Cengiz Akbay

Bundan Bir Ders Çıkarabilir miyiz?

Kimsenin aklına gelmeyecek, hatta hayal etmekte zorlanacağı enteresan bir süreç yaşadığımız ortada. Tabii bu durumda gerek içerik üreticilerin gerekse bireylerin gündemi de doğal olarak bir anda değişip tek bir konuya odaklandı: “koronavirüs”. Bunun nasıl bir felaket olduğunu anlatacak değilim. Bunu hep birlikte, hem de tam anlamıyla “hep birlikte” yaşıyoruz. Hemen her süreç gibi bu da insanlık tarihinde yaşanmış felaketlerden biri olarak tarihe geçecek ve bizler de “hep birlikte” yaşayıp göreceğiz ya da yaşama veda edip göremeyeceğiz.

Yanlış anlaşılmasın, bunları karamsarlığımdan söylemiyorum, sadece gerçeği dile getiriyorum. Görebiliyorum ki durumu ciddiye almamaya, hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam edersek kayıplar çok daha büyük olacak. Her ne ise, benim asıl üzerinde durduğum, hemen her felakette ya da afette olduğu gibi yapılan yorumlar. Bu yorumların bir kısmı şöyle sıralanabilir:

1. “Olur böyle şeyler, doğaldır.” Çin’de adamın biri bir yarasa yedi, böyle oldu...

2. “İşte doğa intikamını böyle alır.” Sen her yeri betona dönüştürür, yaşadığın gezegene bu şekilde ihanet edersen o da sana bedelini ödetir.

3. “Hayvanların intikamı.” Sen onların etinden, sütünden, kürkünden faydalanmak için onları acımasızca öldürür, onlara zulmedersen işte sonu böyle olur.

4. “Laboratuvar hatası.” Bilim insanları bazen böyle hatalar yapabiliyor işte. Daha dikkatli olabilirlerdi ama ne yapalım, bilimin gelişmesi için de çalışmak gerek.

5. “Allah, ondan uzaklaşan insanlığa ders veriyor.”

Tabii bu sıralamayı bu şekilde uzatıp gidebilirim. Ne var ki benim asıl dikkatimi çeken, neredeyse tüm yorumların ortak noktasına kaçınılmaz şekilde oturan “DOĞA”. Biz tür olarak, aklımızın kesmediği hemen her işi genellikle doğanın üzerine yıkarız. Bu, milyon yıllık alışkanlığımız ve sosyal DNA’mıza işlemiş belli ki. Ancak bir yandan da milyon yıldır bizim doğaya yaptıklarımızı görmezden geliriz ve bunun tek nedeni de kendini ancak böyle güvende tutabilen zavallı EGO’larımız. EGO konusunda pek çok yazarımız bugüne dek pek çok yazı yazdı. Sadece bizimkiler de değil; hemen tüm psikiyatristler, psikologlar, sosyologlar, kişisel gelişim uzmanları yazdı, söyledi, hatta çığlık attı. Yazık ki duyan olmadı. Duydular aslında, ama yine o melun EGO anlamalarına engel oldu.

Gelgelelim belli ki doğanın kulakları bizimkiler kadar sağır, algısı bizimki kadar az gelişmiş değil ve egosu da hiç yok. Sadece yapması gerekeni yapıyor: kendini koruyor. Bakalım biz kendimizi, o zavallı egolarımızı barındırdığımız bedenlerimizi nasıl koruyacağız. Benim görüşüme göre çok da koruyamayacağız. Su doğası gereği akacak ve yolunu bulacak. Giden gidecek, kalan sağlar bizim olacak. Ve kuvvetle muhtemel kaldığımız yerden, tür olarak tüm şuursuzluğumuzla yaşamaya devam edeceğiz...

Siz ne dersiniz, “insan” denen tür buradan bir ders çıkaracak mı?

Dosttan dosta, sevgi ve içtenlikle sağlık dileğiyle...

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 12 (Nisan 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
Cengiz Akbay
Yazar

Cengiz Akbay

1967 yılında İstanbul'da doğmuş; reklamcı, grafik tasarımcı, yazar ve editör olarak tanınan bir iletişim profesyonelidir. 4P1K’de 48 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.