72.locarno Film Festivali ( 07 – 17 / 08 / 2019 )
Bu sene sevgili eşim Özgür Şakar ile birlikte İsviçre'de düzenlenen 72. Locarno Film Festivali'nin ödül töreni ve kapanış filmi gösterimindeydik.
Festival ilk kez 1946 yılından İsviçre'nin Tessin kantonunun Locarno şehrinde her Ağustos ayında düzenlenmeye başlayarak, günümüze kadar gelmiştir. Venedik ve Moskova film festivallerinden sonra gelen, en eski film festivalidir.
Locarno Film Festivali'nin göze çarpan en önemli özelliği; gösteri seçkisindeki filmlerin bir bölümünün, Locarno Büyük Meydan‘ında (Locarno Piazza Grande), 8 bin kişilik sandalye dizilimi ve 26m X 14m büyüklüğüne sahip perdesinde seyirci ile bir araya gelmesidir.
Her yıl festival boyunca 200 – 250 arası film gösterimi yapılmaktadır. Bir tek 2004 yılında bu sayı 350‘ ye ulaşmıştır. Gösteri ve yarışma seçkisine, daha çok sosyal ve politik içerikli filmler girmektedir. Gelenekselleşmiş ve dikkat edilen unsurlardan birisi de, seçilen filmlerin yazar filmleri olmalarıdır. Yani; yazım, yönetim, yapım ve kurgusu tek bir kişiden oluşan filmler, festivale katılım aşamasında daha fazla ön plana çıkmaktadır.
1980 yıllarına kadar Altın Yelken adıyla dağıtılan ödül, akılda çok fazla kalmaması sebebi ile Altın Leopar ismini almıştır.
Hiçbir zaman star kültüne girmek istemeyen Locarno Film Festivali, 2005 yılından bu yana yapılmakta olan Zürih Film Festivali'nden sonra bu yaklaşımını biraz olsun kırmıştır. Bu sene 72. si düzenlenen festivalde Oscar’lı oyuncu Hilary Swank'e Leopar Klüp ödülü, çılgın yönetmen John Waters’a ise Onur Ödülü verilmiştir. Tarantino'nun son filmi olan „Bir Zamanlar Hollywood’da“ nın (Once Upon a Time ... in Hollywood) İsviçre Prömiyeri de yine bu festivalde gerçekleştirilmiştir.
Bu sene festivalin sanat yönetmenliğine getirilen 42 yaşındaki Fransız Lili Hinstin, gelir gelmez Locarno Film Festival tarihine iki yenilik ile imza attı. Birincisi, festival dahilinde ilk kez sanal gerçeklik programı gerçekleştirildi. İkincisi ise, amacı daha çok genç kesimi festivale çekmek olan Crazy Midnight akış programına dahil edildi. Yani Piazza Grande'de bir film değil, arka arkaya iki film gösterilmiş oldu.
Ödül töreninde UBS sponsorluğundaki seyirci özel ödülünü kazanan “Camille” filmi ile yönetmen Boris Lojkine'nin ödül konuşması beni çok etkiledi.
“ Salı günü filmim Piazza Grande'de yayınlandığında bende buradaydım ve sekiz bin kişi ile filmimi birlikte izledim. Film bitti ve hiç kimse alkışlamadı. Bu beni o kadar üzdü ki, kendimi iki gün bir dağ evine kapatıp ağladım. Acaba nerede yanlış yapmıştım? Sonra festival yönetiminden bir telefon geldi ve bu özel ödülü benim filmimin kazanmış olduğunu söylediler. Ağlama ve gülme arası bir tepki gösterdim. Ama nasıl olur? O gün ben de oradadaydım ve film bittikten sonra hiç kimse alkışlamadı. Dediler ki; Evet kimse alkışlamadı çünkü herkes film bitiminde ağlıyordu. Çok ama çok teşekkür ederim.”
72. Locarno Film Festivali'nde dikkat çeken önemli ödüllerden biri de bir Türk'e verildi. Yönetmen Arda Çiltepe'nin ikinci kısa metrajlı filmi, Almanya-Türkiye ortak yapımı olan Siyah Güneş (Black Sun), kısa ve orta metraj dalında “Yarının Leoparları” bölümünde En İyi Uluslararası Film seçilerek Küçük Altın Leopar ödülünü kazandı.
Başrolünü Enes Yurdaün'ün üstlendiği filmin diğer oyuncu kadrosunda da bana göre festival filmlerimizin vazgeçilmez oyuncusu Ercan Kesal ile birlikte Nur Sürer, Sencar Sağdıç, Seren Şirince ve Ariya Toprak yer almakta. Beş gün İstanbul-Bozcaada, bir gün Hamburg olmak üzere altı günde 16mm ile çekilen filmin konusu ise; son dileği yakılmak olan babasının cenazesine yetişmeye çalışan bir adamın Ege'deki zorlu yolculuğunu anlatıyor…
Ayrıca festivalde bu yıl dünya prömiyerini Berlinale'de yapan, son filmi “Aidiyet” ile adından söz ettiren Burak Çevik'in yeni çalışması “Belleğin Topoğrafyası” da gösterim seçkisine girerek Locarno'da izleyici ile buluştu.
Festivalin büyük ödülü olan Altın Leopar, “Vitalina Varela” filmi ile Portekizli yönetmen Pedro Costa'ya gitti. Yönetmenin senaryosunu birlikte yazdığı ve kendi hayatından bir kesit sunan, aynı zamanda da filme kendi adını da veren başrol oyuncusu Vitalina Varela, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Eleştirmenler tarafından neredeyse her bir karesinin fotoğraf sergisi niteliğinde olduğu belirtilen film, seyirciye yoğun draması ile birlikte görsel bir lezzette de sunmuş oldu.
72. Locarno Film Festivali, gerçekten de şanına yakışır bir film ile kapanış yaptı. Usta yönetmen Kiyoshi Kurosawa'nın son filmi Japon/Özbekistan/Katar ortak yapımı olan To the Ends of the Earth gösterildi. Genellikle başarılı korku filmleri ile tanınan fakat arada farklı tarzlara da yönelen, senarist ve film eleştirmenliğinin yanı sıra Tokyo Sanat Üniversitesi Profesörü de olan Kurosawa, bu sefer yer yer gülümsetip aynı zamanda da düşündüren bir drama ile karşımıza çıktı.
Filmi şans eseri Kurosawa ile aynı sırada oturarak izleme fırsatı yakaladım. Açık konuşmak gerekirse bu durum beni daha film başlamadan müthiş heyecanlandırdı. Filmin finaline doğru gözüm bir ara ustaya kaydı ve beni çok etkileyen bir manzara ile karşılaştım. Kendi filmini izlerken gözyaşlarını tutamamış elleriyle gözyaşlarını siliyordu. O sıra bende ağlıyordum ama benim ki filmin yoğun duygusundandı, ama ustanınki büyük ihtimal gururdandı. Film bittikten sonra uzun süre alkışlandı. Hem Kurosawa’nın rejisi hem de filmin başrolünü üstlenen Atsuko Maeda’nın da oyunculuk performansı gerçektende ayakta alkışı hak ediyordu. Fakat seyircideki şu durumu eleştirmeden geçemeyeceğim. Ben Türkiye'deyken sinema salonlarında bunun kavgasını çok vermişimdir. Fakat anlıyorum ki şimdi, bunun Türk'ü İsviçreli'si İtalyan'ı..vs yok. Film biter bitmez kalabalık hemen ayaklandı ve çıkışa doğru yöneldi. Oysaki film bitmemişti. Arka jenerik akmaktaydı. Arka jenerik emeğin resminin akışıdır. Eğer o arka jenerik olmazsa bu filmlerin hiçbirine ulaşma şansımız yok. Kurosawa hem kendi kültürünün vermiş olduğu saygıdan hem de tabii ki emeğe olan saygısından jenerik bitene kadar asla yerinden kıpırdamadı. Yanına gelenlerle ilgilenmedi. Ne zaman ki jenerik bitti, büyük bir saygı ile kalktı ve insanların tebriklerini kabul etti. Ben ve eşimde yanına gidip duygu ve tebriklerimizi belirttik. O kadar mütevazı, o kadar saygılı bir insandı ki, gerçekten karşısında heyecanlanmamak mümkün değildi.
Film; seyahat tanıtım programı çekmek için Özbekistan'a gelen beş kişilik Japon bir ekibin içerisinde tek kız olan sunucunun hayata ve özellikle erkeklere karşı olan güvensizliği ve ön yargıları üzerinden ilerliyor. Kız bir gün hava karardıktan sonra tanımadığı sokaklarda korkarak yolunu bulmaya çalışırken bir keçi ile karşılaşır. Erkek olan keçi ile aralarında anlıkta olsa bir bağ gelişir ve bu durum filmin ilerleyen seyrini değiştirir. To the Ends of the Earth, gösterimi başlamadan önce Festival Sanat Yönetmeni Lili Hinstin'in belirttiği gibi kapanış filmi olarak, kadın-erkek ve diğer bütün insani ilişkiler üzerine düşündürücü, gayet yerinde ve güzel bir seçim olmuş.
Festivalde verilen diğer ödüller ise şöyle:
Uluslararasiyarişma
Altın Leopar: Vitalina Varela – Pedro Costa
Jüri Özel Ödülü: Pa-Go (Height of the Wave) – Park Jung-bum
En İyi Yönetmen: Damien Manivel – Les enfants d'Isadora
En İyi Kadın Oyuncu: Vitalina Varela – Vitalina Varela
En İyi Erkek Oyuncu: Regis Myrupu – A Febre
Özel Mansiyon: Hiruk-Pikuk Si Al-Kisah (The Science of Fictions) – Yosep Anggi Noen
Geleceği̇n si̇nemacilari yarişmasi
Cineasti Del Presente Altın Leopar: Baamum Nafi (Nafi's Father) – Mamadou Dia
En İyi Çıkış Yapan Yönetmen: 143 Rue Du Desert – Hassen Ferhani
Jüri Özel Ödülü: Ivana Cea Groaznica (Ivana The Terrible) – Ivana Mladenovic
Özel Mansiyon: Here For Life – Andrea Luka Zimmerman ve Adrian Jackson
Moving Ahead Ödülü: The Giverny Document (Single Channel) – Ja'tovia M. Gary
Özel Mansiyon: Those That, at a Distance, Resemble Another – Jessica Sarah Rinland / Shan Zhi Bei (Osmosis) – Zhou Tao
İlk fi̇lm
İlk Film Ödülü: Baamum Nafi (Nafi's Father) – Mamadou Dia
Peace Hotel Ödülü: La Paloma Y El Lobo (The Dove and the Wolf) – Carlos Lenin
Özel Mansiyon: Instinct – Halina Rejin / Fi Al-Thawra (During Revolution) – Maya Khoury
Yarinin leoparlari – uluslararasi yarişma
Pardino D'oro En İyi Uluslararası Kısa Film: Siyah Güneş (Black Sun) – Arda Çiltepe
Pardino D'argento: Umbilical – Danski Tang
Pardi Di Domani En İyi Yönetmen: Otpusk (Leave Of Absece) - Anton Sazonov
Premio Medien Patent Verwaltung Ag Ödülü: White Afro – Akosua Adoma Owusu
Yarinin leoparlari – ulusal yarişma
Pardino D'oro En İyi İsviçre Yapımı Kısa Film: Mama Rosa – Dejan Barac
Pardino D'argento Swiss Life: Temekte Silencieuse – Anais Moog
Çıkış Yapan İsviçreli Ödülü: Terminal – Kim Allamand
Piazza Grande Ödülü: Instinct – Helina Rejin
Di̇ğer ödüller
Ekümenik Jüri Ödülü: Maternal – Maura Delpero, Italy/Argenti
Özel Mansiyon: Vitalina Varela – Pedro Costa
FIPRESCI Ödülü: A Febre – Maya Da – Rin
Avrupa Sinemaları Tasnifi: Maternal – Maura Delpero


