Aylin Eke

Yeni Normale Alışırken

Merhaba sevgili okurlar,

Yeni yılın başından itibaren ülke ve dünyaca yaşadığımız pek çok olumsuz, hatta hayati önem arz eden olaylarla sınanıyoruz, baş etmeye, yeni çözümler üretmeye ve ‘yeni normal’ e alışmaya çalışıyoruz. Şöyle bir dönüp baktığımızda aklımıza ilk gelenler; yangın, savaş, deprem, düşen meteor taşı ve de belki de en uzun sürdüğünü fark ettiğimiz COVID-19 ile gelen pandemi süreci…

Belirsizliğin yoğun olduğu durumlarda otomatik olarak kaygımız yükselir, çünkü ne yapacağımızı bilemeyiz. Bu pandemi süreci ile birlikte aslında en çok belirsizlikle beraber yol alabilmeyi öğrendiğimizi düşünüyorum. Aslında hayatımızın pek çok evresinde belirli oranda bir bilinmezlik hep vardı ancak bir şekilde veya kısa sürede o belirsizliği yok ederek yola devam ediyorduk. Küresel bir salgının en büyük farkı ise, elimizde olmayan ve değiştiremeyeceğimiz bir sürenin olmasıydı.

Kaygı duygusunu biraz inceleyecek olursak eğer, aslında hayatta kalmak için gerekli olan duygularımızdandır. Tehlikeyi öngörmeyi sağlamakla birlikte dikkat ve performansı da arttırmaktadır. Tabi ki aşırı kaygı motivasyonu olumsuz etkileyerek bu durumu bozmaktadır. Kaygısız olmak veya hiç kaygı duymamak değil, kaygıyı kontrol edebilmek doğru olandır. Hayatımızın işlevselliğinde dengeyi kurarak yola devam etmek önemlidir.

İnsan psikolojisi; kaygı ve korku ile baş etme de temelde iki strateji kullanır: Savaş-kaç ya da dona kal. Tehlike anında; ölüm korkusu ve hayatta kalma amacıyla beyin tehlike alarmı verir. Beynin bu tehlike alarmını çalması için gerçek bir tehlike olmak zorunda değildir. Düşüncelerimizle oluşturduğumuz, hayal ettiğimiz tehlike ile de bu algıyı tetikleyebilmemiz mümkündür. Hayatta kalmak beyin gücüyle değil harekete geçme ile olacaktır.

Otonom Sinir Sistemimiz Sempatik ve Parasempatik sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır. Sempatik Sinir Sistemi işte bu tehlike alarmı çalıştığında devreye girer ve vücudu harekete geçirir. Göz bebeklerinin büyümesi, kasların sertleşmesi, kasların sertleşmesi için kan pompalanmasının artması ve kalp ritminin hızlanması, nefes hızlanması gibi bedensel tepkiler örnek olarak verilebilir. Parasempatik sinir sistemi ise tehlike yok, her şey normal güvendesin mesajını beyne iletir. Beden hareketleri yavaşlar, nefes alış-veriş düzene girer ve göz bebekleri küçülür.

İnsan görece adaptasyon ve uyum sürecinde iyi olan bir canlıdır. Başlarda kaygılandığı durumla baş edebilmek için kendince önlemler aldı, yeni düzenlemeler yaptı. Danışanlarımdan ve ayrıca kendi hayatımdan da gözlemlediğim kadarıyla, hepimizin baş etme becerileri farklı ve kendine özel. Birimize iyi gelen ötekimize iyi gelmeyebiliyor. O yüzden naçizane öneri olarak sizlere, çok kaygılandığınızda veya belirsizliklerden bunaldığınızda nefes egzersizleri yapmanızın oldukça rahatlatıcı olduğunu söyleyebilirim. Nefese odaklanarak şimdi ve burada olmak, kaygı ve aynı zamanda stres seviyesini de düşürüyor; sakinleştiriyor.

Peki, evcil hayvanlarımız bu uzun soluklu eve kapanma ve yeni normal hayatımıza dönme kısmında ne derece etkilendi, nasıl algıladılar? Öncelikle kediler zaten hep evdeydi ve aslında onlara çok da bir farklılık olmadı biz insanlar ve köpekler kadar diye düşünüyor ve gözlemliyorum. Elbette etkilenenler vardır ancak dışarı ile daha muhabbeti çok olan köpek ve insanlar olarak evde zorunlu kalmak bizleri daha çok etkiledi. Mümkün olduğunca rutinleri bozmadan ilerletmeye çalıştık süreci diye yazsam yanlış olmaz sanırım.

Köpekler (ve de kediler) rutini sever, rutin içerisinde kendini güvende hisseder tıpkı çocuklar gibi. Bizlerle belirli sürede vakit geçirirken birden 7/24 sürekli görür oldular. Dolasıyla bu da aslında yeni normal hayatımıza geçerken ayrılık anksiyetesi ve bağlanma sorunlarını tekrar gün yüzüne çıkarmış oldu.

Birkaç öneride bulunacak olursam; özellikle köpeğinizi kısa süreli yalnız bırakma ile başlayın. Birden saatlerce yalnız kalmak o endişenin tetiklenmesine sebep olacak ve daha sonrasında davranışsal sorunlar da beraberinde gelecektir. Adım adım ayrılık ve evde kendi kendine vakit geçirmesi için planlanan zamanlar ile köpeğinizin eski düzenini hatırlamasına yardımcı olun. Alıştığı düzeni gördükçe o da rahatlayacak siz de rahatlamış olacaksınız. Farklı odalarda vakit geçirmeye dikkat edin, yalnız kaldığında ödülle teşvik edin. Evden çıkarken uzun ayrılık konuşmaları, vedalaşmalardan kaçının. Sadece bu dönem için değil her zaman akılda tutmanızı öneririm, veda konuşmaları yapmayın bu sadece süreci olumsuz etkiler. Sanki yan odaya gidiyormuş gibi acele etmeden, sakince evden çıkın. Her zaman olduğu gibi, bu süreçte de sabırlı olmak altın değerinde. Hem kendinize hem de evcil dostunuza süreci atlatabilmesi için sabır gösterin. Hiçbir şey bir anda ortaya çıkmadığı gibi, bir anda da yok olmuyor. Sabır, emek, saygı ve sevgi ile üstesinden gelemeyeceğiniz zorluk yok.

Önümüzdeki sayımızda görüşmek üzere, sevgi ve bol patiyle kalın…

Basılı arşivden
Bu yazı ilk kez 4P1K Sayı 13 (Temmuz 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
AE
Yazar

Aylin Eke

4P1K’de 11 yazısı yayımlandı. Tüm yazıları

4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.