Ragıb Narin

“Sevda Çiçeği”, “Gecekondu”, “Mavi”, “Gel Diyemem” “Menekşem” şarkılarıyla Spotify ve dijital platformlarda yüzbinlerce kez dinlenen Ragıb Narin son olarak altıncı teklisi “Mucize” yi Pasion Turca etiketiyle dinleyici ile buluşturdu. Ragıb Narin ile son şarkısı Mucize’yi, futbol’ dan müziğe uzanan kariyerini ve tabi ki sevimli dostu kedisi Figo’ yu konuştuk.
Sevgili Ragıb Narin 100 e yakın besteniz olduğunu söylüyorsunuz. Bu besteler nasıl ortaya çıkıyor? Sizi etkileyen duygular nelerdir?
En güçlü duygu tabii ki aşk. Çok iyi bir gözlemciyim ve çevreme karşı çok duyarlıyım. Sadece kendi duygularım değil etrafımdaki insanların yaşadıkları ve onların bende uyandırdığı duygular da bana ilham oluyor. Bazen sadece hayal ettiğim aslında yaşanmamış duygulardan da yola çıkıp besteler yapıyorum. Uzaklara gitmek, başka ülkelere seyahat etmek ve orada kurduğum hayaller yeni şarkıların ortaya çıkmasını sağlıyor.
Çocuklar ailelerinden gördükleri argümanlarla büyür derler. Size de müziği sevdiren ve bu yolda ilerlemeniz için destek çıkan biri var mı ailenizde?
Küçüklükten beri spor ve sanatla çok ilgili bir çocuktum. İlkokulda müziğe olan Annem Arap, babam Türk. Her iki dil ve kültürle birlikte büyüdüm. İlkokuldan bu yana müzik ve spor en büyük ilgi alanlarım oldu. Bir süre lisanslı futbol da oynadım. Aynı zamanda İşletme okudum ve babamın uluslararası ticaret yapan şirketinde yöneticilik yaptım. Okul hayatım boyunca hep sosyal aktivitelere katılan sosyal bir öğrenciydim. “İki kültürle birlikte büyümek farklı kültürlere adapte olmak, onların zenginliklerini keşfetmek, daha toleranslı ve hoşgörülü bir insan olilgimi ilk olarak öğretmenim fark etti hatta bana şiirler okutur, şarkılar söyletirlerdi. O kayıtlardan bir tanesi şu an Youtube kanalımda duruyor, Turnalar şarkısını söylemiştim. Ailemde profesyonel olarak müzikle ilgilenen biri yok. Abim Rami Narin oyuncu, annem ve kız kardeşim ise resime meraklı. Müzik konusundaki yolculuğumda da bana her zaman destek oldular. Klip ve fotoğraf çekimlerinde bile her zaman yanımda olmaya çalışırlar. Onların desteği bana güç veriyor.
Öğretmeninizin dikkati sizin bugünlere gelmenizdeki ilk tohumları atmış demek ki. Bize biraz kendinizi anlatır mısınız? Antakya da doğduğunuzu ve aynı zamanda Arap müzik kültürüne de yakın büyüdüğünüzü söylüyorsunuz. Çocukluğunuzdan, öğrenim hayatınızdan, ailenizden bahseder misiniz?
Annem Arap, babam Türk. Her iki dil ve kültürle birlikte büyüdüm. İlkokuldan bu yana müzik ve spor en büyük ilgi alanlarım oldu. Bir süre lisanslı futbol da oynadım. Aynı zamanda İşletme okudum ve babamın uluslararası ticaret yapan şirketinde yöneticilik yaptım. Okul hayatım boyunca hep sosyal aktivitelere katılan sosyal bir öğrenciydim.
İki kültürü birbiriyle karşılaştırmanızı istesem sizden. Avantajları ve dezavantajları var mı? Sizdeki yansıması ne oldu?
Dezavantajını hiç yaşamadım. Aksine hem dil, hem de kültürünü bilmek beni ve müziğimi kişisel olarak zenginleştirdi. Bende bir müzisyen olarak en büyük yansıması – ki bu şu anda bestelediğim şarkılara da yansıyor, Arap melodileri ile iç içe büyümem oldu. İki kültürle birlikte büyümek farklı kültürlere adapte olmak, onların zenginliklerini keşfetmek, daha toleranslı ve hoşgörülü bir insan olmamı sağladı.
Ne güzel olmuş. Peki, aynı zamanda lisanslı bir futbolcu olduğunuzu biliyoruz. Futbola nasıl başladınız? Müzik ve futbol bir arada nasıl ilerledi?

Hatayspor’ da, daha sonra da Mersin İdman Yurdu’nun a2 takımında yıllarca futbol oynadım. Bu süre zarfında Fenerbahçe, Galatasaray ve birçok süper lig takımına karşı maçlara da çıktım. Şu an futbolu sadece profesyonel bir seyirci olarak takip ediyorum. Futbol diğer birçok spor dalı gibi belli bir yaş aralığında oynandığı için önceliği futbola vermiştim ama o sırada müzikten de hiç kopmadım. Babamın uluslararası ticaret yapan şirketinde bana ihtiyaç duyması, futboldaki hayallerimden uzaklaştığımı hissetmem ve asıl önemlisi Müzik aşkımın ağır basması nedeniyle kendimi tamamen müziğe adadım.
Yerli ya da yabancı, tarzından müziğinden etkilendiğiniz bir sanatçı ya da sanatçılar var mı hayatınızda diye sormak istiyorum?
Hayatımda özel bir yeri olan ve dinlemekten keyif aldığım Türk sanatçılar Sezen Aksu, Kenan Doğulu, Yalın, Mabel Matiz, Tarkan, Yüz Yüzeyken Konuşuruz, Arap dünyasından Elissa, Ragheb Alama, Nancy, Wael Khafori, Ehab Tawfik, Fayrouz, Batı dünyasında ise Eminem, Michael Jackson, Beyonce, Ed Sheeran, Justin Bieber, Justin Timberlake ve Rihanna.
Bu arada seyahat etmek de sizde bir tutkuymuş. Bu tip farklı kültürlerin müziğinize ve beste yapmanıza etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Seyahat ederken kendimle baş başa kalıyor, iç sesime, duygularıma daha fazla konsantre oluyorum. Hatta bunun en yakın örneği son şarkım “Mucize”. Geçtiğimiz aylarda yaptığım Barcelona seyahati sırasında besteledim. Sokaklarda dolaşırken duyduğum İspanyol ezgilerinin enerjisi bana ilham kaynağı oldu. Şu ana kadar 35 ülke gezdim ama müziği, mutfağı, enerjisi ve sıcak insanları ile özellikle Barcelona yaşamak istediğim bir yer.
Gezdiğiniz ülkeler arasında “ben burada yaşamalıyım” dediğiniz oldu mu?
Kesinlikle İspanya derdim. Akdeniz ülkelerini çok seviyorum. Şu ana kadar 35 ülke gezdim ama müziği, mutfağı, enerjisi ve sıcak insanları ile özellikle Barcelona yaşamak istediğim bir yer.
Biraz da son tekliniz “Mucize” den bahsedelim. Ortaya çıkışı nasıl oldu? Hikâyesi nedir?

Şarkıyı Barcelona da besteledim. Oradayken kendimi çok mutlu ve enerjik hissediyorum. Aklıma bir melodi geldi ve hemen otele dönüp kaydettim. Aynı gün sözlerini de yazdım. Plak şirketim ve menajerliğimi yapan Pasion Turca’ ya demo halini yolladım onlar da çok beğendi ve şarkı üzerinde çalışmaya başladık. Düzenlemeyi Batu Çaldıran yaptı. Çok içimize sinen bir şarkı çıktı ortaya. Klibi de Murad Küçük ile çektik. Klipte de bana TikTok ve Instagram’ da yüz binlerce takipçisi olan Influencer Sena Mia Kalıp eşlik etti. Şu ana kadar şarkı ve kliple ilgili çok güzel yorumlar aldık.
Dünya olarak ikinci senesinde olduğumuz bir pandemi süreci yaşıyoruz maalesef. Artık tüm normallerimiz değişti ve her şeyden önce mesafeli bir hayata geçiş yaptık. Bu durumun sizdeki karşılığı ne oldu? Ve genç nesil sizce bu duruma daha kolay adapte mi oluyor?
Ben de tabi ki sürecin başından bu yana önlemlere çok dikkat ediyorum. Bu konuda çok titizim. Ama bir yandan da normal hayattan kopmamak gerekiyor. Ben bu süreci üreterek geçirdim. Hatta pandemi koşulları izin verdiği ölçüde seyahat de ettim. Yeni koşullara adapte olmak çok önemli. Karamsar olmak yerine bu süreci sevdiğimiz ve yapmak istediğimiz belki de uzun zamandır ihmal ettiğimiz hobilerimize odaklanarak geçirebiliriz.
Müzik kariyeriniz için planladığınız hedefleriniz var mı?
Şarkılarımı dünya çapında duyurmayı hedefliyorum. Önümüzdeki yıllarda Arap coğrafyasından bir isimle Arapça bir düet yapmayı çok istiyorum. Yaz başında yeni şarkımı yayınlayacağım. Durmadan üretmek ve olabildiğince fazla insanın kalbine müziğimle dokunmak istiyorum.
Hayatınızı paylaştığınız bir kediniz var. Bize hikâyesinden bahseder misiniz? Nasıl sahiplendiniz?
Abimin arkadaşının kedisi doğurduğu zaman henüz bir yavruyken Figo’ yu abim almıştı. Eşiyle birlikte bakacaklardı. Ben çok sevdim ve almak istiyorum dedim böylece sahiplenmiş oldum. Kendi evime götürdüm birlikte yaşamaya başladık. Figo’ nun en enteresan tarafı bana çok benzemesi. Sakin, uysal bir karakteri var.
Onunla hayatı paylaşmak çok kolay ve eğlenceli. Uçakta ya da arabada Hatay’a, İstanbul’a gittiğimde yolculuklarda bana eşlik eder ve hiç yaramazlık yapmaz. Çok iyi anlaşıyoruz. Bana şu ana kadar hiçbir zorluk çektirmedi. O benim ailemin bir parçası…
Bir hayvanla birlikte yaşamanın sorumlulukları hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bir çocuğunuz varmış gibi ciddi bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Sevgiye ve ilgiye ihtiyaç duyan varlıklar. Beslenmesi, sağlığı, evde uzun süre yalnız kalmaması gibi dikkat etmeniz gereken bir sürü şey var. Ben hayatımı onunla paylaşıyorum ve kendi hayatımla ilgili düzenlemeler yaparken ilk olarak onun konforunu düşünüyorum. Hayvan beslemek bir hevesle yapılacak bir şey değil. Gerçekten ömür boyu onların sizin ailenizin bir parçası olduğunu hissetmeniz gerekiyor. Eğer böyle hissetmiyorsanız hayvan sahibi olmamalısınız.
Evet, bir hayvana sahip olmak ciddi sorumluluklar getiriyor. Onunla on ya da on beş yılınızı hastalıkta ve sağlıkta birlikte geçireceğinizi hiç unutmamanız gerekiyor. Sizin de dediğiniz gibi bir anlık hevesle yapılacak bir şey değil. Peki, Tiyatro, dizi film ya da sinema gibi bir proje var mı planlarınız içinde?
Okul dönemlerimde aktif olarak birçok sanatsal aktivitede yer aldım. Tiyatro da onlardan biri. Abim Rami Narin de zaten oyunculuğu seçti. Ben de ileriye dönük planlarım arasında oyunculuğu düşünüyorum. Belki uzun süren ve çok fazla zaman alan diziler değil ama dijital platformlar için yapılan dizi ya da filmlerde hem müziğim hem de oyunculuğumla yer almak isterim.
Bir de kediniz Figo ya da başka bir hayvanla yaşadığınız ilginç bir anınız var mı diye sormak istiyorum?
Kedim Figo ile değil ama fotoğraf çekimim sırasında stüdyoya gelen ve çekim sırasında bana eşlik eden çok tatlı bir kedi ile bir anım oldu. Ben poz verirken bir anda yanıma gelip oynamaya başladı.
Güzel bir ikili olduk ve birkaç kare fotoğraf da onunla birlikte aldık. Uzun süre de yanımdan ayrılmadı. Bana uğurlu geldiğini düşünüyorum.
Uğurunuz daim olsun. Son olarak okurlarımız için ne söylemek istersiniz?
Bu benim kedim Figo’ dan bahsettiğim ilk röportajım. Çok keyifliydi, tüm okurlarınıza ve sizlere teşekkür ediyorum. Herkese müzikle, sağlıkla ve patili dostlarımızla birlikte şimdiden güzel bir bayram diliyorum.
Bizde bu keyifli röportaj için teşekkür ediyor ve müzik kariyerinizde ve aynı zamanda oyunculuk planlarınızda hızla yükselip arzu ettiğiniz yerlere gelmenizi dilerken can dostunuzla birlikte sağlıklı ve mutlu zamanlar diliyoruz.





