Özel Konuk · Sayı 30

Sevtap Çapan

Sevtap Çapan

Sevtap hanım merhabalar, söyleşimize sizi sizden dinleyerek başlamak istiyoruz; kısaca yaşam öykünüzü anlatabilir misiniz?

Kuşaklar boyu İstanbullu olan ailem gibi ben de İstanbul’da doğmuşum. Çocukluğum İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Kanlıca’da geçti. Bir ayağımız da babaannemlerin yaşadığı Çengelköy’deydi. Şehir çocuğu olmama karşın Çengelköy’deki iki katlı ahşap evimizin bahçesindeki meyve dolu ağaçlar sayesinde doğayla iç içe büyüdüm diyebilirim. Yeşilliğe hayranlığım orada duyduğum huzurdan sanırım.

Üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğuyum. Nedense beni hep tek çocuk zannederler. Kardeşlerimin olması ve büyük bir aile ortamında büyümüş olmam sebebiyle kendimi şanslı hissettim hep! Bence bu pek mühim… Akrabalar, yeğenler, komşular, komşu

Merhaba size de… Bu çocukları… Sevgi, güven ve paylaşım dolu bir ortam. Bu bencil biri olmamamı sağladı bence.

Küçüklüğümden beri sanatla ilgiliydim. Müzik ve özellikle resimle ilgilendim. Ortaokul ve lise çağımda tiyatro ile tanışıp sahne tozunu yutunca asıl mesleğime karar verdim. Oyuncu olacaktım ve oldum.

Evet, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin Tiyatro Bölümü’nden mezun ilk öğrencilerinden biriyim. Çok değerli isimlerden gördüğüm eğitim ile henüz mezun olmadan, Burçin Oraloğlu’nun yönetmenliğinde ‘Savaş ve Barış’ oyunundaki ‘Nataşa Rastova’ rolüyle profesyonel oyunculuk hayatıma başladım. Televizyon dizilerinde iyi projelerde, iyi rollerde de yer aldım.

Sevtap Çapan
Sevtap Çapan

Başrollerle ve ödüllerle taçlanan kariyerim çeyrek asrı geçmiş bulunuyor. Kısa bir süre önce zorunlu emeklilik yasası ile emekli edildim. Ama oyuncunun emeklisi olmaz aktif sahne hayatıma devam ediyorum elbette.

NTV’nin seslendirme sanatçıları kadrosunda yer almaktayım. Oyunculuk üzerine eğitimler de veriyorum. Köşe yazarlığı yapıyorum. Kendi tiyatromda (Tiyatro P.A.S) hem oyuncu hem de Genel Sanat Yönetmeni görevlerini yürütüyorum.

Son atılımım bana ‘Yılın Yazar Ödülü’nü getiren yazarlık maceram. 2020 – 2021 yılları arasında, bir yıl içinde 3 kitabım basıldı.

Pek çok farklı disiplin arasında çok başarılı işlere imza atıyorsunuz; kendinizi ait hissettiğiniz meslek bunlardan hangisi ya da hangisi başı çekiyor?

Çok naziksiniz, teşekkür ederim öncelikle… Benim ana mesleğim elbette oyunculuk. Ben bir aktrisim. Sahneye aidim ya da kameraya… Fakat bu bana bir süre sonra yetmemeye başladı. Edindiğim tecrübeyle başkalarının sözlerini söylemekten fazlasına ihtiyaç duydum. Kendi sanat anlayışımı ifade edebileceğim yönetmenlik ve yazarlık alanlarına yöneldim ki zaten her iki alan da oyunculukla ilintili.

Sanat yolculuğunuz nasıl başladı, neden oyuncu olmayı seçtiniz?

Aslında başta kısacık bahsetmiştim. Benim için çok kıymetli bu sorunuz, hemen anlatıyorum. Ortaokul son sınıftayken Türkçe öğretmenimiz Mehmet Dağıstanlı bir oyun sahnelemek için seçme yaptı. Nezihe Meriç’in ‘Çorak Toprak’ adlı oyununda yan karakterlerden biri olan ‘Satı’ rolüne beni uygun buldu. Bu oyunla Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği Liselerarası Tiyatro Yarışması’na, okuduğum okulu, Kandilli Kız Lisesi’ni temsilen katıldık. Yarışmadan şahsıma başarı belgesi verildi. Ertesi yıl Lise 1’ de Mehmet öğretmenimiz bu kez Turgut Özakman’ın ‘Kanaviçe’ adlı oyununu sahneledi. Bu kez bana başrol verdi. Yine yarışmaya katıldı okulumuz. İkinci kez oyunculuk dalında başarı belgesi kazandım.

Sevtap Çapan
Sevtap Çapan

O gün karar verdim oyuncu olmaya… Ben biraz tembel bir öğrenciydim. Kitap okumayı da sevmezdim. Tiyatroyla tanışmam ve aldığım başarı belgeleri sanki bana gitmem gereken yönü işaret ediyordu. Konservatuvara girmek için artık çalışkan ve okuyan birine dönüşmüştüm. Sanat beni umutlandırmıştı. Yeteneğim çocukluğumdan beri içimden çıkmak için bir yol arıyordu ve sonunda öğretmenimin bana fırsat vermesiyle o yolu bulmuştu. Ve çocukları içindeki en tembel ve başarısız olan ben, ailem için kardeşlerim gibi gurur kaynağıydım artık.

Çok başarılı bir oyuncu olarak, sizin rol modeliniz kim ya da kimler oldu?

Siz sorunca şöyle bir düşündüm şimdi de herhangi birini rol model olarak seçmedim ben. Örnek alınacak pek çok sanatçı var elbette ama ben meseleye “X oyuncu gibi olmak istiyorum” şeklinde bakmadım hiç. Benim yolculuğum; iyisiyle, vasatıyla, kötüsüyle oyuncuların, yazarların, yönetmenlerin, filmlerin, oyunların hepsini seyrederek ve her birinden sanat anlayışıma uygun olanını kendime katarak bugüne kadar sürdü.

Tiyatro ve dizi oyunculuğunuzun dışında seslendirme yaptığınızı belirttiniz, sizin sesinizle tanıdığımız ünlü isimler kimler acaba?

Doğrusunu isterseniz seslendirme ve dublaj sektöründe ‘bir seslendirme sanatçısının bir ünlünün sesi olma’ durumu değişti. Sungun Babacan Tom Cruise, Kevin Costner’ın sesiydi, Sezai Aydın Bill Cosby, Sylvester Stallone ‘nun sesiydi misal… Pek çok seslendirme sanatçısı bir iki ünlü oyuncunun kemikleşmiş konuşmacısıydı. Onların sesiyle bütünleşirdi oyuncular ve halkımız tarafından da benimsenirdi. Şu anki sistem böyle ilerlemiyor. Bir bakıyorsunuz aynı filmin farklı kanallarda gösterimi yapılırken sesler değişmiş. Değişkenlik gösteren bu yapıda benim konuştuğum ünlüler arasında Drew Barrymore, Jessica Alba, Trisia Helfer’ı sayabilirim.

Mutlaka sizin de sanat yaşamınızda bir kırılma anınız ya da kırılma anlarınız olmuştur; biraz söz edebilir misiniz?

Elbette… İlk kırılma anım aslında sanat tarihi ödevim sebebiyle araştırma yapmak üzere Şehir Tiyatroları’nın kütüphanesine gidişimle başladı. Merdivenleri çıkarken o zamanın Genel Sanat Yönetmeni Burçin Oraloğlu beni gördü ve odasına çağırtarak “Savaş ve Barış” oyunundaki rol için seçmeye girmemi istedi. Böylece henüz son sınıfta okurken şans yüzüme güldü ve başrol oynayarak profesyonelliğe adım attım. Bu ilk rolümdeki ödülle sonuçlanan başarı ile de diğer yönetmenler beni hep başrollerde oynattı.

İkinci kırılma anım yazarlığa yönelişimle ilgili diyebilirim. Tiyatroda sebebini bilmediğim bir şekilde bana oyun verilmedi. Oyunsuz kaldığım bu süre zarfında önce çok üzüldüm, sonra dedim ki kendime: “Yakınmayı bırak! Kim ne yapıyor bırak! Sen başka ne yapabilirsin? Odaklan!” ve fırsat bulamadığım yazma eylemine yöneldim. Önce eşimle birlikte birkaç dizi ve senaryo projesi yazdık. Sonra ben ‘Peri Kız Müzikali’ni yazdım. Bugün ise, üzücü olan o senenin yaşanma sebebinin, yazarlık yolculuğuma başlamam için yaşanmış olduğuna inanıyorum. Neticesinde başarılı bulunup yine ödülle taçlandırıldım.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 30 (Aralık 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.