Onur Şenay

Oyunun yazarı sevgili Kaan Erkam. Kalemine sağlık, biz birbirimizin baş belasıyız. O mutlaka yazdıklarını önce bana okutur, benim aklıma bir şey geliyorsa önce ona yazdırırım. Çok farklı kültürel ve sanatsal sohbetlerimiz, harika tartışmalarımız geçmiştir ama çok da işimize yaradı. Oynadığımız bu seyirci oyunu onun kaleminden çıkma, farklı bir text olduğunu düşünüyorum. Bu cumartesi başlayacağımız “ Operasyon Şeker Ahmet ” texti de kendisine ait. O oyunda çok çılgın bir oyun, iki haftadır prömiyer yapmaya çalışıyoruz. Hava şartları müsaade etmedi ama Mart’ın 27 sinde, sezon kapanırken oyunumuzu çıkarmış olacağız.
Evet, biz de keyifle izlemeye geleceğiz. Hayırlı olsun şimdiden. Zaten Kaan Erkam ile oldukça yoğun çalışıyorsunuz. Ben sizlerden ismini sıklıkla duyuyorum. KATS Sahne’ye gelmeden evvel, Onur Şenay’ı biraz daha yakından tanıyalım lütfen.
Onur Şenay, 1992 de Ali Poyrazoğlu’nun açtığı oyunculuk kursunda hayatında ilk kez bu işi deneyen bir insan olarak ortaya çıktı.
15 - 16 sene kadar Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda devam etmişsiniz.
Evet, doğru. 1992... Hadi şımarıklık yapmayalım 93 diyelim. 93 de başladım. 2008 ‘e kadar Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosunda rolleri paylaşan insanlardan biri oldum. Öğrendiğim her şeyi orada çok iyi uygulayabildim, orası benim evim oldu. Ali Poyrazoğlu gibi bir deryanın yanında çalışmak da büyük bir avantaj oldu benim için. Çok tıfıldım başladığımda. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nun kulislerinden birini kendime kapatıp ev yaptım ve orada yaşadım. Bir bisikletle evin içinde dolaşmaya
Biraz evvel “Seyirci” oyunundan çıktık. Yanımda değerli tiyatro sanatçısı Onur Şenay var. Seyirci oyunu KATS Sahnede oynanıyor, izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. Hoş geldiniz. Oyunun
başladım. O kadar güzel bir duyguydu ki, biliyorsunuz sahne arkasındadır kulisler, mutfak da fuayededir. Ufak bir yer değil, koskoca tiyatro… Bisiklete atlayıp mutfağa gidip, yiyecek bir şeyler alıp yatak odasına geri dönmek çok keyifliydi. Bu mesleğin içinde bir tiyatro insanı olarak yoğruldum. Dekorundan, biletine, ışığından tuvalet temizlemesine kadar her yerinde bulunmanın verdiği tecrübeyle bu yaşıma geldim. Hepsini o tiyatro sahnesinde yaşadım. Aliciğim, buradan tekrar çok teşekkür ederim bu kıyağın için. Sende aynı mutlulukta mısın bilmiyorum. Bugün buraya kadar geldik. 2008 de kendi tiyatrom, Tiyatro Şenay’ı açtım. 2015’de de sevgili Kamuran Akkor ile beraber KATS Sahneyi kurduk. Kats Sahne, Kamuran Akkor ve Tiyatro Şenay’ın birleşiminden oluşmaktadır. Bugün 7. Senesini doldurmuş bu binanın içinde kaç tane oyun çıkardığımızı bilmiyorum ama hepsi için kanımızı akıtıp bugün İstanbul’a bir sahne daha açmanın mutluluğuyla, keyifle, kültür sanat hayatımıza devam ediyoruz.
Çok güzel, oldukça da yoğun şekilde oyunlar sergiliyorsunuz. Bu dönemde sergilediğiniz oyunlarınız nelerdir?

Bu sezon oynadığımız oyunlar, Kamuran Akkor ve Cengiz Orhonlu’ nun oynadığı “ Kelebekler Özgürdür ” oyunumuz var. “ Sana Bir Sır Vereceğim ” adlı oyunumuz var, Nur Gürkan ve Deniz Salman’ın birlikte oynadığı.. “ Seyirci ” oyunumuz var, benim tek kişilik oyunum. Ayrıca ben ve Cemal Hünal’ ın oynadığı “ Patron ” oyunu var. O da iki kişilik ve çok enteresan bir oyun. Jason Milligan’ın kaleme aldığı bir eser. Biz telif haklarına başvurduğumuz sırada kendisinin Walt Disney’in başyazarı olduğunu öğrendik. Kendisi, ismi internette çok bulunmayan bir adam. Telif haklarına başvurduğumuzda, telif hakkının çok çıkması üzerine araştırdığımızda Walt Disney’in başyazarı olduğunu öğrendik ve iletişime geçtik. Sağ olsun bize bu oyunu oynayabilmemiz için gereken tüm imkânları sağladı. 5 senedir “ Patron ” oyunu gündemden düşmedi ve fenomen oldu. İki tane mafya için çalışan adamın, yanlış kişiyi öldürmeleri üzerine açıklama yapmak için patrona hesap vermek için gittikleri bir yol hikâyesi. Arkadaşlığı, hayatı, mesleği, rütbeyi, her şeyi tartışan enteresan bir oyun oldu. Biz bir “ in your face ” oyununu bir ticari bulvar oyunu gibi oynayarak, bunu turneye çıkarmayı becerdik. Oradan da çok dikkat çeken bir dünya kazanmış olduk. Ve hepsi çok keyifli bir şekilde gidiyor. Şimdi de Kaan Erkam’ın yazdığı “ Operasyon Şeker Ahmet ” oyununu da bu cumartesi çıkaracağız.
Sizle söyleşi öncesi sohbet ederken, KATS Sahne ile ilgili bir dijital platformdan bahsettiniz. Onu paylaşabilir misiniz?
Tabii ki www.tiyatronet.com, şu anda içinde 50 kadar tiyatro oyunun olduğu dijital bir platform. İster akıllı telefonunuzdan, ister akıllı televizyonunuzdan ya da internetinizden ücretsiz bir şekilde üye olarak, sadece izlediğiniz oyunların ücretini ödeyerek oyunları izleyebiliyorsunuz. Evinizden çıkmadan da oyunlara ulaşma şansı veriyor. Yasemin Yalçın Tiyatrosu, Kaan Erkam, Volkan Severcan, Kemal Başar gibi birçok farklı tiyatro grubunu bu alana topladık ve giderek internette ailemizi büyütmeye çalışıyoruz.
Biz, oyuncular, sanatçılar ve özellikle tiyatro sanatçıları suya yazı yazmak üzerine alışık olduğumuz bir dünyadayız çünkü biz sahneye çıkarız oynarız ve biter. Sonra da tartışması gündemde kalır.
Biz bu sefer dedik ki, yıl 2022. Geriye baktığımızda ne Bedia Muayyit hakkında ne Yıldız Kenter hakkında ne Muammer Karaca hakkında yeterli bilgiye ulaşamıyoruz; çünkü bize ait bir bilgi, belge, çekim ya da belgesel sayısı çok az. Ve biz bu isimleri birer efsane olarak duyuyoruz. Biz dedik ki hem oyunlarımızı çekelim ve buradan oyunlarımızı tiyatroya ulaşamayan insanlara ulaştıralım, hem de bir yandan da bu tarz belgeseller yaparak tiyatro sanatçılarının, tiyatro kökeninin hayatta ileriye doğru unutulmayacak şekilde bırakılabilecek bir dünya yaratalım. Bunun üzerine uğraştık, şimdiye kadar da çok dikkat çekici şekilde gidiyor. Yüksek bir üye sayımız oldu bile. Çok büyük anlaşmalar yaptık. İnternet sayfası daha bir yaşında olmasına rağmen büyük tebrikler aldık. Ve o yolda da devam ediyor.

Kaçırdığınız oyunları da oradan seyredebilirsiniz. Bu arada alt yazı da yaptık. Çünkü tiyatronet.com sadece Türkiyeye ait bir platform değil. İçinde Danimarka’dan da oyunlar var, yurtdışından başka oyunlar için de anlaşıyoruz. Bütün oyunlarımız Türkçe olanlarda dâhil, ilk olarak Türkçe altyazı koyuyoruz. İşitme engelli dostlarımızın da rahatlıkla oyunu izleyebilecekleri bir ortam yaratmaya çalışıyoruz.
Oyunları, özellikle kendimiz çekiyoruz çünkü elimiz artık çok alıştığı için kontrol altında tutabiliyoruz. Biz bir sinema çeker gibi değil de bir tiyatro oyununu seyircinin yaşadığı heyecanla çekmeye çalışıyoruz ve bunun üzerine de çok çalışma yaptık. Yavaş yavaş bu işi başardık ve birçok konuda çok büyük rahatlık oldu. Bu heyecanla yeni oyunları da çekip, daha önce oynanmış oyunları da ekleyip, bu işi bir yandan da akademik bir dünya haline getirmeye çalışıyoruz.
Tiyatronet gerçekten çok değerli bir platform çünkü insanların sanatla buluşma noktası ve dediğiniz gibi işin bir belge anlamında kalıcı olması çok önemli ve çok değerli.
Evet, maalesef her şehrimizde tiyatro salonu yok ama olsa da bazı oyunları oralara götürmeniz gitgide zorlaşıyor. Bugün ki ekonomik kriz ve benzin fiyatları sebebiyle turneye çıkmamız gitgide daha da zorlaşmakta. Çünkü biz çok fazla kamyon ile çalışmak durumda kalıyoruz. Siz yabancı değilsiniz, bir kamyonun bir şehirden çıkıp başka bir şehre gelmesi 30 bin TL tutuyor. Bizim ona göre bilet satmamız gerekiyor ki hem personeli karşılayalım, hem kamyonu karşılayabilelim. Her şeyi buna göre hazırlıyoruz, böyle olunca da her şehre gitme şansımız olmuyor.
O gidemediğimiz şehirlerde yaşayan insanlar da cezalı değiller, onların da tiyatroya özen gösterdiklerini, ilgi duyduklarını, heyecan duyduklarını, hayal ettiklerini biliyoruz. Çok fazla başarı ve tebrik mesajı alıyoruz. Dağ başındaki bir doktor arkadaşım da, bir köyde askerlik yapan arkadaşım da bu sayede sanattan kopmayarak istediği şeyleri seyredebiliyor ya da bir öğrenci kardeşim de her ne kadar tiyatro ona ulaşamasa da hiç olmazsa bunu araştırabilecek bir ortamı bulacağı yer olarak tiyatronet.com a ulaşabilecek.
“ Seyirci “ oyununa gelirsek. Saat tamircisi ama zaman tamircisi… Derinlikli bir oyun, içinde sadece bir kişinin hayatı değil, hikâyeler içerisinde pek çok yaşam öyküsü var. Sizin yorumunuz nasıl olur?
Çünkü siz aldığınız senaryoyu da kendi yorumunuzla yorumluyorsunuz ve sahneliyorsunuz.
O biraz sanata bakış açımızla alakalı bir şey. Kaan Erkan çok güzel yazdı bu oyunu ve oyunu her oynadığımda başka bir şeyi keşfediyorum. Seyirciyle oyunu paylaşırken bazen seyircinin hislerini kendi üzerimde hissedip, onlara reaksiyon verdirecek şekilde de oyunu oynamaya çalışıyorum. Doğaçlaması açık olan bir oyun. Burada hayatımda ilk kez tek başıma bir oyun oynuyorum, biraz da değişik geldi sahnede yalnız kalmak. Bazen insan arıyor, iki cümle edecek bir arkadaş ama şaka bir yana gerçekten çok keyifli bir oyun oldu. Hayatı ıskalayan bir saat tamircisinin, zamanı nasıl kontrol edeceğinin, nasıl tamir edeceğini anlatmaya çalıştığı bir hikâye diyelim en azından. Çok gizemi olan, çok tüyleri ürperten, güldüren, insanların sinirini bozacak şekilde güldüren ve neye gülüyorum diye düşüneceği ortamlar yaratan bir oyun. Seyirciyi sıkıştırmayı da çok seviyorum bu oyunda; çünkü o gerginliği alan seyircinin diyaframını kasması ve kahkahayı atarken rahatlanmasını hissettiğim zaman, işte ben de ondan çok heyecanlanıyorum. Onlarla ben orada bir fikir, bir biçim paylaşıyo- rum. Ve o alanı açarak hem ona yardımcı oluyorum, hem seyircinin nefes almasını sağlıyorum. Oyunda düşünmezler ama eve geçip yastığa kafalarını koyduklarında ben neye güldüm diye düşündüklerini de derindeki hissiyatlarıyla birlikte, hayati





