Söyleşi · Sayı 1

Selmin Akdağ

Selmin Akdağ

Sizi Yorkshire Terrier Bilgi Rehberi kitabı yazarı ve Yorkshire Türkiye Kurucusu olarak tanıyoruz. Bu kimliğin dışında kalan Selmin Akdağ kimdir?

Ankara doğumluyum. Babam diplomat olduğundan yurt dışında 4 sene bulunduk. Yurda döndükten sonra üniversiteyi bitirene kadar yaşamım Ankara’da geçti.

O dönemlerde Ankara Gaziosmanpaşa semtinde evler genelde müstakil bahçe içinde olduğundan okuldan kalan zamanlarımı alınıp bakılmayan ve sevgiye bazen mamaya ihtiyaç duyan köpeklerle ilgilenerek geçirirdim. O senelerde sadece üzerlerine pire için serpilen bir toz vardı, şimdi ki hastalıklar olmadığından sadece kuduz aşısı yapılırdı. Veteriner koca şehirde parmakla sayılacak kadar azdı. O dönemlerde hazır mamalar olmadığından mutfakta her daim kaynayan kemik, akciğer ve makarna mevcuttu. Bu denli çok sahipsiz köpek olmamasına rağmen alınıp ihmal edilen ve bir nevi terkedilen ama ev kapıların önünde sadakatlerinden ayrılmayan canları beslemeyi kendime görev edinmiştim. Kasapları gezer kemikleri toplar ve kaynatır verirdim. Yine o dönemlerde ense damlaları vs olmadığından elimde cımbız kenelerini bile ayıklardım. O zamanlar evimizde kuş, kedi, balık ve köpek mevcuttu. Mahallede tüm doğan kedi yavrularına yardımım dokunmuştur. Seneler sonra İstanbul’a taşındığımızda ise 15 katlı bir binanın 10.katında oturduğumuzdan, hep arkadaşlarımın canlarını ya da sokaktakileri sevmekle yetinmek zorunda kaldım. Çalışma hayatım hemen başladı ve özel yabancı şirketlerde çalıştığımdan hep fazla yoğun iş hayatım oldu. Bu dönemleri hatırlamak bile yoruyor. Nasıl bir enerjiymiş kendime şaşırıyorum. Ta ki bir gün durup kendi kendime ne yapıyorum diye sordum. Her şeye sahip olup bunu değerlendirecek, mutluluğa zamanı olmayan biri haline dönüştüğümü hissetmeye başlamak bir takım kararlar almam gerektiğini gösteriyordu.

Hırslarına yenik düşmeyen ve hırsla sebatı birbirine karıştırmak istemeyen bir yapım var. Sebat etmeyi hep sevdim ama bunun için yıkıcı olmamayı, insanları kırmamayı da seçtiğimden bu nitelikler baktım iş hayatında sizi zorda bırakıyor. İş hayatına bir ara verme kararı aldığımda ise çevremde herkes çıldırdığımı düşündü. O dönemde her zaman olduğu gibi en büyük desteğim ailem oldu. 2 sene düşünüp 1 günde karar aldım ve iş hayatımda “ pause” düğmesine bastım. Tüm gürültü patırtı, trafik, stres ve koşturmalar geride kalıverdi. Bu dönem kendimi tartmam ve yaşadığım hayata objektif bir gözle bakmam için çok iyi bir fırsat oldu benim için.

“Hayatın içinde bazı koşturmacalara kapılıp kendimizi ya da sevdiğimiz şeyleri ihmal edebiliyoruz. Hayatımızda hep birşeyleri erteliyoruz, ancak geleceğin bize neler hazırladığının bilincinde olmadığımızdan da otomatik olarak mutlulukları da öteliyoruz.”

Bu dönemi rehabilitasyon dönemim olarak adlandırmam doğru olur. Geriye dönüp baktığımda “ iyi ki” lerim arasında gördüğüm bir dönemdir. Elbette alıştığınız bir hayattan bilinmeyen bir duruma geçiş süresi kolay değil ancak aldığınız karar “sizin” kararınızsa arkasında durmak zor olmuyor. Doğayı ve hayvanları çok sevdiğimden önceliklerimi otomatik olarak belirlemiş oldum. Hayattan neler kaçırdığımı düşündüysem onları yakalamam gerektiğine karar verdim ve bahçe düzenlemeleri sera ziyaretleri, çiçek kitaplarını tarama ve uygulama dışında bir can dostu arayışına girdim. İşte o dönem ilk oğlumuz Shiny hayatımıza adım attı.

Neden Yorkshire Terrier cinsi köpek tercih ettiniz?

Yorkshire Terrier cinsi köpeği yurtdışında çok görüyordum. Durup hayranlıkla baktığım ya da durdurup sevip sahipleriyle sohbet etmişliğim çok olmuştur. Büyük ırkları da çok severim, ancak şehir de yaşam hem siz hem de o can için çok zor. Bir canı ailenize katmak için çok iyi düşünmek gerekiyor. Kısacık ömürlerinde terk etmeden zamanı geldiğinde tatilinizden bile vazgeçmek durumunda kalabileceğinizi ya da her sorumluluğunu layığıyla karşılayabileceğinizi hesaplamalısınız. Bu sorumluluğa 1 değil 2 değil yaklaşık 15 sene göğüs germeyi göze almalısınız. Alerjik bir bünyem var. Tüylerini diğer ırklar gibi dökmemesi en büyük etkenlerden biri oldu. Aşık olunası sevimli yüzü ve minik olması seyahat etmeyi sevdiğimden yolculuklarımda sorun olmayacak bir boyutta olması beni başta en çok cezbeden özellikleriydi. her yere sizinle gelebilecek sadık bir hayat arkadaşı edinme heyecanı, sorumluluğunu göze almaya karar verdiğinizde harika bir mutluluk. Bu mutluluğu dolayısıyla yaşayabildiğim için her gün şükredenlerdenim.

Yorkshire Türkiye’yi kurarken hedefinizde neler vardı? Sizce bunları gerçekleştirebildiniz mi? Yapmanız gerekenler olduğunu düşünüyormusunuz?

Türkiye’de spesifik özellikleri olan bu minik ırk hakkında bilgi olmaması üzücüydü. Halen diğer ırklar için kimsenin bir şey yapmaması beni üzüyor. Çok kişiyi yüreklendirmeye çalıştım zira tüm ırklar bunu hakkediyor. Öncelikle kendim gibi bilgiye değer veren, köpeğini evinin ferdi gibi görüp layığıyla bakmak isteyen kişilere ulaşmak hedefindeydim. Yorkshire Türkiye Club forumunu bilgiyle donatırken 100 kişi olsa bile o kişilerin doğru bilgilere ulaşması ve bu can kurtaran bilgilerden faydalanması önemliydi benim için. Kendine kolaylıkla aşık eden bu ırk aslında porselen bir vazo gibi. Küçüldükçe hassasiyetleri de fazlalaşıyor. Veterinerlerden başlayarak onlarla çalışan pet kuaförlerine kadar bu konuda hizmet veren yüzlerce noktaya ziyaretlerim oldu. Veterinerlere kitabımdaki bilgileri konfirme ettirmiş olmakla birlikte; patella, hipoglisemi gibi konularla karşılaşmamış olanlara; bu ırkı yakından tanıyabilmeleri için “Yorkshire Terrier Bilgi Rehberi” kitabımı hediye ettim. Veterinerler biliyorsunuz her ırk hakkında derin bilgi sahibi olmayabiliyor, o nedenle bence besleyenler kadar hekimleri ve kuaförleri de bilgilendirmek önemliydi. Bunu başarıp ışık tuttuğumu düşünüyorum. Kulak tıraşı, kulak düşüklüğü vs. konular bilinmiyorken, hem forumda hem de kitabımdaki bilgilerden faydalandıklarından bugün eskiye oranla çok daha iyi yol alınabildi.

Her sene düzenlediğim festivallerde de anlatımlı ve örnekli tıraş uygulamaları ve diğer konularda herkese bunu yaymayı hedef edindim. Bilinçli bir birey olarak bu ırkı kazanç yolu görmeden, kazancımı bu yolda göz kırpmadan harcayabilmiş bir hayvan sever olarak yapılması gerekenleri gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Bu ırkı hem tanıtmış olmak, hem bir köpek ırkına her anlamda destek çıkabilmek ve bu minik canlar için çok şey başarabilmek harika bir duygu.

Halen ücretsiz sahiplendirmelerde aracı oluyor ve aktif olarak bilgilerimi paylaşıyorum. Zaman buldukça Yurtdışında büyük organizasyonlara, dog show ya da forumlara katılıyorum. Kitabımla büyük ilgi odağı olduk. Yurt dışında bilgiye ve kitap yazarlarına büyük saygı gösteriyorlar. Yorkshire Terrier ırkına sahip olanlar bu konu da çok şanslılar, mesaj kutum her gün yüzlerce maille ve sorularla doluyor. Onları düşünerek hala aktif olarak Yorkshire Terrier meraklıları ve sahiplerinin yanındayım. Hepsine yetişmeye çalışıyorum.

Halen aktif olarak paylaşımlarda bulunduğum forum, kitap veya bana ulaşarak bilgiye sahip olabiliyorlar. Darısı diğer ırkların başına... Yüzlercesi bu bilgilerim sayesinde kurtuldu. Bunun bana özel bir misyon olduğunu düşünmemek elde değil. Onların bana verdiği karşılıksız sevgiye karşılık, sağlık ve zamanımdan çalmak pahasına, yetebildiğim kadar bu ırk için elimden geleni yapacağımı düşünüyorum. Elime sihirli bir çubuk verseler; sevgi kisvesi altında bu minicik ırkı kısacık ömürlerinde ölümüne sürekli doğurtarak bebeklerini satan kişilerin durdurulmasını ve büyük cezalara çarptırılmasını isterdim.

Peki, “Yorkshire Terrier Bilgi Rehberi” adlı kitabınızı yazmaya nasıl karar verdiniz?

2005 senesinde hayatımın en doğru kararlarından birini verip bir Yorkshire Terrier aldım. Oğlumuz Shiny’nin inanılmaz sevgisi ve sadakati bana yetmediğinden dolayı akabinde bir tane daha Yorkie aldım. Bu sefer aldığım minnacık dişi bir bebekti. O küçük bebek; Bella’m büyüdü 5 aylık oldu. Aşıları bitti, her şey son derece yolunda derken bir sahil kasabasında yılan sokmasından zehirlenerek ellerimin arasında öldü. Onunla birlikte olabildiğimiz aylar süresince bu minik yavruya ve minik yüreği ile bana verdiği sonsuz sevgi ve sadakate o kadar çok alışmıştım ki, bu ani kayıp beni derinden yaraladı.

İlk Yorkie’mi almadan önce nereden, nasıl alırım, nasıl beslerim gibi sorulara cevap bulmak amacıyla çeşitli bilgi kaynaklarını aradığımda, bu konuda detaylı ve güvenilir bilgiler bulunmadığını fark ettim. Yaşadığım acı olaydan sonra bu minyatür köpek cinsi hakkında bilgi edinmeye karar verdim. Gün ve gün araştırmalarımı arttırdım. Yurt dışında, değişik ülkelerden bu ırkın platformlarını, ciddi ve tecrübeli mali kaygı taşımayan 35 - 40 senelik üreticilerini buldum. Fikirlerini ve yardımlarını aldım.

Bundan feyz alarak araştırmalarımı derinleştirdim.. Bu yaşadıklarımı kimsenin yaşamaması için ne yapmalıyım sorusunun cevabı hiç şüphesiz bilgilerimi paylaşmaktı....

Selmin Akdağ
Selmin Akdağ

Derlediğim bilgileri paylaşmak ve herkesin okuyabilmesi için önce 2006 senesinde kurduğum ve hala aktif olan “Yorkshire Türkiye Club Forum” ( www.yorkshiretr.com ) sitesinde paylaşmaya başladım. Forum sitesinde de her konuda Yorkshire Terrier ile ilgili bilgiler mevcuttur. Sonrasında bilgiler çoğaldıkça ve besleyenler üye olmaya başladıkça bu serüven daha da gelişti.

Üyelerimizin, bilgisayarlarla arası iyi olmayanların ulaşabilmesi ve bilgilerin hep ellerinin altında olması gerektiği konusundaki ısrarı karşısında, kitap haline getirmeye karar verdim. Bilgi ve tecrübelerimi derlememin akabinde, yoğun bir hazırlık sürecinden sonra “Yorkshire Terrier Bilgi Rehberi” adlı eserim, okuyanların “başucu kitabımız” olarak nitelediği bir kitap olarak ortaya çıktı. Kitap; almayı düşündüğünüz andan itibaren bu ırk size uygun mudur, ırk özellikleri, avantaj ve dezavantajlarından başlayarak sizinle beraber olduğu son güne dek bilmeniz gereken tüm bilgileri kapsayan 145 sayfalık, bilgi ağırlıklı bir eser. Konular; beslenme, sağlık, bakım ve eğitim başlıklarında bilgilerin konusuna göre bulunabilmesi kolay tam bir rehber. Hatta veterinere gittiğimizde bazı Latince deyimleri anlayamadığımızdan son sayfalarda terminoloji kısmı bile ekledim ki yabancı kalınmasın. Kitap Bella’ya ithafen yazılmıştır.

Büyük şehirden sonra, kırsal hayat nasıl sizce?

Çok daha keyifli. Hele ki miniklerim açısından. Ancak eskisine göre daha çok detaya önem vermek gerekiyor. Hijyenleri şehre göre daha az oluyor sürekli çalı çırpı takıldığından daha çok bakım gerekiyor. Ense damlalarını aksatmamak ve özellikle yeşillik içinde yaşayan parazit ve zararlı olabilecek canlılardan korumak gerekiyor. Evde olmalarından daha çok güven duyuyordum şimdi daha tedirginim, ancak gerekli önlemleri aldığımda onların keyifli koşuşturmalarını da gördükçe yeni hayatımıza adapte olabileceğiz gibi görünüyor.

Yorkilerinizle bir gününüz nasıl geçiyor?

Günlerim hayli yoğun geçiyor. Öncelikle ağzı olan ama dili olmayan 7 tane minik çocuğum var diye düşünün. Gözümü açar açmaz büyük neşe içinde üzerinizde zıplayıp duran miniciklerimle güne başlamak tarifsiz bir keyif.

Her keyifte olduğu gibi bunun getirdiği sorumluluk elbette hayli fazla. Kendi saçımı taramadan evvel onların gözlerinin içine kâkülleri girmemesi için topknot diye tarif ettiğimiz palmiyeyi yapıyorum.

Top-knot göz sağlıkları için çok önemli bir detay. Sonrasında rutin taranmaları var. Kıyafetleri kirlendiyse değişimi, çiş petlerinin değişimi vs. derken öğleyi hızlıca buluyoruz. Evde yoksam hayat duruyor hepsi kendi yataklarında ya da benimsedikleri yerleri var orada uyuklayarak beklemeye geçiyorlar.

Dışarıdaki işim ½ saat bile sürse büyük bir seremoniyle karşılama töreni her daim mevcut.

En büyük heyecanları “bana ne aldın?” diye hoplayıp zıplamaları. Eğitim de pozitif eğitim kuralları uyguladığım ve ödüle alıştırdığım için her birine minik bir ödül muhakkak verilir. Geldiğimde su içer, mama yerler ve oyunlara başlanır. Evde yokken tamamen içlerine kapanıp uyuyorlar. O nedenle sosyal hayatım yok denecek kadar minimumda ancak bu kadar canın sorumluluğunu alma kararımda bunların hepsini göğüsleyeceğimi bilerek karar aldığımdan bana sorun değil keyif olarak geliyor. Bir de ailemize sokakta terk edilen kırma dostumuz Yogi eklendiğinden onun bakımı, sosyalizasyonu, travmaları ile yoğunluğum hayli katlanmış durumda.

Biliyoruz ki Yorkshirelar genellikle giydirilip süsleniyorlar. Sizinkiler de süslenmeyi seviyorlar mı?

Miniklerim süslenmeyi seviyor ancak elbette manasını bilmedikleri bir bakımlı olma durumu bizimkisi. Bebekliklerinden bu yana periyodik bakımlarına alışık olduğundan mesela palmiyesi bozulduysa bana gelip düzelt diye iki ayaklarının üzerinde bana gösterip düzelttirirler. Aynı insanlarda olduğu gibi eğer temizliğe alıştırdıysanız pis olmaktan rahatsız oluyorlar. Burada hem büyütme hem de karakter rol oynuyor. Yolda yürürken bile su birikintisinin içinden geçen olduğu gibi yanından dolananları da var. Soğuğu sevmediklerinden ve hemen üşütebildiklerinden dolayı sonbahar ve kışları soğukluk derecesine göre muhakkak giydiriyorum.

Şehirdeysek yine sıcak tutacak montlarımız var. Eviniz yerden ısıtma ise evet giydirmeyin, ancak ayaklarınız üşüyorsa muhtemelen Yorkieleriniz de üşüyecektir.

Bu hassasiyetle yaklaşılırsa üşütme odaklı rahatsızlıklar yaşanmaz. Tokalarını misafirliğe giderken takıyorum.

Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi, göz hastalıklarına yakalanmamaları için kâkülleri hep topludur.

Birbirlerini kıskanıyorlar mı?

Yorkshire Terrier ırk olarak çok kıskanç yapıda. Üyelerimden ikinciyi alalım diyenlere hiç önermiyorum. Bende aralarında ki hiyerarşiyi koruyabilmek için inanılmaz bir efor sarf ediyorum. Kıskandığında kolay hırçınlaşabilen yapıya sahipler. Ani ataklarla birbirlerine de zarar verebiliyorlar. Birini sevmek mümkün değil, birini severseniz hepsini sevmeniz ve dediğim gibi sürü lideri vasfınızı her daim korumanız gerekiyor.

2 tane olduklarında ise yine erkekse erkek güdüleri geliştiğinde sorunlar başlayabiliyor eğer biri dişi diğeri erkekse kızgın dönemlerini atlatmak hayli zor oluyor. Bir tane olsun ve bu keyfi gönlünüzce yaşayın, dilediğiniz gibi şımartın diye tavsiye ediyorum.

Sizce en iyi hangi ırkla arkadaşlık kurabiliyorlar?

Selmin Akdağ
Selmin Akdağ

Anlaşmaları tamamen sosyalizasyona ve büyütmeye bağlı. Ben büyük ırklarla bir araya getirmemeye özen gösteriyorum oyun bile bir anda büyük bir tehlikeye dönüşebilir. Birine güvenseniz diğerine güvenmeyin diye hep tavsiye ediyorum ne de olsa güdüsel hareket ediyorlar ve bir anlık boşlukta geriye dönüşü olmayan üzüntüler çıkabilir.

Bir köpeğin sahibinin “ bir şey yapmaz “ demesini hep serzenişle kar

Evinize gelen misafirlerinize karşı davranışları nasıl? Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz ilginç bir anınız varmı?

Misafirleri çok seviyorlar ancak bu karşılama sevinci bir anda “beni daha çok sevsin” hengâmesine dönüşebiliyor. Hepsi daha çok sevilmek ve kendini sevdirmek için yarışa giriyorlar. Bunu bilen yakınlarım karşılama komitemizi sevip ne yapacağını biliyorlar. Ancak hiç bilmeyen için, kapıya son ses havlayarak koşan minik cüsseli tüy yumaklarının tehditkâr havlamalarını duymak ürkütücü olabiliyor. Hayvan severler bunu gülümseyerek karşılarken canlılara rahat yaklaşamayanların hayli ürktüklerine şahit oluyorum. şılarım. Siz ancak kendi tepkilerinize garanti verebilirsiniz; bir canlı için bu kadar garantiyi verebilmek gereksiz bana göre. O anda bir sinir bozucu koku ya da harekette ne yapacağını kestiremeyebilirsiniz. Yorkieler için diğer yorkieler bile tehlike arz edebilir zira atak ve o anda ne yapacağını kestiremediğiniz hızda ataklık, hareket kabiliyetine sahipler.

Kedilerle büyüyen pek çok yorkie var sanırım kedilerle köpekten boyut olarak ta esneklik olarak daha uyumlular diyebilirim. 1.90 boyundaki bir kargo çalışanının korkarak dış kapıdan paketi vermeye çalışması beni hayli güldüren bir anımdır. Seneler evvel o gün kendimi iyi hissetmediğim ve misafir ağırlayamayacak durumda olduğumu kibarca anlattığım halde, gelmekte ısrarcı olan bir arkadaşımın yeni aldığı ve girişte çıkardığı deri, parmak arası terliğini, tam parmak arasına giren kısmını dişleyerek hiç delil bırakmadan yemeleri de ayrı bir anımdır.

Çok mahcup oldum elbette, yenisini almamı kabul etmedi ancak bu ısrar karşısında duygularımı nasıl hissedip bunu yaptılar hala düşündükçe anlayamıyorum:). Bir tek o oldu bunca senedir hiçbirinin ne benim ne de başkasının malına zarar vermişliği olmamıştır.

Kızım Maya mükemmel bir insan sarrafıdır En son gelir ve muhakkak gelenleri koklar. Nadir olarak ne zaman birine gırlasa, o kişinin makbul olmadığını zaman içinde anladım. Bir kaç kez deneyip farkına vardıktan sonra gırladıklarından bende uzak durmayı tercih ediyorum:)

Ülkemizde ne yazık ki sokak hayvanı diye bir kavram var. Malum gönüllü bireyler ve topluluklar büyük çaba içindeler fakat bu çabalarda genellikle yetersiz kalmakta. Sizin bu konudaki görüş ve çözüm önerilerinizi öğrenebilirmiyiz.

Aslında bu konuda çok kolay bir çözüm var. Yeni bir proje geliştirmeye gerek yok diye düşünüyorum. Gelişmiş ülkelerin uyguladıklarını takip ederek başlayabiliriz.

Önce tüm canlıların çiplenmesi gerekiyor. Çipli her canlının güncel kaydı sahibi, adresi vs tutulduktan sonra kaydını güncel tutmayanlara büyük cezai yaptırımlar getirilmeli. Bu sayede terk etmeler, sokağa atmalar gibi durumlar son bulur.

Komşusunun iyi bakmadığına vakıf olan, doğurtan, satan ya da gerektiği gibi şartlarda bakmayanların şikayetlerinin ciddi değerlendirildiği birimler olmalı. Bunların da cezai uygulamalarının ağır olması gerekiyor. Sokakta bulunan bir canlının veterinere götürülerek tüm kayıtlarına çip sayesinde ulaşılabilir. Ve her canlıya evini açan bilecektir ki; terk etme durumunda, kaybetme durumunda, işkence ya da kötü muamele de büyük bir cezai yaptırım kendisini bekliyor olacak.. Bu terk edilen popülâsyonu nu azaltacak, yenilerini eklemeyecek ve hali hazırda bakılanların (kedi ve köpek) olması gereken şartlarda yaşamalarını sağlayabilecek bir yöntem.

Bunun dışında sokakta yaşayanlarınsa dişi erkek ayırt etmeden kısırlaştırılmaları gerekiyor. Bunun için gerekirse tüm veterinerlerin ücretsiz kısırlaştırma yapmalarının teşvik edilmesi gerekiyor.

Sadece barınaklarla kısıtlı kalması ya da bazı ilçelerde barınak olmaması büyük handikap. Barınak olmayan yerlerde de seyyar ameliyathaneler, seyyar kısırlaştırma ambülânsları gibi bir hizmetler verilebilir. Büyük şehirlerde bu canları beslemeye çalışan pek çok şahıs elinden geleni yapıyor ama aşırı üreme olduğundan sürekli çoğalıyorlar. Ancak ne yazık ki merhametli insan sayısında aynı ivmede artış görülmüyor. Canlıların tedavilerinin de, özellikle sokaktakilerin bedava yapılması şart. Pek çok kişinin canlara çarpıp kaçtığı vakalarda, insanların duyarsız kalmasına, tedavinin ücretli olmasının neden olduğunu düşünüyorum. Veterinerlerin fiyatlandırmalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Örneğin aşıların maliyetlerinin çok üzerinde fiyatlarla yapılması bana hep şaşırtıcı görünmüştür. Ne var ki “sağlık önemli” deyip yaptırsak ta bunlar hep revize edilmesi gereken sistem sorunları.

Hiç bir canlı bu kadar zor şartlarda yaşamaya, travmalar yaşatılmaya layık değil. Bu ayıplarımızdan biri bana göre. Canlı üretimlerinin kısıtlandırılması ve günahsız miniklerin mal veya meta olarak alınıp satılmasının önlenmesi, gümrüklerden canlı geçişinin yasaklanması veya kontrol altına alınacak şartlarda olması zaruri bence.

Bu güzel sohbet için size çok teşekkür ederiz Selmin Hanım. “Evimizin büyümeyen minik yaramaz bebeği Yorkshire Terrier”

Eğer sadık bir dost ve ideal bir hayat arkadaşı olabilecek nitelikte bir köpek arıyorsanız Yorkshire Terrier sizin için ideal köpektir. Yorkshire Terrier, küçük boyutlarının altında kocaman yüreği olan, cüssesinin minikliğini kabul etmeyen bir yaradılıştadır. Diğer köpeklere karşı sevgi dolu olduğu söylenemez, hatta bazen saldırganlaşabilir.

Selmin Akdağ
Selmin Akdağ

Onun boyutlarına saygı duyacak ve sıkıştırmadan sevebilecek yaşta çocuklarla arası daha iyidir. Bazı konularda inatçı olsa da eğitimi sevgiyle kolaydır. Tuvalet eğitiminde düzenlilik arz etmeyebilir. Sabır sevgi ve ödülle istediğiniz eğitimleri kolayca öğretebilirsiniz.

Sahibine fazlasıyla bağlı ve bağımlıdır. Bu yüzden bol sevgi ve ilgi ister. Mükemmel bir bekçi olmasına rağmen bekçiliği havlaması ile sınırlıdır.

Kıskançtır, sevginin hep kendi üzerinde olmasını ister. Başkaları tarafından ürkütüldüğünde ya da kızdırıldığında ısırabilir. Sahibine karşı duygulu, aşırı sahiplenici, yabancılara karşı kuşkucu yapıdadır. Evini ve yuvasını çok çabuk benimser. Genelde iyi huyları ağır basan, minik, şirin ve tatlı bir köpektir.

Yorkshire Terrier’lerin ataları Silky Terrier, Cairn Terrier, Sky Terrier ve Maltese ırkı olduğundan dolayı genetik olarak pek çok Terrier kırılmasından üretilmiştir. Buna göre atalarına bağlı olarak baskın genlerin değişik etkileriyle yerden yükseklikleri aynı olsa dahi bazılarının bacakları daha uzun, bazılarının kısa ya da gövde uzunlukları yine aynı şekilde değişiklik gösterebilmektedir.

Renkleri içinde aynı durum söz konusudur. Bazıların renklerinde platin, bazılarında sarı veya kızıl karışımlar dikkati çekmektedir. Üst katman tüy rengi ise çelik mavi gri olarak tanımlanır.

En yanıltıcı konu ise bazı ticari kaygılarla ortaya çıkarılmış numaralandırılmalıdır. Yorkshire Terrier’lerde numaralandırma yoktur. İdeal olarak tanımlanan “standart” Yorkshire Terrier 3 ila 3,5 kg arasında ve yerden yükseklikleri 15 ila 25 cm arasında olmalıdır. Bu ölçüleri “0 ( sıfır )” noktası alarak daha küçükleri “standarttan küçük” ve daha irileri “ standarttan büyük “olarak nitelendirilmelidir.

Yorkshire Terrier, hassas ve diğer ırklara göre ender bulunur bir cins olduğundan şımartılıp evin küçük çocuğu yerine konulduğundan salon veya lüks köpeği olarak adlandırılır. Evinizin baş köşelerinde; kanepe ve yastıkların üzerlerinde uyumalarını engellemeniz imkansız denilecek kadar zor olacaktır. Yaptığı hataları genellikle sempatikliği ile geçiştirmeye çalışır, azarlandığında ise çok hassastır. Sizin her gittiğiniz yere sizinle gitmek ister. Her zaman gözünüzün onun üzerinde olması gerekir, zira hiç bir şey den korkmaz ve küçük boyuna bakmadan her şeye atılır.

24 saat boyunca sizden ilgi bekler. Bu yüzden Yorkshire sahipleri köpeklerine mutlak bir sevecenlikle yaklaşmalıdır.

Asla dayak atılmaması gerektiği gibi ona karşı bazı konularda istisna göstermeyeceğinizi ses tonunuzu sertleştirerek anlatmalısınız. Sevecenliğinizin yanında sertliğinizi muhafaza etmelisiniz. Aksi takdirde bunu çok güzel kullanacağından emin olabilirsiniz:).

Ona kesin kuralları olan bir sahip gerekir. İstediğinizi yaptığında ödül verme yoluyla pozitif eğitim verilmelidir.Özel bir eğitim gerekliliği duyulmayacağı gibi “hayır” kelimesini öğrenmesiyle hem sizin hayatınız hem de onun hayatı daha mutlu geçecektir. Büyürken tanıştırılmadıysa küçük hayvanlar ve yabancı köpeklere karşı saldırgan olabilir. Çok küçükken eğitim verilip diğer hayvan ve insanlara alıştırılmasını tavsiye ederim. Başkaları tarafından korkutulduğunda ya da kızdırıldığında ısırabilir.

Yorkshire Terrier, apartman hayatı için ideal bir seçenektir. Evde oldukça aktiftir. Soğuğa karşı hassastır. Yalnız kalmayı çok sevmez. Bahçede veya kapalı da olsa balkonda beslenmesi uygun değildir. Yorkshire Terrier kucak köpeğidir. Yeri sizin kucağınız ya da yanı başınızdır.

Sahibine aşırı düşkün olduklarından onunla geçirdiğiniz her dakika, yanınızda uyuyor olsa bilse ona yeterlidir. Sahibinden ve evinden ayrıldığında duygusal travma yaşar. Çantasına koyup her yere götürebileceğiniz, uçak kabinlerine kabul edilen, arabanızda tek istediği sizin yanınızda olmak olduğu için sorunsuz yolculuk edebileceğiniz ve gittiğiniz ortamda asla size sorun yaratmayacak ender bir ırktır.

Tuvalet eğitimini evde vermeniz hem size hem minik dostunuza kolaylık sağlayacaktır. Yağışlı ve soğuk havalarda sokağa yürüyüşe çıkarıldıklarından hastalanabilen bir ırktır. Evinize geldiği andan itibaren hijyenik ortam sağlayan marketlerden temin edebileceğiniz hasta yatak örtülerinden edinip tuvaletini ona yapma alışkanlığını kolayca edindirebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki Yorkshire Terrier’ler eğitimlerinin ana formülü ödül+sabır ve sevgidir. Beslenmelerinde dişleri fazla hassas yapıya sahip olduğundan ağızlarına uygun taneli kuru mamaları tercih etmenizi tavsiye ederim. Kuru mama alırken “Minik ırklara uygun” olanını tercih etmelisiniz. Hassas diş yapısına sahip olduklarından diş bakımı özen gösterilmediğinde ve düzgün olarak kemirme kemikleri / çubukları verilmediğinde tartar oluşumu kolaylaşacak olup diş kaybını erken yaşarlar. Mamasının tüy yapısını destekleyecek vitaminlere sahip olmasını tercih edin. Yorkshire Terrier ırkının en önemli özelliği tüyleridir. Sağlıklı tüyler sağlıklı bir cilt yapısı tarafından beslenebilir ve dengelenebilmektedir. Asla insanların kullandığı şampuan ve saç ürünlerini tercih etmeyin kısa sürede belli olmasa dahi ileride kalıcı deri sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki hayvanların PH dengesi, insanlardakinden farklıdır. Irka uygun cilt sağlığını destekleyen ve tüyleri besleyip, kırmadan tarayan ürünler tercih sebebiniz olmalıdır. Düzenli olarak her gün en az 1 kere taranmalıdır. Yorkshire Terrier’ler ırk olarak yatkın oldukları bir diğer sağlık sorunu ise çok erken yaşlarda oluşabilecek diz kapağı çıkığıdır. Bunu önlemek için zıplamasını gerektiren oyunlar oynamayınız. Çok fazla egzersize ihtiyaç duymadıkları gibi günlük yürüyüşlerde size mutlulukla eşlik edecektir. Diz kapağı çıkmasını / kaymasını önlemek için ayrıca yüksekten koltuklara veya yataklara sıçramamasına özen göstermelisiniz.

Çok hareketli ve atak hareketlerde bulunan bu cesur ırkın yine en çok rastlanılan sorunu ise soluk borusuyla ilgilidir. Bunun içinde asla boyun tasması kullanmamalı göğüs veya bel tasması olarak adlandırılan tasmaları tercih etmelisiniz. Yorkshire Terrier’inizi dört tarafı kapalı alan olmadıkça “lütfen tasmasız gezdirmeyin”. Geleceğine emin olduğunuz bir anda, çağırdığınızda gelmeyebilir. Evlere alışık olan ve ev dışındaki tehlikelere göğüs geremeyecek kadar ufak olan bu ırkın başlıca kayıp sebebi tasmasız gezmeye çıkarılmalarıdır.

Yorkshire Terrier’nin bir diğer dikkat edilmesi gereken hususu da eşleştirmeleridir. Bu konu özellikle dişi sahiplerini ilgilendirmektedir. Köpeğinizin yavrularının olması hiç de hafife alınacak bir şey değildir.

Hele Yorkshire Terrier ırkı köpeğinizin boyutlarından ve metabolizmasının diğer ırklar kadar dayanıklı olmamasından ötürü risk taşıyan doğumu büyük sorumluluk ve iyi düşünüp sonuçlarını göz önüne alınarak verilecek çok önemli bir karardır.Dişi standart Yorkshire Terrier doğumu için en az 3.kızgınlığından sonra anne olması önerilir. 2,5 kg dan aşağıda bir dişi Yorkshire Terrier ‘in anne olması çok büyük can ve sağlık tehlikesi arz etmektedir. Standarttan küçük Yorkieler %99,5 doğumları kayıp riski taşıdığından anne olmamalı ve kısırlaştırılmalıdır...

En önemli noktalardan biri ise Yorkshire Terrier veya başka bir ırk köpek almadan önce; “yeteri kadar zaman ayırabilecekmiyiz, çalışırsak ya da çalışıyorsak evde tek başına ne yapacak, gezdirilmesi, beslenmesi ve temizliği ile yeterli derecede ilgilenebilecekmiyiz, sağlık kontrollerini düzenli yaptırabilecekmiyiz, eğitimi ve bakımı hakkında yeterince sabırlımıyız, oluşabilecek sağlık sorunlarının ciddi maddi ve manevi külfetine hazırlıkmıyız, ya da bizim tüy alerjimiz var mı?” sorularının cevapları aranmalı, bu önemli hususları iyice tarttıktan sonra yaklaşık olarak bizimle 15-20 sene beraber olabilecek bir canlının maddi ve manevi sorumluluğunu almaya karar vermeliyiz.

Yorkshire Terrier’ler aklı, zekâsı, duyarlılığı, kendine has mizacı ve minnacık boyu, ama koskocaman yüreği ile ön plana çıkan bir ırk. Bu sevgi, şefkat, mutluluk ve sadakatten kendinizi bence asla mahrum etmemelisiniz. Ancak yinelemek isterim ki yukarıdaki soruları kendimize sorup içtenlikle cevap bulduktan sonra almaya karar verelim. Sevgi dolu mutlu yarınlar dilerim.

Selmin Akdağ

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 1 (Temmuz 2017) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.