Aylin Eke

Çocuk-Hayvan Gelişimi ve Şiddet

Merhaba sevgili okurlarımız,

Terapi köpeği Kaymak ile özel bir röportaj yaptığımız yaz sayımızın ardından, yine dopdolu hazırladığımız sonbahar sayımızda çocuk-hayvan gelişimi ve şiddet hakkında bir yazı hazırladım sizlere, umarım keyifle okursunuz.

İnsan, biyopsikososyal bir varlık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenledir ki, kendini var etmek için insan hem kendisi hem de çevresiyle bir etkileşim kurmalıdır. Gelişim, anne karnında başlayıp ölüme kadar uzanan bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı bir gelişim için bireyin kendisini çok yönlü beslemesi gerekmektedir. Sağlıklı sosyalleşme ortamlarını yaratmak, nitelikli bir gelişim için atılacak en önemli adımlardan biridir. Kişilik gelişiminde özellikle 0-6 yaş aralığına sıklıkla vurgu yapılması, üzerinde çok konuşulmasının bazı nedenleri vardır. Bunlardan başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

. Kişiliğin temelleri bu dönemde atılmaktadır.

. Fiziksel ve duygusal ihtiyaçların doyumunun karşılanması gerekmektedir.

. Etrafı keşfetme isteği ve merak duygusu oldukça ön plandadır.

. Çocuklar rol model alma veya taklit yoluyla öğrenirler. Bu nedenle ebeveyn tutumları oldukça önemlidir. Çocuklar için sözlerin değil davranışların önemi vardır.

Peki, insanın gelişimi genel anlamda bu şekilde özetlersek, hayvanların özellikle köpeklerin psiko-sosyal gelişimi nasıl ilerlemektedir?

Evcil hayvanlar özellikle son dönemde olmak üzere, şehirli ailelerin bir parçası haline gelmiştir. Beraber yaşadığı birey/lere huzur, sevgi, güven gibi temel duyguları hissettirerek psikolojik fayda sağladıkları bir gerçek. Bu nedenle, bireyin hayatında psiko-duygusal anlamda oldukça büyük bir öneme sahiptir.

Köpeğinizle ilk tanıştığınız andan itibaren birlikte yol alacağınız uzun bir yolculuk sizi beklemektedir. Tıpkı çocuklar gibi köpeklerinde gelişimleri çeşitli evrelerden oluşmaktadır; refleks hareketlerin gelişimi, tuvalet eğitimi, dış dünya ile sosyalleşme gibi. Tıpkı bizler gibi onlar için de sağlıklı sosyalleşme ortamları sağlıklı psiko-sosyal ve fiziksel gelişimleri için vazgeçilmezdir. Tıpkı onların da bizler gibi bir can taşıdığını, bizim hissettiğimiz veya konuştuğumuz her şeyi anladıklarını en önemlisi de her birinin farklı karakterlere sahip olduklarını unutmamak gerekir.

Evcil hayvan ile birlikte büyüyen çocukların daha ilgili ve sosyal iletişimlerinin kuvvetli olduğunu, sorumluluk duygusunun gelişmesi, farklı bir canlı ile kurulan iletişim sonucunda empati yapabilme becerisinin arttığını, paylaşabilmeyi, problem çözme becerilerinin arttığını söylemek mümkündür.

Doğru iletişim ve davranış kalıplarının ilk öğrenildiği ve oluştuğu yer aile ortamı olduğu için çocuklar açısından ebeveynlerinin tutumları çevresini algılama ve dış dünya ile iletişim kurmada adeta deniz feneri görevi görmektedir. Bu nedenle biz yetişkinler olarak özellikle bu yaş grubu başta olmak üzere davranış ve tutumlarımızı gözden geçirmeli ve dikkat etmeliyiz.

Her daim var olan ancak son dönemde teknolojinin bu denli hayatımıza girmesiyle daha kolay göz önüne çıkan şiddet haberlerinin temelinde de yok sayma/görmezden gelme yatmaktadır. Fiziksel, ekonomik, cinsel, psikolojik şiddet olmak üzere farklı şekillerde karşımıza çıkan şiddet en temel haliyle bir şeyi bozma, engellemeye karşı düşmanca, hırpalayıcı ve yok edici amaç taşıyan bir davranış olarak tanımlanmaktadır (Erten, Ardalı, 1996:143). Hayvana şiddet literatürde fiziksel şiddet kapsamında değerlendiriliyor. Fiziksel şiddetin tanımı insan veya hayvan için fark etmemektedir. Şiddet doğuştan gelen bir olgu değil, öğrenilen bir kavramdır. Aynı zamanda şiddet, şiddeti doğurmaktadır.

Hayvana fiziksel, psikolojik, duygusal veya cinsel türü ne olursa olsun uygulanan şiddet, sonrasında insana şiddet (çocuk-kadın-yaşlı-engelli) şeklinde patolojik bir eğilim sergilemektedir. Dünyadaki birçok seri katilin geçmişinde hayvana şiddet örnekleriyle dolu olduğunu görmekteyiz. Uzmanlar hayvanlara zalimce davranan çocuklara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Tabii ki bunların hepsi potansiyel katil değil, ancak okul arkadaşlarını veya aile bireylerini öldüren gençlerin hayvanlara da kötü davrandıkları aile ve öğretmenler tarafından da bilinen bir gerçek. Bu nedenle de bir eğilim vurgusu yapılmaktadır.

Özellikle yaz tatili başında çocukları için sahiplenilen evcil hayvanları tatil dönüşü terk etmek de hayvana yapılan bir psikolojik şiddettir. Sonbahar sayımızın çıktığı aylar bu terk edilme dönemlerine denk geliyor biraz da. O yüzden tekrar tekrar vurgulamak istiyorum ki, hayvanları terk etmek de bir şiddettir. Onları tatil dönüşü tatilinizi yaptığınız yerde bırakıp gitmek, ölüme bırakmak demektir. Karne hediyesi olarak alınan yavru köpeğin büyümeye başlayıp tüy döküyor diye sokağa bırakmak da bir şiddet örneğidir. Dolayısıyla hep söylediğimiz gibi biz büyüklere oldukça çok iş düşüyor. Bizim gibi bir can taşıyan hayvanların mal gibi satın alınıp sonra da terk edilmesi çocuk da; yapamazsam bırakırım ya da vazgeçerim şeklinde bir düşünceyi oluşturuyor ve vazgeçme şemasını tetikliyor.

Bu nedenle, eğer ki bir hayvanın sorumluluğunu alacak ve onunla bir yola çıkacaksak ortalama 10-15 sene ömürleri olan bu canlara saygı duyarak yapmamız gerekiyor. Çünkü sözler değil yapılanlar, davranışlar akılda kalıyor.

Önümüzdeki sayımızda görüşmek üzere, sevgi ve bol patiyle kalın…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 10 (Ekim 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
AE
Yazar

Aylin Eke

4P1K’de 11 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.