Söyleşi · Sayı 12

Uğur Taşdemir

Uğur Taşdemir

Özellikle seslendirme sanatçısı olarak yer aldığı projeler ile adından söz ettiren usta isimler arasında haklı yeini alan biri o..

1965 yılının Ekim ayında dünyaya gelen sanatçı, aslen Yozgat doğumlu, ve terazi burcu. 1987 yılında amatör tiyatroya adım atmış. Ardından Masal Gerçek Tiyatrosu, ve Şehir Tiyatrolarında görev yapmış

İz Peşinde, Mahallenin Muhtarları, İnce İnce Yasemince, Çiçek Taksi, Köşe Kapmaca, Baba Evi, Böyle mi Olacaktı, Ayrı Dünyalar, Hoşçakal Yarın, Sibel, Sıcak Saatler, Küçük Besleme, Çatısız Kadınlar, Aşk Güzel Şeydir, Bir Aşk Hikayesi, Herşey Oğlum İçin, Kınalı Kar, Mihriban, Sırlar Dünyası, Kalp Gözü, Kurtlar Vadisi, Acı Hayat, Sessiz Gece, Doktorlar, Kurtlar Vadisi Pusu, Pak Panter, Kader Çizgisi, Harem, Merhaba Hayat, Çilek, Vay Başıma Gelenler 2.5 ve Filinta gibi dizi ve filmlerde rol almış.

Özellikle dünyaca ünlü oyuncu Nicolas Cage’in rol aldığı filmlerde gerçekleştirdiği seslendirme ile büyük bir beğeni kazanmış.

Evet, merak ettiklerimizi sormak ve sohbetine ortak olmak için sevgili Uğur Taşdemir ile birlikteyiz.

Türkiye’nin en iyi dublaj sanatçılarından birisiniz. Sizin sesiniz herkes için o kadar tanıdık ki. Kaç yıldır bu meslektesiniz, nasıl başladınız?

30 yıl oldu galiba. İst.Üni.İktisat Fakültesi öğrencisiyken bir tiyatro cafede amatör tiyatro grubunun provasına denk geldim. Prova salonunun kapısını araladım ve beni içeri çektiler. İşte o an karar verdim. Amatör tiyatrolar, çocuk tiyatroları derken konservatuarda gözlemci öğrencilik yaptım, derslere dâhil oldum. Şehir tiyatrosuna başvuruda bulundum ve bir gün telefonum çaldı ve tiyatroya çağrıldım. Ağrı Dağı Efsanesinde mızrak tutarak profesyonel hayata adım attım. Tiyatro beraberinde seslendirme sektörüne adım atmama da sebep oldu. TRT’de başladım, usta çırak ilişkisi ile işi mutfağında öğrendim.

“Benim sesim çok güzel. Herkes öyle diyor. Dublaj yapayım” diye düşünen çok fazla insan var. Böyle bir şey var mı? Ses güzelliği yani. Dublaj yapabilmenin kriterleri nedir?

Ses güzelliği diye bir şey yok. Sesi doğru kullanmak var. Çoğumuz sesimizin farkında değiliz. Sesi oluşturanlar enstrümanlarımızı ihmal diyoruz. Onları çalıştırmalı etkin hale getirmeliyiz. Doğru nefes almalı, bol egzersiz yapmalıyız, dudak tembelliğinden kurtulmalıyız. İşte o zaman çıkarılan sesler tertemiz olur. Çok da güzel olur.

Peki, dublaj nedir? Ve neden yapılır diye sorsam size?

Dublaj duble etmekten geliyor. Fransızca bir kelime yaratılan bir eser üzerine yapılıyor sanatçının performansına eşlik ediliyor o eser Türkçeleştiriliyor. Neden mi yapılıyor? İnsanların kendi anadillerinde yabancı içerikleri alt yazıya ihtiyaç duyulmadan izleyebilmesi için yapılır.

Bazen dublaj sanatçısı, bazen de seslendirme sanatçısı diye duyarız ikisi aynı şey midir? Arasında fark var mıdır?

Dublaj sanatçıları ve seslendirme sanatçıları genelde aynı meslek grubuna ait insanlar ve aynı işi yaparlar neticede bir ses oyunculuğu söz konusu. Birinde aktörün, aktristin oyununa eşlik ediliyor onun oyunu, tavrı taklit ediliyor duble ediliyor, diğerinde açığa seslendiriliyor. Yani ortada bir şey yok açığa seslendirme dediğimiz bir hikâye bu boşluğa konuşuyoruz ve onun üzerine, o ses üzerinden bir animasyon, bir çizgi film, bir masal, bir fıkra, bir edebiyat eseri, bir sesli kitap o şekilde olabiliyor o seslendirme oluyor yani ses getiriyoruz o esere. Dublaj sanatçılığı başka, dublajda var olan bir eser var ve eserin taklidini yapıyoruz onu birebir yapmaya çalışıyoruz.

Bir projede tüm seslendirme ekibinin aynı performansı göstermesi nasıl sağlanıyor ya da sağlanabiliyor mu?

Sağlanır çünkü proje diye kastettiğimiz yani sinema filmleri, belgeseller animasyon, çizgi filmler orada biz seslendirme sanatçıları olarak aldığımız terbiye doğrultusunda, edindiğimiz deneyim doğrultusunda aktörümüze konsantre oluyoruz ve aktörümüz ne yapıyorsa onunla ilgili benzer sesleri çıkarıyoruz ona eşlik ediyoruz haliyle onu taklit ettiğimiz için ve diğer tüm meslektaşlarımızda onu taklit ettiği için bir üslup birliği oluşuyor ve bütün sesler bir araya geldiğinde herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor.

Birçok aktörü seslendiriyorsunuz. En keyif aldığınız aktörler kimler? Neden?

Nicolas Cage belki 50 filminde seslendirdim. Özdeş haline geldim.

Woody Allen’a bayılırım. Onun enerjisine, konuşma hızına eşlik ediyor olmak ayrı bir keyif verir bana. Genelde komedi filmlerinde oynayan aktörleri seslendirmem istenir. Çok da keyif alırım. Hangi birini sayayım. Peter Sellers, Ben Stiller, Eddy Murphy, Stive Carell, say say bitmez.

Seslendirme sanatın da da müzikte olduğu gibi stüdyo edithing yapılıyor mu?

Yapılıyor kurgu diyoruz ona kurgu montaj. Bizler seslerimizi gönderiyoruz daha doğrusu seslerimizi stüdyolarda alıyoruz sonrasında bütün o seslerimiz yukardaki kurgucu montajcı arkadaşlarımızın önüne geliyor onlar şapırtıları, nefesleri, tükürükleri temizliyorlar, senkronu tutturuyorlar uzun kalabiliyor kısa kalabiliyor onları ayarlıyorlar. Bu konudaki eksiklikleri kabul edemeyiz olamaz işimizi dört dörtlük yapmak zorundayız. Bazen eksikler olabiliyor yanlış telaffuzlar olabiliyor yanlış anlatımlar olabiliyor onların sonrasında tekrar stüdyoya girip düzeltiyoruz.

Türkiye’de dublaj sanatçılarının kıymetinin bilindiğini düşünüyor musunuz?

Hayır. Bazen bizi duymadıklarını düşünüyorum. Filme dalıyorlar görsel algı daha baskın olduğu için sese dikkat edilmiyor. Hep üvey evlat muamelesi gördü bu sektör. Yeşilçam döneminde tüm fotoroman oyuncularına hayat veren, ruh katan seslendirme sanatçılarına altın portakalın yarısı bile layık görülmedi. Hâlbuki onları bizlere sevdiren onlardı. Özel tv ler çoğaldıkça iş sayısı arttı ve fabrikasyon sisteme geçildi, sürüm anlayışı ile çok iş yapıp çok paralar kazanıldığı sanıldı.

Bu işin dersini de vermeye başladınız. Öğretmek nasıl hissettiriyor? Dersler ne şekilde ilerliyor?

Bayılıyorum. Öğrencilerim ile birlikte bol bol spor yapıyoruz. Enstrümanlarımızı çalıştırıyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz. Onlardan besleniyorum. 30 yıllık birikimimi ve deneyimi öğrencilerimle paylaşmak beni diri tutuyor ve çok mutlu oluyorum. Salgın nedeniyle online eğitimlere başlıyorum. Detaylı bilgi için uğur_tasdemir instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Diksiyon dersleri ile başlıyoruz. Önceliğimiz doğru Türkçe. Türkçemize ne kadar hâkim olursak o kadar kolay yol kat ederiz. Şiir, öykü, tiyatro ile ilgili metinler üzerinden çalışmalarımız devam ediyor. Ve stüdyo içinde bol bol dublaj egzersizleri yapıyor, filmler belgeseller animasyonlar seslendiriyoruz.

Youtube/ Uğur Taşdemir “, onların yüzlerini bilmiyorsunuz ama onları çok iyi tanıyorsunuz, onlarla yaptığım röportajları “İşte o ses röportajları” kanalımdan izleyebilir ve kanalıma abone olabilirsiniz. Instangramdan takip edebilirsiniz (@ ugur_tasdemir), Facebook’da “@liyakat” adlı bir grubumuz var; seslendirme sanatçılarıyla ilgili bir grup; o gruba dahil olup, bizimle iletişim halinde olabilirsiniz. Twitter’da da yine @ugur_tasdemir adresinden beni takip edebilirsiniz. Sevgiler, saygılar…

Sevgili Uğur Taşdemir bu keyifli röportaj için çok teşekkür eder öğrencilerinizle birlikte çıktığınız yolda size başarılar dilerim.

Ben teşekkür ederim, sevgiler.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 12 (Nisan 2020) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.