Cengiz Akbay

Evlat

Birkaç ay önce sosyal medyada yazarlarımızdan çok sevgili Gül Turan’ın hesabında bir paylaşım gördüm. Açıkçası bir kayıp olduğunu anladım ama muhtemelen uzak bir akraba olabileceğini düşünerek “Başınız sağ olsun.” demekle yetindim.

Bir süre sonra dergimizin bu sayısındaki yazısı hakkında konuşmak üzere aradığımda “Cengiz Bey, ben çok yakında evladımı kaybettim, çok kötü günler geçirdim ve geçiriyorum.” cümlesini duyunca kafamda şimşek çaktı. Demek o kayıp uzak bir akraba değil, bir evlatmış. Gül Hanım’ın evladı. Onun evladı ve kaybıyla ilgili olarak içimden geçen, dilimden dökülen tüm cümleleri kendisiyle paylaştım; burada tekrar etmeyeceğim. Aniden giden o evlat hakkında söylenebilecekleri Gül Hanım kendi köşesinde tüm duygularıyla birlikte sizlerle paylaşmış. Eminim siz de çok etkileneceksiniz. Gencecik bir mühendis; bir keçiyi kurban pazarından satın alıp kurtaracak kadar duyarlı ve vicdanlı bir adam. Elbet ölüm Allah’ın emri ve fakat ateş düştüğü yeri yakıyor işte.

Bir evlat kaybetmenin nasıl başka hiçbir şeye benzemediğini, ağabeyimi bir trafik kazasında kaybettikten sonra rahmetli annemle birlikte yaşayıp gördüm. Gerçekten bunun üzerine söylenecek söz bulmak, bulsanız da dile getirmek hem kolay değil hem de maalesef çok anlamsız... Bu, tarifi ya da karşılığı olan bir şey değil...

İnsan, bilinçaltında, aslında diğer tüm canlılar gibi sonsuzlukta devamlılık sağlamak, bir başka deyişle ölümsüzleşmek için ürer. Bunun farkında olmasak da bilinçaltı yaşamaya bu kodla başlar... “Allah sıralı ölüm versin.” duası bu nedenledir. Allah sıralı ölüm vermelidir ki her canlı türü gibi insanın da çoğalması anlam kazansın. Tabii bir de insanın sahip olduğu kurgusal zekâyla o yavruyu yetiştirmek, eğitmek ve bilinçlendirmek için verdiği emek var ki işte onun karşılığı yok.

Ve bir gün bir evlat, onu dünyaya getiren annesinden önce göçüp giderse, yani Allah sıralı ölüm vermeyip de düzen bozulursa ne bilinç ne bilinçaltı ne de insan kalbi buna dayanabilir. Afallar, şaşırır, üzülür; çünkü o zaman yaşarken ölümü görmüştür. Kısacası “çok zor” kelimesi de durumu açıklamaya yetmez.

Geride kalanlar olarak yapabileceğimiz en anlamlı şey ise gideni bir nebze de olsa ölümsüzleştirebilmek adına onun anısını paylaşarak yaşatmaktır.

Biz de bu sayımızı sevgili Gül Hanım’ın biricik oğluna, o “EVLAT”a adıyoruz.

Gittiğin yerde yolun ışık, nihayetin sevgi olsun Babürhan Gürses... Yani EVLAT!

Dosttan dosta sevgiyle...

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 37 (Temmuz 2022) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
Cengiz Akbay
Yazar

Cengiz Akbay

1967 yılında İstanbul'da doğmuş; reklamcı, grafik tasarımcı, yazar ve editör olarak tanınan bir iletişim profesyonelidir. 4P1K’de 48 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları