Soner Arıca

Enerjisini ve yenilikçi duruşunu asla kaybetmeyerek kendini sürekli yenileyen sanatçı dostumuz Soner Arıca ile sizler için biraraya geldim.
Sevgili Soner, o kadar aktif ve çok yönlü bir sanatçısın ki çok konu var aslında okuyucularımızla paylaşmak istediğim. Şöyle bir baktım da söz yazarlığı ve besteci yönünle müzik başta olmak üzere, sahne, radyoculuk, tiyatro, kariyerinin ilk yıllarındaki mankenlik ve en yeni olarak akademisyenlikten bahsedeceğiz. Bir de yunus katliamını durdurma adına yaptığın çalışmaları ve tabii dergi misyonumuz olan farkındalık ve hayvan hakları ile ilgili düşüncelerini konuşacağız.
En yeni projen, sözü ve bestesi sana ait olan yepyeni single çalışman “Birlikte Yanarız” dan başlayalım. Çıkar çıkmaz çok sevilen şarkının iki versiyonu var ve ikisine de klip çekiyorsun. Yönetmen koltuğunda yine uzunca bir süredir birlikte çalıştığın Gökhan Özdemir var. Anlatır mısın?
Birlikte Yanarız” 3 yıl aradan sonra paylaştığım bir slow şarkı, son 3 yılda ağırlıklı hareketli şarkılar paylaştım bunun en önemli sebebi romantik şarkılarla anılmamdı ve bu kendimi sınırlandırılmış hissetmeme neden oluyordu. Müzikal yolculuğumda sürekli değişik şeyler denedim. İlk remix albümü yapanlardanım, dans şarkıları ve çok yenilikçi klipler yaptık; fakat romantik şarkılar ve klipler biraz daha baskın kaldı 0’larda başlayan müzik yolculuğunda kariyerini sürekli yukarı taşıyan, sahnelerin ve Türk Pop müziğinin romantik sanatçısı sevgili Soner Arıca, hem yeni albümünü hem de kariyerinin birçok farklı hafızalarda, özellikle yeni jenerasyon müzik dinleyicisinin karşısında geçmişten gelen o mirasla durmak istemedim. Kova burcuyum, belki de özgürlükçü ve yenilikçi halimin görünmesini de istemiş olabilirim. Bu mantıkla 6 dans şarkısından sonra büyük bir heyecanla paylaştım şarkıyı ve gerçekten ne kadar doğru bir karar olduğunu da gördüm. Şarkının iki versiyonu da Miraç Kutlu tarafından düzenlendi. Bir şarkıya iki farklı şekilde yaklaşıp, ikisini de ilk versiyonolabilecek şekilde aranje etmek, gerçekten büyük başarı. İki kanatta yer alan müzik dinleyicisine de hediye oldu.
Klipleri de aynı şekilde düzenlemelere uygun, görsel ve kurgu anlayışıyla yapıldı. Sonuçtan çok mutlu oldum. Şarkı ve klipler en iyilerim arasında yerini aldı şimdiden.
25 yıldan fazladır sahnedesin ve 10 seneden beri her cumartesi aynı mekânda sahne alıyorsun. Bir anlamda seyircisi ve işletmesiyle aile gibi olmuş sana. Sahnendeki bu istikrarlı başarıyı ve bu yoğun sevgiyi nelere bağlıyorsun?
En temelinde benim sahneyi sevmem ve önemsemem var; çünkü hikâye oradan başlıyor. O zaman şarkı seçimlerinden, konuklarla ilişki, orkestradan beklediğim tavır ve benim onlara yaklaşımım o temel üzerinde büyüyor. Hiçbir zaman sadece işim gibi düşünmedim, yaşama biçimimin önemli bir parçası diye düşündüm. Kendim de bu yüzden eğleniyorum sahnede, bu da herkese geçiyor bence.. Sahnede kendime güveniyorum, kendimi iyi buluyorum hatta en iyiler arasındayım bence, çok iddialı bir söylem gibi gelebilir; ama hissim bu ve bütün bu his sanırım bu uzun vadeli ilişkiyi oluşturdu.
Kariyerinin başında M.Ü. İktisadi ve İdari bilimler fakültesi var. Okurken aynı dönemde hem müzik hem de tiyatro eğitimi almışsın. Engin Cezzar/ Tiyatro Eğitim Stüdyosu, devamında ise müzikal anlamda bende de çok emekleri olan sevgili Melih Kibar ve Timur Selçuk okulları ile filizlenmeye başlayan müzik kariyerin ve mankenlik yaptığın yıllar var. Üniversiteden müzik, tiyatro ve mankenliğe yönlenmen nasıl oldu? Mankenlik ve podyumu erken bırakmanın sebebi neydi?
Aslında lise eğitimim biter bitmez herkes gibi önemli bir yol arayışındaydım ve o yolu doldurabildiğim kadar çok şeyle doldurmaya çalıştım diyebiliriz; ama hepsinin ortak bağlandığı yer müzik oluyordu. Kendimi en iyi ifade ettiğim, içinde kaybolmaktan en zevk aldığım konu hep müzik oldu. Yukarıda saydığın okullar ve hocalar gerçekten çok önemli iyi ki yollarımız kesişti. Melih Bey beni şan eğitimimle ilgili Belkıs Aran’da gönderdi ve çok şey öğrendim kendisinden. Evet, 5 yıl profesyonel manken ve model oldum.
İlk albümüm çıkınca bıraktım; çünkü bu kavramların birbirine hiç karıştırılmamasını istiyordum. Aslında manken olarak en verimli dönemlerim olacaktı; ama pişman değilim, olması gereken oldu.
1992 de çıkardığın daha ilk albümünde başarıyı yakaladın. ‘Sen Türküler Söyle’ ile Türk halkının sevgisini kazandın. En Güzel Serüven, Derbeder, Ayrılık, Deniz Gözlüm ile o sevgi daha da güçlendi. Nasıldı o yıllar?
Çok heyecanlı tabi, her şey çok yeni ve hızlı da aynı zamanda, yaptığın işlerin ilgi görmesi büyüleyici. Haftada en az 3 gece sahnedeyiz, yeni müzik adamları, yönetmenler, fotoğrafçılar, gerçekten hep birlikte büyüdük. Ortak heyecanlarımız vardı; ama mümkün olduğunca günde ve anda kalmayı tercih ettim, ediyorum. Ah o yıllar diye vahlananlardan değilim o gün öyleydi, bugün böyle ne neyse o.
Reklam filmleri, tv dizisi oyunculuğu derken 2008 yılında başlayan ciddi bir tiyatro dönemin de var. Oynadığın roller ana karakterlerdi. Yine düşünüyor musun? Tiyatro tozu yutan iflah olmaz derler; senin için de öyle bir durum var mı?

Evet, hayatımın en önemli kararlarından biriydi ve gerçekten çok özlüyorum. Ama olmadı, oluşamadı son 3 yıldır ileride belki yine olur. Benim genel olarak müziği ertelemedikten sonra her şeyle ilgilenmek ve öğrencisi olmak gibi bir eğilimim var. Tiyatroya yapabileceğim kısmıyla ilgili tereddütlerle girdim ve çok önemli oyuncularla provalar yaptım. Sahneye çıktım çok önemli şeyler öğrendim, okul gibiydi. O şahane oyuncuların bazıları aramızdan ayrıldı, saygıyla anıyorum hakları var üzerimde; hayatta olanlara da çok teşekkür ediyorum, iyi ki dokundular hayatıma.
Söz yazarı, besteci ve yorumcu olarak tam bir aşk ve duygu insanısın. Aşk şarkıları sana çok mu çok yakışıyor. Naiflikle yazılmış sözler ve besteler ruhunun yansıması... Şarkılarında bunu en samimi halinle ortaya koyduğunu düşünüyo-
lüyorsun hep samimiydim. Altyazılar hep olmuştur, olacaktır; ama zaten o kısmı da okuyana dinleyene kalmasın mı?..:)
Özellikle kendi şarkılarını kendi yazan bir sanatçı olarak dışardan söz/beste aldığın veya ortak yazdığın şarkıların oldukça nadir. Bunlardan biri ‘Yapboz’. Sözleri seninle paylaşmak ve sesinden dinlemek benim için müthiş bir duygudur. İyi ki yapmışız dediğimiz, inanılmaz güzel anısı olan bir şarkı. Paris’te çektiğin videosu ile de çok özel bir single. Hikâyesini ve duygusunu kısacık senin ağzından dinleyelim mi? rum. Söz, beste yazmaya nasıl başladın? Nelerden ilham alır, nasıl yazarsın? Şarkı yazmanın sendeki karşılığı ne?
Sen de yazdığın için çok güzel sorular soruyorsun, aslında bütün bu meselenin tam karşılığı kendimi ifade ediş isteğim, demek ki sığdıramadım hikâyeyi günlük konuşmalara... Ya tam anlaşılamadığımı düşündüm, ya bilmediğim bir şeyi arıyorum. Çay sohbetiyle sınırlanamayacak karışık duygularım var ve kendimi bildim bileli yazarak anlatmaya çalışıyorum. Az olmuştur, çok olmuştur bazen belki çocukça olmuştur; ama hiç boşuna söylediğim bir şey olmadı. En basit gibi görünenin de bile benim o ana ait bileşik duygularım vardı ve doğru söyŞarkıda imzan var diye söylemiyorum kesinlikle sadece yorumladığım değil, dinlediğim tüm şarkılar içinde ilk dinleyişte çarpıldığım 50 şarkı arasına girer “Yapboz” binlerce şarkı arasında diyorum, kendi seslendirdiğim 160 şarkı arasında ilk 10’da. Burak ve sen o kadar doğru bir tasarım yapmışsınız ki ve benim hayatımın öyle enteresan bir zamanına geldi ki kesinlikle mucizevi bir durum. O yüzden ilk dinlediğim an tüm planları değiştirdim, klip yönetmeni Gökhan Özdemir’de şaşırdı bu hızlı kararıma..
Klibin Paris’te olmasını istememin sebebi yıllar önce orada istediğim kalış süresini tamamlayamadığım için hep aklımda kalan bir meseleyle de hesaplaşmayı bitirmekti. Benim için kırılma noktası bir şarkı ve kliptir ondan sonra resmen ikinci bir perde başladı kariyerimde daha modern, dinamik ve hep yenilikçi, bu şarkıyı benimle paylaştığınız için milyar kere teşekkürler.
Sürekli üretimdesin. Her 6 ayda bir, hatta bazen çok daha kısa aralıkla yeni bir şarkı ve klip ile kendini çok hızlı güncelleyen bir tarzın var. Bir önceki single’ın da yine oldukça keyifli bir şarkı “Ben Yoldan Gönüllü Çıktım” klibi ve düzenlemesiyle sana çok yakışan bir cover. Hikâyesini paylaşır mısın lütfen?
Pop müziğin önemli şarkılarındandır, benim yaklaşık 50 şarkılık bir listem var çok sevdiklerim diye, zaman zaman o listeye başvuruyorum. Bu şarkı da gerçekten çok doğru bir seçim oldu ve aranjesiyle klibiyle tamamen herkesin çok beğendiği bir proje haline geldi. Cover bazen büyük riskleri beraberinde getirir; ama burada tam tersi oldu. Onno Tunç şarkısı olması da çok önemliydi; ayrıca sözleri yazan Leyla Tuna sanki bugünlerdeki ruh halimi yazmıştı. Başkası yapsa kıskanmazdım, üzülürdüm; çünkü Yeşim Salkım’dan sonra bu kadar bana yakışabilirdi.
Müzikten kazandığını yine müziğe yatıran, hemen her şarkısını kliplendiren ender bir sanatçısın. Yaptığın her şarkıda olduğu gibi video kliplerine de titizlikle emek veriyorsun. Toplamda kaç şarkını kliplendirdin?
Evet, o alan çok ciddiye aldığım bir yer ve artık doğal hareketim haline geldi, 72 klibim var.
Sevgili Soner, seninle tanışmayan insanlar üzerinde bile pozitif bir etkin var. Hümanistliğin ve pozitif enerjin bir fotoğrafla bile karşı tarafa hemen geçiyor. Hayat felsefen nedir?

En temelinde “Ne ekersen onu biçersin” felsefesine çok inanıyorum ve iyilik ve emek kavramlarına önem vererek bu açıda yaklaşıyorum. Kesinlikle mükemmel insan olmak ya da anılmak gibi bir derdim yok; ama bilerek kimseye zarar veremem, vermek istemem, adil bulurum ve güvenilirimdir. Düşük yüzdelerle falsolarım olmuştur ve belki olacaktır; ama gerçekten herhangi birini rahatsız edecek kıskançlık, hırs, katılık gibi negatif özelliklerden çok yok bende tüm meselem şarkılarımla, kliplerimle sahneyle ve kendimi aşmakla ilgili..
Çok azdır birini yargıladığım, fark edersem hemen tövbe ederim filan; ama dediğim gibi bunları kendimi övmek için söylemedim aksine kendime çok eziyet ederim hayalimdeki versiyon insanı oluşturamadığım için.
Bu bitmeyen ve aynı tempoda giden enerjini neye borçlusun? Soner Arıca günlük hayatında neler yapar? Ruhunu ve bedenini nasıl besler?
En büyük besin ve enerji kaynağım müzik ve ona karşı olan tutkum; sinema da bana çok şey öğreten, iyi hissettiren bir olgu. Genel olarak her konuda dengeli olmaya çalışıyorum; yemek, uyku, spor, zihinsel ve bedensel aktiviteler, bunlar gibi alanlarda kantarın topuzu kaçmıyorsa ihtiyacımız olan enerji kaçmıyor, aksine daha da büyüyor.
Bence mental bakış açısı çok önemli ne düşünürsek o oluyor; çünkü iyi filmler izliyorum, iyi kitaplar okuyorum ve mümkün olduğunca negatif söylemleri içime almıyorum, çok önemli bunlar.. Ayrıca bize hayatta sadece yerimizden kalkmak, iyi düşünce ve eylem üretmek düşüyor; çünkü bir şekilde olması gereken oluyor.
Radyoculuğuna gelirsek yine uzun soluklu yaptığın bir programın var. Program nasıl gidiyor?
karmadan arkadaşımla sohbet ederken, olabileceğim şekildeyim ve bence büyük oranda onaylanmasının en büyük nedeni bu, şimdilik çok mutluyuz karşılıklı, uzun yıllar devam eder gibi görünüyor.
Çalışmalarının devamı nasıl gelecek? Neler planlıyorsun?
Öncelikle bitirmek istediğim bir albüm, oradaki şarkılara harika klipler yapmak var. Aynı zamanda aklımda iki farklı proje albümü ve YouTube kanalım için yapmak istediğim özel içerikler de planlarım arasında. Mutlaka en kısa zamanda ikinci kitabı yazmak istiyorum, aralarda da tatil yaparım inşallah:)
Akademik bir yanın da var. Nişantaşı Üniversitesi’nde “Kişiler Arası İletişim “
Enteresan bir buluşma oldu radyo dinleyicisiyle aramda.. İlk teklif geldiğinde bu konuda da tereddütlerim vardı; ama kısa zamanda kendimi iyi hissettim, kararlı olduğum önemli bir nokta vardı, olduğum gibi olacaktım, sadece beni sevsinler ya da onaylasınlar diye başka biri gibi davranmayacaktım. Bazen hepimiz bir takım rollere bürünüp, hareket edebiliyoruz radyoda şarkıcı kimliğimi çok öne çı-
dersi veriyorsun. Nasıl başladı? Sendeki etkisi nasıl?

Nişantaşı Üniversitesi’nde katıldığım bir atölye çalışmasıyla başladı. Katıldığım atölyedeki enerji, konuyu ders verme boyutlarına taşıdı ki bence harika bir süreç yaşadık öğrenci arkadaşlarımla. Aslında bir öğrencinin google’da yazarak karşısında çok iyi incelenmiş olarak bulacağı iletişim açısından önemli kavramların hayat pratiğinin devreye girmesiyle ne hal aldığını yorumluyoruz ki bu çok önemli; çünkü bu kavramlar asla statik işlemiyorlar sanki her gün yeniden çalışma sistemleri değişiyor. Bende olumlu etkisi büyük, inandığımı sandığım bazı kavramlarla tekrar tekrar yüzleşmeme sebep oluyor bu durum; ayrıca birilerinin hayatına bu anlamda dokunmak da çok kıymetli, öğrenciler memnun ayrıldı derslerden.
Yunus Katliamı diye bilinen insanlığın yüz karası bir durum var. Katlimanı durdurmak adına bir klip çalışması yaptın. Düşüncelerini paylaşır mısın?
Yaptığım en anlamlı çalışmalardan biri oldu bence, arkadaşım Pınar Batum sayesinde izlediğim “Koy” belgeseli harekete geçirdi bizi... Çok etkilendim ve bazı yerlerinde çok hüzünlendim, oyun parkları ve sirklerde hayvanlara nasıl eziyet edildiğini öğrenince de gerçekten bir şey söylemem gerektiğini düşündüm.
Bu bence büyük bir eziyet, vicdan sorunu, tamamen para odaklı bir şey ve bu daha da korkunç. Bu gezegen hepimizin ve onlar da yaratanın eseri ve hiç birimizin burada olması sebepsiz değil, daha vahşi olanlara biz de vahşice davranalım demiyorum; ama bir de iyice masum olana bu eziyetin yapılması akıl alır gibi değil. Zaten hayvanlara yapılan her türlü işkence türü hareketi yapanların ruhsal sorunları olduğunu düşünüyorum bu fikrim çok yakınım olan biri yapsa da değişmez hatta bunu saklamak yerine hemen doktoru ararım yakınımın ciddi bir sorunu var diye...
Bana hayvana işkence eden biriyle, herhangi bir çiçeğe acımasızca basan biri ya da çocuk öldüren biri arasında fark gelmiyor, eminim onlar da bilerek öyle olmak istemezlerdi; ama bu bir hastalık kesinlikle.
Evlerimizin can dostları ile yakınlığın nasıldır? Hayatını paylaşır mısın?
Kesinlikle insana iyi geldiklerini ve insanın en büyük dostu olduklarını düşünüyorum. Biraz daha yolculuklarımın azaldığı evreye geçince mutlaka yine bir köpeğim olacağını hissediyorum.
Buraya eklemek istediğim sadece şu ve çok önemli; karakteri itibarıyla sert köpekler var, onlar sahipleri tarafından iyi denetlenmeli. Bazen saldırgan olabiliyor- lar ve yaşın yanında kurunun da yanma hadisesi gibi bir sonuçla karşılaşılabiliniyor.
Aslında bunun nedeni onları kavgacı olarak yetiştiren insanlar maalesef.
Şunu da eklemek istiyorum; gözlemlediğime göre, hayvan seven ve hayvanlarla yaşayan arkadaşlarım gerçekten daha mutlu olmayı becerebiliyorlar.
Sevgili Soner Arıca, bu ÖZEL söyleşi için dostluğuna ve içtenliğine bizden de içtenlikle teşekkürler.
Hayvanların kesinlikle insana iyi geldiklerini ve insanın en büyük dostu olduklarını düşünüyorum. Yolculuklarımın biraz daha azaldığı evreye geçince mutlaka yine bir köpeğim olacağını hissediyorum.





