan bir sentez albüm. Dediğim gibi yurt dışında ders olarak gösterilmiş olması benim için bir gurur kaynağıdır ve hala yayındadır. Türkiye dışında 13 ülkede piyasaya çıkmıştı. Benim için en değerli albümlerimden biridir; ilk olmasının yanı sıra.

‘ÇIKAMADIM’ single albümümü 2014 senesinde yayınladım. Tamamen hiciv bir albüm. Youtube ta da vardır; dinleyebilirsiniz. Tamamen televizyonla ve medya ile dalga geçtiğim bir albüm. Dalga geçtiğim derken tebessüm ettirerek insanları eleştirdiğim bir albüm. Sözü, müziği, düzenlemesi Project’teki gibi yine bana ait. Show Radyo da, VİVA Radyo da eleştirmeme rağmen yayınlanmıştır. Enteresan! Çünkü dinletildiğinde insanları gülümseten bir albüm. Zaman zaman böyle hiciv çalışmalar yapıyorum. Sözü, müziği, düzenlemesi, kaydı, masteringi dahil her şeyini kendim yaptım. Bu da sevilen şarkılarımın bir tanesi.

‘YANDI BİTTİ KÜL OLDU’ 2018 de çıkardığım, içerisinde 5 parçanın yer aldığı maksi single albümüm. ÇIKAMADIM gibi yine hiciv bir albüm. Yine tüm şarkıların sözü, müziği, düzenlemesi bana aittir. YANDI BİTTİ KÜL OLDU maksi single nın özelliği şu aslında; albümün adını taşıyan Yandı Bitti Kül Oldu adlı parça yayınlanacağı gün NetD den ve diğer görsel platformlardan kaldırıldı. Çünkü bu da dediğim gibi tüm şarkıları hiciv, eleştirel bir albüm. Ama dozunda! İnsanları gülümseten bir albüm. Değerli müzik eleştirmeni Yavuz Hakan Tok’un yazısında bahsettiği kendi fikirleri aslında bu tür hiciv albümlerimin konseptini size daha iyi ifade edebilir. Yavuz Hakan Tok şöyle demiş “Bazen bağırıp çağırmadan, slogan atmadan, gitarları cayırdatmadan ya da anne gibi mapushane gibi güneş doğacak gibi klişeleri bağlamaya bulamadan da protest olabilirsiniz. Bazen mizahi bir cümle, en protest slogandan daha protest tınlayabilir. Halk edebiyatının taşlama geleneğinden, 70 lerin hicivli şarkılarından ve incelikli mizahtan nasibini almış şarkılar en çok şu sıralar lazım bize.” diyor. Baktığınız zaman protest ama gülümsetiyor. Adres göstermeden birçok şeyi anlatabilen bir albüm. Bu da sosyal medyada çok büyük ilgi görmüştü. Onun haricindeki diğer parçalar yayındadır. Benim için keyifli bir çalışmadır. Bu şarkıların hepsi sosyal medyada, Youtube da, Spotify da bulunuyor. Bana eşlik eden müzisyen arkadaşlarım oldu tabii ki canlı enstrümanlarda ama tüm konsept bana aittir.

‘GREATEST POP SONGS’ ve ‘GREATEST SLOW SONGS’ yeni çıktı. Birkaç ay oldu yayınlanalı. Bunların özelliği ise şu; 90 lı ve 80 li yılların herkesçe bilinen, çok benimsenmiş kült şarkılarını yeniden aranje ettim. Bu albümlerin özelliği de tamamen akustik olmasıdır. Hiçbir plugin vesaire kullanılmamıştır. Çok değerli, çok önemli müzisyenler çalmıştır. Bilinen şarkıları, James Last orkestrası anlayışında kendimce aranje edip yaptığım parçalardır. Bunlar da sosyal medyada ve Youtube da bulunuyor. Bir konsept slow şarkılardan oluşuyor; bir konsept biraz daha hızlı şarkılardan oluşuyor. Tamamen enstrümantaldir. Modası hiçbir zaman geçmeyecek şarkılardır. Uzun zaman üzerinde vakit harcayıp, çalışıp, emek sarf ettiğim bir projedir. Çok da fazla örneği yok bugüne kadar bu tarz eserlerin. Yani bu tarz tamamen akustik, tamamen canlı olarak yorumlanmış bir örneği bulunmuyor. Bence bir ilktir aslında! Esen Müzik tarafından yayınlandı. Toplam 12+12, 24 adet eser var. Yedi ay gibi bir sürede tamamladığım bir projedir ve benim için değerlidir.

Sevgili dostlar ÖNDER BİLGE imzası taşıyan bu özel albümlerden sizlerin de keyif alacağınızı umuyorum. Yeni sayımıza kadar sevgileriniz büyük, enerjileriniz güçlü olsun. Sevgiler…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 14 (Ağustos 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
GL
Yazar

Gamze Lim

4P1K’de 8 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.